İŞÇİ SINIFININ ULUSLARARASI ÖRGÜTLENMESİ – 16
İkinci Enternasyonal’in çöküşünden Üçüncü Enternasyonal’e Zimmerwald ve Kienthal Konferansları…
Lenin ve tüm devrimci marksistler açısından aslında Birinci Dünya Savaşı’nın patlamasıyla, Sosyalist Enternasyonal üyesi (İkinci Enternasyonal üyesi) sosyaldemokrat partilerin büyük çoğunluğunun takındığı pratik tavır, İkinci Enternasyonal’in –proleter dünya devriminin bir aracı olarak– kesin çöküşü anlamına geliyordu. İkinci Enternasyonal deneyimi oportunizmle uzlaşmanın bir proleter örgütü süreç içinde nasıl yozlaşmaya götürdüğüne açık örnekti. Savaş bağlamında herşey çok net olarak ortaya çıkmıştı.
Enternasyonal partilerinin büyük çoğunluğu daha önce –en son da Basel Kongresi’nde (1912)– alınmış kararları hiçe sayarak, açıkça kendi burjuvazilerinin yanında saf tutmuştu. Partilerin büyük çoğunluğu içindeki egemen çoğunluk açıkça sosyalşoven bir tavır takınmıştı. Bunlarda gerekçe çoktu. Haklı savaş-haksız savaş ayrımı unutulmuş, onun yerine “saldıran”–“saldırılan” ayrımı geçirilmişti. Hemen bütün ülkelerin sosyal demokrat partilerinin sağ, sosyalşoven önderleri, kendi ülkelerinin bir başka emperyalist ülkenin saldırısına uğradığı gerekçesiyle, proleteryayı “ülkeyi” savunmaya çağırıyor, yani onu burjuvazinin emperyalist savaşının kuyruğuna takılmaya davet ediyordu. Savaş patladığında savaşı kendi burjuvazisine karşı iç savaşa dönüştürme, savaşın yarattığı krizden proleter devrim için sonuna dek yararlanma sözleri bir kenara konulmuş, “anavatan savunusu” gündeme gelmişti. Devrimci marksistler geçmiş dönem içinde İkinci Enternasyonal’de açık revizyonist-reformist kanadı temsil eden en sağ kesimin bu siyasetini “sosyalşovenizm”, “sosyalemperyalizm”, “sosyalpatriotizm” olarak nitelendiriyordu. Onlar daha önce getirdikleri sağ kanatla kesin kopuş çağrısını yineliyorlardı.
Ne yazık ki bu açık revizyonist kanadın açık revizyonist tezleri, -bu açık revizyonist kanat bir çok sosyaldemokrat parti içinde çoğunlukta olmasa bile,- partilerin siyasetini belirliyor; sosyaldemokrat partilerin meclis grupları yapılan oylamalarda kendi burjuvazilerinin savaşından yana tavır takınıyor, savaş kredileri lehinde oy kullanıyordu. Bunun böyle olmasında bir çok sosyaldemokrat partide çok önemli bir güç olan –bazılarında partinin çoğunluğunu oluşturan– merkezci kanat belirleyici rol oynuyordu. Bu kanat “aman partiler bölünmesin”, “İkinci Enternasyonal barış aracıdır, o barış döneminin aracıdır, savaş bittikten sonra yine onun birliğine ihtiyaç olacaktır”, “iç savaş siyaseti yanlıştır, maceracıdır” vb. vb. gerekçelerle, bir çok halde “parti disiplini” sopasını da göstererek, sosyalşovenizme açıkça tavır alınmasına karşı çıkıyor, iç savaş çağrısına ve iç savaş için hazırlığa, en başta da “kendi ülkesinin burjuvazisinin yenilgisi için mücadele etmeye” karşı çıkıyordu. Savaşa karşı tavrın, en iyi halde barışçı kimi eylemlerle sınırlandırılmasını istiyor; burjuvazilerden barış dilenmesini öneriyor, fakat bu arada tabii “anavatan savunması” hakkının da olduğunu söylüyordu. Devrimci marksistler bu merkezci tavrı “sosyalpasifist” tavır olarak niteliyor, bunların proletaryayı burjuvazinin kuyruğuna takmada başrolü oynadığı tespitini yapıyordu. İdeolojik olarak proletaryanın devrimci, sol, mücadeleci kesimleri içinde açık sosyalşovenizmin etkisi azdı. Bunları açık sosyalşoven bir siyasetin peşine takmak o kadar kolay değildi. Merkezciler burada devreye giriyor, pratikte sosyalşoven bir siyaseti proleteryanın devrimci, sol, mücadeleci kesimleri içinde kabul edilebilir hale getiriyorlardı. Bu yüzden Lenin belli bağıntılarda bunların açık sosyalşovenlerden çok daha tehlikeli olduğunu savunuyordu.
İkinci Enternasyonalin çöküşü olgu idi.
Lenin ve tüm devrimci marksistler açısından bu gelişme karşısında yapılması gereken şey de açıktı:
Proleteryaya yeni, “oportunizmden arındırılmış bir enternasyonal” gerekliydi.
Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi (Bolşevik) Merkez Komitesi adına Ekim 1914’te yayınlanan bir bildiri, “Yaşasın oportunizmden arındırılmış proleter enternasyonal!” şiarı ile sonlanıyordu. (Bkz. Lenin, Seçme Eserler, cilt 5, İnter Yayınları, s. 140)
Görev Üçüncü Enternasyonal için “Enternasyonal’in bütün antişovenist unrsurlarını birleştirmek”di. (age, s. 145)
Başta Lenin olmak üzere devrimci marksistler bu görevin çözümüne soyundular. Onlar Enternasyonal içinde oportunistlerden kesin kopuşu gerçekleştirmek, “bütün antişovenist unsurları birleştirmek” için mücadele ederken, İkinci Enteransyonal içindeki sağ kanat da boş durmuyor, İkinci Enternasyonal’i en azından savaş sonrasına taşıyabilmek için adımlar atıyordu. Basel Kongresi’nde Enternasyonal Sosyalist Büro Genel Sekreterliği’ne seçilen Huysmans bunun için Enternasyonal merkezini savaşta “tarafsız” bir ülke konumunda olan Hollanda’ya taşıdı. Huysmans bu “tarafsız” merkezden bütün Enternasyonal örgütleriyle ilişkiyi ayakta tutmaya çalıştı. Fakat Enternasyonal partilerinin büyük çoğunluğu artık emperyalist dünya savaşı içinde savaşan düşman taraflar içinde yer alıyordu. Ve herkesi de kendi taraflarında yer almaya, kendilerine destek vermeye çağırıyordu. Huysmans tarafsız ülke sosyalistlerini Ocak 1915’te Kopenhag’ta, Temmuz 1916’da da Den Haag’ta topluyor, ancak bu toplantılardan tarafsızlık konusunda güzel temennilerden başka bir sonuç çıkmıyordu. Bu arada ittifak devletleri sosyalist partileri Şubat 1915’te kendi aralarında; mihver devletleri sosyalist partileri ise Nisan 1915’te kendi aralarında konferanslar yapıyor; savaş tarafı olarak eylemlerini koordine etmeye çalışıyordu. Artık gerçek enternasyonalistler dışta tutulduğunda bir enternasyonal değil, en az üç enternasyonal vardı!
Zimmarwald Konferansı
(5-8 Eylül 1915)
Emperyalist savaşa karşı olan ve Basel Kongresi kararları doğrultusunda hareket edilmesini talep eden devrimci marksistlerin çabaları sonucu, Enternasyonal partilerinin sol kanadını oluşturan kesimler içinde biraraya gelme düşüncesi giderek gelişmeye başladı.
Bu gelişmenin sonucu olarak İtalya Sosyalist Partisi ve İsviçreli sosyalistlerin ortak çağrılarıyla İsviçre’de Zimmerwald köyünde bir uluslararası konferans toplandı. Toplantı 5-8 Eylül 1915 tarihleri arasında yapıldı.
Konferansa Enternasyonal’in “eski ilkelerine bağlı kalan, iç barışı reddeden (ki bu iç barış kendi ülkesinde burjuvazisi ile barış, emperyalist savaşta onun kuyruğuna takılma anlamına geliyordu) ve savaşa karşı ortak uluslararası eylemden yana olan tüm parti ve işçi örgütleri” çağrılı idiler. Bu biçimde bir çağrı ile aslında savaş tarafı olan ülkelerde kendi burjuvazilerinin yanında yer alan sosyalist partiler dıştalanmış oluyordu. Somutta savaş tarafı olan ülkelerdeki sosyalist partilerin çok büyük çoğunluğunda sosyalşoven siyaset hakim olduğu için, savaş tarafı ülkelerden bu konferansa katılan sosyalistlerin büyük kesimi, kendi partileri içinde azınlığın temsilcileri olarak katılıyordu.
Konferansa açık sosyalşovenistler dışında, merkezciliğin/sosyalpasifistliğin Kautsky gibi açık temsilcileri de çağrılmamıştı. Bu yapısıyla konferans İkinci Enternasyonal içinde “sol”u temsil edenlerin bir konferansı görünümünde idi. Ancak, konferansın kendisi İkinci Enternasyonal’in bu en sol kesiminin bile kendi içinde bütünlüklü bir ortak çizgiye sahip olmadığını, bu en sol kesimin bile büyük çoğunluğunun merkezci pozisyonlarda, Lenin’in deyimiyle “adeta Kautskyci” pozisyonda olduğunu gösterdi. Konferansa katılan bolşevik delegelerin konferansa sundukları karar tasarısı, “iç barışın” bozulması ve proleteryanın burjuvaziye karşı iç savaşına dönüştürülmesi için oldukça ayrıntılı bir planı içeriyordu. Bu planda mücadelenin başarısı için ön şartın “oportunizmden tam kopuş”, İkinci Enternasyonal partileri içindeki sosyalşoven çoğunluktan kopuş olduğu belirleniyordu. Ancak İkinci Enternasyonal’in en solunu oluşturan grupların temsilcilerinin de büyük çoğunluğu bu kopuşa hazır değildi. Zimmerwald konferansına katılan toplam 38 delegeden yalnızca yedisi Bolşeviklerin önerisi lehinde oy kullandı. (Bunlar Lenin dışında, Zinovyev, Letonyalı Y.A. Berzin, Polonyalı Karl Radek, İsveç’ten iki delege, Hollanda’dan Henrietta Roland-Holst ve Almanya Uluslararası Sosyalistleri’nin temsilcisi olarak katılan Julian Borchard’dır.) “Zimmerwald Solu” olarak adlandırılan ve bu dönemde Dünya sosyalist hareketi içinde küçücük bir azınlık olan bu kesim gerçekte devrimci marksizmin temsilcisi olan kesimdi.
Konferans sonuçta Troçki tarafından kaleme alınan bir manifestoyla İkinci Enternasyonal Partilerinin emperyalist savaşta kendi burjuvazisinden yana tavır takınmasını, yani açık sosyal şovenizmi mahkum etti ve bütün ülkelerin işçilerini “proletaryanın hedefleri için uzlaşmaz sınıf mücadelesine” çağırdı. Ancak bir yandan “uzlaşmaz sınıf mücadelesine” çağrılar yapılırken, diğer yandan bolşeviklerin oportunizmle tüm bağların koparılması önerisi büyük çoğunluk tarafından reddediliyordu. Zimmarwald’ın merkezcilerden kopmayı istemeyen yarımerkezci çoğunluğu açık sosyalşovenizmi reddediyor fakat açık sosyalşovenizmin peşinden giden merkezciliğin etkisinde atılması gereken adımı atmaya yanaşmıyordu. Zimmerwald Solu, kendi özel açıklamasını yaparak, Enternasyonal içindeki tüm solun eylem birliğini sağlayabilmek amacıyla, içinde doğrudan önemli bir yanlış bulunmayan Zimmerwald Manifestosu’nu imzaladı. Manifesto’da İkinci Enternasyonal merkezi Basel Kongresi kararlarını savunanların bir konferansını toplamaya çağrılıyordu.
Zimmerwald Manifestosu İtalya’da, İngiltere’de ve tarafsız ülkelerin sosyalist basınında açık olarak yayınlandı. Almanya, Fransa ve Rusya’da illegal bir biçimde yaygınlaştırıldı. Bolşevikler bu maniefestoyu kendi özel açıklamaları ile birlikte yayınladılar. İkinci Enternasyonal Merkezi Genel Sekreter Camille Huysmans’ın ağzından Zimmerwaldcıların uluslararası bir konferans toplanması çağrısına, onları bir avuç çeteci diye adlandırarak cevap verdi.
Lenin yaptığı değerlendirmede, Zimmerwald’de “Enternasyonalistlerin, devrimci marksistlerin” –yani Zimmerwald solu olarak adlandırılan ve Zimmerwald’de azınlıktan olan gurubun birleşmesini “konferansın en önemli olaylarından ve en büyük başarılarından biri” olarak değerlendirir. (age, s. 243)
Zimmerwald Solu gelecekte ortaya çıkacak Üçüncü Enternasyonal’in ilk çekirdeğidir.
Kienthal Konferansı
(24 -30 Nisan 1916)
İkinci Enternasyonal Merkezi’nin Zimmerwaldcıların konferans toplama çağrısına olumsuz cevabı üzerine, Zimmerwald’de seçilen Uluslararası Komite ikinci bir konferns için hazırlıklara girişti. Bu komitenin çağrısı üzerine yine İsviçre’de, bu kez Kienthal köyünde, bir uluslararası konferans yapıldı. Konferans 24-30 Nisan 1916 tarihleri arasında yapıldı. Konferansa Rusya’dan Bolşevik Parti’nin, Menşevik Parti’nin ve Rus Sosyal Devrimcilerinin Sol kanadının temsilcileri; Naşe Slovo dergisi (Troçki) temsilcileri, Romanya Sosyalist Partisi, Bulgaristan Sosyalist Partisi / Daryürekliler, Sırbistan, Rus / Polonya Partisi ve Bund’un temsilcileri katıldılar. batı Avrupa partilerinden yalnızca İtalya Sosyalist Partisi ile İsviçre Sosyalist Partisi konferansa resmi temsilciler düzeyinde katılmıştı. Almanya, Fransa, İsveç ve Hollanda’dan “kişisel katılımlar” vardı. Konferansa resmi heyet göndermek isteyen Bağımsız İşçi Partisi ve Britanya Sosyalist Partisi heyetlerine ise İngiliz hükümeti pasaport vermemişti.
Konferansa Lenin, “RSDİP (Bolşevik) Merkez Komitesi’nin Önerileri” başlıklı bir belge sundu. Lenin bu belgede açıkça savaşa karşı sosyalist propaganda, burjuvaziye karşı sosyalist devrim için savaş propagandası ile birleştirilmediği sürece yapılanın ikiyüzlülük olacağını ortaya koyuyordu. Belge şöyle bitiyordu:
“İflas etmiş uluslararası Sosyalist Büro’yu yeniden kurmak, bırakın bütün ülkelerin sosyal şovenlerine nasip olsun. Sosyalistlerin önünde ise, kitleleri sosyalizm bayrağı altında burjuvazinin politikasını yürütenlerden ayrılmanın kaçınılmazlığı konusunda aydınlatma görevi durmaktadır.” (age, s. 257)
Lenin bu konferansta İkinci Enternasyonal’den ayrılıp bir yenisinin kurulması yönünde bir karar tasarısı sundu. Onun bu önerisi konferans çoğunluğu tarafından reddedildi. Yani doğru devrimci marksist pozisyon bu bağlamda Kienthal Konferansı’nda da azınlıkta kaldı. Fakat bu kez önce Zimmarwald Solu diye adlandırılan kesimde belli bir artma olduğu görüldü. Bunun yanında Kienthal sonuç bildirisinde, Zimmarwald’e göre bir adım daha ileri gidildi. Kienthal bildirisinde “derhal ve ilhaksız barış” talebine yer verildi. Alınan özel bir kararla İkinci Enternasyonal konusunda tavır açıklığa kavuşturuldu. Buna göre Zimmerwald’de olduğu gibi, Kienthal’de de İkinci Enternasyonal’den kopuş reddediliyordu. Fakat Enternasyonal Yürütme Komitesi’nin “değişik ulusal şubelerin çok sayıda talebine rağmen” genel oturum düzenlememesi kınanıyor ve Enternasyonal yönetiminin bu tavırla anavatan savunması politikasının ve iç barış politikasının suç ortağı haline geldiği tespit ediliyordu. Kienthal Konferansı sadece sosyalşovenizme değil, aynı zamanda merkezciliğe karşı duyulan hoşnutsuzluğun artışının bir ifadesi oldu.
Zimmerwald sonrasında bir dizi ülkede sol muhalefet canlandı.
En önemli gelişme (Rusya dışta tutulduğunda) Almanya’da yaşandı.
Almanya’da Mart 1916’da yapılan bir parlamento oylamasında partide resmen parçalanma süreci yaşanmaya başladı. Bilindiği gibi daha önce Karl Liebknecht, Aralık 1914’te yapılan savaş kredileri oylamasında Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nin (SPD) savaş kredileri aleyhine oy kullanan, bu anlamda parti disiplinini çiğneyen tek üyesi idi. Halbuki aynı dönemde parlamento fraksiyonunun iç toplantısında Liebknecht’le birlikte savaş kredilerine karşı oy kullanmaktan yana olan 13 milletvekili daha vardı. Bunlar aynı Liebknecht’in Ağustos 1914’te ilk oylamada yaptığı gibi, parti / fraksiyon disiplini adına, fraksiyon çoğunluğu onaylamaktan yana karar aldığı için, parlamentodaki oylamalarda burjuvazinin savaşından yana oy kullanıyorlardı. Zimmerwald Konferansı değişik sosyaldemokrat partiler içindeki muhalif sol unsurlara cesaret verdi. Almanya’da 1916 Mart’ında SPD parlamento fraksiyonu içinde azınlığı oluşturan savaş karşıtı bir grup milletvekili, artık fraksiyon disiplinini çiğneyip, “vicdanlarının sesine” uymaya karar verdiler. Bu tavrı parlamento kürsüsünde savunma görevi Haase’ye verildi. Haase yaptığı konuşmada Alman hükümetinin fetih planlarını kınayan ve sıkıyönetimi protesto eden bir konuşma yaptı. Bunun hemen ardından Haase’nin grubu fraksiyonun çoğunluk kararıyla SPD’nin meclis grubundan ihraç edildi.
17 kişilik bu grup Alman Sosyal Demokrat İşbirliği isimli bir grup oluşturdu.
Diğer yandan Liebknecht, Luxemburg, Mehring, Clara Zetkin’in başını çektiği bir grup da ‘Spartakus Mektupları” isimli bir yayın organı etrafında birleşmişlerdi. Bu grup Zimmerwald solu içinde yer alıyordu.
Esas olarak bu iki grup ve bir dizi küçük sol grup Nisan 1917’de Gotha’da yanyana gelerek Almanya Bağımsız Sosyal Demokrat Partisi’ni (USPD) kurdular. Fakat bu partinin ortak temeli devrimci bir marksist program değil, yürüyen savaşa karşı olma tavrıydı. SPD içinde merkezci kanadı oluşturanlar, Haase ve Kautsky önderliğinde USPD içinde USPD’nin sağını oluşturmuşlardı. Bunlar şimdi USPD içinde yer almalarına rağmen eski “partinin bölünmesine karşı” idiler! Ve Zimmerwald hareketine katılmayı da reddediyorlardı. Bu hareket içinde de iki kanadın varlığı ve bunların uzun süre birarada yürüyemeyeceği belliydi.
Enternasyonal’in en güçlü kitle partisi konumunda olan Almanya Sosyal Demokrat Partisi içindeki bu gelişmeler, gerçekte gelişmekte olanın, etkisi artmakta olanın devrimci marksizm olduğunun bir işaretiydi.
