"Üstün insanları, süper beyinleri, en güzelleri, en yakışıklıları" seri halde üretmenin yolu açıldı!
GENETİK KOPYALAMA
23 Şubat 1997, bilim ve insanlık tarihi açısından çok önemli bir
gün olarak tarihe geçecektir! Çünkü o gün, o güne kadar canlıların
üremesinin tek yolu olan cinsel birleşme dışında, babası olmayan bir
hayvan üretilmiştir! Ve bu genetik kopyalama yöntemiyle; bir türden,
bir tipten, bir cinsten istenildiği kadar kopya canlı üretmenin yolu
açılmıştır. Örneğin artık "erkeksiz bir dünya" teorik olarak mümkündür...
Yapay yoldan döllenme, bilim adamları tarafından çoktan beri gerçekleştirilmektedir.
Yapay döllenmenin tarihçesi bir kare içinde ayrıca verilmiştir. Fakat
bu zamana kadar gerçekleşen deneylerde, üremenin gerçekleşmesi için
erkeğin spermi ister buzluktan gelsin, ister doğrudan olmazsa olmaz
şarttı. 23 Şubat günü yapılan deneyde ise, üreme için erkeğin spermi
şart olmaktan çıkarıldı.
Bazılarına göre "yılın, belki de yüzyılın en sansasyonel bilimsel
olayı" (International Herald Tribune) olarak nitelenen bu başarılı
deney, PPL Therapeutics adlı ilaç tekelinin sponsorluğu altında, İskoçya'nın
Edingburgh kenti yakınlarındaki Roslin köyünde, üreme ve gen tekniği
üzerine bilimsel araştırmaların yapıldığı bir çiftlikte, embriyolog
Ian Wilmut tarafından gerçekleştirilmiştir!
Deney sırasında, Dolly adlı dişi bir koyunun memesinden tüm genetik
kayıtları taşıyan bir hücre alınmış, hücre içindeki genetik özellikler
ayrıştılmıştır. İkinci dişi bir koyundan yumurtalar alınmış, bu yumurtaların
içi boşaltılmıştır. Bu içi boşaltılan yumurtalara Dolly'nin genetik
özellikleri şırınga edilmiş ve bu yumurtalar üçüncü bir koyunun rahmine
yerleştirilmiştir. Ve 150 gün sonra kopya Dolly doğmuştur!
Ian Wilmut tarafından geliştirilen yöntem, sonunda başarıya ulaşsa
da oldukça zor bir yöntemdir. Başarı ancak 276 denemeden sonra gerçekleştirilebilmiştir.
Kopya Dolly, orijinal Dolly ile aynı genetik özellikleri taşımaktadır.
Bilim çevrelerinde, "üremede cinsel birleşmeyi devre dışı bırakan"
bu sürece "klonlama" denmektedir. Bu yazıda kullandığımız kopyalama
kavramı, klonlama ile eşanlamlıdır. Klonlama ifadesi, geniş kesimler
tarafından tanınmadığından, konunun daha iyi anlaşılması için kopyalama
ifadesini seçtik.
Bu başarılı deneyden kısa bir süre sonra, ABD'de bir maymun kopyalanmıştır!
Hatta birkaç yıl önce Belçika'da benzer bir yöntemle, fakat yanlışlıkla
insan da kopyalandığı, bu kopyalama sonucu dünyaya gelen çocukların
bugün dört yaşında olduğu açıklanmıştır!
Bitkilerin ve hayvanların genetik özelliklerine müdahale, laboratuvarlarda
epeydir uygulanan bir yöntemdir! Bu yöntem, sadece laboratuvarlarda
uygulanmakla kalmamakta; tarım, ecza ve kimya endüstrisi tarafından
kendi ürünlerini daha mükemmel hale getirerek satışlarını ve kârlarını
daha da artırmak için kullanılmaktadır. Bugün emperyalist ülkelerde
genleri değiştirilerek üretilmiş soya fasulyeleri ve diğer mamüller,
süper marketlerin raflarını doldurmaktadır!
Bu ürünlerin yolaçabilecekleri yan etkiler, hastalıklar, tehlikeler
üzerine bugün kesin bilgiler yoktur. Emperyalist tarım tekellerinin
bu gelişmeye şüpheli yaklaşan veya reddedenlere karşı getirdiği; bu
yolla dış etkenlerden bağımsız tahıl, sebze ve meyve üretileceği,
bu sayede açlığın ortadan kaldırılacağı şeklindeki gerekçeler de tamamen
safsatadır. Bu tekniğin yaygın kullanımı sonucunda açlık ortadan kalkmayacak,
fakat bu tekniğe sahip tekellerin kasaları daha da dolacaktır. Şu
an dünya pazarlarındaki talep fazlası ürünleri bile kendi ülkesine
taşıyacak parayı bulamayan yoksul ülkeler, bu yüksek teknik ürünü
oldukça pahalı mamüllere hiçbir zaman sahip olamayacaklardır.
İlaç ve organ ihtiyacını karşılamak için bazı hayvan türleri oldukça
elverişlidir. Sahip olduğu olağanüstü potansiyel kâr olanağı yüzünden
uluslararası sermaye, ilaç ve organ ihtiyacını karşılamada verimli
ve üretken özelliklere sahip hayvanların genetik kopyalama yöntemiyle
seri halde çoğaltılması projelerine çok sıcak bakmakta, Dolly'nin
kopyalanmasına sponsorluk eden PPL şirketinde olduğu gibi, bu tür
deneylere olağanüstü kaynak aktarmaktadır.
Bu şirketlerin gözü, esas olarak uzun sürede yapacakları muazzam kârlarda
olsa da, Dolly'nin başarılı bir şekilde kopyalanması bile PPL şirketinin
hisse senetlerinin değerinin %16 artmasına neden olmuştur!
Sermayenin egemenliği sürdüğü ve bilim daha fazla kâr elde etmek için
kullanıldığı sürece, bir dizi alanda elde edilen bilimsel gelişmeler
insanların refahına, sağlığına değil, tekellerin kasasının dolmasına
hizmet edecektir. Bırakalım hastalıkların önlenmesini, AIDS, ebola
gibi bir "dizi modern" hastalığın kaynağının emperyalist tekellerin
laboratuvarları olduğu yönünde ciddi iddialar vardır.
Bunun son örneği; Körfez Savaşı sırasında onların haberi olmadan ABD
askerleri üzerinde bir dizi kimyasal maddenin denenmesidir. Askerlere
bu maddeler, olası bir kimyasal saldırıdan korunma gerekçesiyle verilmiş,
fakat daha sonra ortaya çıkan gerçekler, iddianın tersine, askerler
üzerinde laboratuvarların yeni ürünü olan bir dizi kimyasal maddenin
denendiğini göstermiştir. Bu durum, ancak belli bir virüs sonucu hastalanan
ve sonuçta ölen insanların önemli bir kesiminin, Körfez Savaşı'na
katılan askerler olduğu tespit edildikten sonra anlaşılmıştır!
Bu kopyalama buluşu sayesinde; "üstün insan", "süper insan", "çok
güzel insan" yaratmak isteyenlere ve bu tür insanları seri halde üretmek
isteyenlere de kapı açılmış olmaktadır! Bir dizi insan, hatta bilim
adamı; aynı genetik özelliklere sahip insanların aynı karaktere sahip
olacağını ve aynı davranacağını savunmaktadırlar. Bu görüşü savunan
bilim ve siyaset adamlarının iktidarı ellerinde tuttukları veya etkiledikleri
bir dizi ülke vardır! Bu yüzden buralarda "üstün insan", "süper insan",
"çok güzel insan" yaratmak ve bunları seri halde üretmek için ciddi
girişimler olması mümkündür.
Fakat bu tür girişimlerin hepsi hüsranla sonuçlanmaya mahkumdur. Çünkü
bu görüş, bilimsel dayanağı olmayan saçma bir görüştür. İnsanların
genetik özellikleri, onların kişiliği, karakteri, davranışları üzerinde
belli bir etkiye sahip oluyorsa da; insanın karakterini, kişiliğini,
davranışlarını asıl belirleyen onların içinde yaşadıkları maddi çevre
ve bu maddi çevre üzerinde yükselen sosyal ilişkilerdir!!!
Bilimsel gelişme açısından, cinsel birleşme olmadan bir canlı üretilmesi
çok önemli bir adım olsa da; esas olarak tekellerin denetiminde ve
hizmetinde, daha fazla kâr için kullanılacağından, getireceği sonuçlar
açısından kapitalist sömürü şartlarında kesinlikle reddedilmesi gereken
bir girişimdir.
Gen tekniği, ancak daha fazla kâr etmek için işleyen sömürü şartlarının
yerlebir edilmesi; sömürüsüz, sınırsız, savaşsız bir dünyanın yaratıldığı
şartlarda insanlığa yararlı bir teknik olarak kullanılabilir!
15.03.1997
Yapay
döllenmenin
tarihçesi:
- 1875: İlk kez bir Alman biyolog, Oskar Hertwig, deniz hayvanlarında
yumurta ile spermin döllenmesini gözlemledi.
- 1878: Avusturyalı Le. Schenk, anne rahmi dışında döllenmeyi sağladı.
+ 1944: Deney tüpünde döllenme. Amerikalı J. Rock ve M. F. Merkin
insan yumurtasını deney tüpünde dölledi.
- 1952: Bir inek donmuş spermlerle döllendi ve sağlıklı bir yavru
doğurdu.
- 1952: İlk klonlama yapıldı.
+ 1953: Derin dondurulmuş spermlerle bir kadının hamile kalması sağlandı.
- 1959: Deney tüpünde döllenen bir memeli hayvan doğdu.
- 1972: Donmuş embriyondan fareler elde edildi.
+ 1978: Deney tüpünde döllenen Louise Brown, anne rahmine yerleştirildi
ve sağlıklı doğdu.
+ 1983: Bir kadına, kocasının spermiyle döllendirilen başka bir kadının
yumurtası yerleştirildi ve sağlıklı bir bebek doğdu.
+ 1984: Avustralya'da donmuş embriyodan kız bebek dünyaya geldi.
+ 1986: Kiralık anne Mary Beth bebeğini vermeyi reddetti
- 1986: Embriyo hücrelerinin çoğaltılmasıyla koyunlar elde edildi.
+ 1992: Bir İtalyan anne, Rosanna Della Corta, spermleri kocasından
yumurtası başka bir kadından olan bir bebek doğurdu.
+ 1993: Amerikalı araştırmacı Jerry Hall, insan embriyosunu klonladı
ve dünyada büyük tepki doğurdu.
- 1997: Vücut hücrelerinden ilk kez bir memeli, Dolly kopyalandı.
(-): hayvanlar üzerinde
(+): insanlar üzerinde
