Din Üzerine
Geçmişte olduğu gibi günümüz dünyasında da din insanların büyük
çoğunluğunun düşünce ve tavrını etkilemekte, belirlemektedir. Geçmişte
de, günümüzde de din, hakim sınıflar tarafından milyarlarca insanın
uyuşturulması ve birbirlerine düşman edilmesinde; hakim sınıfların
çıkarları için insanların birbirlerine kırdırılmasında kullanılmıştır
ve kullanılmaktadır. Bugün de dünya üzerinde yürüyen savaşlarda
din çok önemli bir rol oynamaktadır. Ardında çıplak kapitalist çıkarlar
durmasına karşın, bu çıkarlar burjuvazinin ve her türden gericilerin
planlı din propagandası ve kışkırtmalarıyla perdelenmekte; insanlar
sözümona din, kitap, tanrı vs. uğruna birbirine düşürülmektedir.
Din, yükselen milliyetçilikle birlikte son on yılların en gelişen
ve taban toplayan akımlarından brisidir. Bu tüm dünyada olduğu gibi
Türkiye'de de böyledir. Bir yandan kitleler din afyonu ile uyuşturulurken
diğer taraftan da hakim sınıfların çeşitli kesimleri kendi aralarındaki
zıtlaşmada kitleleri din temelinde harekete geçirmektedirler.
Ülkemizde çok uzun bir dönemden beri din tüccarlığı temelinde gelişen
siyasal islam ile sözümona "laik" görünen Kemalistler
arasında kıyasıya bir kapışma sürmektedir. Kemalistler sözümona
din istismarına karşı mücadele ettiklerini söylemekte, din işleri
ile devlet işlerinin ayrılmış olduğunun propagandasını yapmaktadırlar.
Bu büyük bir ikiyüzlülüktür. Bugün dini devletin emri altında kitleleri
yönlendirmede bir araç olarak kullanan bu "laik" kemalistlerdir.
80 bin kişilik çalışanıyla, bütçeden aldığı çok yüksek paylarla
Diyanet İşleri Başkanlığı kemalist kesimin din tekelini elinde bulundurmanın
baş aracıdır.
Günümüzde burjuvazinin kendi çıkarları için kitleleri harekete geçirmek
görevi yanında din, işçilerin, emekçilerin barbarlığa karşı mücadelesini
de törpülemenin ve sınıf mücadelesini perdelemenin en büyük araçlarından
birisidir. Vaadedilen sahte cennetlerle "hak alma" mücadelesini
ölümden sonraki "dünyaya" havale eden ve kitleleri tevekküle
sevkeden din bu yeryüzünde "cennetin", yani baskısız,
sömürüsüz, ezensiz, ezilensiz bir yaşam yaratmanın en büyük engellerinden
birisidir.
Dinin gerçek işlevinin ne olduğunu kavrayan komünistler dine karşı
bilimsel temelde bir mücadeleyi görev olarak önlerine koymuşlardır.
Bilimsel sosyalizmin kurucularından Marx ve Engels dinin kitleleri
uyuşturan ve sömürü sisteminin devamına hizmet eden bir afyon olduğu
gerçeğini ortaya koymuşlardır.
Onları izleyen Lenin, çeşitli dönemlerde kaleme aldığı makalelerinde
dinin kitleler üzerindeki köklü etkisine karşı mücadelenin gerekliliğine
dikkat çekmiştir.
Bu sayımızda okunmasını önerdiğimiz kitap Lenin'in din üzerine çeşitli
dönemlerde yazdığı makalelerden bir derlemedir. Lenin bu derlemede
sadece dinin kitleler üzerindeki etkileri ve ona karşı mücadelenin
gerekliliğini vurgulamakla kalmamakta; O, aynı zamanda dine karşı
mücadelenin nasıl yürütüleceği konusunda da yol göstermektedir.
Lenin'in gösterdiği gibi din öyle bir illettir ki; ona karşı sürekli
bir mücadele gereklidir. Onun etkisinin yer yer mücadele ile kırılmış
bile olsa, yeniden canlanma potansiyelini içinde taşımaktadır. Özellikle
devrimci mücadelenin gerilediği dönemlerde din yeniden canlanabilmekte
ve salt geri kitleler üzerinde değil, toplumun en ileri kesimlerinin
üzerinde; hatta devrimciler üzerinde dahi etkide bulunmaktadır.
Günümüzde dinin parlayan gerici akımlardan biri olduğu bilinciyle
ona karşı mücadelenin bilinçli ve bilimsel bir temelde örgütlenmesi
görevi büyük önem kazanmaktadır. Bu nedenle İnter Yayınları arasında
yayınlanan Lenin'in "Din Üzerine" başlıklı kitabı çok
önemli bir ihtiyaca cevap vermektedir.
Bu kitabı okuyun!
Ekim 2000
