ÇEVRE İLE UYUMLU ALTERNATİF BİR ENERJİ TÜRÜ:

Jeotermal Enerji

21. yüzyıl insanlık için felaketler yüzyılı olacak! Bu bir kehanet değil. Bu gidişe dur denilmediği sürece, doğanın değişen dengesine bağlı olarak başlayan felaketler artarak sürecek. Doğanın dengesini bozan kâr uğruna sınır tanımayan kapitalizmdir. Kapitalizm kendisi ile beraber yerküreyi yokoluşa doğru götürüyor.
Çanlar çoktan çalmaya başladı bile...
Sera efekti sonucu ozon tabakası delindi. Delik giderek büyüyor. Ozon tabakasının delinmesine yolaçan gazlar hâlâ üretilmeye devam ediliyor. Yine sera efekti sonucu dünyanın ısısı artmaya devam ediyor. Kasırgalar, fırtınalar, seller bunun sonucu. Kuzey kutbunda ve Antarktika kıtasında buzullar erimeye başlıyor. İklimler değişiyor. Yazın ortasında kışı, kışın ortasında yazı yaşıyoruz. Ormanlar yokediliyor. Erozyon giderek yaygınlaşıyor vs.
Çanlar çalmaya devam ediyor...
Başka dünya yok! Emperyalist burjuvazi kâr uğruna sınır tanımaz barbarlığı sonucu yerküreyi mahva sürüklüyor. Bunu bilen ve gören burjuvazi, "Başka gezegenlerde hayat var mı?" sorusuna yanıt bulmak için araştırmalar yapıyor, milyarlarca dolar harcıyor. Gelecekte uzayda yaşamak için uzay istasyonları kuruyor.
Bütün bunlar herhalde "büyük insanlık" için değil!
Ama bu gidişe son vermek "büyük insanlığın" elinde. Unutmayalım yerkürenin insanlara ihtiyacı yok. İnsanlar olmadan önce de yerküre vardı!
Bu yazıda alternatif bir enerji türü olan jeotermal enerji üzerinde durmak istiyoruz.

JEOTERMİ YA DA JEOTERMAL NEDİR?


Jeotermi ya da jeotermal -biz jeotermal olarak kullanacağız- yerküredeki sıcaklık değişimlerinin incelenmesi ya da magmanın derinliklerinden doğan ısı enerjisine verilen addır. Yerkürenin belirli yerlerinde farklı sıcaklıklara rastlanır. Bunun nedeni jeolojik yapıya bağlı olarak magmanın yerkürenin daha üst tabakalarına çıkıp çıkmamasıdır. Bazı volkanik bölgelerde birkaç yüz metre derinlikte 200OĞ 300o C sıcaklıklara rastlanır. Bu ısı kaynaklarının, yani jeotermalin kullanılabilmesi için, bu kızgın tabakalara su akımının olması gerekir. Yine jeolojik yapıya bağlı olarak kızgın kayaların alt tabakaları geçirgen değilse civardan gelen su akıntıları burada toplanabilir. Jeotermal kaynağı sayesinde basınç altında kızgın buhar haline gelen yeraltı suları yerkürenin zayıf noktalarından yeryüzüne fışkırabilir. Bu kızgın buharlar sanayide, seracılıkta ve kentlerin ısıtılmasında kullanılabilir. Elverişli olanlardan doğrudan elektrik enerjisi de üretilebilir. (Bkz. Büyük Ansiklopedi. Cilt 7, sayfa 2690)
Jeotermal enerjiyi üretmeye, yaratmaya gerek yoktur. Bu enerji yerkabuğunun altında çeşitli değişimler sonucu kendiliğinden oluşmaktadır. Türkiye bu enerji türüne sahip olma açısından zengin bir ülkedir. Türkiye dünyada sahip olduğu jeotermel enerji kaynakları açısından değil, ama şu anda kullandığı 793 megawatt (MWt) ile dünyada 5. ülke konumundadır. Sahip olduğu jeotermal potansiyeli kullanması durumunda dünyada birinci ülke konumuna yükselmesi mümkün.

TÜRKİYE'DE JEOTERMAL ENERJİ


Mevcut jeotermal kuyu ve kaynaklara göre Türkiye'de kesin ispatlanmış jeotermel potansiyeli 2490 MWt'dir. Muhtemel teorik jeotermal potansiyeli ise 31.500 MWt'dir.
Türkiye'de jeotermal potansiyel başlıca kullanım alanı merkezi konut ısıtmacılığı ve kaplıca amaçlı olarak kullanılıyor. Günümüzde Türkiye'de ortalama 51.310 konut eşdeğeri jeotermal ısıtma yapılmaktadır (466 MWt). Ayrıca 194 adet kaplıcada jeotermal akışkanlar balneolojik amaçlı (ılıca-hamam terapisi amaçlı) kullanılmaktadır (327 MWt). Böylelikle Türkiye'deki jeotermal doğrudan kullanım kapasitesi 793 MWt olmaktadır. Türkiye'nin tek jeotermal elektrik üretim uygulaması ise 20 MWt kurulu güce sahip Denizli Kızıldere Jeotermal Elektrik Santralı'dır. Bu santrale entegre olarak ve santralın atığı olan karbondioksiti değerlendirerek yılda ortalama 120.000 ton sıvı karbondioksit ve kurubuz üretimi yapan fabrika bulunmaktadır. Bu tesis kendi alanında dünyada ilk ve tektir.
Türkiye'de şehir bazındaki mevcut jeotermal merkezi ısıtma sistemleri Gönen 3400 konut, Simav 3000 konut, Kırşehir 1800 konut, Kızılcahamam 2500 konut, İzmir Balçova-Narlıdere 10775 konut, Sandıklı 1600 konut, Afyon 4000 konut, Kozaklı 1000 konut, Diyadin 400 konuttan ibarettir.
Çevre Bakanlığı tarafından yapılan bir araştırmaya göre; Türkiye'de yılda 159 bin 750 konut jeotermal enerjiyle ısıtılabilir. Jeotermal enerjiyle yapılacak ısıtma maliyeti doğalgaza oranla yüzde 44, ithal kömüre göre yüzde 65 daha ucuz olmaktadır. Çevre Bakanlığı Türkiye'de 41 sahada jeotermal enerjiyle toplam 159 bin 750 konutun ısıtılmasının mümkün olduğunu belirlemiş. Konutların jeotermal enerji ile ısıtılmasının maliyeti yılda yaklaşık 31 bin dolar, doğalgazla ısıtılmasının maliyeti 56 bin dolar, ithal kömürle ısıtılmasının maliyeti ise 91 bin dolar olarak (3 Eylül 2000, Radikal) hesaplamış.
Jeotermal enerji yatırım ve işletme açısından diğer fosil kaynaklı enerji türleriyle karşılaştırıldığında çok daha ucuzdur. Fakat bu enerji türünün ucuz olması, alternatif olmasını da beraberinde getirmiyor. Kapitalizmde işler başka şekilde yürür! Jeotermal enerjiyi kapitalistler çok kârlı bir alan görselerdi, kimsenin kuşkusu olmasın, bu alanı çoktan fethederlerdi. Fakat bu enerji türü kapitalistlere kârlı gelmediği için bu enerji türüne gerekli yatırımlar yapılmıyor. Bu enerji türü ile yüzbinlerce konutu ısıtmak, aydınlatmak mümkün.
Fosil yakıtlar (petrol, doğalgaz, kömür) kapitalistler için kârlı olduğu için, onlar bu enerji türlerine yatırım yapıyorlar. Bu enerji türleri çevre için zararlıdır. Zararlı olmaları kapitalistleri ilgilendirmiyor. Onları ilgilendiren tek şey gelen ve gelecek olan tatlı kârlardır!
Bu durum, fosil yakıt olmayan, fakat çevre için zararlı olan nükleer enerji için de geçerlidir. Hakim sınıflar şimdilik nükleer santralı ertelediler. Nükleer santral inşa etmek, elektrik üretmek, üretilen elektriği dağıtmak ve satmak da emperyalist tekeller ve onların işbirlikçileri için tatlı kârların olduğu bir alandır.

ÇEVRE AÇISINDAN
JEOTERMAL


Jeotermal enerjide karbondioksit emisyonu sıfıra yakındır. Karşılaştırma açısından sera etkisi yaratan karbondioksit CO2 emisyon değerleri kWh başına; kömürde 900-1300 g, doğalgazda 500-1250 g, güneş enerjisinde 20-250 g, rüzgar enerjisinde 20-50 g, jeotermal enerjide 20-35 g'dır. (Veriler TMMOB Makina Mühendisleri Odası'nın "Mühendis ve Makine" isimli aylık yayın organının Haziran 2000 tarihli, 485 nolu sayısından alınmıştır.)
Bu bağlamda Çevre Bakanlığı'nın yaptığı araştırmaya geri dönersek; 159 bin 750 konutun ithal kömür kullanılarak ısıtılması durumunda 11 bin 167 ton kükürtdioksit, yerli kömür ile ısıtılması durumunda ise yılda 55 bin 913 ton kükürtdioksit emisyonu oluşmaktadır. Doğalgaz kullanımında kükürtdioksit emisyonu oluşmamakla birlikte, önemli miktarda azotoksit emisyonu oluşmaktadır. (3 Eylül 2000, Radikal)
Bu veriler bize çevre ile uyumlu, çevreye zararlı olmayan enerji türlerinin hangileri olduğunu görme imkanını da vermektedir. Jeotermal enerji başta olmak üzere, güneş, rüzgar enerjileri çevre ile uyumlu enerji türleridir.
Toparlarsak jeotermal enerji:
* Suyun aynı kaynağa geri gönderilmesi ile hem kaynağın beslenmesi, basıncın sürmesi sağlanmakta, hem de çevre kirliliğinin önüne geçilmektedir.
* Yakıt yakılmadığından, azot emisyonu oluşmaz. Sülfür dioksit ve karbondioksit emisyonu çok düşüktür.
* Binari jeotermal santraller sayesinde gaz emisyonu hiç bulunmamaktadır.
* Binari jeotermal santraller ile yüzeye akışkan atılmamaktadır.
* Santraller az alan kaplamakta ve çevre görüntüsünü bozmamaktadır.

ÇÖZÜM VAR!


Doğa ile uyum içinde, çevrenin öneminin bilincinde, temel dürtüsü toplumun giderek artacak olan maddi ve manevi ihtiyaçlarını gidermek olan bir yaşam, bir toplum mümkündür. Bu toplum sosyalist toplumdur!
Çevre alanında yaşanan kapitalist barbarlığa ancak sosyalizm son verebilir. Kapitalizmin kendisiyle beraber dünyayı yoketmesini istemiyorsak, bu gidişe son vermek için bilinçlenelim, örgütlenelim.
Çağrımız dünyayı kurtarmaya, kurtarılacak dünya üzerinde yeni bir dünya kurmayadır.

12 Ekim 2000