REFORMİZM Mİ?
DEVRİMCİLİK Mİ?

Genç Arkadaş dergisinin Haziran-Temmuz '97 tarihli, 1. özel sayısında (Genç Arkadaş dergisi, Yeniden dergisinin yayını geçici olarak durdurulduğu için, Yeniden ibaresi ile çıktı.) "Güncel görevimiz demokratik devrim!" başlıklı Yaşathak Aslan-Özden Bilgin imzalı iki sayfalık bir yazı yayınlandı.
Yazı "demokratik devrim"in çözeceği görevler üzerine durmakta, "demokratik devrim"in gündemleştirilmesi ve "demokratik devrimci cephe"nin yaratılması üzerine durmaktadır.
ÖDP'nin görüşlerini savunan bir dergide, "demokratik devrim" üzerine durulması bize ilginç geldi. Legalist ve reformist olan ÖDP'nin savunulduğu bir dergide, "demokratik devrim" üzerine de durulması ne anlama geliyor? Bu sorunun cevabını yazımız içerisinde vereceğiz.
ÖDP programı ve pratiği ile reformist bir partidir. ÖDP reformistliğini en iyi şekilde, çetelere ve Refahyol hükümetine karşı takındığı tavırda gösterdi.
Susurluk'ta ortaya çıkan çete hedef tahtasına oturtuldu. Ağar ve Çiller hedef alındı. Çetelere kaşı mücadele devlete karşı mücadele ile birleştirilmedi. ÖDP'nin bu tavrı ile, hakim sınıfların diğer kanatlarının tavrı arasında -örneğin ANAP- özde bir farklılığı yoktu.
Aynı tavrı Refahyol hükümetine karşı takınılan tavırda da gördük. Refahyol hükümetinin yıkılması için, Genelkurmayın önderlik ettiği muhalefet cephesinin kuyruğunda ÖDP yerini aldı. "Ne Refahyol, ne de hazırol" denilen noktada parlamenter maskeli faşist diktatörlüğün sürmesinden yana tavır takınılıyordu. Yazımızın konusu bir bütün olarak ÖDP olmadığı için iki noktaya kısaca değinip geçiyoruz.

Neden demokratik devrim?

Ülkemiz emperyalizme bağımlı geri kapitalist bir ülkedir. Demokratik devrim şimdiye kadar tamamlanmamış, demokratik devrimin bir dizi temel görevi çözülmemiştir. Bu görevleri; emperyalizme bağımlılığa son vermek, ekonomide ve özellikle üstyapıdaki feodalizmin kalıntılarını tasfiye etmek, ulusal sorunu çözmek, faşist devlet iktidarını yıkarak gerçek demokrasiyi sağlamak, kadınların kurtuluşunun yolunu açmak şeklinde özetleyebiliriz.
Devrim aşaması ülkemizde anti-emperyalist, demokratik halk devrimi aşamasıdır. Demokratik devrim işçi-köylü temel ittifakı temelinde, Komünist Parti'nin önderliği ve proletaryanın hegomonyası altında, faşist diktatörlüğü yıkacak, emperyalizmden bağımlığı ve feodalizmin kalıntılarının tasfiyesini gerçekleştirecek, ulusal baskıyı ortadan kaldıracak, ulusal sorunu, en başta da Kürt sorununu çözecek, işçilerin-köylülerin devrimci demokratik diktatörlüğünü kuracaktır.
Sosyalizme giden yolu demokratik devrim açacaktır. İşçilerin-köylülerin devrimci demokratik diktatörlüğü şartlarında sürdürülecek sınıf savaşıyla, proletarya diktatörlüğü kurulacak, proletarya diktatörlüğü altında sosyalizm inşa edilecek, bayrağında "herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacı kadar" yazılı olan komünist topluma yürünecektir.
Faşist diktatörlük ancak işçilerin-köylülerin, tüm emekçilerin silahlı devrimi ile yıkılabilir. Bu olmadan devrimin olması mümkün değildir.
"Güncel görevimiz demokratik devrim!" başlıklı yazıda, yazının yazarları demokratik devrimin içeriği ve görevleri konusunda şunları yazıyorlar:
"Barış, demokrasi, özgürlük" mücadelesi de, "demokratik Anayasa" için mücadele de, "çetelere, şeriata, askeri faşist darbeye karşı mücadele"de "özgürlükçü demokratik cumhuriyet" için mücadele de demokratik devrim kavramı dışında gerçek anlamına kavuşturulamaz. Bir başka deyişle demokratik devrim, devrimci hareketin bugün için olması gereken strateji konseptidir.
Kördüğüm haline gelmiş çelişkiler yumağının ana nedeni olan, neden sonuç ilişkileri içinde birbiriyle bağlantıları olan faşizme karşı mücadele sorunu, demokrasi ve özgürlük sorunu, ulusal sorun, şeriat ve irticaya karşı mücadele sorunu özünde demokratik devrim sorunudur. Ya da bir başka anlatımıyla ülkemizde burjuva anlamda bile demokratik devrimin tamamlanmamasının ortaya çıkardığı, bu yüzden çözümlenmemiş sorunlardır."
"... bugünkü ekonomik yapı, bu yapının üzerinde yükselen siyasal yapı değişmeden, bağımsızlık elde edilmeden, oligarşi devrilmeden Kürt sorunu gerçek anlamda çözülemeyecek, hak ve özgürlükler kalıcı olmayacak, şeriat ve irtica tehlikesi yok edilemeyecek, soygun ve zulüm durdurulamayacak, çetelerin halklarımızın ensesinde boza pişirmesi engellenemeyecektir. Unutulmuş gibi görünen gerçeğin altını yeniden çizmekte yarar var: Demokrasi mücadelesi özünde iktidar, devrim, halkın demokratik iktidarı mücadelesidir." (Genç Arkadaş. Özel sayı 1, Haziran-Temmuz '97, s. 20.)
Yazının yazarlarına göre, demokratik devrim ile; oligarşi devrilecek, bağımsızlık sağlanacak, demokrasi ve özgürlük sağlanacak, ulusal sorun ve Kürt sorunu -nasıl çözüleceğinden bağımsız olarak- çözülecek, şeriat tehlikesine son verilecek, halkın demokratik iktidarı ile demokratik cumhuriyet kurulacaktır.
Faşizme karşı mücadele, demokrasi ve özgürlük için mücadele, ulusal sorun, şeriata karşı mücadele, bağımsızlık için mücadele vb. demokratik devrimin sorunları olarak konulmaktadır.
Yazıda demokratik devrimin çözmesi gereken görevlerle ilgili yazılanlar, bazı eksikliklere rağmen esasta doğrudur. Fakat kağıt üzerinde bir takım doğruları yazmak yetmiyor. Önemli olan bunların nasıl gerçekleştirileceğidir. Bu konuda yazıda tavır yoktur. Mesela yazıda işçi sınıfının önderliğinden, temel ittifak biçimi olan, işçi-köylü ittifakından, KP'nin önderliğinden bahsedilmiyor. Hele hele şiddet sorunundan hiç bahsedilmiyor. Siz tarihte şiddetsiz bir devrim gördünüz mü? Biz görmedik!
Bu nedenlerle demokratik devrim ile ilgili yazdığınız şeyler boş laftır. Bunlar reformizmin üzerine geçirilmiş incir yaprağı görevini görmektedir. Bu durum da reformizmi gizleyememektedir.
Yazıda ayrıca "demokratik devrimci cephe" görevinden bahsediliyor. Bundan da şu anlaşılıyor:
"Demokratik devrim, tüm halk güçlerini içinde toplayacak, parçalı-düzen dışı toplumsal muhalefeti birleştirip toplumsal enerjide geometrik bir artış sağlayacak, devrimci strateji konseptinde anlaşmış, devrimcilerin demokratların kriz yönetim merkezi anlamına gelecek, bu coğrafyada hesaplaşmanın zorluklarını bilenlerin oluşturduğu Demokratik Devrimci Cepheyi de gerektirir. Böylesi bir imkanın varlığı (her şeye rağmen) küçümsenemez." (s. 21)
Proletaryanın önderliğinden, işçi-köylü temel ittifakından bahsedilmeden, demokratik devrimci cepheden bahsedilmesi ne anlama geliyor? Demokratik devrimin bu cephe önderliğinde olacağı anlamına gelir. Oysa böyle bir cephe -adı ne olursa olsun- demokratik devrim süreci içerisinde, ancak Komünist Partisi'nin önderliği altında, devrimde menfaatleri olan sınıf ve katmanların cepheye katılması ile oluşur. KP'nin önderliği olmadan oluşan cephe, demokratik devrimin cephesi değil, küçük-burjuva devriminin cephesi olur!
Toparlarsak, yazarların demokratik devrimi;
- Komünist Partisi önderliğinde olmayan,
- Proletarya hegomonyası altında olmayan,
- İşçi-köylü temel ittifakına dayanmayan,
- İktidar hedefi işçilerin-köylülerin devrimci demokratik diktatörlüğü olmayan,
- İşçilerin-köylülerin, tüm emekçilerin silahlı şiddetine dayanmayan bir devrimdir.
Reformistler ile devrimciler arasındaki temel fark:
Bu temel fark şudur: Devrimciler açısından çalışmanın merkezinde sınıf mücadelesi, devrimci çalışma vardır. Reformistler açısından ise, çalışmanın merkezinde devrimci çalışma değil, düzenin açıklarını yamama çalışması olan reformist çalışma vardır.
Devrimci, reformlar için mücadeleyi reddetmez. Reformlar için mücadeleyi devrim için mücadeleye bağlı olarak ele alır ve yürütür. Bu anlamda devrimci için reformlar için mücadele, devrimci mücadelenin bir yan unsurudur. Reformist için devrimci mücadele ara sıra sözü edilebilecek bir çalışmadır. Kuşkusuz reformistler de ara sıra -bu yazıda olduğu gibi- devrimden bahsediyorlar. Bu onların devrimci olduğu anlamına gelmiyor.
Bu açıdan soruna bakıldığında çalışmanın merkezinde neyin durduğu sorusu temel sorudur. Reformist ile devrimci arasındaki fark, birisinin sürekli devrimden bahsetmesi, diğerinin bahsetmemesi şeklinde değildir. Reformistler de yer yer devrimden bahsediyorlar, kağıt üzerinde doğru şeyler söylüyorlar. Bu bağlamda önemli olan siyasi pratiktir. Kağıt üzerinde yazdığınız doğruların, pratiğinizde tam tersini yapıyorsanız, burada belirleyici olan pratiğinizdir.
Bu konuda yazıdan bir örnek verelim.
Çetelere karşı mücadele konusunda yazıda şu deniliyor:
"Çetelerin varlığı devletin bir kusuru değil, temel niteliklerindendir. Bir başka deyişle devletin kendisi büyük bir çetedir. Çetelere karşı mücadele çarpık kapitalist sisteme ve devlete karşı demokratik devrim mücadelesi olarak kavranmazsa, devletin bazı uzuvlarına karşı mücadele olarak algılanırsa, belki kimi burjuva çevrelerden destek alınabilir ama kalıcı bir sonuç alınamaz." (s. 21)
Çetelere karşı mücadele bağlamında kağıt üzerinde yazıda yazılanlar doğru. Fakat pratikte ÖDP yazıda yazılanlar doğrultusunda mı hareket etti? Hayır. Tam tersine yazıda da belirtildiği gibi, "devletin bazı uzuvlarına karşı" ya da açığa çıkan çeteye karşı, mücadele etti.
Bu örnekte de görüldüğü gibi kağıt üzerinde yazılan doğru şeyler yetmiyor!
ÖDP'nin görüşlerini savunan bir dergide, demokratik devrimden bahsedilmesi üzerinde durduk. Demokratik devrimden bahsedilen yerde bile reformist öz sırıtmaktadır. İncir yaprağı reformizmi gizleyemiyor.
Devrim sizin işiniz değil! Siz rahat rahat legal çalışmanıza bakın! Düzenin yırtıklarını yamayın! Düzene koltuk değneği olmaya devam edin! Sizlere rağmen demokratik devrim mutlaka olacaktır.
REFORMİZM YENİLGİYE,
ML ZAFERE GÖTÜRÜR!

7.8.97