ÖDP: Özgürlük ve demokrasiye
devrimsiz varma hayalinin partisi!
ÖDP, "1. Olağan Büyük Kongre ve Konferansı" nın Sonuç
Bildirgesi'nde kendini "Tüm dünyayı saran yeni sağ dalganın
yarattığı ortamda, sınıfsız, savaşsız ve sömürüsüz bir dünya kurma
umudunu yitirmeyen, geçmişte farklı sol-sosyalist çizgilerde mücadele
eden insanlarla aynı umudu taşıyan genç kuşakların birlikte kurdukları"
bir parti olarak tanımlamaktadır.
ÖDP burada, ÖDP'yi doğuran ortamı açık yüreklilikle tespit etmektedir:
ÖDP, gerçekten de "tüm dünyayı saran yeni sağ dalganın yarattığı
ortamda", bu ortamın bir ürünü olarak doğmuştur.
ÖDP, tüm dünyayı saran yeni sağ dalganın yarattığı ortamın etkisinde
kalarak sınıfsız, savaşsız ve sömürüsüz bir dünya kurma umudunu
yitirenlerin, sosyalizm maskesi kullanarak sosyalizmin tahribatına
girişen modern revizyonistlerin, Troçkistlerin, geçmişten farklı
sol-sosyalist çizgilerde mücadele eden bilumum devrim döneklerinin,
bu düzeni bazı reformlarla düzelterek kendilerine yer açma umudu
taşıyan genç kuşakların... bunların tümünün kurdukları bir partidir.
Sınıfsız, savaşsız ve sömürüsüz bir dünya kurma umudunu yitirmeyen,
bu hedefi gerçekleştirmek için mücadele eder. Bu da sömürücü sistemin
şu ya da bu tarafını onarmayı, bozuk tarafları düzeltmeyi merkeze
koyan bir mücadele hattında yürümekle olacak iş değil; sömürücü
sistemi bütün aygıtlarıyla proletarya önderliğindeki devrimle parçalamayı,
yerle bir ederek sömürücü sınıfların iktidarına son vermeyi ve proletaryanının
iktidarını kurmayı temel alan, işçi ve emekçi yığınları bu hedef
için örgütleyen bir mücadele hattına sahip olmak ve bunu pratiğe
aktarmakla olur. Sınıfsız, savaşsız, sömürüsüz bir dünya kurma umudunu
taşıyanların mücadele yolu budur. ÖDP, gerçekte ne böyle bir umuda,
ne böyle bir mücadele hattına sahiptir.
ÖDP bu sistemin reformlarla yaşanılabilir hale getirilmesi umudundadır
ve bu umuduna uygun bir mücadele hattına sahiptir. ÖDP, devletin
bozuk taraflarının düzeltilmesi için mücadele etmektedir. ÖDP'nin
"1. Olağan Büyük Kongre ve Konferansı"nda alınan kararlar
bunun göstergesidir. Sömürü sistemine temelden karşı olan tek bir
karar, bu sistemi tümüyle ortadan kaldırmaya yönelik bir ifade yoktur.
Tüm kararlar sistemin bazı bozuk yanlarını düzeltmeye yöneliktir.
Bir kaç örnek:
* ÖDP, "Ordunun, siyasal ve toplumsal olarak demokratik bir
düzenle bağdaştırılamayacak ayrıcalıklara sahip olduğunu, MGK aracılığıyla
ordu üst kademesinin devlet yönetiminin merkezi öğesi haline getirildiğini,
Silahlı Kuvvetler üst kademesine birçok konuda parlamento ve sivil
yargı denetiminden bağımsız, fiili karar alma imkanlarını sağladığını"
tespit ediyor ve bu işin çözümünü "Genelkurmay Başkanlığı'nın
Milli Savunma Bakanlığı'na bağlanmasında", "Türkiye'de
rejimin karar merkezinin parlamentoya taşınması, devletin organlarının
ve faaliyetlerinin parlamento eliyle denetlenmesinde" vb. görüyor.
ÖDP, sömürü sisteminin iktidar erki devlet ağının varlığından rahatsız
değildir. O, devlet organının andaki hiyerarşik konumlanışındaki
bozukluktan rahatsızdır ve bu bozukluğu düzeltmek için mücadele
etmektedir. Devlet aygıtındaki hiyerarşik bozukluk, sistemin başının
ağrısıdır, onu düzeltmek için mücadele etmek de sistemin kendi işidir.
ÖDP, kimi diğer sistem partileriyle aynı safta bu işe taliptir.
Sömürü sisteminin tümüyle ortadan kaldırılması için mücadele etmek
yerine, "Türkiye'de rejimin karar merkezinin parlamentoya taşınması,
devletin organlarının ve faaliyetlerinin parlamento eliyle denetlenmesi"
mücadelesini getirip koymak en iyi halde burjuva liberal bir siyasettir.
Bunu özgürlük ve demokrasi mücadelesi, evet devrimci mücadele olarak
göstermeye çalışmak sahtekarlıktan başka bir şey değildir.
* Kadınlarla ilgili karar bölümünde kadının, sistem içindeki yeri
ve sistemle çelişkilerini, konumu ve mücadelesini tartışmıyorlar.
Anlayışa bakın ki, kararın bir bağıntısında filan da değil; daha
en başta "Siyasal İslam ve kadınların özgürlüğü" kararın
başlığı olarak yerini alıyor. Kadınların mücadelesini düzeni pekiştirmede
kullanma hesabı içinde olan ÖDP'nin bu konudaki tavrına kısaca değinmek
istiyoruz.
ÖDP'nin, kadın sorununa ilişkin aldığı karar şöyle başlıyor: "Toplumdaki
bütün özgürlük alanlarını ve emekçilerin kazanımlarını tehdit eden
siyasal islam en doğrudan tehdidini kadınlara ve kadınların özgürlük
mücadelesine yöneltiyor. (...) ÖDP siyasal islamın bu tehdidine
karşı özgürlükçü laiklik anlayışı çerçevesinde ve erkek egemenliğinin
genel kuşatmasını da karşısına alan bir perspektifle mücadele eder."
ÖDP, İslamcı tehlikeyi önleme tedbirlerini tartışıyor, kadın sorununu
böyle bir noktaya getirip sıkıştırıyor. Önce kadın sorununu tartışsa
ve bir bağıntıda islamda kadının durumunu tartışsa bu anlaşılır
olur. Ama, ÖDP böyle yapmıyor, onlar için kadın sorunundan bahsetmek
islam ve kadın bağlamını tartışmaya çalışmaktan öte geçmiyor.
Okuyucu, "erkek egemenliğinin genel kuşatmasını da karşısına
alan bir perspektifle mücadele eder" diyen ÖDP'nin, hiç olmazsa
bu noktada sistemi karşısına alacağını, erkek egemen sisteme yönelen
bir tavrının olabileceğini merak etmiştir. Boşuna merak etmeyin,
öyle bir tavır sözkonusu bile değil...
Kararda tek bir cümlede daha "erkek egemen" kelimesi geçiyor,
o cümleki dert de şu:
"Hukuki kazanımları savunur; var olan yasalardaki her türlü
ayrımcılığın, erkek egemen unsurun tasfiyesi ve kadınların konumunu
ilerletecek yeni yasal kazanımlar için mücadele eder."
Burjuva demokratik talepler uğruna mücade bağlamında bu yanlış da
değil. Yanlış olan, sorunu bu noktada sınırlamak ve erkek egemen
sisteme ve onun türevlerine karşı mücadeleyi ortadan kaldırmaktır.
İş,"varolan yasalardaki her türlü ayrımcılığın, erkek egemen
unsurun tasfiyesiyle" bitecek kadar basit değil! ÖDP'nin yutturmağa
çalıştığı gibi erkek egemen unsurları ayıklamakla sorun çözümlenemez.
"Erkek egemen unsur", bu yasaların ufak tefek yanlarından
ibaret değil. Bu yasalar tümüyle erkek yasaları ve bunları tümüyle
değiştirmek gerekiyor. Yani, sorun sistem sorunudur, erkek egemen
sistemi değiştirmek gerekiyor. ÖDP'de böyle bir anlayışın izi bile
yok. Onlar, kadınları tehdit edenin siyasal islam olduğunu söyleyerek
kadın mücadelesini sistemin kuyruğuna takmaya çalışıyor. Oysa siyasal
islam olsun, "laik" olsun, ya da ÖDP'nin dediği "özgürlükçü
laik anlayışçılar" olsun hepsinin en açık ortak yanları erkek
egemenliğidir. Kadının kurtuluş mücadelesi yalnızca islamcılara,
Kemalistlere, burjuva liberallere... karşı yönelmekle yetinemez,
bu mücadele bir bütün olarak erkek egemen sistemi yerle bir etmeye
yönelmek zorundadır.
ÖDP, kadın mücadelesini, esas olarak kadınları siyasal islamdan
kurtarma mücadelesine indirgemektedir. Böylece, kadınlar bağlamında
aldığı kararda da ÖDP, kadınların kurtuluşu için mücadeleyi değil;
mevcut sistemi islamcı tehlikeye karşı kurtarmaya çalışıyor, bunun
projesini anlatıyor. ÖDP'nin kadın sorununa getirdiği çözüm, yasal
düzenlemelerle elde edilen bazı kırıntıların korunması ve bunların
geliştirilmesiyle sınırlanmaktadır. Bu da devrimcilikle, sosyalistlikle
alakası olmayan; burjuva sınırlar çerçevesindeki bir siyasettir.
* Biraz da, ÖDP'nin parlamento konusunda yuvarladığı bazı laflara
bakalım.
"ÖDP ve parlamento
Siyaset alanının toplumsal mücadele alanından kuşatılmasını hedefleyen
ÖDP, siyasal mücadele tasavvurunu parlamenter alanla sınırlamaz.
Ancak, bu durum, ÖDP'nin yerel ve merkezi yönetimlere ve parlamenter
mücadeleye ilgisiz kalacağı anlamına gelmez. ÖDP, bu zeminlerde
çekinmeksizin hareket edecek, iddialarını ulusal siyaset zeminlerine
aktarmak için elde olan bütün avantajları kullanacaktır."
Bu kadar lastikli lafları ancak özel eğitilmiş uzmanlar kurulu bir
araya getirebilir. Hem çok süslü laflar edeceksin, hem de söylediklerin
her yere çekilebilecek, her biçimde yorumlanabilecek türden olacak!
Siyasi çizgilerinin gereksiniminden dolayı ÖDP kadar bu yeteneği
gelişmiş siyaset az bulunur. ÖDP'nin hakkı da var, eğer böyle lastik
gibi esnek, top gibi yuvarlak lafları siyaset olarak kullanma becerisine
sahip olmasa her biri ayrı telden çalan bu kadar partili nasıl ikna
edilebilecek?!
Hem parlamenter mücadeleye fazla itibar etmediklerini, sadece bu
alanı kullanmak istediklerini; hem de siyasetin yapılabileciği tek
yerin parlamento olduğunu söylüyorlar. Koşullara göre bu her iki
pozisyonu da savunabilme imkanı yaratan bir söylem kullanıyorlar.
Şu siyasetin yarattığı avantaja bakın!
Ne yapıyor ÖDP?
Siyaset alanını toplumsal mücadele alanından kuşatıyorlar!
Tereyağından kıl çeker gibi siyaset alanı ayrı, toplumsal mücadele
alanı birbirinden ayrıldı!
Toplumsal mücadele alanı, tüm toplumun bulunduğu alan demektir.
Bir yer hem toplumsal mücadele alanı olacak, hem de siyaset alanı
başka yer olacak!!! Bu nasıl oluyor? Normalde olmaz ama, bu ÖDP
için kolay bir iş.
Toplumsal mücadele alanı denilen yerde çelik çomak oyunu mu oynanıyor?
Eğer orası toplumsal mücadele alanıysa, eğer orada toplumsal bir
mücadele veriliyorsa o zaman, o alan aynı zamanda siyasal mücadele
alanı, ÖDP'nin deyimiyle "siyaset alanı" olması gerekir.
ÖDP bunları birbirinden ayırıyor, siyaset alanını burjuva parlamentoyla
sınırlıyor. Parlamento da toplumsal mücadele alanı değildir!!! Böyle
saçma sapan bir düşünce olamayacağını ÖDP'de biliyor. Ancak o, işine
geldiği gibi kullanabilmek için bu tür tavırlar sergilemektedir.
Bununla, manevra alanını genişletmeyi, her yana kıvırabilmeyi hesaplıyor.
Her derde deva bir siyaset! Solcusuna da yeter, liberaline de!
Ama en iyisi bu kıvraklığa açıklık getirecek, bu kararın açılımının
ne olduğunu daha anlaşılır kılan ÖDP İstanbul İl Örgütünün tavrını
aktaralım:
"ÖDP toplumun bugün karşı karşıya bulunduğu sorunların mevcut
parlamento ve vesayet rejimi ile çözemeyeceği kanısındadır. Bu nedenle
ÖDP bir an önce adil, demokratik bir yasal düzenlemenin ardından
erken seçim yapılmasını savunuyor. Bu politika, aynı zamanda İstanbul
parti örgütünün önümüzdeki temel görevinin seçimlere hazırlanmak
olduğu anlamına geliyor." ("Meydanları boş bırakmadık",
ÖDP İstanbul İl örgütü Kongre çalışma raporu, 12-15 Eylül 1997)
ÖDP İl örgütü, partinin temel görevinin seçime hazırlanmak olduğunu
açıklıyor. Bu açıklama, karardaki hem öyle hem böyle kıvırtmasına
son veriyor. İstanbul İl örgütü çok açık olarak toplumun bugün karşı
karşıya bulunduğu sorunları bu hükümetin çözemeyeceğini, onun için
seçim olması gerektiğin savunuyor. Eğer kitleler ÖDP'yi seçer, parlamentoya
girerse bu sorunları çözecektir. Bu konuda da devleti karşısına
almıyor, bu hükümete olan güvensizliğini ifade ediyor. ÖDP, "bugünü"
beceriksiz yöneticilerin elinden kurtarmak için seçimi bir çıkış
olarak görüyor, bunun için de çalışıyor. Burjuva parlamentosunda,
burjuvazinin işlerini yapmak için didiniyor. Ama sırası gelince
sosyalizm için mücadele ettiklerini söylemekten de utanmıyorlar.
Peki herşeye rağmen, neden hala devrimcilik, sosyalistlikten dem
vuruyorlar?
Bunun tek bir anlamı var:
Kitleleri kandırmak!
ÖDP'liler daha çok demokrasi, özgürlük vb. laflar kullanarak kitleleri
kandırıyorlar. Sistemin bazı pis yanlarına karşı mücadeleyi esas
aldıkları halde, yaptıkları çalışmanın devrime hizmet ettiğini,
günümüzün sosyalizm çalışmasının gereğini yerine getirdiklerini
ifade ediyorlar. Şimdi demokrasi mücadelesi, bu iş halledildikten
sonra sosyalizm için mücadele! ÖDP işleri böyle sıraya koymuş.
Bu da aldatmacadır. Demokrasi sınıflarüstü değildir. Gerçek demokrasi
ya işçi, emekçi sınıflar için vardır, ya da sömürücü sınıflar için.
Sorun kimin, hangi sınıflar için demokrasi istediğini ortaya koymasına
bağlı olarak çözülecek bir sorundur. İşçi ve emekçi sınıflar için
demokrasi isteniyorsa, o zaman bu sorun gerçekte devrimin bir sorunudur.
Bu demokrasiyi isteyen devrim için mücadeleye sarılmak zorundadır.
Bu durumda demokrasi mücadelesi devrim mücadelesidir.
Bunun dışında bir demokrasi mücadelesi burjuva sınırlar içindeki
bir mücadeledir. Ve bu sistemde demokrasi gerçek anlamda yalnızca
sömürücü sınıflar için vardır. Bu demokrasinin biçimi ne olursa
olsun emekçi yığınlar üzerinde sermaye, iktidarının sürdürülmesinin
adıdır. Hem emekçi yığınlar için, hem de sömürü sınıflar için ortak
bir demokrasi olduğunu söyleyenler yalan söylüyor, burjuvazinin
hizmetinde iş yapıyor.
ÖDP emekçi sınıflar için demokrasi mücadelesi saflarında değil,
onlar burjuva demokrasisi mücadele alanındalar. Bu noktada da düzeni
savunuyorlar. Nereden tutarsanız tutun, ÖDP'nin her tarafı düzen
partisi.
