Leninizm Defterleri:

Sosyalist İnşanın Zaferi Uğruna Mücadele
4. Defter

Berberde...

leninizm 4 kapakYeni taşındığım mahallenin köşesindeki berberden içeriye girdiğimde saçımı ne kadar kısalttırmam gerektiği konusunda henüz bir karara varmamıştım. Çok kısa mı kestirseydim acaba? Yoksa üst taraflar biraz fazla, arkaları ise kısacık mı traş ettirseydim.
Kısa bir selamla berber dükkanından içeriye girdim. Çırak bana oturacak yer gösterdi. Yaşlı denilebilecek bir adamın saç sakal traşının bitmesini beklemeliydim. Berber çay isteyip istemediğimi sordu. İstedim. Çırak çay söylemeye gitti.
Berber dükkanları benim için her zaman ilginç mekânlar olmuştur. Ta çocukluğumdan beri gittiğim berberlerde gördüğüm manzara hep birbirine benzer. Örneğin radyo çoğunlukla açık olur. Her saat başı dinlenen "ajanslardaki" haberler üzerine başta berber olmak üzere berber koltuğunda oturan veya sıra bekleyen müşteriler koyu politik tartışmalara girer; dünyadaki, Türkiye'deki, gidişat üzerine derin tahliller yapılır. Çoğunluğu yaşlı tipler "ne günler görüp geçirdiklerini", "bilmem kimin zamanında" kimin, bilmem hangi olay karşısında nasıl davrandığını ballandıra ballandıra anlatır. İnönü'den Menderes'e, Demirel'den şehrin milletvekillerine kadar bir çok tip "Kasaba politikacıları" deyiminin yanında neden bir de "berber politikacıları" deyiminin yerleşmemiş olduğuna şaşarım. Yıllarla birlikte berber salonlarının çehresi değişti ama sohbetleriyle makas şakırtıları canlılığını korudu. Ancak biraz sonra tanık olacağım sohbetin diğer "berber politikasından" hayli farklı olacağını düşünmemiştim.
Yandaki kahvecinin çırağı çayı getirdiğinde yaşlı berber koltuktaki yaşlı adamın yüzünü sabunluyor, yaşlı adam ise birşeyler anlatıyordu. Berber sohbetine kulak vermemek olmaz...
"Biz çok çektik çok... İkinci Dünya Savaşı dönemini yaşadım. Savaşa girmedik ancak acısını derinden hissettik. Savaşın iyisi olmaz; ama o savaşın yıkımı hayli fazla olmuştu."
"Öyle!" dedi berber ve devam etti söze: "Sadece biz değil, tüm dünya çok etkilendi. Avrupa ülkeleri, Sovyetler Birliği... Sonuçta Nazi canavarına hakettiği ders verildi ama savaşın yıkıntılarını onarmak kolay olmadı. Almanların yakıp yıktığı Sovyet ülkesi savaşın yaralarını sarmak için epey uğraştı değil mi, Necip ağabey?"
"Sen ne diyorsun Sabri, hem de nasıl... Düşünsene İkinci Dünya Savaşı'na kadar binbir emekle kurulan proletaryanın iktidarını ortadan kaldırmak isteyen bir canavar sosyalizmin kazanımlarını silip süpürmek istedi, bunun için amansız bir şekilde saldırdı; yaktı, yıktı..."
"Zor olmuştu sosyalizmin kuruluşu..." dedi berber...
"Ama meseleye bilimsel bakıyorlardı Sabri!" diye karşılık verdi yaşlı amca; "Yılmadılar, güçlükleri elbirliği ile aştılar. Yeni bir kitap okudum. Küçük bir kitap. Orada sosyalizmi kurarken ne gibi güçlüklerle karşılaştıkları, bunları nasıl aştıkları anlatılıyordu. Üstelik sadece dıştan gelen saldırılara karşı değil, içten gelen saldırılara karşı da nasıl mücadele ettikleri anlatılıyor. Bilmez değilsin; örneğin Troçki gibileri "tek ülkede sosyalizm olmaz" diyor, sosyalistler Sovyetler Birliği'nde sosyalizmin kurulabileceğini verileriyle ortaya koyuyorlar. Bununla yetinmiyor, uygulamada bunu gösteriyorlar."
İlginç bir konuşmaya şahit oluyordum. "Demek ki Demokrat Parti, Menderes, Kore veya Kıbrıs anıları veya pahalılık ve memur maaş katsayıları dışında bu türden konuşmalar da oluyormuş..." diye düşündüm, hayretle. Adı Necmi olan yaşlı amca anlatıyordu. Sosyalizmin inşasından lafı okuduğu kitaba getirdi...
Yaşlı adam anlatıyordu: "Kitapta tek ülkede sosyalizm olur mu, olmaz mı sorunu tartışılıyor. Zamanında biz de tartışmıştık. Biz o zaman böylesi kitapları okumamıştık ama Sovyetlerin yaşadığını, sosyalizmi kurduğunu gördüğümüz için fazla derinine inmemiştik. Troçki'nin o meşhur tezine karşı çıkmış, pratikte bunun olduğunu, olabileceğini söylemiştik. İşte bu tartışma kitapta detaylı anlatılmış. Sovyetlerde sosyalizme geçiş dönemi de kitapta yeralıyor. Örneğin NEP, yani "Yeni Ekonomik Politika" konusuyla ilgili özel bir bölüm var. Orada Lenin'in ortaya koyduğu plana karşı çıkanların görüşleriyle nasıl mücadele edildiği, pratikte NEP sürecinin nasıl hayata geçirildiği vs. belirli bir sistem dahilinde anlatılmış."
"İyi bir kitap olsa gerek" dedi berber. "Adı ne demiştin?"
"Sosyalist İnşanın Zaferi Uğruna Mücadele..." dedi yaşlı adam ve devam etti... "Kitapta 'tek ülkede sosyalizmin kurulmasının mümkün olduğu' görüşü ve NEP politikası yanında sosyalist inşanın zafer kazanması için atılan adımlar, uygulamalar ortaya konulmuş. Özellikle sosyalist planlama konusunda temel görüşler aktarılmış. Sovyetler Birliği'ndeki pratik uygulamalar, ortaya çıkan sorunlar, bu sorunların aşılması yönünde alınan önlemler; kısaca planlamanın yetkinleştirilmesi konusu detaylı bir şekilde işlenmiş. Kırda ve kentte sosyalizmin kuruluşu, NEP'in geçirdiği evreler, sınıf mücadelesinin ortadan kalkmadığı, yeni biçimlerde sürdüğü görüşü... Kısa ve özlü bir şekilde anlatılmış."
"Dönemin en büyük özelliklerinden birisi 5 yıllık planlamalardı. Aslında Sovyetler Birliği'nde sosyalizmin kuruluş deneyiminin dünya çapında bir önemi var..." diye araya girdi berber...
"Elbette", dedi yaşlı amca... "Ben de sözü oraya getirecektim. Kitabın son bölümünde Sovyetler Birliği'nde sosyalizmin zaferi ve dünya açısından önemi üzerinde duruluyor. 'Manuilsky'nin Komünist Enternasyonal'in 7. Kongresindeki Raporuna İlişkin Karar'dan bir bölüm aktarılmış. Aktarılan bölümde Sovyetler Birliği'ndeki sosyalizmin zaferinin dünya çapındaki güç dengesinin sosyalizmin lehine, kapitalizmin aleyhine yeni muazzam bir değişmesi; proleter dünya devriminin gelişmesinde yeni bir aşama anlamına geldiği vurgulanıyor.
Şüphesiz bu vurgu o günün koşullarında doğruydu; haklıydı. Bugün yaşayan bir sosyalizm yok. O halde görev, sosyalizmi tekrar maddi bir güç haline getirmek ve proleter dünya devrimini geliştirmek, güçlendirmektir. Sınıfların ve sömürünün ortadan kaldırıldığı yeni dünyayı yaratmak için; 'herkesten yeteneklerine göre, herkese gereksinmelerine göre' parolası temelinde şekillenecek nihai hedefe ulaşmak için çalışmaktır."
"Evet, görev bu... Ama güçler dengesi bugün sosyalizmin aleyhine..." dedi berber.
"Maalesef öyle" dedi yaşlı amca. "Ama bu geçici bir durum. Toplumlar tarihi birkaç yıllık süreçlerdeki zafer veya yenilgilerle belirlenmez. Eğer öyle olsaydı yirminci yüzyılın başlarında sosyalizmin lafzından sözedilemezdi. Ama o, o güçsüz dönemi atlatmakla kalmadı, dünyada güçlü bir kamp haline geldi. Yani geçici bir durumdan yola çıkarak kesin tespitlerden uzak durmak gerekli. Önemli olan tarihin tekerleğinin hangi yönde döndüğü; neyi zorunlu kıldığı. Zorunluluk bir kez kavrandı mı durum tekrar değişecektir. Bugün uyuyan, uyutulan bir dev var: İşçi sınıfı... Ama o dev bir uyandı mı, uyandırıldı mı; bilinç verildi mi, durum değişecektir. Bunun için okumak, öğrenmek ve öğretmek görevimiz var."
İlginç tiplerle karşı karşıyaydım. Tanıdığım yaşlıların birçoğu bırakalım bu görüşleri savunmayı ve böylesine görevleri yüklenmeyi, köşesinde oturup ömrünün son demlerini dünyadan bihaber, sözümona rahat ve huzur içinde geçirmenin peşindedir. Bu amca ve berber farklıydı...
Araya girdim: "Bayağı okuyorsunuz anlaşılan... İlginç!" dedim.
"Neden ilginç olsun, genç arkadaşım?" dedi yaşlı adam; "Asıl okumamak, öğrenmemek ilginç geliyor bana! Ha, yaşımdan dolayı diyorsan o da gerekçe değil... Yaşlılar okumaz, öğrenmez diye bir kural yok... Okumanın yaşı yok..."
Berber bana döndü; "Necip Usta doğru söylüyor... Okumalı ve öğrenmeliyiz. Öğrenmek yetmez, öğretmek de gerek... Bilgiye çok ihtiyacımız var. Necip Usta okur, öğrenir, öğretir... 'Eski Tüfekler'den bahsederken onu anmadan geçmek olmaz... Siyaseti birkaç yıl sürdürerek ununu eleyip eleği duvara asan birisi değildir o. Politikayı bir ömür boyu sürdüren, bir yaşam biçimi haline getiren birisidir kendisi..."
İçimden pek de "Eski Tüfek" denilemeyeceğini geçirdim. "Bugünkü koşullarda sosyalizmi savunan bir 'Eski Tüfek' eski değil, yeni tüfektir!" dedim. Güldüler...
Necip amcanın kalktığı koltuğa oturdum. Berber "Saç mı, sakal mı" diye sorduğunda; "Kitap!" dedim... "Sahi neydi kitabın adı?"
"Sosyalist İnşanın Zaferi Uğruna Mücadele..." diye yanıtladı "Eski Tüfek" Necip Amca gülmeyi sürdürerek... Ardından giderayak biraz daha bilgi verdi kitap hakkında: "Sosyalist İnşanın Zaferi Uğruna Mücadele - 4. Defter" isimli kitap; "Marksizm-Leninizmin Küçük Kitaplığı - Leninizm" dizisindenmiş. Bu dizi kitaplar 1935'te Moskova-Leningrad'daki SSCB'deki Yabancı İşçiler Yayınevi Kooperatifi tarafından yayınlanmış olan derlemelermiş. Marx, Engels, Lenin ve Stalin'in çeşitli eserlerinden yapılan alıntılar, konularına göre belirli bir sistem içinde, bütünlüklü bir şekilde okura sunulmuş. Türkçesi "İnter Yayınları" tarafından yayınlanmış.
Bu bilgileri veren "Eski Tüfek" Necip Amca berberden çıktı.
Sosyalizmin Sovyetlerde kuruluşu ve yaşatılması için yapılanlar ilgimi çekmişti. Traştan sonra kitapçıya uğrayıp bu kitabı almaya karar verdim. "Bu kitabı okumalıyım!" diye düşündüm; "Sadece bu kitabı değil birçok kitap okumalı!" diye geçirdim içimdWn;
"Okumalı, öğrenmeli ve öğretmeli... "Eski Tüfek" Necip Amca gibi olmalı!"