Fransa'da işsizlerin mücadelesi üzerine birkaç not...

"Proletaryanın iktidar mücadelesinde örgüttenmekten başka silahı yoktur."(Lenin)

Tüm kapitalist ülkelerde, özellikle 80'li yılların başından itibaren uygulanan yeni ekonomi strateji, işçi sınıfının sömürüsünden elde edilen artıdeğerin oranını, eskiye göre daha büyük oranda artırmak amacıyla geniş bir alanda işçi sınıfına yönelik büyük bir saldırıyı teşkil etti...
İşçi sınıfının kazanılmış siyasi ve sosyal bir dizi hakkı elinden alındı, yeni ve sömürüyü artıran, işçi sınıfının vücudunda özümlenen çalışma enerjisinin en son unsurunu da kapitalistlerin çıkarı için kullanmak amacıyla, yeni işletme modelleri ve çalışma biçimleri devreye sokuldu. Grev, toplu sözleşme, gösteri haklarına bir dizi kısıtlama getirildi. Sendikasızlaştırma teşvik edildi. Hafta sonu, tatil olmaktan çıkartıldı...
Bu çok yönlü saldırıların en önemli ekonomik ve sosyal sonuçlarından birisi, kapitalizmin yedek sanayi ordusu olan işsizliğin oranında büyük bir patlama oldu. Özellikle en ileri kapitalist ülkelerin işçi sınıfı, 1950-1975 döneminde göreceli olarak düşük oranda seyreden işsizliğin yerine, 70'lerin sonu 80'lerin başından itibaren oranı hızla artan kitlesel işsizlikle tanıştı.
Örneğin Federal Almanya Cumhuriyeti'nde işsizlerin sayısı, 1970'lerin resmi sayısı 1 milyon civarındayken, 80'lerin ortasında 2 milyonun üstüne çıktı. 1998'de ise, resmi işsizlerin sayısı 4 milyon civarındadır. Gerçek işsizlerin sayısı, aslında 8 milyon civarındadır; çünkü resmi istatistik ancak çalışma dairelerine başvuranları hesap etmektedir!
İşsizlerin sayısı büyüdükçe, bu ülkelerde yoksulluk da artmış, bir dizi burjuva politikacısının da tespit etmek zorunda kaldığı gibi, "gelişmiş ülkelerde, üçüncü dünya ülkelerinin yaşam düzeyi seviyesine düşüş" olmuştur.
Fakat işsizliğin artmasıyla birlikte, bir dizi kapitalist ülkede işsizlerin mücadelesi de gelişmiş ve giderek radikalleşme eğilimleri göstermiştir. İşsizlerin gelişen mücadelesinin öncülüğünü Fransa'daki işsizler yapmaktadırlar...
Fransa'da örgütlü işsizlerin inisiyatifi ve öncülüğünde 1997'nin son ayında başlayan ve 1998'in Ocak ayına kadar süren çok çeşitli ve yer yer militan mücadeleler yürütülmüştür.
Önce birkaç yüz, sonra binlerce işsizin katılımıyla Fransa'nın birçok bölgesinde Çalışma Daireleri işgal edilmiş, rantiyeci sınıfın kerhanesi olan borsa binası işgal edilerek tahrip edilmiş, işçi sınıfının çalışan kesimlerinin ve üniversite öğrencilerinin de katılarak desteklediği mitingler, yürüyüşler düzenlenmiştir. İşsizlerin eylemleri, işçi sınıfının çalışan geniş kesimlerinin ve emekçi halkın diğer kesimlerinin büyük sempatisiyle karşılaşmıştır.
Önceleri işsizlerin eylemlerini, "birkaç serserinin yıkıcı faaliyeti"yle kötülemeye kalkan Fransa'nın sosyalist maskeli burjuva hükümeti; işsizlerin militan direnişi ve bu direnişe işçi sınıfının geniş kesimlerinin desteği sonucunda, geri adım atmak ve birkaç taviz kırıntısıyla eylemleri kırmaya çalışmıştır.
Bu da başarısız kalınca, burjuvazinin "sosyalist" Başbakanı, tükürdüğünü yalamış, sendika temsilcilerinin yanısıra "birkaç serserinin" sözcüsü ilan ettikleri işsizler örgütünün temsilcilerini de resmen görüşmeye davet ederek, muhatap almak zorunda kalmıştır.
Görüşmelerden sonuç itibariyle, işsizlerin yaşam ve sosyal, hukuki durumlarını önemli ölçüde düzeltebilecek düzeyde hiçbir karar çıkmasa da, hükümet işsizlik parasını küçük miktarda artırmayı, işsizlik kasalarına verilen paranın artırılmasını, uzun süren çalışma yaşamı sonunda işsiz kalan ileri yaştaki işsizlerin erken emekliliği gibi tavizleri yürürlüğe sokmak zorunda kalmıştır.
İşsizlerin örgütleri, şimdilik yeni mücadele biçimlerini gözden geçirmek ve daha sıkı örgütlenmeyi ilerletmek amacıyla eylemlerine geçici olarak ara verdiklerini ilan etmişlerdir.
Önümüzdeki yakın dönem, Fransa'da işsizlerin yeni ve daha militan eylemlerine gebedir. Çünkü, hiçbir burjuva hükümet, kapitalizm şartlarında işsizlerin yaşam koşullarında köklü bir iyileştirmeyi sağlayamayacaktır. Çünkü daralan dünya pazarı ve emperyalist devletler ve kapitalist tekellerin artan rekabet koşullarında, her kapitalist ülke, bugün işçi sınıfına ve işçi sınıfının işsiz kesimine çok yönlü saldırısını devam ettirecektir. Çünkü işçi sınıfının tüm kesimlerinin yaşam koşullarını kısmen de olsa düzeltebilecek biricik olanak, yalnızca ve yalnızca mücadeledir; kapitalist devletlerin ve tekellerin olmayan "sosyal sorumluluğu"(!) değil.
Önümüzdeki dönemde gelişecek olan işsizlerin mücadelesine daha sağlıklı yaklaşabilmek amacıyla, işsizlerin bugünkü mücadelesinden önemli dersler çıkartılmalıdır.
Çıkartılması gereken en önemli derslerin başında, örgütlülük unsuru gelmektedir. Eğer, örneğin, işsizliğin aynı şekilde yoğun olduğu Amerika Birleşik Devletleri'nde, İngiltere'de, Almanya'da değilde, Fransa'da işsizler militan ve kitlesel bir mücadele gerçekleştirmişlerse; bunun en başta gelen nedeni, işsizlerin birçok işsizler örgütünde örgütlenmiş olmalarıdır. Fransa'da işsizlerin şu örgütleri bulunmaktadır:
- CGT Sendikasının İşsizler Komiteleri: Reformist, revizyonist Fransa Kominist Partisi'ne (FKP) yakınlığıyla bilinen CGT Sendikası, işsizleri örgütlemeyi resmen önüne görev olarak koyan tek sendikadır. Bu sendikanın işsizler komiteleri daha 70'li yıllardan bu yana bulunmasına rağmen, CGT, gerçekte ne işsizlerin kitlesel olarak örgütlenmesine, ne de işsizlerin harekete geçirilmesine önem vermiştir. Eğer CGT'nin işsizler komiteleri, son işsizler eylemlerinde aktif rol aldılarsa, bu, yalnızca işsizler komitelerinde faaliyet yürüten ve CGT'nin kösteklemesine rağmen, bağımsız inisiyatif gösterebilen ileri unsurların bağımsız ve aktif rolünden ileri gelmektedir. Hem FKP, hem de CGT, işsizlerin son eylemlerinde, sürekli olarak eylemi içeriden pazifize etmek için uğraşmışlar, hükümet temsilcileriyle işsizler temsilcilerinin mücadeleyi daha ileriye götürmeden yuvarlak masada bir araya gelip uzlaşmaları için çabalamışlardır.
- APEİS (İstihdam, Enformasyon ve Destek İçin Birlik) 1987'de FKP tarafından kurulmuştur. O dönemden bu yana yaptığı en önemli iş, işsizler için toplu taşımacılığın ucuzlaştırılması, ya da işsizlere toplu taşımacılıktan yararlanmaları için işsizlik parası artışı yapılması talebini formüle etmesi olmuştur. İşsizlerin son eylemlerinde yer alarak sürekli bir biçimde uzlaşmacı bir rol oynamıştır.
- MNCP (İşsizlerin ve Güç Durumda Olanların Ulusal Hareketi): 1981-1982'de kurulan "İşsizler Sendikası"nın bölünmesi sonucunda 1987'de ortaya çıkmıştır. Bölünmede, sol kanat, MNCP'yi kurmuştur. Oldukça reformist bir politika izlemektedir. Hükümet, sendikalar ve işverenlerle birlikte "istihdam ittifakı" talep etmektedir.
- AC (Yeter Artık) adlı işsizler örgütü, var olan işsizler örgütünde en ileri taleplere sahip, en ileri unsurları birleştiren ve son mücadelelerde en aktif yer alan örgüttür. 1992-1993'de kurulmuştur. 1994'de ülke çapında birçok işsizler yürüyüşü örgütlemiştir. Birçok üyesi sol troçkist, anarkosendikalist siyasi örgütlerden gelmektedir. İşsizlerin son eylemlerinde, AC'nin en ileri rolü oynamasının nedeni; birçok militanının, çeşitli sol gruplarda siyasi eğitim almış, direnişi ileriye götürerek taviz koparmanın mümkün olduğunu kavramış ileri unsurlardan oluşmasıdır. Gerçekte, son eylemlerde örgütsel öncülüğü, bu olumlu yanları nedeniyle AC çekmiştir. En militan eylemleri yürüten ve üyelerini ve taraftarlarını en iyi harekete geçiren de o olmuştur.
Sanılmasın ki, bu işsizler örgütünde çok büyük sayıda işsizler örgütlüdür. Hayır! Bu örgütlerde örgütlü olanların sayısı en çok birkaç bindir. Fransa'da işsizlerin sayısının 3 milyon olduğu şartlarda, birkaç bin örgütlü işsiz, oran olarak tabii ki çok azdır. Ama, bu çok az sayıdaki işsiz, onbinlerce işsizi harekete geçirebilmekte, mücadeleye sokabilmektedir.
Bunun sebebi, işsizlerin küçük de olsa kendi örgütlerine sahip olmaları, bu örgütlerin en az onyıllık bir deneyim dönemi yaşamış olmaları, sürekli ve sistemli olarak faaliyet yürütmeleridir. İşte, işin sırrı buradadır: Örgüt...
Fransa'da, işsizlerin örgütlü olarak kitlesel mücadeleye girebilmesinin bir başka önemli nedeni; işsizlerin ve onların örgütlerinin, gerçekte var olan sendikaların işsizler kitlesini örgütlemek için fazla bir çaba sarfetmemiş olmaları ve bu yüzden AC gibi işsizler örgütünün ve diğer işsizler örgütlerinde yer alan birçok işsiz aktivistin bağımsız bir faaliyet geliştirme imkanına sahip olmalarıdır
Sendikalar, FKP ve Sosyalist Parti, son eylemlerde, işsizleri önemli bir potansiyel olarak yaşadıktan sonra, bu kitleyi etkilemek amacıyla, eskiye göre daha çok çaba sarfedecek, var olanları daha fazla kontrol etmeye çalışacak, gerektiği yerde ve ölçüde kendi kontrolünde olan yenilerini kuracaklardır...
İşisizlerin mücadelesinin gelişmesindeki ilk ve en önemli engel, yine reformizm ve revizyonizmdir!

25 Mart 1998