DAĞ FARE DOĞURDU:
İŞSİZLİK SİGORTASI ÜZERİNE...

57. Hükümet kimin hükümeti olduğunu icraatlarıyla çok iyi bir şekilde göstermeye devam ediyor!
17 Ağustos'ta deprem Marmara bölgesini vurdu. Binlerce kişinin ölümüne, yaralanmasına, yüzbinlerin sokakta kalmasına yolaçan deprem gündemin ilk sırasına yerleşti. Deprem herşeyi altüst etti.
Enkaz altında binlerce kişi bulunmasına, yüzbinler sokakta yardım beklemesine rağmen hükümetin, parlamentonun daha önemli işleri vardı!
Milyonların gözü, kulağı Marmara'yı vuran depremdeydi. 17 Ağustos depremi sonrası Marmara enkaz yığınına dönmüştü. Kimin umurunda! Onlar alelacele "Sosyal Güvenlik Reformu" olarak adlandırdıkları, mezarda emeklilik yasasını çıkarma telaşındaydılar. Hazır ortalık sakinken, doğal afet yoksulları vurmuşken, fırsat bu fırsat deyip mezarda emeklilik yasasını çıkarıverdiler.

Bir ucube:
İşsizlik sigortası!

Bu yazımızda "Sosyal Güvenlik Reformu" olarak adlandırılan yasa içerisinde yer alan İşsizlik Sigortası üzerinde duracağız.
İşsizlik sigortası: 506 sayılı SSK Kanunu kapsamında bir hizmet sözleşmesine dayalı bir veya birkaç işyerinde çalışan tüm işçilerle yine bu kanunun 20. maddesinde belirtilen sandıklara tabi olarak işçi statüsünde çalışanlar ve Türkiye'de çalışan yabancı işçileri kapsayacak. Halen çalışan sigortalı işçileri de kapsayacak olan işsizlik sigortası, çalışmayanlar için ise, işe girmeleriyle birlikte geçerli olacak.
İşsizlik sigortası priminde, prime esas aylık brüt kazanç üzerinden sigortalı yüzde 2, işveren yüzde 3, devlet yüzde 2 oranında pay verecek. Sigortalıların primlerini süresi içinde ve tam olarak ödememeleri halinde, ödenmeyen bölüme her ay için gecikme faizi uygulanacak. İşsiz kalmasından önceki son 120 gün prim ödeyerek sürekli çalışmışlardan, son üç yılda; 600 gün sigortalı çalışanlara 180, 900 gün sigortalı çalışanlara 240, 1080 gün sigortalı çalışanlara, 300 gün süreyle işsizlik ödeneği verilecek. İşçiye ödenecek işsizlik ödeneği aylık net asgari ücreti geçemeyecek.
İşsizlik sigortası 2000 yılının Haziran ayında yürürlüğe girecek ve primlerin toplanmasında SSK, diğer her türlü hizmet ve işlemlerin yapılmasında İş ve İşçi Bulma Kurumu sorumlu olacak.
İşsizlik Sigortası yasası kısaca böyle!
Bu yasanın tek tek maddelerini inceleyelim.
Yasa sadece bir hizmet sözleşmesine dayalı olarak, sigortalı çalışan işçileri kapsayacak. Bu ülkede milyonlarca işçinin, hizmet sözleşmesine dayalı olarak çalışmadığı, sigortalı olarak çalışmadığı bilinen bir gerçek. Bu milyonlarca işçinin patronlar tarafından sosyal güvenceden yoksun, sefalet ücretiyle hatta sefalet ücretinin altında çalıştırıldıkları da bilinen bir gerçek. Yasa bu işçileri görmezden geliyor, es geçiyor.
Aylık prim ödemede, brüt aylık kazanç üzerinden; işçi yüzde 2, işveren yüzde 3, devlet yüzde 2 pay verecek. Zamanında ve süresi içinde ödenmeyen primler için her ay gecikme faizi uygulanacak.
Maaşları ellerine geçmeden, işsizlik sigortası primi kesilmiş olacağı için, işçiler primlerini her ay zamanında ve süresi içinde ödeyecekler, ama aynı şeyi patronlar ve devlet için söylemek zor! Prim ödeme patronların ve devletin isteğine bağlı bırakıldığı için, canları ne zaman isterse o zaman ödeyecekler!
Bu meselenin bir yanı. Diğer yandan devlet; prim ödemesinde işçinin brüt aylık kazancını temel alırken, işsiz duruma düşen işçinin sigortasının ödenmesi konusunda sınır olarak sefalet ücretini temel alıyor. Yani işsizlik sigortası olarak adlandırılan şey, hiçbir zaman net asgari ücreti geçemeyecek. Net asgari ücret ise, 2000 yılına kadar 68 milyon 631 liradır!
Daha iyi anlaşılması için sorunu bir örnekle açıklayalım. Diyelim ki, sigortalı çalışan bir işçi aylık brüt 300 milyon maaş alıyor. Bu işçiden her ay işsizlik sigortası adı altında 6 milyon -yüzde iki üzerinden- kesilecek. İşveren yüzde 3 üzerinden, 9 milyon, devlet yüzde iki üzerinden 6 milyon pay verecek. Böylece toplam 6+9+6=21 milyon her ay işsizlik sigortası adı altında, işçinin işsizlik sigortası olarak birikmiş olacak. Burada işverenin ve devletin de sigortaya ödeyeceği paranın işçiden kesilen para olacağı da bilinmelidir.
Yasada işsizlik sigortasını alabilmek için, gerekli şartları yerine getiren işçi bir gün işsiz kaldığında, alacağı aylık para asgari ücreti geçemeyecek.
İşsizlik sigortasına sadece bu açıdan bakıldığında, adaletsiz olduğu, sadece gözboyamaya yaradığı açığa çıkmaktadır.

İşçi kaç gün prim ödeyerek,
işsizlik parası alacak?

Bu konuda durum şu:
Yasa:
* 600 gün prim ödeyenlere, 180 gün;
* 900 gün prim ödeyenlere, 240 gün;
* 1080 gün prim ödeyenlere, 300 gün süreyle işsizlik parası verilmesini öngörüyor.
En önemlisi ise; sigortalı işçinin 600 gün ya da 900 gün prim ödemiş olması yetmiyor. Toplam olarak 600 gün ya da 900 gün prim ödeyen işçi, otomatikman bu parayı alacağı anlamına gelmiyor. İşsizlik sigortası parasını alabilmek için işçinin belirtilen sürelerde prim ödemiş olmasının yanısıra, diğer temel şart ise, işsiz kalmadan önceki son 120 gün için de, yani son 4 aylık dönemde kesintisiz çalışmış olması, prim ödemelerinde aksatma yapmamış olması gerekiyor. Bir de bakarsınız ki, 600 gün ya da 900 gün çalışmışsınız, ama son günlerinizde kapı önüne konulmuş ya da primleriniz ödenmemiş olur! Olmaz demeyin. Burası Türkiye!
Türkiye gibi bir ülkede yaşıyor ve çalışıyorsunuz. Bir de işsizlik ödeneği alacaksınız. Bunun kolay olacağını mı sanıyorsunuz?!
Yasanın adı İşsizlik Sigortası! Adına değil içeriğine bakıldığında; işsizlik sigortasının verilmemesi için gerekli olan ne ise yapılmış!
Türkiye'de patronların sigortalı çalıştırdıkları işçilerin bile kimi sosyal haklara kavuşmasını engellemek için kendilerine göre bir takım tedbirler aldıkları biliniyor.
Örneğin kıdem tazminatı vermemek için, işçinin "bir yıl dolmadan işten çıktı ve yeniden işe girdi" şeklinde gösterilmesi; sigorta primlerini az ödemek için, asgari ücretle çalışmayan işçilerin asgari ücretle çalışıyor şeklinde gösterilmesi; işçinin aylık 30 gün sigortalı gösterilmemesi, bunun yerine 30 gün içinde 15-20 gün sigortalı gösterilmesi gibi uygulamalar yaygındır. Ayrıca örneğin sigorta primlerinin ödenmemesi durumunu da eklemek gerekiyor.
Yasaların patronların çıkarlarına göre düzenlenmiş olması, devletin patronların çıkarlarını gözeten bir yapıdan ibaret olması gerçeği ile birleştiğinde, İşsizlik Sigortası adı altında ortaya bir ucube çıkıyor!
İşsizlik Sigortası Yasası bir kandırmacadan ibarettir. Bu yasadan işçi sınıfının küçük bir bölümü faydalanabilecek, hizmet sözleşmesine dayalı olarak çalışmayan veya sigortasız çalışan büyük çoğunluk ise faydalanamayacaktır. İşsizlik sigortası için, işçilerden kesilen aylık primler ise devletin cebinde kalacaktır. Tıpkı zorunlu tasarruf fonunda olduğu gibi!
İşsizlik Sigortası adı altında güya işçiler düşünülmüş gösterilecek, gerçekte devlet kendisine yeni kaynak yaratacaktır.
Sonuç olarak; işçi sınıfının uğrunda mücadele etmesi gereken, herkese iş, tüm maliyetini patronların ödediği işsizlik sigortası, iş güvencesi gibi talepler olduğu yerde durmaktadır. Bu taleplerin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini belirleyecek olan da, sadece mücadeledir.

17.9.1999