Nasıl bir sendikal eğitim?
Altta, sendikalı bir okurumuzun, sendikalarda yürütülen eğitimle ilgili görüş ve önerilerini içeren bir mektubunu yayınlıyoruz. Sendikalarda yürütülen, yürütülmesi gereken eğitimin içeriği ve biçimi konusunda okurlarımızı tartışmaya katılmaya çağırıyoruz.
Son günlerde, bazı "sol" gazete ve dergilerde sendikal eğitim üzerine
kimi yazılar yayınlandı. Son olarak da, günlük Emek gazetesinde, Lastik-İş
İstanbul Şubesinin başlattığı eğitim çalışması hakkında bir yazı çıktı...
Bu yazıya göre, Lastik-İş Sendikası örgütlü olduğu işyerlerinde eğitim
çalışması başlatmış. Bu eğitime işçilerin ilgisinin "beklenilenin
üzerinde" olduğu vurgulanmaktadır.
Sözkonusu yazıda, Lastik-İş Sendikası İstanbul Şube Başkanı'nın görüşlerine
yer verilmiş. İstanbul Şube Başkanı; "İşyerlerinin özelliklerine
göre, işçilerin yapısını göz önüne alarak" bir eğitim verileceğini
saptadıktan sonra, çok uluslu şirketlerde çalışan işçilerin eğitim
düzeyinin yüksek olduğunu, bu işçilere "sermayenin yeni iş örgütlenmeleriyle"
ilgili eğitim verildiğini aktarmaktadır.
Aynı kişi, diğer işyerlerinde ise, "İşçi nedir, ben niye sendikadayım,
sendika niye gerekli, yönetimde benim görevim nedir, sorumluluklarım
nedir? Sınıf nedir, sınıf dayanışması nedir? Emek cephesi içindeki
yerim nedir? Buraya katkılarım ne olacaktır, ne yapmam gerekiyor?"
şeklinde bir eğitim vereceklerini anlattıktan sonra; sendikaların
yetersizliği gözönünde bulundurularak, işçi sınıfının eğitimsizliği,
örgütsüzlüğünün başlıbaşına bir sorun olduğunu, kendilerinin inisiyatif
kullanmak istediklerini belirtmektedir.
Toplam 2500 üyeye sahip bir sendika şubesinin, kuşkusuz işçilere yönelik
eğitim çalışmalarına başlamış olması iyi bir şeydir. Fakat burada
önemli olan, nasıl bir eğitim verileceğidir!
Tabii ki, Lastik-İş İstanbul Şubesi sendikal eğitim vermede tek örnek
değil. Tüm sendikalarda ve sendika şubelerinde belirli konularda eğitim
verilmektedir.
Faşistlerin ve dinci gericilerin verdiği eğitimin içeriği ve amacını
da biliyoruz. Onlar, ya bu gerici, faşist devletin çizdiği çerçevede
ve bu devletin "bekasının korunması" temelinde, ya da dincilerin yaptığı
gibi, aslında bu sömürü düzenine alternatif olmayan, adına bir zamanlar
"adil" düzen dedikleri ADİ düzenlerinin propagandası temelinde eğitimler
vermektedirler.
Bu yazıda amacım, gericilerin eğitiminin içeriği, yöntemi vs. üzerinde
durmak değil, esas olarak ilerici, demokrat, devrimci ve komünistlerin
yeraldıkları yapılanmalarda nasıl bir eğitim verilmesi gerektiği üzerine
kısa bir tavır takınmak istiyorum.
Lastik-İş İstanbul Şubesi'nin çizdiği eğitim tablosunda yeralan konuların
da eğitiminin yapılması kuşkusuz gerekmektedir.
Ben iki noktaya dikkat çekmek istiyorum:
Birincisi, bu eğitimler hangi zaman dilimi içerisinde ele alınmaktadır?
İkincisi, eğitim, eğitime katılan işçilerin bilinç düzeyine göre nasıl
kademelendirilmelidir?
BİRİNCİSİYLE İLGİLİ OLARAK:
Gördüğüm kadarıyla, DİSK/TEKSTİL ve BİRLEŞİK METAL-İŞ sendikalarının
da yer yer yaptıkları gibi, eğitim, işyerlerinde işçilerin yarım saatlik
molalarında gidip belli konularda işçilerin kafalarına hemen(!) bir
şeyler sokmak değildir. Ama ne yazık ki, bu tip çalışmaya da eğitim
denilmektedir. Bu, olsa olsa işçilerle gidip sohbet yapmaktır. Esasta
bu, işyerinde çalışan sendika fonksiyonerlerinin sürekli işi olmalıdır.
Bunlar, iş saatleri içinde yapılmaya çalışılmalıdır. Toplu iş sözleşmelerine,
buna ilişkin maddeler de konulmalıdır.
Gelişmiş sanayi ülkelerinde, esnek çalışmanın dayatılmasından sonra,
yapılan bazı işyeri anlaşmalarında, iş ile ilgili konularda, iş saatlerinde
yarım saat, bir saatlik zaman dilimleri içinde sendikacıların da katıldığı
toplantılar yapılmaktadır. Ama sorunun esası bu değildir.
Sendikalar en az üç günlük eğitimlerle başlamak üzere, bir ve ikişer
haftalık eğitim programları hazırlamalıdırlar.
Bu zaman süresi için konuların içeriği uygun bir şekilde hazırlanmalı
ve sunulan konular üzerine seminere katılan işçilerin yeterli düzeyde
tartışmasına ve fikir sunmasına olanak yaratılmalıdır. Bu gibi eğitimlerde,
işçi arkadaşlar farklı gruplarda toplanmalı, grup çalışması yaparak
hem sorunları kavramaları ve hem de kendi önerilerini sunabilmelerine
olanak verilmelidir. Bu iş, göstermelik bir şekilde de yapılamaz.
Bu şekilde eğitim vermek için yeteri kadar finans kaynağının olmadığı
iddia edilebilir. Ama bir çok sendikanın genel kurullarında bahsedildiği
gibi, dolar bazında harcırah alma, yüksek düzeylerde aylık alma alışkanlığından
vazgeçilirse, ya da bu önlenirse ve her sendika fonksiyonerine en
fazla kalifiye bir işçinin alacağı ücret düzeyinde ücret verilirse,
ya da DİSK/OLEYİS'te ortaya çıktığı gibi milyarlarca lira, yöneticilerin
kullanımına sunulmayarak yeni milyarderlerin oluşması engellenirse,
o zaman, eğitim ve örgütlenme için yeteri kadar para ayrılabilir.
İKİNCİ NOKTAYA İLİŞKİN:
Eğitim, işçilerin okuduğu okulun yüksekliğine ya da "alçaklığına"
bakılarak kademelendirilemez.
Eğitim, işçilerin okuduğu okul, yani kağıt üzerindeki eğitim durumuna
bakmadan, onun sınıf mücadelesi açısından bilinçlenme düzeyine bakılarak
verilmelidir.
Kuşkusuz tüm örgütlü işçiler, temel konular, teknik konular, işyeri
anlaşmaları, toplu iş sözleşmeleri, sendikal yapı, yasal durum, etnik
sorunlar, uluslararası deneyimler üzerine eğitimden geçirilmelidir.
İşçi sınıfının, karşısında mücadele ettiği sermaye sınıfına karşı
eğitimli olması şarttır. Bunu gerçekleştiremediği sürece başarılı
olması mümkün değildir. Yine işçi sınıfı salt sendikal eğitimle de,
burjuvaziye karşı yeteri ölçüde bilinçlenemez.
Çünkü, sınıfın mücadelesi yalnızca sendikal mücadeleyle sınırlı olamaz.
Sendikal mücadele, iktidar mücadelesiyle, yani siyasi mücadeleyle
birleştirildiği zaman başarılı olabilir. Mücadele tarihi bunu göstermiştir.
SENDİKAL EĞİTİMDE HANGİ KONULAR İŞLENMELİDİR?
Eğitimin başarılı olmasının en temel etmenlerinden birinin eğitimciler
olduğunu kabul ederek, eğitimcilerin de sürekli olarak kendilerini
yenilemeleri gerektiğinin, değişik konularda uzmanlar üzerinden eğitim
almaları gerektiğinin altını çizmek gerekir.
Yine pratik mücadelede edinilen deneyimlerden biri de, eğitimin verimli
olabilmesi için, eğitimcinin çalışma yaşamından gelmiş olması yeğlenmelidir.
Aksi halde, eğitimcinin daha çok teoriye takılıp kalması ve anlattıklarının
anlaşılamaması zaafı ortaya çıkabilir.
Bunu belirttikten sonra, sırasıyla eğitim konularına değinelim:
TEMEL KONULAR NEDİR?
İşçi, işçiliğin nereden kaynaklandığını bilmek zorundadır. İşçi,
EMEK- SERMAYE ÇELİŞKİSİni kavramak zorundadır. İşçiyle patronun farklı
farklı sınıflara bölünmüş olmasının sebebinin allahın yazmış olduğu
alın yazısı mı, yoksa ilkel komünal toplumdan bu yana gelişen tarihsel
dönüşümlerin, sınıf mücadelelerinin bir ürünü mü olduğunu iyi kavramak
zorundadır.
Bunu kavramadığı koşullarda, pasiflik yılgınlık ve örgütlü mücadeleye
karşı güvensizlik gelişir,
Yine temel konulardan sermayenin oluşumu, kapitalist toplumun yapısı
ve buna alternatif olan sömürüsüz, sınıfsız sosyalist toplumun, yaşanılan
deneyimlerin ışığında anlatılması gerekmektedir. İşçiye "kapitalizm
kötüdür, ama yerine alternatif yoktur" şeklinde bir eğitim verilemez.
Çünkü bu, başından itibaren alternatifsizlik olur ve alternatifsizlik
"eskiye razılık"tır!
Eğitim kademeli olarak yükselmek zorundadır. Daha yeni sendikalı olan
bir işçiye politik ekonomiyi anlatamayız. Ama üç defa emek-sermaye
konulu eğitime katılan birisine de hep aynı konular anlatılmamalıdır!
Yine belli bir eğitim seviyesinden sonra, politik ekonomi üzerine
sendikalı eğitimci kadrolara eğitim verilmelidir.
SENDİKAL YAPI ÜZERİNE EĞİTİM
Yeni örgütlenmiş, eğitim düzeyi geri olan işçi arkadaşa, ilk başta neden sendikalı olduğu, sendikaların nereden doğduğu düşüncesi verildikten sonra, kendi sendikasının yapılanması anlatılmalı, kavratılmalıdır.
ÇALIŞMA MEVZUATI ÜZERİNE
Bundan sonra işçiler, ülke genelindeki çalışma mevzuatı ve kendilerini ilgilendiren toplu iş sözleşmeleriyle işyeri anlaşmaları üzerine detaylı bir şekilde eğitilmelidirler.
TEKNİK EĞİTİM ÜZERİNE
Bu dönemde işçinin teknik konularda, mesela, ücretlerin saptanması,
saat başına ya da günlük olarak yapması gereken işin tespit edilmesi,
iş güvenliği, işyeri sağlığı... gibi konularda eğitim görmesi gerekir.
Buna, istenirse esnek çalışmanın kapsamı, hedefi ve somutta kendilerini
ilgilendiren konu üzerine eğitim de eklenebilir.
ETNİK SORUNLAR ÜZERİNE EĞİTİM
Temel eğitim görmüş işçilerin, ülke genelindeki nüfusun bileşimi,
bunların din, dil, ırk, mezhep farklılıkları karşısındaki tutumları
üzerine halkların kardeşliği temelinde eğitim gerekmektedir.
Sermaye sınıfının işçi sınıfını bölmek için din, dil, ırk, mezhep
farklılıklarını kullandığı, "böl-parçala-yönet" taktiğine başvurduğu
koşullarda, özellikle buna karşı işçi sınıfının birliği yönünde eğitim
şarttır. Irkçı, şoven kışkırtmalara karşı işçi sınıfının eğitimi özellikle
gereklidir.
İşçiler, ırkçılığa karşı eğitilmezse, gerçek sınıf dayanışmasının
sağlanamayacağı çok net olarak ortaya konulmak zorundadır.
Gerek Lastik-İş Sendikası'nın ve gerekse diğer sendikaların genelde
bu soruna çok yüzeysel yaklaştıkları tespit edilmek zorundadır.
Bu konularla ilgili olarak bilimsel araştırmalar yapmış insanların
fikirlerine de başvurularak ikna edici çalışmalar yapılmalıdır.
Aksi halde sendikada demokrat görünenlerin, dışarıya çıktıklarında
ya ırkçı şoven olacakları, ya da milliyetçi saplantılarla işçilerin
sınıf mücadelesine zarar verecekleri unutulmamalıdır.
ERKEK ŞOVENİZMİNE KARŞI MÜCADELE
"Kadın erkek elele, mücadeleye!" diye slogan atıp, hem sendikalarda
ve hem de toplumun ulaşılabilen tüm alanlarında, kadınların üretim
içinde ve sendikalarda eşit imkanlara sahip olması için mücadele etmeyenlerin,
mücadelede kadın erkek BİRLİKTELİĞİni sağlanması da mümkün olmayacaktır.
Örneğin DİSK-TEKSTİL Sendikası'nın, tekstil dalında örgütlediği binlerce
kadın işçiye rağmen; yönetim kurulunda kadınların ağırlıkta olmasını
bırakın, iki kadının bile bulunmaması, şubelerde neredeyse kadınların
olmaması, bu erkek şovenistlerinin kadına gerçek bakış açılarını ortaya
koymaktadır.
İşçilere, kadınların yaşamın her alanında erkeklerle eşit olduğu bilinci
verilmek zorundadır. Kadın işçiler için özel eğitim programları uygulanmalıdır.
Onların işyeri temsilciliklerine seçilmeleri, ya da sendikalarda örgütlenmesi
içinde görevler almaları teşvik edilmelidir
GENÇLİK
Bu konuda da sendikalar şimdiye kadar ayrımcı bir eğitime başvurmamaktadırlar.
Bu da, "Gençlik gelecektir!" şiarının yanından bile geçmediklerinin
ifadesidir. Her sendika, sınıf bilinçli her işçi, bu soruna mutlaka
gereken önemi vermeli ve genç işçilerin özel olarak eğitilmesi gerektiğini
akıldan çıkarmamalıdır..
Genç arkadaşlarımızın birçok konuda farklı yaklaşımlara, farklı yaşam
biçimlerine sahip oldukları gayet açıktır. Onlara özel eğitim imkanları
yaratılarak, onlardan hem öğrenilmeli ve hem de öğretilmelidir.
ULUSLARARASI ALANDA ORTAK EĞİTİM
Uluslararası alanda ortak eğitim, şimdiye kadar sendika bürokratlarının
kendi aralarında bir araya gelerek, güya sorunları tartıştıkları konferanslar
şeklinde gerçekleşmektedir. Bu konferanslar birçok halde, gerçekte
sendika bürokratları için turistik gezi, dinlenme aracı vb. olarak
kullanılmaktadır. Sendika bürokratlarının bu uluslararası toplantılarının
işçi sınıfına bir yararı olmadığı ve olmayacağı açıktır.
Gerçek anlamda sınıf mücadelesinin sorunlarının çeşitli uluslardan
işçilerin yanyana geldiği toplantılarda tartışılması, bilgi ve deneyim
aktarımı, birlikte eğitim mümkündür, yararlıdır, gereklidir. Planlı
bir şekilde, belli aralıklarla, değişik ülkelerden, öncelikle de sınıf
mücadelesinde öne çıkan işçilerin -örneğin önemli bir grev hareketine
katılmış olan işçilerin- biraraya gelerek ortak eğitimler yaptığı
bir pratik geliştirilmelidir.
Sermaye, uluslararası alanda işçi sınıfına saldırıyor. Sendika ağaları
da lafa gelince, bugün uluslararası sermayeye karşı, mücadelenin uluslararası
yürütülmesi gerektiğinden dem vuruyorlar. Pratikte, uluslararası mücadele
adına yaptıkları, genelde turistik toplantılarda laf üretmenin ötesine
geçmiyor. Türkiye'deki sendika bürokrasisinin ise, bu alanda hiçbir
girişimi yok. "Mücadele" dedikleri şeyin "uluslararası"
boyutunu, en iyi halde, uluslararası sendika federasyonlarının davetlisi
olarak katıldıkları genel kurullar vb. oluşturuyor.
Sınıf mücadelesi yürüten işçilerin birbirlerinden öğrenecekleri çok
şey vardır. Bu yüzden belli aralıklarla değişik ülkelerden işçilerin
ortak eğitimi, sendikal eğitim içinde yerini almak zorundadır.
Örneğin, esnek çalışma konusunda uluslararası deneyimler, bizim ülkemizdeki
uygulamaya göre çok daha kapsamlıdır ve daha eskiye dayanır.
Eğer, ülkemizde de bu uygulamaya karşı daha başarılı bir mücadele
vermek istiyorsak, o zaman, bu mücadeleyi bizden önce vermiş bulunan
ülkelerin sınıf bilinçli işçileriyle biraraya gelerek ortak konferanslar,
seminerler temelinde sorunları tartışarak onlardan öğrenmenin zamanı
gelmemiş midir? Geldiyse neden bunlar yapılmıyor?
Bu konular üzerine ciddi bir şekilde düşünülmeli, tartışılmalı yeni
perspektifler sunularak yaşama geçirilmelidir.
Bu anlamda, yeni bir perspektif, ne Emek gazetesinde; Lastik-İş istanbul
şubesinin planında görüldüğü gibi, ne sendikalarda, ne de başkalarında
görülememektedir.
Sınıf bilinçli işçiler bu işi de kendi ellerine almak zorundadırlar.
Sendikalar doğru bir eğitim konusunda zorlanmalıdır. Onların bunu
yapmadığı yerde eğitimin başka yol ve araçlarla örgütlenmesinin de
nasıl olabileceği tartışılmalı, çözülmelidir.
İŞ BAŞINA!
Bir Yeni Dünya İçin ÇAĞRI okuru.
24.03.1998
