Endonezya'da arazi açmak için çıkartılan orman yangınları yüzmilyonlarca insanın hayatını tehdit ediyor!
MEGA ÇEVRE KATLİAMI
Güneydoğu Asya'da arazi açmak için ormanların yakılması yüzünden
meydana gelen korkunç çevre felaketi, yoğun bir sis tabakası içinde
sağa sola koşuşturan ağızları maskeli insan görüntüleriyle Eylül ayının
son günlerinde medya tarafından tüm dünyaya yayıldı.
Fakat bu sis, İstanbul'luların pek yabancısı olmadıkları Boğaz'daki
sisten farklı bir sisti! Bu sis, su kenarlarında geceyle gündüz arasındaki
şiddetli ısı değişiklikleri sonucu oluşan doğal bir sis değil, bölgede
iki aydır devam eden orman yangınlarından çıkan dumanlardan oluşan
suni bir sisti.
Orman yangınlarına alışık bir ülkenin çocukları olduğumuzdan, bazı
okurlarımız, "Antalya'da, Marmaris'te de orman yangınları oldu, fakat
dumanlar Antalya ve Marmaris'i bile tehdit etmedi, ormandan çıkan
yangın Batı Avrupa büyüklüğünde bir bölgeyi nasıl tehdit etsin?" diye
düşüneceklerdir! Yangının büyüklüğü anlaşıldığında bu soruya yanıt
verileceğini düşünüyoruz.
Geçtiğimiz Temmuz ayının sonunda Antalya Düzlerçamı Milli Parkı'nda
meydana gelen yangın sonucu yokolan ormanlık alanın miktarı; 1715
hektardır. Şu an Endonezya ormanlarında süren yangınların yokettiği
alanın büyüklüğü ise yaklaşak 800 bin hektar kadardır! Yani Antalya'da
yokolan alandan yaklaşık 500 kat daha büyük bir alan, iki aydan beri
devam etmekte olan yangınlar sonucu yokolmuştur. Bu orman yangınlarından
çıkan duman, sadece Endonezya'yı değil, Malezya, Singapur, Brunei,
Tayland ve Filipinler'i de etkisi altına almıştır.
İnsanlar ancak maske takarak sokağa çıkabilmektedirler, görüş mesafesi
birkaç yüz metreyi geçmemektedir. Bölgede yaşayan yüz milyonlarca
insan iki aydır mavi bir gökyüzü görmemiştir. Onbinlerce insan nefes
darlığından veya kirli hava yüzünden hastanelere başvurmuştur. Hava
kirliliği ölçümlerinde 100 puanın üzeri "sağlığa zararlı" olarak ilan
edilirken; bu oran, Borneo Adası üzerindeki Kuching kentinde bir ara
890'a çıkmıştır! Panik yaratılmaması için Endonezya hükümeti, zararın
gerçek boyutları ve ölü sayısı üzerine güvenilir bilgiler vermemektedir.
Uzmanlar, orman yangınları sonucu oluşan dumanlarda bulunan sülfit
ve karbon gazlarının insan sağlığında, sigara dumanına oranla çok
daha büyük tehlikelere yolaçtığını belirtmektedirler. Bölgedeki bu
çevre katliamı sonucu insan sağlığında meydana gelecek felaketin gerçek
boyutlarının ancak 5-10 yıl sonra görüleceği belirtilmektedir.
Bu çevre katliamından olumsuz olarak etkilenen sadece insanlar değildir.
Bu çevre katliamı sırasında,
bu bölgelerde yaşayan hayvanların bir kısmı yanarak yokolurken, sağ
kalanların da yaşam alanı ortadan kalkmaktadır. Bazı kuş türleri tamamen
yokolmuştur.
Bölgede görüş mesafesinin oldukça kötü olması yüzünden bir dizi uçak
seferi iptal edilmiştir. İptal edilmeyen seferlerden birini yapmakta
olan bir uçak, 26 Eylül günü düşmüş ve uçakta bulunan 234 kişi hayatını
kaybetmiştir. Uçak kazasından bir gün sonra görüş mesafesinin çok
kötü olduğu Malezya ile Sumatra Adası arasındaki boğazda iki gemi
çarpışmış, gemilerden biri tamamen tahrip olurken 28 denizci hayatını
kaybetmiştir. Tüm bu gerçekler gözönüne alındığında, yazının başlığının
neden "mega çevre katliamı" olarak konulduğu da anlaşılır. Endonezya'da
insan eliyle gerçekleştirilen bu katliamı normal ölçülerle ifade etmek
bile mümkün değildir!
Bu çevre katliamının sorumlusu; ormanları yakarak arazi yaratmak isteyen
büyük plantasyon sahipleri, kereste tekelleri, köylüler ve tropikal
ormanlarda yerleşimi teşvik eden devlettir. 13 bin 600 civarında adadan
oluşan, 200 milyonluk Endonezya nüfusunun %70'i Java Adası üzerinde
yaşamaktadır. Devlet tarafından, 2000 yılına kadar 65 milyon insanın,
oldukça tenha olan Sumatra ve Borneo gibi adalara yerleştirilmesi
planlanmıştır. Devlet tarafından bu adalara yerleştirilmeye çalışılan
insanlar, yaşayabilmek için boş alanlara ve tarım arazilerine ihtiyaçları
vardır. Bu adalar balta girmez ormanlarla kaplı olduğundan, buralara
yerleşmek için zorlanan köylülerin elinde, bu arazilerin kazanılması
için ormanların kesilerek veya yakılarak yokedilmesinden başka yol
yoktur. Bir yandan bu insanların bu adalara yerleşebilmesi için, diğer
yandan ise kereste ve tarım ürünleri tekellerinin kâr hırsının tatmin
edilmesi için ormanlar yakılmaktadır. Kereste tekelleri, daha fazla
kâr getiren yeni bitki ve ağaç türlerinin ekilebilmesi, ağaç köklerinin
rahatça sökülebilmesi, yeni yerleşim bölgelerinin kazanılabilmesi
için ormanlık alanları yoketmektedirler. Kereste tekellerinin patronları,
Başkan Suharto ve ordu generalleri ile çok sıkı bağlara sahip olduklarından,
orman katliamını çok rahat gerçekleştirmektedirler. Endonezya, kontrplak,
tahta ve diğer odun ürünleri üretiminde, dünyada en başta gelen ülkeler
arasındadır. Başkan Suharto, tropikal ormanların katledilmesinin engellenmesini,
kağıt üzerinde bile kabul etmek istememektedir. 1992 Rio çevre zirvesinde
bu yönlü gelen bir tasarıyı Başkan Suharto "doğal kaynaklarımızı istediğimiz
gibi kullanmak bizim hakkımızdır" gerekçesiyle imzalamayı reddetmiştir.
Sömürücülerin uşakları, kâr hırslarının gemlenmesine izin vermek istememektedirler.
Arazi açmak için çıkartılan bu yangınlar sadece bu seneye özgü değildir.
Bu katliam her yaz gerçekleşmekte olup, her yıl yaklaşık 900 bin hektar
ormanlık alan yok olmaktadır. Gözünü kâr hırsı bürümüş insanlar tarafından
bilinçli olarak çıkartılan bu yangınlar, doğal itfaiye rolü üzerlenmiş
olan ve normal koşullarda Eylül ayında yağmaya başlayan şiddetli Muson
yağmurları tarafından söndürülmekteydi. Fakat bu yaz, Pasifik Okyanusu
üzerinde oldukça erken oluşan El Ni-o sıcak su akıntısı, bazı bölgelerde
son yılların en uzun kuraklık döneminin yaşanmasına ve Muson yağmurlarının
gecikmesine yol açmıştır.
Birkaç yılda bir oluşan ve Pasifik Okyanusu'ndaki sıcak su akıntısının
yön değiştirerek Güney Amerika kıyılarındaki suların olağanüstü ısınmasına
neden olan El Ni-o, tropikal bölgelerdeki iklim dengelerini altüst
etmektedir. Bu sıcak su akıntısı sırası ve sonrasında bazı bölgelere
aylarca yağmur düşmez ve kuraklık yaşanırken, bazı bölgelere ise şiddetli
tayfun rüzgarları eşliğinde alışılandan daha fazla yağmur yağmaktadır.
Bu makalenin kaleme alındığı günlerde, Meksika'nın Pasifik kıyılarında,
saatte iki yüz kilometre bir hızla esen tayfun rüzgarları sonucu denizin
taşması ve yağan şiddetli yağmurlar yüzünden gerçekleşen doğa felaketinde
yüzlerce insan hayatını kaybetmiş, bu durumun sorumlusu olarak da
El Ni-o gösterilmektedir. El Ni-o, şimdiye kadar en büyük zararı 1982-1983
yıllarında vermiş, bu yıllarda Afrika'da kuraklık yüzünden hayvanlar
susuzluktan ölürken, Florida'da turunçgil plantasyonları donmuş, Peru'da
normalin bin kat üzerinde yağan yağmurlar yüzünden binlerce insan
hayatını kaybetmiş, on milyar doların üzerinde maddi hasar meydana
gelmiştir.
El Ni-o akıntısının oluşmasının nedeni, sera efekti sonucu dünyanın
gittikçe ısınmasıdır. Sera efekti sonucunda dünyanın ısısı gittikçe
artmakta, doğal dengeler bozulmakta, alışılmadık boyutta sel, yağmur,
tayfun ve kuraklık felaketleri yaşanmaktadır. Bu olumsuz gelişme sonucunda
bu yaz, Pasifik Okyanusu'nda sular olağandan daha hızlı ve fazla ısınarak
El Ni-o'nun oluşmasına neden olmuş, bu gelişme sonucunda eskiden Eylül
ayında Uzak Doğu'daki adaların üzerine düşen Muson yağmurları, çok
daha şiddetli bir hal alarak Ağustos ayında oluşmuşlar ve karaya ulaşmadan
okyanusa düşmüşlerdir. Böylelikle bu mega çevre felaketinde, gözünü
kâr hırsı bürümüş insanların doğaya verdikleri dolaysız zararlar (orman
yangınları) ve dolaylı zararlar (sera efekti) üstüste binmiştir.
Arazi kazanmak için tropikal ormanların ya kesilerek ya da yakılarak
yokedilmesi, sadece Endonezya'ya özgü bir durum değildir. Bu katliam,
tropikal ormanların olduğu her yerde gerçekleşmektedir. En büyük katliam
alanlarından biri, Brezilya'daki Amazon ormanlarıdır. Bu bölgede ormanlar
sistematik olarak her gün kesilerek yokedilmektedir. Daha fazla kâr
getiren yeni bitki ve ağaç türlerinin ekilebilmesi, ağaç köklerinin
rahatça sökülebilmesi, yeni yerleşim bölgelerinin kazanılabilmesi
için, bu bölgede de ormanlar sadece kesilerek değil aynı zamanda yakılarak
yok edilmektedir. Amazon bölgesindeki tropikal ormanlarda süren yangınlar
yüzünden, bölgenin başkenti Manaus'ta bulunan havaalanı sık sık trafiğe
kapatılmaktadır. Yangınlardan çıkan dumanlar yüzünden görüş mesafesi
yer yer 50 metrenin altına düşmüştür. Sadece Brezilya'dan değil, son
zamanlarda Avustralya'daki tropikal ormanlardan da yangın haberleri
gelmektedir.
Endonezya'da çıkan orman yangınlarıyla dünyanın başka bölgelerinde
gerçekleşen çevre katliamları, birbirlerinin şu veya bu şekilde tamamlayıcısıdırlar.
Doğal dengeler, azami kâr hırsına göre düzenlenmiş sanayileşme, ulaşım
ve yerleşme yüzünden bozulmakta, bu sürecin tüm insanlık açısından
olumsuz sonuçları ancak uzun sürede görülmektedir. Fakat son zamanlarda
oldukça sık aralıklarla yaşanan bir dizi sel, yağmur, kuraklık felaketlerinde
olduğu gibi bu olumsuz sürecin sonuçları karşımıza daha belirgin bir
şekilde çıkmaktadır. Bu yaz gerçekleşen sel felaketleri ve geçtiğimiz
günlerde Paris'te gerçekleşen smog felaketi sadece birkaç örnektir.
Hava kirliliğinin olağanüstü boyutlara varması sonucu Eyfel kulesinin
yarıdan yukarısı görünmez hale gelen Paris'te smog alarmı verilmiş,
araçların trafiğe çıkmasına sınır getirilmiştir.
Kapitalist azami kâr hırsına göre örgütlenmiş emperyalist sistemde
insanlık, ağır adımlarla, fakat bu sistem yıkılmadığı sürece kaçınılmaz
bir şekilde barbarlığa doğru ilerlemektedir. Bu gidişata dur demenin
yolu; merkezinde kâr hırsı duran bu sömürü sistemnin yıkılıp, merkezine
insanın maddi ve manevi ihtiyaçlarının doğa ile uyum içerisinde sağlanmasını
asıl görev olarak koyacak olan sosyalist bir sistemin kurulmasından
geçmektedir.
07.10.1997
