SEYHAN BELEDİYESİ’NDE İŞTEN ATILAN İŞÇİLERİN EYLEMİ, BELEDİYE İLE YAPILAN ANLAŞMAYLA SONA ERDİ

DİSK’e bağlı Genel-İş 2 Nolu Şube Yönetimi adına Başkan Kemal Arslan’ın 06.02.2001 tarihli Basın Açıklaması’yla, işten atılan Seyhan Belediye işçilerinin eylemi sona erdi. Belediye ile varılan anlaşmaya göre, işten atılan 64 işçiden 31’i tekrar işe dönmesiyle ve kazanılmış bir hak olan, 2. yıl enflasyonu + 3 puanlık üçret artışının iki dilime bölünmesi gibi verilen bir tavizle eylem sona eriyor. Buna göre Mart 2001’de ilk dilim, Eylül 2001’de ise ikinci dilim ücretlere yansıtılacak. Basın açıklamasında yine “işçi çıkışları ile ilgili sorunların yaşanmaması konusunda da taraflar mutabakata varmıştır” deniyor. Bu tür mutabakatların işverenlerce hiç bir bağlayıcılığının olmadığı bilindiğinde, tüm bunların Basın Açıklaması’nda “olumlu bir gelişme olarak” açıklanması, kazanılmış haklardan verilen tavizlerin “olumlu” gösterilmesinden başka birşey değildir.

Burda önce şunun bilinmesi lazım: Eylem, işveren olan Belediye ile bir toplu iş sözleşmesi için yürütülmedi, bilakis işverenin, işçilerin daha önce kazanılmış olan haklarını geri almak istemesine karşı ve atılan işçilerin işlerine geri dönmeleri için yürütülmüştü. Oturulacaksa bunun için işverenle masaya oturulacaktı. Oysa sendika toplu iş sözleşmesi için işverenle masaya oturdu, bu temelde bir anlaşmaya imza atarak eylemi sonuçlandırdı. Durum bu olduğuna göre işçilerin eyleminin “olumlu bir şekilde” sonuçlandığını söylemek gerçekleri ters yüz etmektir. Basın açıklamasında sendika, geri kalan 33 işçi hakkında bir bilgi vermemektedir.

Daha sonra Genel-İş 2 nolu şube sekreteri Cebrail Dağhan ile yaptığımız görüşmede, işe tekrar alınmayan 33 işçinin belli zorlamalar sonucu, istemeyerek te olsa, tazminatlarını alarak (bu da 3,5 ile 8 milyar arasında, çalıştıkları seneye göre değişiyor) çıktıklarını, bazen sıcak paranın insanlara daha cazip geldiğini belirtiyor. Biz bu açıklamanın bir anlamda durumu kurtarma açıklaması olduğunu düşünüyoruz. Biz işçilerin sıcak parayı gördükleri için tazminatlarını alıp çekip gittiklerini düşünmüyoruz. Cebrail Dağhan özellikle 1980’den bu yana işçi çıkarma ile sonuçlanan eylemlerle kıyasla, bu eylemin kazanımlı bir eylem olduğunu söylüyor. Bu da doğru değil, bir dizi eylemde işçiler, geri işe alınana kadar direndiklerinde başarılı da olmuşlardır. Kaldı ki, bu eylemde 33 işçi tekrar işe de alınmamıştır. Tabi ki burda 31 işçinin tekrar işe alınması olumludur. Eylemin sonucunu, genel anlamda ele aldığımızda ise, kazanılmış haklardan taviz veren başarısız bir eylemdir diyoruz. Cebrail Dağhan’ın deyimi ile konuşursak, “kazanılmış haklardan biraz taviz vermeye başladın mı, yarın başka başka tavizler istenir.”

Biz burda Yeni Dünya İçin ÇAĞRI’nın  42. sayısında Cebrail Dağhan ile yaptığımız söyleşide bu konu ile ilgili söylediğini burada tekrar olduğu gibi aktararak yazımızı noktalamak istiyoruz:

“Cebrail Dağhan: Şimdi herşeyden önce şunu belirtelim ki, biz sendika olarak kesinlikle Mart zammımızdan taviz vermeyiz. Bu tartışılmaz bile. Bu sendikaların varlık koşullarının ortadan kaldırılması demek olur. Yani bir sözleşme yapacaksınız, sözleşmeyi iki yıllık yapacaksınız, birinci yıl bitecek, ikinci yıl geldiği zaman, işveren gelecek, bu para biraz fazla oldu, gelin bunu biraz düşürelim diyecek. Kazanılmış haklardan biraz taviz vermeye başlandın mı, yarın başka başka tavizler istenir. Sendikanın ikinci yıl zammından vazgeçmesi demek, 1500 insanın hakkından vazgeçmesi anlamına gelir. Bu işçileri aileleri ile beraber düşündüğümüzde 5000 insanın ekmeğinden vazgeçmesi demektir. İşveren bizden dolaylı yoldan, 64 arkadaşımızı tekrar işe alması için, kazanılmış haklarımızdan feragat etmemizi istiyor. Kazanılmış haklarımızdan kesinlikle taviz vermeyeceğiz. Aynı zamanda 64 arkadaşımız tekrar geri dönecek. Şu an ekonomik olarak bir problemimiz yoktur. Bu eylemin kısa vadede de biteceği görünmüyor, uzun soluklu olmalıyız. Haklarımızı direne direne alacağız. Direnmeden alınan haklar geri alınır.

12 Eylül’de sendikacılar hakların gaspına karşı işçilerle birlikte direnmiş olsalardı, durum belki böyle olmazdı. Direnenler de vardı, onlara sözüm yok. Mesela Türk-İş, cuntanın hükümeti olan Bülent Ulusu hükümetine bir üyesini Çalışma Bakanı olarak verdi.”

Adana’dan bir grup YDİ ÇAĞRI okuru
26.02.2001