HAYIR... HAYIR... HAYIR...
Emperyalist savaşa hayır!
EMPERYALİST BARBARLIĞIN TEK ALTERNATİFİ: SOSYALİZM!
7
Ekim'den bu yana Afganistan halkının başına bombalar yağıyor. Dünyanın
andaki en zengin ve en güçlü emperyalist ülkesi, arkasına dünyanın
bütün emperyalist ve gerici güçlerinin açık desteğini alarak günlerdir
gece gündüz demeden dünyanın en geri ve en yoksul ülkelerinden biri
olan Afganistan'ı bombalıyor. 30 yıla yakın süredir savaş içinde bulunan
Afganistan halkı bir kez daha emperyalist saldırının hedefi, Afganistan
emperyalist işgal tehdidi altında. Şimdi, zaten savaşlar sonucu harabe
haline gelmiş ülkede harabeler de yıkılıyor.
Savaşın bir tarafı olan ABD emperyalizminin başı Bush 18 Ekim'de sanki
çok büyük bir işmiş gibi, artık Afganistan hava sahasının bütünüyle
kendi kontrollerinde olduğunu, artık operasyonun ikinci bölümüne geçmek
için şartların olgunlaştığını açıkladı. Operasyonun ikinci bölümü
dediği şey kara harekâtı. Yani ABD ve onunla birlikte hareket eden
ve kim olacağını ABD'nin belirleyeceği müttefik kara askerlerinin
Afganistan'da kara savaşı yürüteceği bölümdür. Yani savaş genişleyecek,
derinleşecektir.
ABD ve onunla birlikte hareket eden tüm emperyalist gerici güçlerin
sözcüleri ağız birliği içinde, bu savaşın "uluslararası topluluğun",
insanlığın "terörizme" karşı savaşı olduğunu, amacın teröristleri
zararsız hale getirmek, teröristlere yardım ve yataklık edenleri cezalandırmak
olduğunu söylüyorlar.
Açıkça, utanmadan yalan söylüyorlar.
Savaşın şu ana kadar onların terörist dediklerine, somut olarak Usame
bin Ladin'e, onun El Kaide adlı örgütüne, Afganistan'da dinci faşist
bir rejim kurmuş olan Taliban rejimine fazla bir zararı olmadı. Olan
zarar Afganistan halkına oldu, oluyor. Bunlar ABD'nin ve tüm emperyalist
dünyanın savaş tarafı olarak propaganda araçları konumuna giren güya
özgür(!) medyası tarafından ya yok sayılıyor, ya da gizlenemediği
yerde, yanlışlık olmuş diye geçiştiriliyor!
Ancak Afganistan'daki Birleşmiş Milletler (BM) çalışanlarına veya
hastanelere vb. zarar geldiğinde, özür dilenme ihtiyacı duyuluyor
ve mesele özürle(!) hallediliyor!
Usame bin Ladin ve Taliban rejimine gelince... Bugün Afganistan halkına
ve onun şahsında tüm ezilen halklara, tüm sömürülenlere karşı "terörizme
karşı savaş" maskesi altında yürütülen savaşın esas hedefi olarak
gösterilen bu güçler konusunda bilinmesi gereken en önemli şeyler
şunlardır:
Gerek Usame bin Ladin ve onun örgütü, gerekse Talibanlar, Batılı emperyalistlerin
yanında savaştıkları ve onların çıkarları doğrultusunda hareket ettikleri
sürece, ne onların radikal islamcı olmaları, ne de kullandıkları terörist
yöntemler batılı emperyalistler açısından sorun değildi. Tersine 1980'li
yıllarda Rus sosyalemperyalizminin Afganistan'ı işgali sırasında Rus
emperyalizmine karşı savaşan bu güçler, ABD'nin ve batılı emperyalist
güçlerin gözünde "kurtuluş savaşçıları", "özgürlük
savaşçıları", kötüye karşı iyilik davasını savunan savaşçılardı!
Şimdi batının, en başta da ABD'nin gözünde terörist oldular! Çünkü
bu güçler sonraki gelişme içinde ABD'nin ve batılı emperyalistlerin
doğrudan kontrolünden çıktı.
Şimdi, düne kadar batılı emperyalistler açısından çoğu "terörist"
kategorisi içinde ele alınan Afganistan'daki Kuzey İttifakı güçleri,
kötüye karşı iyinin temsilcisi oldular. Terörizme karşı mücadelede
müttefik oldular. Düne kadar demokrasiye karşı askeri darbe gerçekleştirmiş
bir askeri diktatörlük rejiminin başı olan Pakistan'daki cunta şefi
Müşerref, ABD'nin ve batılı emperyalist güçlerin güya terörizme karşı,
güya demokrasi, özgürlük vb. değerlerin savunulduğu savaşın en yakın
müttefiklerden biri haline geldi! Bunlar da işlevleri dolduğunda,
ABD'ye ve Batılı emperyalistlere karşı onların bir dediğini iki etmeyen
bir siyasetten uzaklaşmaları halinde, terörist ilan edilecektir!
Yani yalan söylüyorlar. Yani dertleri "terörizme" karşı
demokrasi, özgürlük vb. değerlerin savunulması değil! Dertleri başka.
Bütün emperyalist güçler, 11 Eylül'de ABD'deki eylemleri bahane ederek,
dünya hegemonyası dalaşında yeni avantajlar elde etmek istiyor. ABD
eline geçen fırsatı kullanarak Afganistan üzerinden Orta Asya'ya yerleşmek
istiyor; diğerleri de bu pastayı tek başına ABD'ye yedirmemek için
manevralar yapıyorlar.
Terör ve terörizm dediklerine gelince...
Bunların terör ve terörizme karşı mücadele ediyorlarmış gibi görünmeye
çalışmaları muazzam bir sahtekârlıktır.
New York ve Washington'daki intihar saldırıları evet terörist eylemlerdir.
Bu eylemler ayrım yapmadan bütün Amerikalıları düşman gören bir anlayışın
ürünüdür. Devrim mücadelesi açısından, antiemperyalist mücadele açısından
bu tip eylemler zararlı eylemlerdir. Emekçiler arasında birliği ilerleten
değil, onlar arasındaki uçurumların derinleştirilmesine yarayan eylemlerdir.
Somut eylemin sonuçları ortadadır: Karşıdevrim 11 Eylül'den bu yana
bütün dünyada işçilere, emekçilere, ezilen halklara karşı en geniş
ve derinlemesine saldırılarından birini yürütme durumundadır. İç faşistleşme
ilerletilmekte, dışta savaş için şimdiye dek yaşanan en geniş emperyalist
gerici cephe kurulmaktadır. Ve özellikle emperyalist ülkelerde emekçi
yığınların çoğu bu gelişmelerde egemen sınıflarının yanında yer almaktadır.
Sonuçları ortada olan bu terörist eylemleri aklı başında bir demokratın,
devrimcinin savunması düşünülemez. Bu eylem ve buna benzer eylemler,
devrimcilerin red ve mahkum ettikleri, etmesi gereken eylemlerdir.
Bu meselenin bir yanı...
Meselenin bir de başka yanı var.
Emperyalistler bu eylemleri nasıl kullandı, kullanıyor? Emperyalistler
ABD'de 5000'inin üzerinde kişinin ölümüne yol açan bu eylemleri, ABD'ye
karşı, yalnızca ona değil, bütün özgür dünyaya, evet insanlığa karşı
savaş ilanı olarak nitelendirip "terörizme karşı uluslararası
savaş" açtıklarını ilan etmenin gerekçesi yaptılar. Öyle ya "terör"
ABD'de hedef gözetmeden 5 binin üzerinde insanı acımadan öldürmüştü!
Böylece nasıl insanlık düşmanı olduğunu göstermişti. Cezalandırılmalıydı!
Şimdi insanlık adına, suçsuz insanların öldürülmesini terörizm olarak
nitelendirip savaş gerekçesi yapanların kendi yaptıklarına bakalım.
Yaklaşık iki haftalık bombardımanda kaç sivili -yani kendi deyimleriyle
kaç suçsuz insanı- öldürdüklerinin hesabını kimse bilmiyor! Soran
da yok! Ne de olsa bu "yan zarar" hesabına giriyor! Emperyalistler
suçsuz insanları öldürürse onun adı terör değil, çünkü onların devlet
olarak öldürme hakları, lisansları var!
Örneğin Filistin'i ele alalım... Filistin'de İsrail devleti, her gün
Filistin'in bağımsızlığı için savaşan örgütlerin liderlerini bilinçli
olarak düzenlenen eylemlerle öldürüyor. Ve OĞonunla birlikte bütün
"hür dünya"- bunu "terörizme karşı mücadele" olarak
adlandırıyor. Fakat, aynı örgütler, açık bir savaş suçlusunu cezalandırdıklarında
-mesela 17 Ekim'de daha önce yöneticilerinden biri İsrail tarafından
bir suikastte öldürülen Filistin Halk Kurtuluş Cephesi isimli örgüt,
buna misilleme olarak İsrail'in kabineden iki gün önce Filistinlilere
çok taviz verildiği gerekçesiyle istifa etmiş olan Turizm Bakanına
yapılmış bir suikastı üzerlendi- bunun adı terörist eylem oluyor!
İsrail'in ezdiği, ulusal haklarını çiğnediği bir ulusun meşru mücadelesi
terör ve terörizm, İsrail'in ulusal baskı ve ezme politikasının adı
terörizme karşı mücadele!!! Neden? Çünkü İsrail devlet! Ve bu devlet
Ortadoğuda ABD emperyalizminin en yakın müttefiklerinden biri! Ve
devletlerin "şiddet tekeli" var, öldürme lisansı var! Onlar
her türlü melaneti yapabilirler, her türlü yöntemi kullanabilirler.
Fakat yaptıklarının adı hiç bir zaman terörizm olmaz! Aklımıza hep
Çiller'in Susurlukçuları savunurken o güzel Türkçesiyle söylediği
"Bu memleket için vuran da, vurulan da şereflidir" sözleri
geliyor. Şerefsizlerin şerefi bu olsa gerek!
Teröristlerin eyleminde 5000 kişi ölmüş!!! Bu tabii ki kınanacak bir
durumdur. Fakat bunun sömürenlere, "insanlık" insani değerler
vb. adına bunun gürültüsünü yapan emperyalistlere ve çanak yalayıcılarına
kimi istatistikler vermek gerekir:
16 Ekim günü "Dünya Gıda Günü"ydü.
Bu gün dolayısıyla BM'ye bağlı "Gıda ve Tarım Örgütü"nün
(FAO) yıllık raporu yayınlandı.
Bu rapora göre dünyada 800 milyon kişi kronik açlık çekiyor. Bunların
200 milyonunu 5 yaşın altındaki çocuklar oluşturuyor. Bu çocuklar
açlıktan ölme adayları. Her yıl, dünyanın geri -yani emperyalizme
bağımlı- ülkelerinde 6 milyon!!! (yanlış okumuyorsunuz 6 milyon, yani
5000'in 12 000 misli! Bu rakamı veren BM örgütünün bir kuruluşu!)
çocuk açlıktan, dengesiz ve yetersiz beslenmeden, bakımsızlıktan,
ilaçsızlıktan vb. ölüyor!
Çocuk ölümlerinin en yüksek olduğu dünyanın en yoksul ülkelerinden
biri Afganistan. Ve şimdi Afganistan'a karşı yürütülen savaş nedeniyle,
BM yardım örgütlerinin Afganistan'daki çalışmaları durdurulmuş durumda!
BM örgütleri en az 1 milyon insanın şu anda açlıktan dolayı ölümle
karşı karşıya olduğunu söylüyor! ABD'nin ve batılı emperyalistlerin
"terörizme karşı" savaşlarının bir görüntüsü bu sadece!!!
(Ama ABD'ye haksızlık etmemek için söyleyelim: ABD sadece bomba değil,
37.000 porsiyon da üzerinde "Amerikan yardımıdır" yazan
bir öğünlük yiyecek paketi atıyor! Aslında bu işlenen korkunç bir
insanlık suçunun -Afganistan'da BM yardım kuruluşlarının çalışmalarının
savaş nedeniyle durdurulması- üzerinin örtülmesi için bir gösteriden
başka bir şey değil.)
Eğer "suçsuz insanların öldürülmesi" terörizm ise, işte
emperyalizmin terörizmi böyledir! Emperyalist sömürü sistemi -normal
şartlarda, yani kuraklığın, sel felaketinin vb. olmadığı- her yıl
40 bin yetişkin insanın açlıktan ölmesinin, 6 milyon çocuğun açlık,
yoksulluk, ilaçsızlıktan ölmesinin sorumlusudur. Bu bile gerçek "terörist"lerin
kimler olduğunu gösteriyor. ABD emperyalizminin yanında, Taliban'ın
terörizmi; ABD Başkanı Bush'un yanında; bin Ladin'in terörizmi çocuk
oyuncağı kalır! Sorun tabii ki bu bağlamda eldeki imkânlar ve araçlar
sorunudur. Yoksa bin Ladin ve Taliban'ın elindeki araçlar ABD'nin
elindeki araçlar olsa, onların belki daha kötüsünü yapacaklarından
kuşkumuz yok! Anda kısaca emperyalistler, onlar içinde de ABD emperyalizmi,
en büyük "terörist" haydutlardır! Ve bunların terörizme
karşı mücadelesi, terörizm tekellerini sorgulama durumunda olan küçük
haydutların devreden çıkarılması için yürütülen bir mücadeleden başka
bir şey değildir.
Onlar bu mücadeleyle öncelikle Afgan halkını cezalandırma, emperyalizme
karşı mücadele cüretini gösteren ve gösterebilecek ezilen haklara
ve tüm örgütlü güçlere göz dağı verme durumundadır.
Terörizme karşı gerçekten mücadele etmek isteyen, mücadelenin oklarını
emperyalizme yönlendirmek zorundadır. Terörizmin kaynağı, yaratıcısı
ve en büyük terörist emperyalist sistemin ta kendisidir.
Emperyalistlerin ve onların uşaklarının "terörizme karşı mücadele"
adına yürüttükleri savaşta, işçilerin, emekçilerin, tüm ezilenlerin
takınacağı bir tek tavır vardır:
HAYIR demek! Bu savaşın parçası olmayı reddetmek! Bu savaşın derhal
durdurulmasını talep etmek! Bunun için her ülkede, halkların kardeşliğini
savunan, enternasyonalist bir barış hareketinin geliştirilmesi en
acil ve önemli görevlerden biridir.
Bugün ABD'nin Afganistan halkına karşı yürüttüğü, yarın nereye sıçratılacağı
ABD emperyalizminin inisiyatifinde olan savaşta, NATO üyesi olan TC
devleti savaş tarafı durumundadır. Türk egemen sınıfları bir kez daha
emperyalizm uşaklığının gereğini yerine getiriyor halklara karşı emperyalist
güçlerin safında yerini alıyor. Tabii ki Türk egemen sınıflarının
bu hizmet karşılığında emperyalistlerden beklentileri var. Başbakan
Ecevit bu beklentiyi "külliyatlı miktarda maddi yardım"
olarak açıklıyor. Tıkanmış, çökme noktasına gelmiş sömürü ve talan
ekonomisini açık iflastan kurtarabilmek için egemen sınıfların bir
tek alternatifi var: Borç erteletmek ve daha fazla borçlanmak! Savaş
onlara bu noktada pazarlık güçlerini artıran bir fırsat olarak görünüyor!
Onlar asker gönderme ve saldırı üssü olma karşılığı para dileniyorlar!
Ve bunun adına da "terörizme karşı savaş"ta yerini almak
diyorlar! Ne sahtekarlık. Türkiye'de terörizme karşı savaştan söz
edenlere de bir kaç istatistik:
Devlet Planlama Teşkilatı'nın (DPT) hazırladığı ve Ekim ayı içinde
açıklanan rapora göre, Türkiye nüfusunun yüzde 15'i, günde bir doların
altında bir gelir/harcama ile yaşamaya çalışıyor. BM istatistikleri
günde bir doların altında gelir/harcamayı akut açlık sınırı, açlık
ölümüyle karşı karşıya kalınan sınır olarak belirliyor! Nüfusun toplam
% 38'i ise günde birbuçuk dolarlık bir gelir/harcamaya sahip! Bu,
ayda kişi başına 45 dolar, yani 72 milyon liralık bir gelir/harcama
anlamına geliyor. Ve DPT'nin hesaplamalarına göre "kişi başına
temel gereksinmeler harcaması" için günde 1,5 dolar yoksulluk
sınırı olarak kabul ediliyor. Yani Türkiye nüfusunun yüzde 38'i, yani
25 milyon insan yoksulluk sınırında yaşıyor! Evet kitlesel açlık ölümleri
henüz yok! Ülkenin zenginlik kaynakları ve imkânları gözönünde bulundurulduğunda
bu zaten çok beceri isteyen bir şey! Fakat böyle giderse, egemenler
bunu da becerecek gibi görünüyorlar!
Terör ve terörizm mi arıyorsunuz? Bu tablo teröristlerin nerede ve
kimler olduğu konusunda yeter bilgi veriyor. Dünyanın kaynaklar bakımından
en zengin ülkelerinden birinde nüfusun yüzde 38'inin yoksulluk, 15'inin
açlık sınırında yaşaması tablosunun sorumlusudurlar gerçek teröristler!
Şimdi onlar terörizme karşı mücadele adına, belki "komşuda pişer,
bize de düşer" fırsatçılığı içinde bizleri savaşa sürmek istiyorlar!
Onlara "HAYIR!" demek gereklidir!
Hayır! Hayır! Halklara, ezilenlere karşı yönelen gerici, karşıdevrimci,
emperyalist savaşta biz yokuz!
Bizim kendi savaşımımız var!
Bu savaşım, bütün ulus ve milliyetlerden işçilerin, emekçilerin, ezilmişliğe,
yoksulluğa, sömürü sistemine karşı savaşımı, sınıf savaşımıdır!
Bizim yer alacağımız tek savaş, emperyalist barbarlığa dur demek için
devrim savaşı olacaktır!
Siz kendi savaşlarınızı bizsiz yapın!
18 Ekim 2001
ABD terörü...
Emperyalistler 11 Eylül'den bu yana bütün dünyada işçilere, emekçilere,
ezilen halklara karşı en geniş ve derinlemesine saldırılarından birini
yürütme durumundadır. İç faşistleşme ilerletilmektedir. Başta ABD
ve Avrupa ülkelerinde olmak üzere dünyanın bir çok ülkesinde "terörizme
karşı mücadele" adına faşizan "tedbirler" uygulamaya
sokulmaktadır.
Emperyalist ülkelerde "islam kökenli", esmer tenli, Orta
Doğulu veya Asyalı insanlar "potansiyel suçlu" olarak görülmektedir.
"İslami terörizme" karşı mücadele ettiklerini söyleyen emperyalist
devletler bu özelliklere sahip insanlara yönelik planlı, sistemli
bir devlet terörü uygulamaktadırlar.
ABD'de "iyi İngilizce konuşamamak"(!); Almanya'da ise "yalnız
yaşayan bir Orta Doğulu" olmak ya da "teknik okul okuyan
müslüman Asyalı" birisi olmak "potansiyel suçlu" muamelesi
görmek için "yeterlidir"! Yukarıdaki fotoğrafta emperyalistlerin
belirlediği "terörist" tipine "uygun" insanlara
yönelik sistemli devlet terörünün bir örneğini görüyorsunuz. Yer ABD'nin
Trenton kenti... Emperyalistlerce "potansiyel suçlu" görülen
ve "kötü İngilizce konuştuğu da tespit edilen"(!) bu Orta
Doğulu genç sadece telefon etmek istemiş...
