Enternasyonal Liga tartışmaları hakkında notlar

Halkların Mücadelesi Enternasyonal Ligası'nın kuruluşu aslında Aralık 2000 için planlanmıştı. Marksist-Leninist Parti ve Örgütlerin Uluslararası 6. Konferansı'nda böyle bir liganın kurulma inisiyatifi selamlanmıştı. MLPD'nin (Marxistische-Leninistische Partei Deutschland - Almanya Marksist-Leninist Partisi) merkezi organı "Kızıl Bayrak"ın Şubat 2000 tarihli sayısında FKP Merkez Komitesi Üyesi Jose Maria Sison, kendisi ile yapılan bir röportajda, kendisinin "Uluslararası Liga"nın kurulması inisiyatifine sahip olduğunu açıklamış ve bu Liga'nın amaçları hakkında bilgi vermişti. "Kızıl Bayrak"ın "Bu Liga'ya kimler üye olabilir?" sorusuna Sison'un verdiği cevap şöyleydi:
"Her ülkedeki kitlelerin tüm birlikleri (kitle örgütleri, ittifaklar veya kurumlar) Liga'nın amaçlarının kimileri kendilerini ilgilendiriyorsa, Liga'ya üye olmak için müracat edebilirler."
Yani, böyle bir Liga'nın kurulması için inisiyatif koyanlar açısından, bunun için bir "İnisiyatif Komitesi" oluşturanlar açısından, Liga'nın antiemperyalist, demokratik kitle örgütlerini kapsayan bir örgüt olarak düşünüldüğü açıktı.
Fakat görünen o ki, tam da Liga'nın karakterinin ne olması gerektiği konusunda değişik düşünceler de vardı, vardır.
24 Ağustos 2000 tarihli bir Internet açıklamasında Liga Kurucu İnisiyatif Komitesi, partilerin Liga'ya üye olması konusunda şu tavrı takındı:
"1. Halkların Mücadelesi Enternasyonal Liga'sı (HMEL) her tür siyasi partiden, hükümet organlarından, dinsel örgütten -bu örgütlerin üyeleri katılımcı kitle örgütlerinin delegasyonlarında yer alsalar bile- bağımsızdır.
2. HMEL şimdiye kadarki tüzük taslağında da ortaya konduğu gibi antiemperyalist demokratik bir niteliğe sahiptir.
3. HMEL geniş kapsamlı ve partili olmayan bir kitlesel niteliğe sahiptir, ve partili olmayan niteliğinin altını çizmek için partileri katılmaya davet etmemelidir, o böylece aynı zamanda partileri değerlendirme yükü ve sorumluluğundan da kurtulacak ve katılan kitle örgütleri arasında ortak antiemperyalist dayanışma temelini de güçlendirecektir."
Alman örgütü MLPD kendi merkezi yayın organı "Kızıl Bayrak"ta İnisiyatif Komitesi'nin bu tavrına karşı bir polemik başlattı. 36/2000 sayısında MLPD Merkez Komitesi Üyesi Peter Borgwardt imzalı "Kurtuluş için Enternasyonal Liga'nın hazırlanmasında önemli bir aydınlanma süreci" başlıklı; ve 37/2000 sayılı "Kızıl Bayrak"ta da MLPD Merkez Komitesi Üyesi Stefan Engel imzalı ve "Enternasyonal Liga'nın MLPD tarafından desteklenmesi için gerekli kıstaslar" başlıklı yazılarda, Sison ve Kurucu İnisiyatif açıkça adı verilerek eleştirilmese de, onun savunduğu pozisyonlara karşı açık polemik yürütülüyor. Bu yazılarda dolaylı polemikler, açıkça ortaya konmayan siyasi suçlamalar ve sis perdesi ardına gizlenmiş imalar var.
Bizim yukarıda sözünü ettiğimiz Internet açıklamasında, İnisiyatif Komitesi aynı zamanda "daha iyi örgütsel imkânlar nedeniyle ilk uluslararası toplantının yerinin Almanya'dan Benelux ülkelerine kaydırıldığı" bilgisi veriliyor. Liga'nın ilk enternasyonal toplantısının (kuruluş toplantısı) tarihi olarak aslında Aralık 2000 ortası planlanmıştı. Bu tarih aynı zamanda MLPD'nin 4. Kadın Siyasi Danışma Toplantısı ile de örtüşüyordu. Sonunda ortak bir kültür akşamı planlanmıştı. İnisiyatif Komitesi'nin toplantının yerinin değiştirilmesiyle ilgili açıklamalarının tersine, hem Borgwardt'ın yazısında, hem de "Mücadeleci Kadın Konseyi"nin olağanüstü toplantı sonuçlarıyla ilgili yazıya "Kızıl Bayrak" redaksiyonunun koyduğu ön notta aynı konuda şu iddia ediliyordu:
"Ağustos ortasında ... şaşırtıcı bir biçimde enternasyonal inisiyatif komitesinin tek tek üyeleri arasındaki içeriksel görüş ayrılıkları nedeniyle... kuruluş toplantısının bir başka ülkeye alındığı açıklandı."
Borgwardt'ın yazısında merkezi görüş olarak, partilerin katılımının dışlanmasının yanlışlığı, partilerin de katılımcı örgütler olması gerektiği, savunulması gereken ilkenin partilerin katılmaması değil, HMEL'in "partilerüstü" bir niteliği olması gerektiği savunuluyor. Yine aynı yazıda "demokratik bir yapılanma" talep ediliyor.
Bundan ne anladıkları, bu makaleden bir hafta sonra yayınlanan Engel'in yazısında biraz açıklanıyor. Engel yazısında maddeler halinde MLPD'nin talep ve görüşlerini sayıyor.
Birinci noktada o, "Liga'nın tüzüğünü kabul eden tüm parti ve örgütlerin üye olma hakkına sahip olması gerektiğini" savunuyor. Bunu, şu Avrupa merkezci argümanla gerekçelendirmeye çalışıyor: "Siyasi partilerin üyeliğinin engellenmesiyle ... özellikle devrimci işçi örgütleri Liga'dan dışlanmış oluyor ve böylelikle gelişmekte olan ülkelerdeki antiemperyalist mücadeleye belirleyici bir öncellik veriliyor."
Bu mantığı anlayan beri gelsin! MLPD herhalde yalnızca emperyalist metropollerde "devrimci işçi örgütleri" olduğunu; marksist-leninist partilerin emperyalist metropollerin ürünü olduğunu vb. düşünüyor. Aksi taktirde böyle argümanlar getirip sonuçlar çıkarmasının bir anlamı olmaz! Partilerin üyeliğinin dışlanması ile "gelişmekte olan ülkelerdeki antiemperyalist mücadeleye belli bir öncellik verildiği" tespiti, "gelişmekte olan ülkeler" denen emperyalizme bağımlı ülkelerin, ülkelerin çoğunluğunu oluşturduğu ve bu ülke siyasi partileri için de geçerli olduğu gerçeğini atlıyor!
Buradaki kavga, gerçekte HMEL'in hangi doğru ilkeler temelinde inşa edilmesi gerektiğinin mücadelesinden çok, MLPD'nin böyle bir Liga içinde egemenliğini nasıl kabul ettireceği mücadelesine benziyor.
Biz enternasyonal bir Liga'da siyasi partilerin üye olarak yer alıp almamasını ilke sorunu olarak görmüyoruz. Nitekim, Dünya Komünist Hareketi'nin tarihinde, içinde hem siyasi partilerin de üye olarak yer aldığı kitle örgütlenmeleri, hem de siyasi partilerin üye olarak yer almadığı, yalnızca antiemperyalist-demokratik kitle örgütlerinin vb. yanyana geldiği örgütlenmeler vardır. Bu soruya olumlu veya olumsuz cevap verilmesi, içinde bulunulan durumun nasıl değerlendirildiği, yapılmak istenenin ne olduğuyla ilgilidir. Hangi model halkların emperyalizme ve gericiliğe karşı mücadelesinde eylem birliğinin geliştirilmesinde bugünün şartlarında daha elverişli, daha verimli, daha uygundur? Sorulup cevaplandırılması gereken soru budur.
İnisiyatif Komitesi'nin düşündüğü ve önerdiği model, siyasi partilerin üye olarak katılmadığı, yalnızca kitle örgütlerinin, demokratik, antifaşist, antiemperyalist kurum ve kişilerin bir birliğidir. İnisiyatif Komitesi, siyasi partilerin çağrılması ve üye olması halinde birçok sorunla karşılaşılacağı görüşündedir. Önce "kim çağrılacak" sorusu gelmektedir. Çağrılacak partileri, katılacak partileri kim belirleyecek? Bu yapılırken görüş ayrılıklarının çıkması halinde ne olacak? Sonra siyasi partilerin katılması ve bunların her birinin kendi programını HMEL'e kabul ettirmeye kalkması halinde ne olacak? Enternasyonal Liga partiler arasındaki mücadelenin arenası haline dönüşürse bu eylemi zayıflatmaz mı? Kuşkusuz bunlar ciddiye alınması gereken, bizim uluslararası marksist-leninist hareketin bugünkü zayıf durumundan kaynaklandığını düşündüğümüz kaygılardır. Bizim için enternasyonal bir liga içinde de en tutarlı antiemperyalistler olan marksist-leninistlerin yer alacağı, alması gerektiği; onların bu liga içinde doğru antiemperyalist çizgiyi egemen kılmak için çalışacakları açıktır, doğrudur. Fakat bunun tek yolu, marksist-leninist partilerin doğrudan parti olarak katılmaları biçiminde olmak zorunda değildir. Marksist-leninistler içinde çalıştıkları kitle örgütlerinin, değişik kurumların saflarında katılabilirler. Partilerin parti olarak katılması bağlamında bugün bizim gördüğümüz bir başka sakınca daha var: Enternasyonal Liga, aslında legal bir kuruluş olacak, dışa karşı açıkça ortaya çıkacaktır. Bugünkü şartlarda, böyle bir Liga'ya katılabilecek partilerin -marksist-leninist partilerin- bir çoğu kendi ülkesinde illegal konumdadır. Aynı ülkeden gelen legal bir örgüt veya kurumun, sözkonusu ülkede egemen sınıflarca terörist vb. ilan ettiği illegal bir örgütle aynı örgüt çatısı altında yer alması, ortak açıklamalar vb. yapması, bu örgütler açısından çalışma şartlarını zorlaştırıcı bir rol oynayabilir. Bütün bu nedenlerle biz bugünkü şartlarda, İnisiyatif Komitesi'nin, partilerin kendi adlarına katılmaması yönünde tavır koymuş olmasını doğru buluyoruz.
Engel'in yazısının ikinci noktasında İnisiyatif Komitesi'nden, demokratik çalışma tarzı ve demokratik yapılanma talep edilmektedir. Burada neye ve kime karşı polemik yürütüldüğü bütünüyle sis içindedir. Hangi yapılanmaların demokratik olmadığı, hangi kararların demokratik tarzda alınmamış olduğu vb. ortaya konmamaktadır. Her şey imalar ardına gizlenmektedir. Fakat sonuç olarak şu anda yürüyenin demokratik olmadığı düşüncesi oldukça açıktır. Biz şimdiye kadarki pratiği tam olarak değerlendirecek durumda değiliz. Fakat bir grubun inisiyatifi ele geçirip ilk uluslararası toplantıyı hazırlamasında bir antidemokratiklik görmüyoruz. Tüzük taslaklarının hazırlanıp önerilmesi, katılmak isteyenlerin hazırlanan belgeler konusunda görüşlerinin istenmesi ve benzerinde de antidemokratik bir şey görmüyoruz. Henüz ortada bir yapı da yok, yalnızca bir plan var. Bu yapı planında gördüğümüz sorunları da tüzük taslağıyla ilgili görüşlerimizi ortaya koyduğumuz yazıda adlandırdık.