ÇEVRE KATLİAMI SÜRÜYOR...
SIRADA UZUNGÖL VAR!

Fırtına vadisinin ardından, şimdi sırada Uzungöl var. Uzungöl de Türkiye'nin  yıllık elektrik enerjisi üretiminin binde 8'ini karşılayacak bir hidroelektrik santral için kurban edilmek isteniyor.

Santral için hazırlanan ve henüz onaylanmayan ÇED raporuna göre, projenin gerçekleşmesi için heyelan bölgesinde dinamitle 42 kilometre uzunluğunda tüneller açılacak. Projeye göre, Solaklı ve Baltacı derelerinin suları, yükleme tünelleriyle Çaykara'da kurulacak olan hidroelektrik santraline taşınacak. Bu arada Solaklı Deresi'nin tünellere alınan suları önce ara depolama olarak kullanılacak Uzungöl'e akıtılacak, ardından da sular Uzungöl'den tünellerle alınıp, Baltacı Deresi'nin sularıyla birleştirildikten sonra Çaykara'ya ulaştırılacak. Bu dereler üzerinde bulunan beş adet su alma yapısı ve bir baraj nedeniyle oldukça geniş sahayı kapsayan projenin tahmini yarıçapı ise 30 kilometre olacak.

Kendisi heyelan sonucu oluşmuş olan Uzungöl projeye göre 'doğal baraj' olarak kullanılacak. Hidroelektrik santralinin gerçekleşmesi için bölgede 59 bin 60 ağacın kesilmesi öngörülüyor. Yıllık bin megavat saat için 59 bin ağaç kesilecek!

MAPA İnşaat ve Ticaret A.Ş. tarafından Çaykara, Dernekpazarı, Hayrat ve Of ilçelerine Hidroelektrik Santralinin kurulması planlanıyor.

ÇED raporunda, yerin yaklaşık 500 metre altından gitmesi öngörülen tünellerin dinamit patlatılarak açılacak olmasının heyelana neden olmayacağı ileri sürülüyor. Santralin yapılacağı alan, kitometrelerce uzunluğundaki tünellerin yapılacağı bölge heyelan bölgesidir. Heyelan bölgesinde dinamit patlatmanın bir faciaya yolaçabileceği açık değil mi? Fakat sorun kar olduğu zaman, akan sular duruyor!

Ormanlık alanı ve doğal güzelliğiyle doğa harikası olan Uzungöl kar uğruna yokedilmek isteniyor. MAPA şirketi santrali yapacak, işletecek, sonra devlete devredecek. Böylece bölge de yokedilmiş olacak.

1989 yılında Tabiat Parkı statüsünde koruma altına alınan Uzungöl, 500 bin metrekarelik bir alanı kapsıyor. 1993 yılında Milli Park, 1998'de de SİT alanı ilan edildi. Gölde Alabalık ve Sazan balıkları yaşıyor. Proje alanında 73 endemik bitki türü bulunuyor. Proje sahası içinde yanlızca bu bölgede yaşayan hayvan türleri var. Sakallı Akbaba, Kızıl Akbaba, Kaya Kartal'ı ve Huş Tavuğu bu hayvanlardan bazıları. (Bütün bilgiler 28.11.1999 tarihli Radikal gazetesinden alınmıştır)

SİT alanı ilan edilen bölgelere, yerlere tek bir çivi çakılamayacağını mı zannediyorzunuz? Burası Türkiye! Yasal olarak güya SİT alanlarına dokunulması yasak. Fakat bunun da yolu var. Bizzat devletin kendisi koyduğu yasalara uymuyor, çiğniyor. Yasalar varsa, onlar sadece bu ülkenin emekçilerine uygulanmak için var. Sermayenin yüksek çıkarlarını korumak 'mülkü' korumak için var bu ülkede yasalar.

Bu ülkede nerede doğal kalmış bir alan varsa, oraya ya termik santral ya da hidroelektrik santrali kurulmak isteniyor. Kaz dağlarına Termik santral kurulmak isteniyor. Fırtına vadisine hidroelektrik santrali kurulmak isteniyor. Akkuyu'ya nükleer santral kurulmak isteniyor. Kemerköy'e termik santral kuruldu vb.

Doğal güzellikleri yoketmeden, çevreyi katletmeden bir dizi yerde hidroelektrik santrallerinin kurulması imkanı varken, illada nerede doğa harikası bir yer varsa oraya santral kurmak olacak şey değildir.

Olacak şey değil dediğimiz durum, bu düzende, bu devlette olağan bir durum halini alıyor. Çünkü bu sistem çevreyi düşünmüyor. Bu düzen insan öğesini düşünmüyor. Düşünülen tek şey para olmaktadır. Din iman para olunca, çevre hakgetire!

Oysa paradan daha önemli şeyler var. Çevre gibi. Üzerinde yaşayacağınız çevre yoksa, doğa yoksa istediğiniz kadar paranız olsun ne yazar!!

Kapitalizm doğanın kar uğruna talanı demektir. Barbarlık kural sınır tanımıyor. Barbarlığın alternatifi var. Sosyalizm! Kapitalizm dünyayı mahva sürüklüyor. Bu gidişe ancak sosyalizm son verebilir ve verecek!

16.12.1999