Sendikalarda fraksiyon çalışması ve "Grev ve Mücadele Komiteleri" üzerine...
Kendini "sosyalist basın" olarak tanımlayan devrimci yayın organlarının
sayfalarında veya diğer "sol" olma iddiasındaki yayınların sayfalarında
sendikal örgütlenme ve sendikal faaliyet üzerine birçok yazı yayınlanmaktadır...
Birçoğu işçi sınıfı içinde çalışma ya da işçi sınıfı hareketiyle sosyalizmi
birleştirme adına kaleme alınmış olan bu yazılarda, dönem dönem bir
kampanyayı çağrıştıran yoğunlukta benzer görüşler öne çıkarılmakta
ve propagandası yapılmaktadır.
Hakim sınıfların işçi sınıfına saldırılarını görmemek için kör olmak
gerekir denebilecek bir dönemden geçilmektedir. Böylesi dönemlerde,
işçi sınıfı hareketinin gerçek ihtiyaçlarını ve bunlara cevap verecek
gerçek araçları öne çıkarmak üzerine yoğunlaşmak gerekmektedir.
ÇAĞRI'nın çeşitli sayılarında değindiğimiz gibi, işçi sınıfı hareketinin
bugünkü ihtiyaçlarına cevap verecek en önemli araçlardan biri olarak;
örneğin Türk-İş, DİSK gibi gerici, sarı, reformist sendikalarda faaliyet
yürütülmesini görüyoruz. Bu mücadelenin, komünist ve devrimci işçiler
tarafından ve sendikalar içinde komünist/devrimci fraksiyon faaliyeti
olarak yürütülmesinin en doğrusu olduğunu savunuyoruz.
İşçi sınıfı hareketinin bugünkü ihtiyaçlarına cevap verecek en önemli
araçlardan bir diğeri olarak; somut zaman dilimlerinde, işçilerin
tek tek işletmeler özelindeki mücadelelerinin sendika ağaları tarafından
satılmasının engellenmesi, sendikal mücadeleyi tabandan sürdürme,
işçi sınıfının çıkarlarını gerçek anlamda koruma ve kollama, sınıfın
bilinç ve örgütlenme düzeyini yükseltme anlayışıyla Grev ve Mücadele
Komiteleri'nin çok yerinde ve doğru araçlar olduğunu savunuyoruz...
ÇAĞRI'nın 5. sayısında, 6. sayfada yeralan "İşçilerden, Fabrikadan,
Sendikadan..." bölümünde, bazı direniş haberleri kısaca aktarıldıktan
sonra iki paragraflık bir yorum eklenmiştir. Bu yorumun ilk bölümünde,
"Daha iyi bir örgütlülüğe kavuşmak için yapılacak en önemli şeyler
geçmişten dersler çıkarmak ve tarihten yararlanmak olmalıdır."
denerek, geçmiş tecrübelerden öğrenilmesi gerektiğine doğru bir şekilde
dikkat çekilmektedir.
Ancak bunları izleyen satırlarda, şu yanlış tespitler vardır:
"İşyerlerimizde direniş komiteleri kurarak ve sarı sendikalar
içinde kızıl sendika muhalefetini örgütleyerek kendi gücümüzün bilinci
ile eylem yapmak ve kazanmak zorundayız."
Burada görev olarak tespit edilen "direniş komiteleri" ve
"kızıl sendikalar" örgütleme sloganları ÇAĞRI'nın kullandığı
sloganlar değildir. Fakat bu sloganlar dışımızda çeşitli çevreler
tarafından kullanılmaktadır.
Biz bugün çok açık olarak, "direniş komiteleri"ni değil,
Grev ve Mücadele Komitelerini kurmanın doğru olduğunu savunuyoruz.
Grev ve Mücadele Komitelerinden anladığımız; bir iş yerinde çalışan
tüm işçiler tarafından seçilmiş, mümkün olduğunca en geniş bir desteği
alarak kurulan komitelerdir.
Grev ve Mücadele Komiteleri; çeşitli siyasi gruplarda, partilerde
örgütlü olan işçilerin, kendi aralarında veya bizzat örgütlerin temsilcilerinin
işçiler ve direniş adına kurdukları komiteler değildir.
Bugün birçok oportünist grup tarafından savunulan "direniş komiteleri"nin
kurulmasından ve pratiğe geçirmeye çalıştıklarından anlaşılan; siyasi
gruplardan insanların yanyana gelmesiyle kurulan komitelerdir. Bunlardan
birçok halde direniş içinde yeralan işçilerin bile haberi olmamaktadır.
"Direniş komitesi" bugün tam da böyle anlaşılıp uygulandığı
için, bu şiarı doğru bulmuyoruz, kullanmıyoruz.
İşçileri mücadeleye doğrudan katmanın en iyi aracı olan "Grev
ve Mücadele Komiteleri" bizim bu bağlamdaki güncel şiarımızdır.
Geçmiş tecrübelerden öğrenilmesi gerekli olan ve işçi sınıfı hareketine
taşınması gereken doğru da budur...
Kızıl sendikalar sorununa gelince:
Bugün savunduğumuz, burjuva/sarı sendikalar içinde çalışmak, sendikaları
fethetmektir. Sendikaların fethinden anladığımız, sendikalarda örgütlü
işçileri devrimci, sınıf mücadelecisi bir çizgiye kazanmaktır.
Bunun için:
a) Bütün işçilerin var olan sendikalarda örgütlenmesinden,
b) Komünist ve devrimci işçilerin, sendikalar içinde komünist/devrimci
fraksiyon faaliyeti yürütmesinden yanayız.
Bu faaliyet doğru yürütüldüğü şartlarda, devrimci/komünist sendika
fraksiyonları giderek güçlenecek, işçilerin önemli bölümünü sendika
ağalarının etkisinden kurtaracaktır.
Bu şartlarda, varolan sarı sendikaların bölünmesi, ortaya devrimci/kızıl
sendikaların çıkması gündeme gelecektir. İşçilerin çoğunluğunun kazanılmış
olduğu şartlarda, kızıl sendikaların gündeme gelmesi, zararlı değil,
gelişmenin kaçınılmaz sonucudur.
Fakat, devrimci işçilerin küçük bir azınlığı oluşturduğu şartlarda,
kızıl sendikalar kurmaya kalkmak, devrimci işçileri, işçilerin büyük
kesiminden koparmaktan, tecrit etmekten başka bir işe yaramaz. Yani
kızıl sendikalar şiarı, bugünün sendikal mücadelesi açısından kullanılacak
bir şiar değildir. Yanlıştır. Bu, bugünün aktüel görevi değildir.
Yarının görevi olabilir. Yarının görevini, bugünün göreviymiş gibi
koyup savunmak yanlıştır!
Kızıl sendikalar, dünyada, geçmişte belli şartların ortaya çıkması,
sınıf mücadelesinin yükselip önemli bir boyut kazanması şartlarında,
özellikle Avrupa'da işsizliğin arttığı, komünistlerin işçi sınıfı
içinde önemli bir etkinliğe sahip olduğu bir ortamda ve komünist işçilerin
yoğun olarak sendikalardan dışlanmaya çalışıldığı, diğer yandan milyonlarca
işsizin de sendikalar dışında kaldığı bir ortamda, gerçekten işçilerin
kitle örgütleri savunulmuş ve kurulmuştur.
Görüşümüzce, bugün Türkiye'de kızıl sendikaları kurmanın ortamı ve
şartları yoktur. Bugün sendikalar içinde çalışmada görev, devrimci-komünist
fraksiyonlar oluşturmaya yönelmektir. Sendikalar içinde komünist fraksiyonlar
örgütlemektir. Gerçekten de işçi sınıfı içinde önemli bir güce kavuşulur,
şartlar olgunlaşır ve burjuva sendikalar içinde çalışmanın gereğinin
ve imkanının kalmadığı koşullarda, kızıl sendikaların kurulması gündeme
gelebilir, gelir.
Sınıf bilinçli işçiler açısından temel görev, işçi sınıfı hareketini
gerçekten devrimci, bağımsız bir sınıf hareketi haline getirmek için
yapılabilecek her şeyi yapmaktır. İşte bu yüzden, BUGÜN işçilerin
işletmelerde sendika bürokrasisinden bağımsız kendi mücadele örgütlerini
yaratmalarının, Grev ve Mücadele Komitelerini yaratmalarının zorunlu
olduğu düşüncesi kavratılmalıdır.
