1917

Özgün adı "Das Jahr 1917" (1917 Yılı) olan ve İnter Yayınları tarafından "1917" olarak Türkçe'ye çevrilip Şubat 1999'da yayınlanan kitap, Lenin'in Mart 1917-Ocak 1918 döneminin temel yazı ve konuşmalarının derlendiği bir kitap.
Sözkonusu kitap (derleme) biçim olarak Lenin'in başyapıtları olarak kabul edilen ve esasta teorik sorunlara bütünlük içinde yanıt veren eserlere (Ne Yapmalı?, Bir Adım İleri İki Adım Geri, İki Taktik, Materyalizm ve Ampiriokritisizm, Devlet ve Devrim vb. eserlere) benzemiyor. Yani kitapta sadece temel bir konu bulunmuyor... Fakat bu durum, kitabın (derlemenin) Marksizmin büyük bir hazinesi olmasını ortadan kaldıran bir durum değil, tersine, Marksizmin sınıf mücadelesinin pratiğine yol gösteren bir eylem kılavuzu olduğunu çok canlı biçimde ortaya koymaktadır.
Kısacası: Marksizmin bir eylem kılavuzu olarak sınıf mücadelesine, değişen koşullara göre mücadele biçimlerinin değiştirilmesine; pratik mücadelenin gündeme getirdiği talep ve şiarların eski talep ve şiarların yerine geçirilmesine ve sonuçta Sovyet İktidarının kurulması ve sosyalizmin inşasına başlanması görevine nasıl uygulandığını ortaya koyan bir kitap, "1917".
"1917", 1917 Şubat-Mart Devrimi'nden Büyük Sosyalist Ekim Devrimi'ne giden yolun nasıl yüründüğünü; Bolşevik Parti'nin sekiz aylık bir sürede Rusya'da işçi sınıfının çoğunluğunu nasıl kazanıp milyonlarca köylüyü nasıl sosyalist devrimden yana çektiğini ortaya koymaktadır.
"1917", Bolşevik Parti'nin işçileri ve milyonlarca köylüyü küçük-burjuva partilerin (Sosyal-Devrimcilerin, Menşeviklerin, Anarşistlerin) etkisinden nasıl kurtardığını; bu küçük-burjuva partilerin emekçilerin çıkarlarına karşı yönelen siyasetlerini nasıl sabırlı ve planlı bir biçimde teşhir ettiğini ortaya koymaktadır.
"1917", Bolşeviklerin sadece burjuva partilere, küçük-burjuva partilere karşı mücadelesini değil, aynı zamanda Bolşevik Parti içindeki "grev kırıcılarına", işçi sınıfının, emekçilerin gücüne güvenmeyen "teslimiyetçilere", Marksizme sadık ama Marksizmin bir eylem kılavuzu olduğunu, ortaya çıkan yeni koşullara uygun yeni mücadele biçimlerinin geçirilmesi gerektiğini kavramayan ve bundan dolayı da mücadelenin gelişmesinin önünde duran vb. düşüncelere karşı da nasıl mücadele edildiğini ortaya koymaktadır.
"1917"nin en önemli yanlarından biri ise, burjuva demokratik devrimin sosyalist devrime dönüştürülmesinin Rusya somutunda nasıl gerçekleştiğini ve Leninist sürekli devrim teorisinin pratikte nasıl uygulandığını göstermesidir.
Rusya'da 1917 Şubat-Mart'ta gerçekleşen burjuva devrimi "Emperyalist dünya savaşının ürettiği ilk devrim" olarak niteleyen Lenin, Çarlık monarşisinin çok kısa bir süre içinde devrilmesini "mucize" olarak gösterenlere karşı doğada ve tarihte mucize olmadığını şöyle ortaya koymaktadır:
"Doğada ve tarihte mucize yoktur, fakat her devrim, tarihin her ani dönemeci gibi öyle zengin bir içeriğe sahiptir, mücadele biçimlerinin ve mücadele eden güçlerin karşılıklı ilişkisinin kendine özgü bileşimlerini o kadar beklenmedik biçimde ortaya çıkarır ki, birçok şey darkafalı beyinlerde mucize olarak görünmek zorundadır." (Lenin, "1917", sayfa 13-14, İnter Yayınları)
Bu tespitin ardında Lenin, Çarlık monarşisinin birkaç gün içinde devrilmesini mümkün kılan birdizi koşulun ne olduğunu ortaya koymaktadır. 1905-1907 Devrimi, 1907-1914 karşıdevrimi olmadan, emperyalist dünya devrimi olmadan Çarlık monarşisinin bu kadar kısa sürede devrilmesinin mümkün olmadığını ortaya koyan Lenin, Şubat-Mart Devrimi sonrasında kurulan burjuva iktidarın işçilerin, emekçilerin sorunlarına çözüm getiremeyeceğini, halka barış, ekmek ve özgürlük veremeyeceğini de açıkça ortaya koymaktadır. Şubat Devrimi ertesinde proletaryaya burjuvazinin desteklenmesini öğütleyenlere karşı Lenin şu tavrı takınmaktadır:
"Devrimimiz bir burjuva devrimidir, bu yüzden işçiler burjuvaziyi desteklemek zorundadır -diyorlar Potressov, Gvozdev ve Çaydze, aynı dün Plehanov'un dediği gibi.
Devrimimiz bir burjuva devrimidir -diyoruz biz Marksistler-, bu yüzden işçiler burjuva kahvehane politikacılarının aldatmacası hakkında halkı aydınlatmalı ve ona sözlere inanmamayı ve yalnızca kendi güçlerine, kendi örgütüne, kendi birlikteliğine, kendi silahlanmasına güvenmeyi öğretmelidir." (age, sayfa 23)
İşçi sınıfının kurtuluşu kendi ellerindedir ve bu kurtuluş ancak üretim araçları üzerinde özel mülkiyetin ortadan kaldırılmasıyla, kapitalist sisteme son verilmesiyle mümkün olduğu temel yaklaşımına uygun davranan Lenin, Çarlık monarşisinin devrilmesiyle işçi ve emekçilerin kurtuluş mücadelesinin bitmediğini, işçi sınıfının burjuva devriminin beraberinde getirdiği "özgür" koşullardan yararlanıp milyonlarca yarı-proleterin ve uluslararası proletaryayla ittifak içinde sosyalizme yürüyeceğini tespit etmektedir.
Türkiye'de "Nisan Tezleri" olarak da tanınan "Devrimimizde Proletaryanın Görevleri" ve bu yazıyı bütünleyen tavırlar, öncelikle burjuva demokratik devrimden sosyalist devrime gidişin yolunu, Rusya somutunda öğretici biçimde ortaya koyarken, uluslararası geçerli olan bazı temel yaklaşımları da ortaya koymaktadır.
Lenin, Rusya'da 1917 Şubat-Mart Devrimi ertesinde burjuvazinin iktidara gelmesini, proletaryanın yeterince gelişmemiş sınıf bilinci ve yetersiz örgütlülüğü ile açıklamaktadır. Bu, somut olarak Rusya'da "ikili iktidarın" varlığının bilincinde yapılan bir tespittir. Bu tespit Lenin için somut durumda Rusya'da, demokratik devrimin -daha önce 1905'ten beri Bolşevikler tarafından savunulan- neden işçi sınıfı önderliğinde gerçekleşmemiş olmasının açıklamasıdır.
Lenin, iktidarın, devlet erkinin burjuvazinin eline geçtiğini; devlet erkinin burjuvazinin eline geçmesi ölçüsünde burjuvAĞDemokratik devrimin sona erdiğini; aynı zamanda ikili iktidarın ortaya çıktığını (burjuvazinin hükümeti ve İşçi, Asker Temsilcileri Sovyeti) ortaya koyarak marksistlerin durum tahlilinde, "mümkün olandan değil, aksine gerçek olandan hareket" etmesi gerektiği yaklaşımını da ortaya koymaktadır. Bu yaklaşım, mücadele biçimlerini, talepleri tespit etmek için geçerli olduğu gibi, aynı zamanda devrim aşamalarının tespiti için de geçerli olan ilkesel bir yaklaşımdır.
Buna bağlı olarak Lenin, daha önce Bolşevikler tarafından savunulan "proletarya ve köylülüğün devrimci-demokratik diktatörlüğü" formülünün içinde bulunulan koşullarda aşıldığını ortaya koymaktadır. Ve yeni görevin ne olduğunu şöyle tespit etmektedir:
"Gündemde artık başka, yeni bir görev var: bu diktatörlük içindeki proleter (anavatan savunusunu reddeden, enternasyonalist, "komünist", Komün'e geçişi savunan) unsurların, küçük mülk sahibi ya da küçük-burjuva unsurlardan (Çaydze, Tsereteli, Steklov, Sosyal-Devrimciler ve benzeri devrimci anavatan savunucularından, Komün'e doğru giden yolda ilerlemenin karşıtlarından) ayrılması.
Kim şimdi sadece "proletarya ve köylülüğün devrimci-demokratik diktatörlüğü"nden sözederse, o yaşamın gerisinde kalmıştır, böylece fiilen küçük-burjuvaziye iltihak etmiştir, proleter sınıf mücadelesine karşı olmayı seçmiştir, onun yeri, devrim öncesi "Bolşevik" nedretler arşividir (eski Bolşevikler arşivi denebilir buna)." (age, sayfa 41-42)
İkili iktidarı, burjuvAĞDemokratik devrimi aşmış, ama henüz proletarya ve köylülüğün "saf" diktatörlüğüne kadar varmamış olan ve devrimin gelişiminde yalnızca bir geçiş anı olarak değerlendiren Lenin, işçilerin ve milyonlarca emekçi kitlenin küçük-burjuva siyasetten kurtarılmasının somut siyasetini de öğretici biçimde ortaya koymaktadır. Lenin, küçük-burjuvazinin liderlerinin halka burjuvaziye güvenmeyi öğretmek "zorunda" olduğunu, proleterlerin ise halka burjuvaziye güvenmemeyi öğretmek zorunda olduğunu tespit etmektedir.
Lenin, emperyalist dünya savaşı koşullarında Marksizme sırt dönenlerin savunduğu "anavatan savunması" gibi Rusya'da savunulan "devrimci anavatan savunması" görüşünün de devrimin gelişmesinin ve başarısının en kötü düşmanı olduğunu şöyle ortaya koymaktadır:
"9) 'Neredeyse her yeri' istila etmiş olan küçük-burjuva dalganın en önemli ve en göze batan fenomeni, hiç kuşkusuz, devrimci anavatan savunmasıdır. O, Rus devriminin daha da gelişmesinin ve başarısının en kötü düşmanıdır.
Bu psikoza kurban düşmüş ve onu aşamamış olan, devrim için yitirilmiştir." (age, sayfa 62)
Devrimin daha da gelişmesi ve başarısı için de bu düşünceye karşı mücadele, savaşın emperyalist karakterinin kitlelere kavratılması ve proletarya enternasyonalizminin yaygınlaştırılması gerektiğini ortaya koyan Lenin şunları da tespit etmektedir:
"Ancak propagandamızın doğrultusu ya da daha doğrusu içeriği bu ve yalnızca bu olmalıdır. Devrimci anavatan savunmasına en ufak bir taviz, böyle bir tavizi haklı çıkarmaya çalışan deyimler ve 'pratik' düşünceler ne kadar güzel olursa olsun, sosyalizme ihanettir, enternasyonalizmin tümüyle terkedilmesidir." (age, sayfa 63)
Lenin, savaşın emperyalist niteliğine, kapitalistlerin çıkarına yürütülmesine rağmen savaşın "kapitalist haydutların kötü niyetinden" kaynaklanmadığını, savaşın dünya sermayesinin yarım yüzyıllık gelişiminin, onun milyarlarca bağıntı ve bağlantısının ürünü olduğunu ortaya koyarken; "Sermayenin egemenliği devrilmedikçe ve devlet erki başka bir sınıfa, proletaryaya geçmedikçe emperyalist savaşın dışına kaçılamaz, şiddete dayanmayan, demokratik bir barış elde edilemez." (age, sayfa 65) tespitini yaparak, emperyalist savaştan ancak proletaryanın şiddete dayalı devrimle, devlet erkini eline geçirmesiyle çıkılabileceğini de ortaya koyar. Ve bu tespit proletaryanın Rusya'da Ekim Devrimi'yle iktidara el koyması sonrasındaki gelişmelerle kısa bir sürede yaşam tarafından da onaylanmıştır.
Lenin, "Devrimimizde Proletaryanın Görevleri" adlı yazısında Rusya'da durumu ortaya koyarken, emperyalist savaş ve bu savaşa karşı dönek marksistlerin tavırlarına da değinir. Tüm gelişmelerde gerçek enternasyonalistlerin kimler olduğuna (örneğin Almanya'dan Karl Liebknecht) değinen Lenin, "savaşa karşı ilkesel-devrimci" bir tavır savunan "solcu"lara da değindikten sonra şu tespiti yapmaktadır:
"Önemli olan, solcular arasında bulunan nuanslar değildir. Önemli olan akımdır. Meselenin özü şu ki, korkunç emperyalist savaş zamanında gerçek enternasyonalist olmak kolay değildir. Bu tür insanlar çok az, ama sosyalizmin tüm geleceği sadece onlardır, kitlelerin baştan çıkarıcısı değil lideri sadece onlardır." (age, sayfa 80)
Bu tespitin ertesinde Lenin Zimmerwald Enternasyonali'nin çöktüğünü ve Üçüncü Enternasyonal'in kurulması gerektiğini tespit ederken de şunları söylemektedir:
"Önemli olan sayı değil, gerçekten devrimci proletaryanın düşüncelerini ve politikasını doğru ifade etmektir. Esas olan enternasyonalizmi 'ilan etmek' değil, aksine en zor anlarda bile gerçek enternasyonalist olmayı bilmektir." (age, sayfa 83)
Evet sosyalizmin geleceğini, proletaryanın temsilciliğini ve kitlelerin yol göstericisi olmak için en temel sorun, "gerçekten devrimci proletaryanın düşüncelerini ve politikasını doğru ifade etmek", en zor koşullarda, en zor anlarda "gerçek enternasyonalist olmayı bilmek"tir. Milliyetçiliğin, şovenizmin rüzgarının estiği günümüzde de bunu bilince çıkarmak, geleceğe yürümenin olmazsa olmaz koşullarından biridir.
Kitaptan öğrenilecek o kadar çok şey var ki, kısa bir tanıtım yazısında sadece birkaç noktaya temas etmek mümkün oluyor. En iyisi kitabın kendisini okumak! Demokratik devrimden sosyalist devrime alınan yolun nasıl alındığını ve proletarya iktidarının giderek nasıl sağlamlaştırıldığını; Rusya'nın işçi ve emekçilerinin, ezilen ulusların ve milliyetlerin özgürlüğüne nasıl ve hangi yoldan kavuştuklarını; eskimiş köhne dünyanın yıkılışını, yokoluşunu ve yeni, sömürüsüz bir dünyanın yaratılması, sosyalizmin inşasına başlanmasını insanın kendisinin kitaptan öğrenmesi ve yürüyen zorlu sınıf mücadelesini hissetmesi bir başka oluyor...

Aralık 2000