Ocak 1919-Ocak 1997; Spartakist Ayaklanması 79 yaşında:
Rosa ve Karl mücadelemizde yaşıyor!
Almanya Komünist Partisi (KPD), Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht
önderliğinde 1918 Aralık ayı sonunda kuruldu. 1918 Kasım ayında
başlamış olan burjuva demokratik devrimi ilerletmek, sosyalist devrime
geçmek için Ocak 1919'da, Berlin'de kadın ve erkek işçiler silahlara
sarıldılar.
KPD'nin önderliğinde gerçekleştirilen ve Spartakist Ayaklanması
olarak da adlandırılan bu ayaklanma, 4 Ocak'ta karşıdevrimin devrimci
mevzilere saldırmasıyla birlikte, yeterli bir hazırlık olmadan başladı.
Mücadele, eşitsiz bir mücadeleydi; çıktığı anda proletarya açısından
henüz yeterli hazırlık olmayan bir mücadeleydi. Ama yine de alternatifi
savaşsız bir yenilgi, teslimiyetti. İşçiler böyle onursuz bir alternatif
yerine, göğü fethetme ruhuyla silahlara sarıldılar.
Bu mücadelede, Almanya Sosyaldemokrasisi, emperyalist burjuvazinin
has bir partisi olarak 1914 yılında kesinlikle resmen iltihak ettiği
karşıdevrimci cephede, işçi sınıfının kasaplığı ve cellatlığı rolünü
üstlendi.
İşçi sınıfı, resmi sosyaldemokrasinin ihaneti yanında, merkezci
"Bağımsız" Sosyaldemokrat Parti'nin yöneticilerinin kararsız,
korkak, uzlaşmacı tavırları sonucu da bölünmüş, zayıf durumdaydı.
Alman proletaryasının önderleri olan Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht
gibi enternasyonalist Komünistler, ideolojik ve siyasi olarak Rusya
Bolşevikleri'nin seviyesinde olmamaları sonucu, bir bolşevik parti
inşası sorununun önemini yeterince ve zamanında kavramamışlardı.
Alman proletaryası, bunun da sonucu olarak, devrim için objektif
şartların olgunlaşmış olduğu 1918 Kasım-1919 Ocak aylarını sağlam
bir bolşevik örgütlenme olmaksızın, bu anlamda hazırlıksız olarak
yaşadı.
Bu koşullarda göğü fethetme ruhuyla silahlara sarılan işçilerin
mücadelesi, yani Spartakist Ayaklanması tüm kahramanca mücadelelere
rağmen yenilgiyle sonuçlandı.
Karşıdevrim, Komünist önderleri yok edip, henüz yeni kurulmuş olan
Komünist Parti'yi ve Almanya'da komünist hareketi ortadan kaldırmayı
amaçlıyordu.
Spartakist Ayaklanması'nın yenilgiye uğraması burjuvaziye Komünist
önderleri katletme imkanını da verdi. Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht,
15 Ocak 1919'da karşıdevrimin paralı askerlerince tutuklanarak hunharca
katledildiler.
Spartakist Ayaklanması'nın yenilgiye uğramasının hemen ertesinde
ve katledilmelerinden kısa bir süre önce yazdıkları son yazılarda
(14 Ocak ve 15 Ocak 1919 tarihlerinde Kızıl Bayrak'da yayınlanan,
"Berlin'de Düzen Hüküm Sürüyor..." ve "Herşeye Rağmen"
başlıklı yazıları) Rosa ve Karl'ın takındıkları tavırlar; yenilgi
ertesi, komünistlerin devrime bilimsel bağlılığını ve inancını,
devrimci iyimserliğini haykıran ve bunlardan öğrenilmesi gereken
tavırlardır.
Bu yazılarında Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht, yenilgi karşısında
ah-ü vah etme, devrimin olmazlığı konusunda boş laflar etme yerine;
yenilgiden zafer tohumlarını bulup çıkarma, ondan gelecek zaferler
için öğrenme yolunu seçip, komünist tavrın ne olması gerektiğini
gösterdiler.
Onlar, silahlı bir ayaklanmanın kanla bastırılmasının ertesinde;
silahlı devrimin, kurtuluşun tek yolu olduğunun propagandasını yaptılar.
Onlar, burjuvaziye karşı uzlaşmaz proleter tavrı, yazıları ve pratiklerinde
sergilediler.
Söz ve eylem uyumluluğu; silahlı karşıdevrimin, silahlı devrimle
alt edilmesi zorunluluğu; işçi sınıfı içinde işçi sınıfı adına burjuvazinin
ajanlığını yapan partiler etkisizleştirilmeden devrimin yenilgiye
mahkum olduğu; yenilgiden yılmamak gerektiği; "onurlu bir yenilgi"nin,
onursuz teslimiyetten çok daha iyi olduğu... Bütün bunlar, 79 yıl
önce Ocak günlerinde savaşan Berlin proletaryasının kahramanca mücadelesinin
önemli dersleridir.
Spartakist Ayaklanması da, sonucundaki yenilgiye rağmen proleter
kitlelerin bir kere ayaklandılar mı nelere kadir olduklarını bir
kez daha göstermiştir.
Bütün bunların yanısıra, Ocak 1919'un öğrettiği çok önemli bir ders
daha vardır. Fakat ne yazık ki, Karl Liebknecht ve Rosa Luxemburg
son yazılarında da, daha sonra bu dönemi değerlendiren Dünya Komünist
Hareketi'nin ve Almanya Komünist Partisi'nin çıkardığı bu en önemli
dersi, berrak bir biçimde ortaya koymamaktadırlar.
Ernst Thaelmann, Kasım 1918-Ocak 1919 devriminin 10. yıldönümü hakkında
yazdığı yazıda bunu şöyle ifade etmektedir:
"Nasıl oldu da devrimin objektif sınıf ilişkilerinde proleteryanın
zaferi için tüm önşartlar var olmasına rağmen, burjuvazi bir kez
daha kendi çürümüş sınıf iktidarını yenileyebildi? 1918 Alman Devrimi'nin
trajedisi, 1919 Ocak mücadelelerinde, 1920 Kapp-darbesinden sonraki
mücadelelerde; 1921 Mart mücadelelerinde; bu ilk dönemin güncel
devrimci durumun var olduğu son kabarmasında -Ekim 1923'te- (Alman
Devrimi'nin trajedisi /ÇN) bir yandan objektif açıdan olgunlaşmış
devrimci durumların varlığıyla; diğer yandan amaç berraklığına sahip
bolşevik bir partinin yokluğundan oluşan Alman proletaryasının sübjektif
zayıflığı arasındaki zıtlıkta yatmaktadır.
1918-1919 yıldönüşümünde, kitleler mücadeleye hazırdılar, ama mücadeleyi
örgütleyecek; kanlı köpek Noske'yi ve onun suç ortakları Ebert ve
Scheidemann'ı onların generalleri ve beyaz muhafızlarıyla birlikte;
planlı bir şekilde örgütleyip uyguladığı silahlı ayaklanma yoluyla
yerle bir edecek ve köklerini kazıyacak amaç berraklığına sahip
bir önder yoktu.
Devrimci içgüdü; partimizin katledilen kurucuları olan, Spartaküs
Birliği'nin tek tek yöneticilerinin kıyas kabul etmez kahramanlıkları,
bunların hiçbiri; demirden, devrimci deneyimler içinde çelikleşmiş
bir öncünün varlığının yerini tutamazdı. Karl ve Rosa, barbar sosyaldemokratik
karşıdevrimin kurbanları, NoskEĞEbert-Scheidemann ve onların paralı
alçak katillerinin kurbanları oldular.
Çünkü, onlar Rus Devrimi'ni zafere götüren silahı; Bolşevik Partiyi,
henüz Alman proletaryasının eline verememişlerdi." (E. Thaelmann,
"Alman İşçi Hareketi Üzerine Konuşmalar ve Makaleler"
cilt 2, Almanca, Dietz Verlag, sayfa 12-13)
Objektif şartların devrime uygun olması koşullarında da proletaryanın
zafer kazanması, ya da bu zaferi elde tutması, ilerletmesi, eğer
bu mücadeleye önderlik edecek; amaç berraklığına sahip, devrimci
mücadeleler, deneyimler içinde çelikleşmiş bir öncü yoksa mümkün
değildir.
Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht'i katledilmelerinin 79. yıldönümünde
anarken 1918 Kasım-1919 Ocak Almanya Devrimi'nden ve sonraki mücadelelerinden
Dünya Komünist Hareketi'nin ve Almanya Komünist Partisi'nin çıkardığı
bu en önemli dersin altını bir kez daha çizmek gerekiyor.
Ernst Thaelmann'ın ortaya koyduğu bu en önemli dersin vurgulanması,
bugün uluslararası düzeyde subjektif unsurun olağanüstü güçsüz olduğu
bir ortamda, daha da önemlidir.
Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht, tüm uluslararası proletaryanın
önderleri gibi, uluslararası proletaryanın ve ezilen halkların yüreğine,
bilincine gömüldüler. Rosa ve Karl'ın uluslararası proletaryanın
kurtuluşu için verdikleri mücadele ve düşünceleri sınıf bilinçli
işçilerin mücadelesinde yaşıyor. Onların düşünceleri işçi sınıfının
ve ezilen halkların mücadelesine yol gösteriyor...
