YAŞASIN KAMU EMEKÇİLERİNİN ÖRGÜTLÜ MÜCADELESİ!
Devlet işçilere, emekçilere ve tüm ezilenlere karşı saldırılarını pervasızca sürdürüyor. 57. Hükümet de öncekileri gibi sermaye düzenini temsilen, sözcüsü olduğu sermayedarların ve rantiyerlerin çıkarına, emekçilerin zaten dayanılmaz yaşam standartlarını daha da düşürmek için harıl harıl çalışıyor. Özelleştirme, kitlesel işsizlik, işi olanların iş güvencesinin olmaması, emekçilerin aleyhine esneklik, Uluslararası Tahkim, Sosyal Güven(siz)lik Reformu, mezarda emeklilik, vs. vb. yetmiyormuş gibi, bir de Avrupa Birliği'ne girmek ve İMF'den düşük faizli kredi alabilmek için gerekli olan tasarrufları da yine emekçilerden çıkarmayı hedefliyor. Bu da yetmiyor, bizzat sermaye devletinin sorumlusu olduğu depremin felaketli sonuçlarını bahane ederek, yeni zamlar ve vergilerle halkı daha büyük bir yıkıma sürüklüyor.
Devletin kamu emekçilerine 2000 yılı için öngördüğü ücret zammı ilk altı ay için %15, ikinci altı ay için % 10 ! Bu oranlar neye göre belirlendi? Sözde 2000 yılı için beklenen (hedeflenen) enflasyon oranına göre! Bunun bir kandırmacadan başka birşey olmadığı artık bu ülkede yaşayan herkes tarafından malum. Öyleyse bu sözde beklenen enflasyon oranında ücret artışı -gerçekte ise reel ücretlerdeki düşüş- ne anlama geliyor? Daha fazla sefalet, daha fazla yoksulluk, daha fazla ek gelir elde etmek için ek iş arama, kısacası daha fazla sömürü, daha fazla ücret köleliği!
Kamu emekçileri sömürünün daha fazla katmerleştirilmesi ve çekilemez hale gelmesine karşı haklı tepkilerini ortaya koydular, koyuyorlar. Kamu emekçileri KESK'in öncülüğünde bölgesel mitingler, merkezi Ankara mitingi ve arkasından bir günlük iş bırakma eylemini gündeme aldı ve uygulamaya geçiriyor. Bu eylem takvimi her ne kadar genel suskunluk içerisinde olumlu bir adım olsa da yeterli değil. Yıllardır kamu emekçileri militanca eylemler de koyarak sefalet ücretlerine karşı, baskılara karşı ve grevli toplusözleşmeli sendika hakkı için mücadele ettiler. Sonuç, devlet yine de istediği sefalet ücretlerini dayattı ve Kamu emekçilerinin grevli toplusözleşmeli sendika hakkına karşı sahte sendika yasası dayatmasıyla karşılık vermesi şeklinde oldu.
Kamu emekçilerinin militanca mücadeleleri sendikadaki reformist taktiklerle yorgunluğa ve bıkkınlığa terkedilerek frenlendi ve yavaşlatıldı. Bu anlamda sendika, kamu emekçilerinin haklı militanca tepkilerini daha da ileri götürecek, ona daha da ivme kazandırarak ileri devrimci perspektifler sunma yerine, kah emekçilerin 'geri' bilinç düzeylerini bahane ederek, kah hassas ortamı bahane ederek, kitlenin hareketliliğini frenledi, kitledeki mücadele azmini daha da gerilere çekti, kitle kuyrukçuluğu siyaseti yaptı.
Bu, 20/21 Kasım'da yapılan bölgesel mitinglerdeki katılımın düşüklüğü ve kitledeki coşkunun azlığında açıkça görüldü. Bundan, reformist siyasetlerle mücadelenin geliştirilemeyeceği, tam tersine daha da geriye çekileceği, var olan bir mücadele dinamiğinin, potansiyelinin iyice eritileceği sonucu çıkar. KESK eylemlerinin şimdiye kadarki gelişim çizgisi bunu gösteriyor. Kuşkusuz hiçbirşey elde edilmedi değil, ama varolan potansiyel hem kısmi hakların elde edilmesi ve savunulması için yeterince değerlendirilmedi, hem de emekçilere daha ileri bir bilinç, bu sömürü ve kölelik düzeninin temellerini sorgulayan bir bilinç götürülmedi.
Peki ne yapmalı? Birincisi, kamu emekçileri geri taleplerle, kısmi taleplerle yetinmemeli, daha ileri giderek sefaletlerinin temelini, faşist devleti, sömürücü ücretli kölelik düzenini temelden sorgulamalıdırlar. İkincisi, kamu emekçileri mücadelelerini -kısmi haklar için olanları da- ücretli köleliğin bir devrimle ortadan kaldırılması temel perspektifiyle yürütmeli, bu temelde örgütlenmeli. Üçüncüsü, kamu emekçileri mücadele biçimlerini düzeni fazla rahatsız etmeyecek biçimde değil, onu rahatsız edecek, zorlayacak şekilde belirlemeli ve hayata geçirmeli. Dördüncüsü, kamu emekçileri mücadelelerini diğer emekçi ve ezilen kesimlerin mücadeleleriyle birleştirmelidirler.
Çözüm reformizmde değil, devrimde!
Çözüm ücretli kölelik sistemi içinde değil,
çözüm sosyalizmde!
