2821 SAYILI SENDİKA YASASI

Bu yazımızda 2821 sayılı Sendikalar Yasası üzerinde duracağız. Amacımız sadece yasal alanda "sendikaların kuruluşu, örgütlenmesi, faaliyeti ve denetlenmesi" konularında bilgi vermek, Sendikalar Yasası'nda işçi hareketinin uğrunda mücadele etmesi gereken talepleri bulup çıkarmak olacaktır. Bunu yaparken de Sendikalar Yasası'nın bütün maddeleri üzerinde değil, kimi önemli maddeleri üzerinde duracağız.
2821 sayılı Sendikalar Yasası sadece işçi sendikalarının "kuruluşu, örgütlenmesi, faaliyeti ve denetlenmesi" konularını düzenlemekle kalmıyor, aynı zamanda yasa işveren sendikaları ve konfederasyonlarının "kuruluşu, örgütlenmesi, faaliyeti ve denetlenmesi" konularını da düzenliyor. Bu yazıda işveren sendikaları üzerinde durmayacağız. Bizi öncelikle ilgilendiren işçi sendikalarının kuruluşu, örgütlenmesi ve faaliyeti olacaktır.

- - -
Kuruluş

Yasanın 2. maddesinde işçi ve işveren tanımı yapılıyor. Yasaya göre işçi "Hizmet akdine dayanarak çalışanlara denilir." Yasada yapılan tanımdan yola çıkıldığında, hizmet akdine dayanmayan milyonlarca işçiyi, işçi olmaktan çıkarmak gerekiyor. Yasanın mantığı da bu. Hizmet akdine bağlı olarak çalışmayan milyonlarca insan, Sendikalar Yasası'na göre işçi değil!!!
"Madde 3- İşçi sendikaları, işkolu esasına göre bir işkolunda ve Türkiye çapında faaliyette bulunmak amacı ile bu işkolundaki işyerlerinde çalışan işçiler tarafından kurulur. (...)
Bir işkolunda birden fazla sendika kurulabilir. Meslek veya işyeri esasına göre işçi sendikası kurulamaz. Sendikalar, tüzüklerinde belirtmek şartıyla ve genel kurul kararıyla şube açabilirler." (İş Yasaları, Petrol-İş Yayınları No: 47, sayfa 74)
Sendika; işkolu esasına göre, Türkiye çapında faaliyette bulunmak amacıyla, işkolundaki işyerlerinde çalışan işçiler tarafından kurulabilir. Herhangi bir işkolunda birden fazla sendika kurulmasına izin verilmesine rağmen meslek ya da işyeri esasına göre sendika kurulması yasaklanmıştır.
Sendikaların kuruluşu ile ilgili önceden izin alınması gerekmiyor. Fakat yasanın bütünlüğü ele alındığında sendika kurmak o kadar da kolay değil! Bütün zorlukları aşarak sendika kurulduğu takdirde, bu sefer de Toplu Sözleşme, Grev ve Lokavt Kanunu önünüze engel olarak dikilmektedir.
Sendikalar Yasası'nın 3. maddesinde, sendikaların kurulabilmesi için iki temel şart öngörmektedir. 1-İşkolu esasına göre olması, 2- işkolundaki işyerlerinde çalışan işçiler tarafından kurulması.
İşkolunun belirlenmesi
Yasa işkolunun belirlenmesi yetkisini Çalışma Bakanlığı'na vermiştir. Sendikalar Yasası'nın 4. maddesi işkolunun belirlenmesi ile ilgilidir.
"Madde 4- Bir işyerinin girdiği işkolunun tespiti çalışma bakanlığınca yapılır. Çalışma Bakanlığı tespit ile ilgili kararını Resmi Gazete'de yayımlar. (...)" (agk, sayfa 74)
Yasa aynı zamanda "işçi ve işveren sendikalarının kurabilecekleri işkolları"nı da belirlemiştir. Yasanın 60. maddesi bu konu ile ilgilidir. 60. maddede 28 işkolu sayılmıştır. Bunlar: 1- Tarım ve ormancılık, avcılık ve balıkçılık, 2- Madencilik, 3- Petrol, kimya ve lastik, 4- Gıda sanayii, 5- Şeker, 6- Dokuma, 7- Deri, 8- Ağaç, 9- Kağıt, 10- Basın ve yayın, 11- Banka ve sigorta, 12- Çimento, toprak ve cam, 13- Metal, 14- Gemi, 15- İnşaat, 16- Enerji, 17- Ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar, 18- Kara taşımacılığı, 20- Deniz taşımacılığı, 21- Hava taşımacılığı, 22- Ardiye ve antrepoculuk, 23- Haberleşme, 24- Sağlık, 25- Konaklama ve eğlence yerleri, 26- Milli savunma, 27- Gazetecilik, 28- Genel işler.
İşkolu esasına göre sendikaların kurulması düşüncesi yanlış değil. Fakat işkollarının belirlenmesinin Çalışma Bakanlığı'na bırakılması yanlıştır. Bu durum, sendikalar üzerinde devlet baskısının bir örneğidir.

Sendika kurucularında
aranacak nitelikler

"Madde 5- Sendika kurucusu olabilmek için; Türk vatandaşı, medeni hakları kullanmaya ehil ve sendikaların kurulacağı işkolunda fiilen çalışır olmak; kamu hizmetlerinden mahrum edilmemiş bulunmak; Türkçe okur-yazar olmak; zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, dolandırıcılık, hırsızlık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı suçlar ile istimal ve istihlak kaçakçılığı dışında kalan kaçakçılık suçlarından biriyle veya herhangi bir suçtan dolayı ağır hapis veya taksirli suçlar hariç toplam bir yıl veya daha fazla hapis cezasına hüküm giymemiş bulunmak; Türk Ceza Kanununun ikinci kitabının birinci babında yazılı suçlardan veya bu suçların işlenmesini aleni olarak tahrik etme suçlarından veya Türk Ceza Kanunun 312'nci maddesinin ikinci fıkrasında yazılı halkı; sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin veya düşmanlığı açıkça tahrik etme suçlarından veya Türk Ceza Kanunun 536'ncı maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında yazılı eylemlerle aynı Kanunun 537'nci maddesinin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarında yazılı eylemleri siyasi ve ideolojik amaçlarla işlemekten mahkum olmamak şarttır. (agk, sayfa 75)
Devlet sendika kurulmasını serbest bırakmıştır. Ancak madde 5'teki şartları yerine getirirseniz sendika kurucusu olabilirsiniz. Sendika kurucusu olabilmek için Türk devletine göre hiçbir suç işlememeniz gerekiyor!
Sendika kurucusu olabilmek için, illada bir şart aranacaksa, o da işçi olmak yeterli olmalı. Bu, Türk devletine yetmiyor. Amaç sendika kurulmasını engellemek olursa, bir dizi şart sıralanır!
Türk devletinin Anayasası'nda yazılanlar başka, uygulama başka olmaktadır. Bu gerçek Sendikalar Yasası bağlamında da geçerlidir.
Sendika kurulmasında ve faaliyet yürütmesinde, 5. maddeye göre sendika ağalarının "sahtecilik, zimmet" gibi suçları işlemeleri durumunda, yasa bunlara uygulanmamaktadır.
Mesela Demir-Yol İş Başkanı Enver Toçoğlu sahtecilikten hüküm giydiği halde görevine devam etmekte, Türk-İş Başkanlar Kurulu'nda yer almaktadır. Ya da DİSK'e bağlı Oleyis Sendikası Genel Merkez yöneticilerinin, işçilerin paralarını iç etmelerine rağmen, hiçbir şey olmamış gibi görevlerini sürdürmeleri yasanın sendika ağalarına uygulanmadığını göstermektedir.
5. madde bağlamında, sendika kurucularının sahip olması gereken nitelikler iptal edilmeli, kurucu olabilmek için işçi olmak yeterli olmalıdır.

Genel kurul

İşçi sendikası şubesi genel kurulu ile ilgili madde şöyledir:
"Madde 10- İşçi sendikası şubesi genel kurulu, üyelerden oluşur.
İşçi sendikası şubesinin faaliyet sahasındaki işyerlerinde çalışan sendikalı işçi sayısı beşyüzü aştığı taktirde şube genel kurulu delege esasına göre yapılır. Genel kurula katılacak delegeler, üyeler tarafından serbest, eşit, gizli oy, açık sayım ve döküm esasına göre ve sendika tüzüğündeki hükümlere göre seçilir. Şube genel kuruluna katılacak delege sayısı yüzden az ikiyüzelliden çok olmamak üzere sendika tüzüğünde belirlenir. (...)" (agk, sayfa 79)
Sendikanın genel kurulu üye sayısı bini aştığı takdirde delegelerden oluşmak zorundadır. Şubesi olan sendikanın, sendika genel kuruluna katılacak delegeleri, şubenin genel kurulunda seçilir.
Sarı ve gerici sendikalarda aynı sendika ağalarının yıllarca aynı görevi seçilerek yapmalarının hikmeti, bu sendika ağalarının ayak oyunlarında oldukça usta olmalarında yatmaktadır.
Madde 11 genel kurulun görevlerini belirlemektedir. Genel kurulun görevleri olarak sıralanan 13 maddeden 8. 11. ve 13. maddeler ilginçtir!
"8- Şube açma veya bu konuda yönetim kuruluna yetki verme, şubeleri birleştirme veya kapatma," (agk, sayfa 81)
Sendika ağaları genel kurul aracılığıyla kendilerine muhalefet eden şubeleri başka şubelerle birleştirebilir ya da kapatabilir. Yasa bu bağlamda sendika ağalarına böylece yardımcı olmaktadır.
"11- Feshetme," (agk, sayfa 81)
Genel kurul bir şubeyi feshedebilir.
"13- Delege seçiminde uyulacak esasların, Kanuna aykırı olmamak üzere düzenlenmesi." (agk, sayfa 81)
Genel kurul delege seçiminde uyulacak esasları da düzenleme hakkına sahiptir. Sendika ağalarının yapıştıkları koltukların sırrı burada da açığa çıkmaktadır.

Üyelik

"Madde 20- Onaltı yaşını doldurmuş olup da bu Kanuna göre işçi sayılanlar, işçi sendikalarına üye olabilirler. Onaltı yaşını doldurmamış olanların üyeliği Kanuni temsilcilerinin yazılı iznine bağlıdır." (agk, sayfa 87)
Ülkemizde milyonlarca çocuğun çalışmak zorunda bırakıldığı, bu anlamda çocuk emeği sömürüsünün yoğun olarak yaşandığı bir durumda, sendika üyeliğini onaltı yaş ile sınırlamak sorunu çözmüyor. Çocuk emeğinin sömürülmesine son verilmeli, çocukların çalıştırılması yasaklanmalıdır. Sendikalarda buna karşı mücadele edilmelidir.
"Üyeliğin kazanılması"
"Madde 22- Sendikaya üye olmak serbesttir. Hiç kimse sendikaya üye olmaya veya olmamaya zorlanamaz. İşçi veya işverenler aynı zamanda ve aynı işkolunda birden çok sendikaya üye olamazlar. Birden çok sendikaya üye olunması halinde, sonraki üyelikler geçersizdir. (...)
İşçi sendikasına üyelik, işçinin beş nüsha olarak doldurup imzaladığı ve notere tasdik ettirdiği üye kayıt fişini sendikaya vermesi ve sendika tüzüğünde belirlenen yetkili organın kabulü ile kazanılır. Üyelik başvurusu, sendika tarafından en çok otuz gün içinde reddedilmediği takdirde üyelik istemi kabul edilmiş sayılır. (...)" (agk, sayfa 89)
Yasaya göre sendikaya üye olmak serbesttir. Sendikaya üye olma ya da olmama bağlamında hiçbir işçi zorlanamazmış. Kağıt üzerinde böyle! Ama pratik farklı...
Sendikaya üye oldukları için işçiler işten atılıyor. Ya da işveren işçi alırken, aldığı işçiyi kendisiyle uyum içinde çalışan sendikaya üye yapabiliyor! İşverenin istediği sendikaya üye olmadığı durumda ise işçi işe alınmıyor.
Sendikalı olan işçiler ise binbir zorluğu göze alarak, direnerek bunu başarabiliyor.
Sendikaya üyelik noter tasdikini de gerektiriyor. Kısacası devlet sendikalara üye olunmasını engellemek için elinden geleni yapmış!
Üyelik bağlamında noter zorunluluğu kaldırılmalı, sendikaya verilecek üye kayıt fişi yeterli olmalıdır.
Üyeliği kesinleşen işçinin üye kayıt fişinin birer nüshası sendikaca onbeş gün içinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na, işyerinin bağlı bulunduğu Bölge Müdürlüğüne gönderilmesi zorunludur.

Üyeliğin sona ermesi

"Madde 25- Her üye önceden bildirimde bulunmak suretiyle üyelikten çekilebilir. Çekilme bildirimi noter huzurunda münferiden kimliğin tespiti ve istifa edecek kişinin imzasının tasdiki ile olur. Çekilme bildiriminin birer örneği noterlikçe en geç üç iş günü içinde ilgili işverene, sendikaya, işverenin bağlı bulunduğu Bölge Müdürlüğüne ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına gönderilir. Çekilme notere başvurma tarihinden itibaren bir ay sonra geçerlidir. Çekilenin bu bir aylık süre içerisinde başka bir sendikaya üye olması halinde yeni sendikaya üyeliği bu sürenin bitimi tarihinde kazanılmış sayılır." (agk, sayfa 90)
Sendikalar Yasası'na göre sendikaya üyelik ve çıkma noter tasdikini gerektiriyor. Yani üye olma ayrı bir dert, üyelikten çıkma ayrı bir dert! Sendikaya üye olmak kanunla zorlaştırılmış. Bu zorluklara rağmen, üye olmayı başaranlar, istifa etmek istedikerinde, aynı zorluk onları yine beklemektedir.
Örneğin, 1998 Eylül ayında metal işkolunda, faşist Türk-Metal Sendikası'nın MESS ile yaptığı toplu sözleşmeye tepki duyan binlerce işçinin, dalga dalga istifaları gündeme geldiğinde, sendikadan çıkmanın zorluğu bir kez daha görüldü. İstifanın noter huzurunda yapılması zorunlu olduğu için, işçiler ya topluca notere gittiler ya da noter işletmelere gelmek zorunda kaldı.
Gerek üyelik gerekse de üyelikten çıkma bağlamında noter zorunluluğu ortadan kaldırılmalı, üyelikte üye kayıt fişi, istifada yazılı istifa yeterli olmalıdır.

Sendikaya üyelik serbesttir!!!

"Madde 31- İşçilerin işe alınmaları, belli bir sendikaya girmeleri veya girmemeleri veya belli bir sendikadaki üyeliği muhafaza veya üyelikten istifa etmeleri veya sendikaya girmeleri veya girmemeleri şartına bağlı tutulamaz. (...)
İşçiler, sendikaya üye olmaları veya olmamaları, iş saatleri dışında veya işverenin rızası ile iş saatleri içinde, işçi sendika veya konfederasyonlarının faaliyetlerine katılmalarından dolayı işten çıkarılamaz veya herhangi bir nedenle farklı muameleye tabi tutulamazlar." (agk, sayfa 94)
Yasaya göre işçi sendikalı olduğu, sendika çalışmasına katıldığı gerekçesiyle işten atılamaz. Gerçekte ise işverenler bu yasaya uymamakta, çok rahat bir şekilde sendikalı oldukları gerekçesiyle işçileri işten atabilmektedirler, atıyorlar da.
Yasanın 31. maddesine uymayan işverenler hakkında tazminat ödeme zorunluluğu getirilmektedir:
"(...) İşçinin ücretinin bir yıllık tutarından az olmamak üzere bir tazminata hükmedilir. İşçinin iş Kanunları ve diğer Kanunlara göre haiz olduğu bütün hakları saklıdır. Ancak, bu fıkraya göre tazminata hükmedilmesi halinde, iş Kanunlarındaki kötü niyet tazminatı uygulanmaz." (aynı madde)
Bir yıllık ücret karşılığı tazminata göre, asgari ücretle çalıştırılan işçilere ödenecek miktar, patronların kârları gözönünde bulundurulduğunda devede kulaktır.
Bu bağlamda, ülkemizde bulunmayan işyeri güvencesi için mücadele etmeliyiz. Hiçbir işçi işten atılamaz! İşçi atan işverenlere ağır yaptırımlar uygulanmalıdır.

Sendikaların faaliyetleri

Sendikalar Yasası'nda sendikaların hangi faaliyetleri yapabilecekleri, hangi faaliyetleri yapamayacakları bir bir sıralanmış.
32. maddede sendikaların faaliyeti;
1- Toplu iş sözleşmesi yapmak,
2- Toplu iş sözleşmelerinde ilgili makama, arabulucuya, hakem kurullarına, iş mahkemelerine başvurmak,
3- Çalışma hayatı bağlamında çıkan sorunlarda işçileri temsilen dava açmak,
4- Greve karar vermek ve yönetmekle sınırlandırılmıştır.
33. maddede sendika ve konfederasyonların sosyal faaliyetlerinin neler olduğu sıralanıyor.
"Yasak faaliyetler"
Sendikalar Yasası'nda sendikaların hangi faaliyetleri yapamayacaklarıyla ilgili kanun maddesi şöyledir:
"Madde 37- Sendika ve Konfederasyonlar T.C. Anayasasının 14'üncü maddesindeki yasaklara aykırı hareket edemeyecekleri gibi yönetim ve işleyişleri Anayasada belirlenen Cumhuriyetin niteliklerine ve demokratik esaslara aykırı olamaz.
Sendika ve Konfederasyonlar, amaçları dışında faaliyette bulunamazlar. Siyasi partilerin ad, amblem, rumuz veya işaretlerini kullanamazlar.
Mahalli idareler ve milletvekili seçimlerinde aday olan sendika ve konfederasyon yöneticilerinin sendika veya konfederasyon organlarındaki görevleri, adaylık süresince askıda kalır. Seçilmeleri halinde görevleri son bulur." (agk, sayfa 98)
Konunun daha iyi anlaşılması için, madde 37'nin atıfta bulunduğu Anayasa'nın 14. maddesi şöyledir:
"MADDE 14- Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin bir kişi veya zümre tarafından yönetilmesini veya sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde egemenliğini sağlamak veya dil, ırk, din ve mezhep ayırımı yaratmak veya sair herhangi bir yoldan bu kavram ve görüşlere dayanan bir devlet düzenini kurmak amacıyla kullanılamazlar."
Sendikaların "bölücülük" yapması, düzeni yıkmayı hedeflemeleri, devrim istemeleri yasaklanmıştır. Sendikalar sadece 32. ve 33. maddede belirlenen faaliyetleri yürütebilir, bu faaliyetler dışında faaliyet yürütemezler.
Madde 39 ile "diğer temel yasaklar" başlığı altında; sendikaların ticaretle uğraşması, sendikaların elde ettikleri gelirleri üyeleri arasında dağıtması yasaklanmıştır. Grev sırasında sendikaların tüzüklerine göre üyelerine yapacakları yardım bu yasağın dışındadır.
Devlet uysal sendikalar istemektedir. Yasal düzenleme de bunun sağlanması için yapılmıştır. Kapitalistlerin sürekli büyüdüğü, işçilerin alım gücünün, ücretlerinin gerilediği bir durumda, bu durum sermayenin çıkarlarına uygundur. Ne de olsa devlet ve yasalar sermayenin çıkarlarını korumak için vardır!
Devlet uysal olmayan, yasaların dışına çıkan sendikaları kapatma hakkına sahiptir. Bu hak 58. madde ile verilmiştir:
"Madde 58- Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetinin varlığını tehlikeye düşürmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin bir kişi veya zümre tarafından yönetilmesini veya sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde eğemenliğini sağlamak veya dil, ırk, din ve mezhep ayrımı yaratmak amaçları güden veya bu yolda faaliyette bulunan sendika ve konfederasyonlar Cumhuriyet Savcısının istemi üzerine iş davalarına bakmakla görevli mahalli mahkeme kararı ile kapatılır.
Yukarıdaki fıkra uyarınca açılan davalar sebebiyle görevli mahkemeler yargılamanın her safhasında talep üzerine veya re'sen sendika veya konfederasyonların faaliyetlerinin durdurulmasına ve yöneticilerinin görevlerine son verilmesine karar verebilir. (agk, sayfa 108)
Burada da tekrar görüldüğü gibi devlet, uysal olmayan, yasal çerçevenin dışına çıkan, "bölücülük" yapan, devrim isteyen sendikayı kapatma hakkına sahiptir. İşçi sınıfı hareketinin geri olduğu koşullarda, yasal çerçeve de bilindiğinde devlet bunu yapabilir. Ancak yasalar aşılmaz, değişmez değildir. Güçlü bir işçi hareketinin olması, yasal çerçeveyi parçalar. Bu durumda yasaların geriliği, harekete set çekemeyecektir.

Yasal olarak işyeri temsilciliği

Yasada işyeri temsilcisinin tayini ve niteliği bağlamında da yasal düzenleme yapılmıştır. Bununla ilgili olarak 34. madde şöyledir:
"Madde 34- Toplu iş sözleşmesi yapmak üzere yetkisi kesinleşen sendika, işyerinde işçi sayısı elliye kadar ise bir, ellibir ile yüz arasında ise en çok iki, yüzbir ile beşyüz arasında ise en çok üç, beşyüzbir ile bin arasında ise en çok dört, binbir ile ikibin arasında ise en çok altı, ikibinden fazla ise en çok sekiz olmak üzere işyerinde çalışan üyeleri arasından işyeri sendika temsilcisi tayin ederek onbeş gün içinde kimliklerini işverene bildirir. Bunlardan biri baş temsilci olarak görevlendirilebilir." (agk, sayfa 96)
Yasa bir işyerinde çalışanların sayısına göre, işyeri temsilcisini tayin etme yetkisini sendikaya vermiştir. Günümüzde sendikalar yetki aldıkları işyerlerinde, işyeri temsilcilerini kendileri tespit etmektedir. Bu bağlamda savunulması ve talep edilmesi gereken işyeri temsilcilerinin sendikalar tarafından atanması değil, işçiler tarafından seçilmesi olmalıdır. Bu bağlamda yasa sendikalardan yanadır. İşçiler sendikaları zorladıkları, sırf bu bağlamda işyeri temsilcilerinin seçim yoluyla seçilmelerinin mücadelesini verdikleri koşullarda bunu gerçekleştirebilirler.

- - -

Bir bütün olarak Sendikalar Yasası değerlendirildiğinde, bu yasanın amacı sendikaların kurulmasını, örgütlenmesini, faaliyetlerini düzenlemek değil, sendikaların kurulmasını, örgütlenmesini, faaliyetlerini zorlaştırmak, engellenemedikleri noktada ise sendikaları işlevsiz hale getirmektir. Sendikalar Yasasının esas işlevi budur.

4 Nisan 1999