Esnek Üretim
Prof. Can Tuncay,"işçi sendikalarının iş sürelerinin kısaltılması
taleplerine, işverenler iş sürelerinin kayganlaştırılmasını teklif
etmektedir.(...) part-time çalışma hakkında sınırlamaların kaldırılması,
günlük ve haftalık çalışma azami çalışma sürelerinin yumuşatılması
ve daha uzun bir zaman dilimine yayılması, işe başlama ve paydos saatlerini
kendilerine göre belirleyebilme serbestisi tanınması zamana göre esnekleşmeye
örnek verilebilir" diyor.
zaman itibariyle esnekliğin, Kayan iş süreleri, Vardiyalı çalışma,
Telafi edici çalışma, Yoğunlaştırılmış iş haftası biçiminde uygulanacağı
iddia edilmektedir.
Bu uygulamaların gerekçesinin "rekabet gücünün korunması"olduğu belirtilmektedir.
...toplu sözleşme ve yasalar ile "fazla çalışma " kapsamında değerlendirilerek
"zamlı" ödemeye bağlanan çalışmaların ortadan kaldırılmasıdır.
Daha genel bir değerlendirmeye göre ise, ne sebeple olursa olsun işbaşında
bulunulmayan süreler için ücret verilmeyecektir.
Zaman itibaren esnekliğin, işkolumuzdaki tartışmalarda öne çıkan biçimi,
Telafi Edici Çalışma'dır. "Burada söz konusu olan iki tatil arasında
kalan işgününde ya da zorlayıcı bir nedenle üretimin durması sonucu,
hatta işçinin işverenden izin alıp çalışmadığı günlerde kaybedilen
çalışma sürelerinin belli bir zaman dilimi içinde fazla çalışma yaparak
telafisidir. Ancak bu durumda yapılan fazla çalışma 'zamlı ücrete'
hak kazandırmaz." ......"
Bu uygulamanın gerekçesi olarak gösterilen "rekabet gücünün korunması"
emekçileri ne kadar ilgilendiriyor?
Bu gerekceye göre işçiler, işyerinin aynı üretim dallarıyla rekabet
etmesini önleyecek taleplerde bulunulursa, işyerleri kapanabilir ve
böylece işlerinden olabilirler. Bizler çok iyi biliyoruzki bırak işsiz
kalmayı, bir işte çalışanların ücretinin dahi asgari geçinme için
yetmediğini ve çoğunluğun en temel insani koşullardan düşük bir yaşantı
sürdüğünü. Çoğu kişilerin yaşamlarını biraz daha iyileştirebilmek
için ikinci işlerde çalışmak zorunda olduklarını. Onun için bizler
tabiiki emekçilerin işlerini kaybetmesini istemeyiz ama emperyalist
kapitalist sistemde hiçbir zaman iş garantisinin olmadığını biliyoruz
ve tarihsel deneyimler ve her gün yaşanılan deneyimler açık bir şekilde
gösteriyorki en sefil ücretleri alanlar ve en sefil çalışma şartlarına
ses çıkarmayanlar dahi işlerini kaybediyorlar.
İşini kaybetmemenin güvencesi taviz üstüne taviz vererek sözde işverenin
rekabet gücünü arttırmak olamaz. Bu sistemin en asli ürünlerinden
birisi işsizler ordusudur. Onun için emekçiler nihai olarak işsizlikten
kurtulmak istedikleri noktada bu işsizlik üretim merkezi sistemden
kurtulmak zorundalar. Bunun farkına varıp sınıf işbirlikçilerinin
"işverenin rekabet gücünü korumaları" gerektiği lapalarını yememeye
başladıklarında da bu "işsizlik üretim sisteminin" çanları çalmaya
başlayacaktır.
"3-Fonksiyonel Esneklik Nedir? Fonksiyonel esneklik, işgücünün esnek
kullanımı, yeni istihdam modelleri, belirli süreli hizmet akti, iş
paylaşımı biçiminde ele alınmaktadır.
Konumuz ve işkolumuz açısından öneme sahip olanlar üzerinde duracağız.
İşgücünün esnek kullanımı:" işçilerin iş tanımlamalarının değişen
üretim metodlarına, teknolojik şartlara, iş yüküne bağlı olarak değiştirilebilmesi,
bir başka ifade ile işletmelerde çalışanların değişik alanlarda görev
ve sorumluluk yüklenebilmesi" demektir....
Yeni İstihdam Modelleri: ......Belirli Süreli Hizmet Akti... Biz bu
çalışma biçimini geçici işçi" uygulamasından biliyor ve çalışma yaşamı
üzerinde yarattığı olumsuz etkileri yaşıyoruz.
Kısmi Süreli Hizmet akti ise, part-time olarak bilinen çalışma biçimidir.
Kısmi süreli çalışanların başında ise öğrenciler, emekliler ve özürlüler
gelmektedir. Esneklik ile birlikte bu tür istihdam biçimlerinin ağırlık
kazanacağı anlaşılmaktadır.
İş paylaşımı, işin normal süresi içinde paylaşılarak bir kaç kişi
tarafından yapılmasıdır. Bu, ülkemizde yaygın bir çalışma biçimi değildir.
Çağrı üzerine çalışma, tele çalışma ve uzaktan çalışma biçimleri işkolumuzun
ana üretim alanları üzerinde belirleyici etki yapabilecek çalışma
biçimleri olmamasına karşın hizmet işkolunda öneminin artacağı tahmin
edilebilir.
Evde Çalışma da, metal işkolu açısından ana üretim bölümlerinde uygulanabilir
bir çalışma biçimi değildir. Buna rağmen kimi ürünlerin paketleme,
basit montajlar vb.. özellikle mikrOĞelektronik sektörü açısından
söz konusu olabilir.
Ödünç iş ilişkisi, bir işverenin kendisine hizmet akti ile bağlı bulunan
bir işçinin , iş görme ödevini geçici bir süreyle bir başkasının emrine
verilmesidir. Bu ilişki özellikle servis hizmetleri, bakım işleri
gibi alanlarda sözkonusu olabileceği iddia edilmektedir."
Fonksiyonel esneklikle sağlanmak istenen "istikrar" için işçilerden
neler istenmektedir ve nasıl gerekçelendiriliyorlar. Yukarıda da belirttiğimiz
gibi bu yeni yönelimler hep emekçilerinde çıkarı olarak gösteriliyor.
Nasıl mı? çalışanlar değişik alanlarda ve görevlerde görevlendirilerek
yetenekleri ve inisiyatifleri geliştirilecek monotonluktan kurtulacaklar.
Yeni istihtam modelleri olarak, belirli süreli hizmet akitlerinden
birisi olan kısmi süreli çalışma uygulamalarının bir sürü yararları
var! Nasıl mı? Öğrençilere, emeklilere,özürlülere iş alanı açılıyor!
Ama siz tutup kalkarda öğrenciler adı üstünde öğrenimlerine yoğunlaşmalılar,
çalışmak zorunda kalmamalılar; emekliler zaten yıllarca çalışmışlar,şimdi
emekli gelirleriyle yaşamının geri kalan kısmını çalışmadan rahat
bir şekilde geçirmeliler; Veyahut da özürlüler için, kendilerine uygun
işlerin bulunması için illede bu yöntemin olması şart değildir diye
itiraz etmeye kalkarsanız. İflah olmaz dogmatikler, çağı anlamayan
çağdışı yaratıklar olursunuz. Çünkü kraldan çok kralcı işbirlikçi
emekçi "dostlarının" canını sıkmış olursunuz.
Öğrencilerin çalışmasının gerek olmadığı, emeklilerin gelirlerinin
çalışmadan yeteceği, özürlülere durumlarına uygun en iyi işi yapabilmeleri
olanağını yaratan bir sistem olduğu ve bunun sosyalist sistem olduğu,
bunun gerçekleşmesi için mücadele verilmesi gerektiğini söylediğinizde
ütopyacı olursunun. Çünkü Kapitalistlerin elinde oyuncak olarak kırıntılar
için dilenmek daha gerçekçi politikalardır reformist emekçi "dostları"
için.
Emekçiler, yeteneklerini ve inisiyatiflerini yeni dünya mücadelesi
için, sosyalizm için geliştirdiklerinde; sırtlarındaki parazitlerden
kurtulup onları çöplüklerinde kendi başlarına bırakacaklardır.
"4-Ücret Esnekliği nedir? "Ücret esnekliği, işletmelerin ücret yapısını
ve düzeyini değişen işgücü piyasasına ve karmaşık piyasa ekonomisi
şartlarına göre ayarlayabilme serbestisini ifade eder." " devletin
vergi, fon, prim adı altındaki kesintilerinin de ücret esnekliğine
pek imkan tanımadığı..." ifade edilmektedir.
Bu ifadeler dahi, işyerinde bir toplu sözleşme ve sendika bulunduğu
gerçeğinIĞIster istemez, yok saymaktadır.
Her halde bu yaklaşımın örnek göstereceği işyeri sendikasız, sigortasız,
ve kayıtdışı işyerleri olabilir.
Çünkü bu işyerleri, yukarıdaki tanımlara göre TAM esnek işyerleri
durumundadır.
Halen sendikalı ve toplu iş sözleşmeli bulunan işyerlerinde nasıl
bir uygulama içine girileceği hususunda bir açıklık yoktur.
Görülüyor ki, işçi sayısını özgürce değiştirme hakkı ile birlikte
ücretlerin de istenildiği gibi belirlenmesi hakkı elde edilmek istenmektedir."
Anda ücretler ve örgütlenme oranı emekçiler açısından hiç parlak değil.Ama
bu durum işverenler için yeterli değil. Nasıl olsa emekçilerin bilinç
ve mücadele düzeyleri çok düşük. Sağolsunlar, olan mevcut sendikalar
genel olarak onları patronların çıkarına politikaları kabul etmelerini
sağlama görevlerini layıkıyla yerine getiriyorlar.
Gerçektende onları sıkıştırma ve rahatsız etme politikalarına sahip
olan koministler de çok zayıf bir durumdalar. Onun için onların bu
zayıf örgütlerini dahada zayıflatalım ve ücret konusunda istediğimiz
ayarlamayı yapabilecek serbestliği kazanalım diye atağa geçmeleri
sermayenin tabiatı gereği hiç de şaşırtıcı değil.
Emekçiler sınıf biliçleri doğrultusunda gelişme gösterip bu "cennet"
ortamı onlara "cehenneme" çevirme becerisini gösterdiğinde; haramiler,
değişik temsilcilerini yaman kominist rollerine soyundurarak mücadeleyi
içten parçalamayı çalışmaları da pek şaşırtıcı olmayacak. Tarihte
Kronsdat ayaklanmasında burjuvazinin temsilcilerinin sloganları Sovyet
yönetimine karşı "bütün iktidar sovyetlere" olabildiğine göre.
"5-Uzaklaştırma Stratejisi Nedir? "..hizmetin ya da üretimin işletme
dışındaki başka işyerlerinde ya da işletme içinde çeşitli amaçlarla
başka işçi çalıştırarak maliyetlerin düşürülmesi hedeflenmektedir."
Bu uygulamanın başında Taşeronluk, Kaçak ve Çocuk işçi çalıştırma
gelmektedir.
Taşeronluk ve kaçak işçi çalıştırmayı esneklik kapsamında değerlendirilmesi,
sendikaların bu konu üzerinde hassasiyetle durmaları gerektiğini gösteriyor....
Kaçak işçi çalıştırmayı meşrulaştırma girişimlerine ilişkin olarak
devletinde bir değerlendirme yapması zorunludur. Böyle bir değerlendirme
ülkemizde sosyal hukuk devleti ilkelerinin halen geçerli olup olmadığı
hususunu da açıklık getirecektir.
Salt düşük ücret ödeme, maliyetleri düşürme amacıyla çocuk işçi çalıştırmak
yasalara ve uluslararası sözleşmelere de aykırıdır.
Çalışma hayatına mafyalaştırmayı da sokan taşeronluk üretimde kalitesizlik,
vergi ve primlerde kaçaklık, çalışma yaşamında anti-sendikal bir uygulama,
kayıtdışı ekonominin ise en önemli yuvasıdır.
Bu konuya duyarlık göstermek ise, devletin, sosyal güvenlik örgütlerinin
, işçi ve işveren sendikalarının ortak ödevi olmalıdır."
Taşeronluk, kaçak ve çocuk işçi çalıştırma, mafyalaşma,üretimde kalitesizlik,
vergi ve primlerde kaçaklık: Bu konularda duyarlılık göstermek devletin,sosyal
güvenlik örgütlerinin,işçi ve işveren sendikalarının ortak ödevi olmalıdır
demek; bütün bu uygulamaların devlete ve kurumlarına rağmen uygulandığını
söylemek demektir.
Bütün bu uygulamalar illegal faaliyetler olmalı ki "devletimiz" bir
türlü onlarla başedemiyor. Taşeron firmalar, kaçak işçilerin çalıştığı
fabrikalar, vergilerini ve primlerini ödemeyen işletmeler yerin yedi
kat altında oldukları için devlet bir türlü onlara ulaşamıyor! Ne
diyelim kolay gelsin !
Sonuç olarak yazarımıza göre, şu konular sendikaları ve üyelerini
tedirgin etmektedir.
1-Esnekleşme sendikasızlık-örgütsüzlük demektir, aksi yönde hiç bir
ipucu tesbit edilememektedir.
2-Esneklik ile, toplu sözleşme düzeni ortadan kaldırılmak istenmektedir.
3-Esneklik, mevcut yasa ve toplu sözleşme güvencesi altında hakların
güvencesi kalmayacaktır.
4-Esneklik, çalışanların yüzlerce yıllık çabalarının sonucu olan ILO
sözleşmeleri ve diğer uluslararası belgeleri "engel" olarak görmekte
ve ortadan kaldırmayı amaçlamaktadır.
5-Sistem çalışanları sosyal güvenceden yoksun bırakacaktır.
.6-Sistem, konuyu sadece teknik düzeyde ele almıştır. Çalışma barışı,
toplumsal huzur ve istikrar gibi unsurları göz ardı etmiştir.
7-Esneklik, endüstri ilişkilerini yok saymaktadır.
8-Yukarıdaki genel özellikleri dikkate alındığında esnekliğin "demokrasi"
fikrini de içermediğini söylemek mümkündür."
Yukarıdaki belirlemeler, esnek üretim politikalarıyla kapitalistlerin
amacının, İşçilerin köleleştirilmesinin katmerleştirilmesi olduğunu
yeterince açığa çıkarıyor.
Yazarımız nasıl bir sonuç çıkarıyor? Yazarımızda farklı bir sonuç
çıkarmıyor. Çünkü kaygı duydukları sekiz maddeden hiç kimse başka
bir sonuç çıkaramaz. Ama bu sonuçlardan çıkarılan sonuçlara dikkat!
..."Böyle bir ortamda da, yasalardan, kurallardan, demokrasi ve toplumsal
barıştan sözedilemez. Belki de esnekliğin neden olacağı en önemli
tehlike buradadır"...
Evet toplumsal barış tehlikeye girer. Sömürücüler mevcut sömürü düzenini
tehlikeye sokmadan sürdürmek istiyorlarsa,- bu anlamda bir toplumsal
barıştır bahsedilen- esnek üretimi, bu şekilde uygulamamalılar. Uyarıyor
işverenleri bizim "işçi sınıfının temsilcisi" bayımız. Ve ne yapılması
gerektiğini sıralıyor, toplumsal barışın (sömürü sisteminin) korunması
için.
"Teknolojik gelişme ve yüksek rekabet nedeniyle gündeme gelen yeniden
yapılanma arayışlarının tümden haksız ve gereksiz olduğunu söylemek
mümkün değildir."
Biliniyorki kapitalizm hakim üretim biçimi olarak tarih sahnesine
çıktıktan sonra, teknik gelişme ve rekabet kesintisiz olarak sürmüştür;
serbest rekabetçi kapitalizm döneminde bu faktörler daha hızlı işlemiştir.
Emperyalizm döneminde ise tekelcilik olgusu, hem rekabeti daraltmış
ve hem de teknik gelişmeyi, pazar ve rekabet faktörlerine göre engellemektedir.
Bu günkü teknolojik gelişmenin yarattığı boyutun tuzağına düşmemek
gerekir. Bilindiği gibi Sosyalist Sovyetler Birliğinin sosyalist inşaası,
geri ekonomik yapıya rağmen, sosyalist planlama sayesinde on yıl gibi
kısa bir zamanda en gelişmiş kapitalist ülkenin seviyesine ulaşmış,
ilk uzay yolculuğu bu birikimle yapılmıştı. Modern revizyonisler sosyalist
inşaayı kesintiye uğratmasalardı sovyet ülkelerinde teknik gelişmeler
andaki durumdan çok çok ilerede olacaktı. Sosyalist üretim biçimi
bunun olurluğunu kanıtlamıştır.
Yani kısacası, teknolojik gelişme ve yüksek rekabet gerekçesiyle esnek
üretimi onaylayarak sınıf işbirlikciliğinin teorisi yapılmaktadır.
Yeniden yapılanmalar her zaman gündemdedir ve kapitalist dünya sık
sık buna başvurmak zorunda kalmaktadır,kalacaktır.
"Bilimsel gelişmelerin sonuçlarının "tüm insanlık için" yarar getirdiği
inancımızı koruduğumuzdan, asla gelişmelere karşı olmak gibi "geri"
bir tutum içinde değiliz"
Bilimsel gelişmelerin "tüm insanlık için" ve giderek "dünyamız" için
yarar getirdiğinden bahsetmek sahtekarlıktır. Çok iyi biliyoruz ki,
bahsedilen gelişmelerin bütün nimetlerinden faydalananlar bir avuç
üst kesimdir. Ve milyonlarca insan varlık içinde yokluk yaşamaktadır.
Mevcut gelişmeler kar güdüsüne endeksli olduğu için ekolojik dengeler
tamir edilemez derecede tahrip edilmektedir. Milyonlarca yoksul insan
haksız, gerici, bölgesel savaşlarla yok edilmekte ve milyonlar, yoksulluklarını
ve sefilliklerini emperyalist medyaların göz kamaştırıcı yanıltıcı
bombardımanıyla hayali dünyalarla oyalanmaktadır.
Kuşkusuz bizler, tarihin tekerleğini geri çevirmeye çalışmak gibi
gerici ve olanaksız bir çaba ve yönelim içinde değiliz. Ama çok iyi
biliyoruzki bu haramiler sofrası olan emperyalist barbarlık dünya
düzeni, insanlığa iki alternatif sunmaktadır: Ya barbarlık içinde
yok oluş ya da Sosyalizm.
Bizler sosyalizm savaşçıları olarak tarihin tekerleğini sosyalizm
yoluna girmesi için çaba gösteriyoruz. Bilimsel ve teknolojik gelişmeler
sözde tüm insanlığın yararınaymış gibi "barbarlığın kutsanması" için
değil.
"Çağımız diyolog ve mutabakat" çağıymış. Güvensizliğin aşılması için
"samimi çaba içine girmeli" ve "fırsatçı" davranışlardan kaçınılmalıymış.
"...Çözüm yollarıda işyerleri düzeyinde kurulacak KURULLAR marifeti
ile" olmalıymış. Sağlıklı sonuçlar üretmesi için taraflar "karşılıklı
olarak İşgüvencesini başa alarak, işyerinin devamlılığına özen gösterek,
hak ve menfaatlere saygı göstererek, ortaya çıkan sorunlarla ilgili
zorlukların aşılması için önerilen değişikliğin "kaçınılmaz olduğu"
birlikte tesbit ve yapılması gerekenler üzerinde birlikte tartışarak,
yapılması gerekenlere birlikte karar" verilmeliymiş.
Çünkü, Birleşik-Metal-İş sendikası"nın prensibi;"işyerlerini, çalışanları
ile birlikte" korumakmış.
Bütün bunları, esnek çalışma uygulamasından duyduğu kaygıları 8 maddede
toplayan -ki bunların kölelik düzeninin ağırlaştırılarak sürdürülmesi
demek olduğu açık- yazarımız öneriyor. İşverenlerle oturulacak ve
onlara "toplumsal barış"ın yok olabileceği söylenecek onlarda ikna
olup işçi işverenler kardeşce tüm insanlık için birlikte çalışacaklar.
Sınıf işbirlikçiliğin politikası bundan daha açık olamaz ve DİSK bünyesindeki
bir sendikanın da ; son yılların en kapsamlı saldırısı olan esnek
üretim saldırıları karşısında bu tür bir politika önermesi hiçte şaşırtıcı
değildir. Aksi olsa şaşırırdık.
Ama bunları tesbit etmek yetmez. Koministler sınıfın içinde önder
güç olup, sınıfı siyasi olarak işbirlikçi sendikacıların etkisinden
kurtarmadığı sürece tüm bunlar dışardan söylenen yakınmalar olur.
Bunu aşmak için sınıf içindeki çalışmamızı tüm gücümüzle hızlandırmalıyız!
Bir Yeni Dünya İçin ÇAĞRI OKURU.
