Leninizm Defterleri - 5. Defter:

Tarım ve Köylü Sorunu

"İnsan ne yaparsa bilinçli yapmalı"

leninizm5 kapak"IMF defol!", "Çiftçi idam sehpasında!", "Çiftçi hapiste, beyler Laila'da!", "Taneler IMF'ye, saplar çiftçiye!", "Tütün Yasasına hayır!", "IMF'ye değil, üreticiye..." gibi sloganlar atıyordu köylüler toplandıkları alandan. Biraz sonra yürüyüşe geçeceklerdi. Çok kalabalık değildi yürüyüş. Öyle onbinler yoktu, binler de yoktu; ancak yüzlerle ifade edilebilirdi sayı. Oysa bölgede yüzbinlerle ifade edilen bir yoksul üretici köylü kitlesi vardı. Ancak büyük çoğunluğu örgütsüzdü. Devletin "tarım politikasına" ilişkin tepkilerini ifade etmek, taleplerini haykırmak için biraraya gelemiyorlardı.
Yürüyüş hazırlıkları sürerken küçük kalabalığın içinden Tezcan, arkadaşı Arif'e kendi durumlarını şikayetleniyor, köylülerin kayıtsızlığına verip veriştiriyordu:
"Şu hale bak be... Binlerce köylü var, teke tek konuştuğunda herkes yakınır, ama böyle biraraya gelip sesini yükseltmeye geldi mi iş, fazla insan toparlanmaz. Daha ne olması lazım bu insanların meydanlara çıkması için? IMF'nin verdiği direktiflerle devlet çeşitli yasalar çıkarıp bizi mağdur etmedi mi? Destek alımları durdurulmadı mı? Taban fiyatlarıyla ürünümüzü yok pahasına satıp, parasını yıllar sonra almıyor muyuz? Teşvik kredilerini kaldırmadılar mı? Tütünde, pancarda üretim kısıtlanmadı mı?... Tüm bunlarla devlet ekmeğimizi elimizden alıyor. Biz ne yapacağız şimdi? Nasıl üreteceğiz, haydi ürettik diyelim; nasıl satacağız? Büyükler su başlarını tutmuşlar, istedikleri gibi fiyat belirliyor, yok pahasına ürünümüzü elimizden alıyorlar! Tüm bunlar biliniyorken bu millet daha neyi bekliyor? Niye sesini çıkarmıyor? Şu meydana bak; kaç kişi var Alla'sen?"
Arif Tezcan'ın söylediklerini sessizce dinliyordu. Şu son dönemlerde bu tür yakınmalarla ne de çok karşılaşmıştı! Söylenilenlerin hepsi doğruydu. IMF tarafından dikte edilen politikalarla küçük köylülük perişan olmuştu. Zaten kapitalist sistemin temel yasalarından birisi; "...hem sanayide, hem de tarımda küçük işletmenin büyük işletme tarafından geri itilmesi" değil miydi? Olan buydu. Kırda zengin köylülüğün, büyük tarım tekellerinin çıkarları temelinde oluşturulan politikalar küçük köylü kesimini yıkıma götürüyordu.
Arif okuyan, olayları temel nedenleriyle kavramaya çalışan birisiydi. Tüm bu olayları çözümlemesinde, son dönemlerde köylü kesimine yönelik artan saldırıların nedenlerini, bu saldırıların sonuçlarını son okuduğu "Tarım ve Köylü Sorunu" isimli kitapta yazılanlar sayesinde çok rahat bir şekilde kavrayabilmişti.
"Okumalısın!" dedi Tezcan'a...
IMF-devlet ilişkisini, bunların politikaları ile yoksul köylülüğün mahvolduğunu anlatmaktan, tohumluk ve gübreye ilişkin politikaların yıkımına geçmiş olan Tezcan söylenileni anlamadı. Önce garip bir "Hııı?" sesi çıkardı. Ardından; "Bizden geçti, bu yaştan sonra okul yolları tepmek benim neyime..."
Arif; "Yok okuldan bahsetmiyorum. Okuma illa da okulda olmaz. Kitap al, evinde oku. Bu yaşananların hepsinin bir nedeni var. Bir gidiş yönü var, sonuçları var. Bunları kavramak istiyorsan okumalısın..."
"İyi olur da, yani şey...Niye olmasın? Tabi yani... Mesela?"
"Kem kümü geç... Bu yaşananlar öyle tesadüf, kader, vs. değil. Hepsi bir sistem içinde gelişiyor. Biz sonuçlarını yaşıyoruz... Ama tarımdaki gelişmeler, emekçilerin bu toplumdaki kötü durumları, sömürü, devlet, IMF, zengin köylüler... Hepsi birbiriyle ilintili, bağıntılı... Geçen gün bir kitap okudum. Tarım ve köylü sorununu anlatıyordu. Sorunun sistemle bağını kuruyor, gidiş yönünü açıklıyor, çözümler üzerinde duruyordu. İlginç, öğretici bir kitap... Sana da vereyim sen de oku..."
"Nasıl bir kitapmış o öyle?"
"Bak; önce, bu senin anlattıklarının bu toplumda neden ve nasıl, hangi kurallar çerçevesinde ortaya çıktığı anlatılıyor. Yine biz yoksul - küçük köylü kesimin çıkarının nerede olduğu, kiminle yürüyeceği anlatılıyor..."
"Biz şimdi bizbize yürüyeceğiz... Yürümek için başka birileri mi lazım?!"
"Yok öyle değil... Burası için demedim. Burada bizbize yürüyeceğiz. Köylülük ama siyasette birileriyle yürümek durumunda."
"Hımmm... Peki ne için? Kiminle? Nasıl?"
"Teker teker... Ne için? Bu sistem bize ne veriyor? Biraz önce sen anlattın durumu: Yıkım, yoksulluk, topraktan geçimin ölmesi; şehirlere göç... İşsizler ordusuna yeni işsiz yığınların eklenmesi vb. vb. Bundan kurtuluş yolu var mı? Var... Nedir? Bize, bize olduğu kadar başta işçi sınıfı olmak üzere diğer emekçilere yaşamı zehir eden, bizleri sömüren, baskı altında tutan bu sistemin ortadan kalkması. Bu kendiliğinden, tek başına olmaz. Bu işçilerin, yoksul köylülerin emekçilerin birlikte mücadelesiyle gerçekleşir. Devrimle gerçekleşir."
"Devrimle mi?"
"Evet devrimle... Başka türlü kurtuluş olmaz!... Eğer köklü bir değişim olmaz ise, bu durum daha da kötüleşerek devam eder."
"Peki devrim olursa ne değişecek?"
"Çok şey... İşçiden, yoksul köylüden, emekçiden yana bir düzen kurulacak. Böyle bir düzende ne IMF olacak, ne onun dikte ettirdiği politikaları uygulayan, bizleri açlığın, sefaletin koynuna iten, baskı uygulayan devlet olacak. Sömürünün koruyucusu devlet yerine işçilerin, emekçilerin cumhuriyeti kurulacak. Bak, bu işin nasıl olacağını, neler getireceğini detaylı anlatırım ama daha da iyisi senin okumandır. Bu meseleyi, bu mesele ile ilgili diğer şeyleri de ayrıntılı öğrenmek istiyorsan okuman gerek. Biraz önce sana oku dediğimde tam da bunu söylemek istemiştim."
"Bahsettiğin kitaba dönelim..." diye araya girdi Tezcan...
"Kitabın adı 'Tarım ve Köylü Sorunu'. Orada bütünlüklü bir şekilde sorun ortaya konuluyor. Gerek bu toplumda köylülüğün durumu, konumu; gerekse devrim sonrasında sorunun nasıl çözümlendiği anlatılıyor."
"Neyin nesi bu kitap? Kim yazmış?"
"'Tarım ve Köylü Sorunu' adlı kitap bir derleme...Yani kitabın tek bir yazarı yok, yazarları var: Proletaryanın büyük öğretmenlerinin eserlerinden bölümler alınmış ve belirli bir sistem çerçevesinde bir araya getirilmiş. Kitap 'Marksizmin-Leninizmin Küçük Kitaplığı' serisinin beşinci kitabı."
"Hımmm..." dedi Tezcan. Biraz karışıktı. Arif bir kez daha anlatmaya çalıştı.
"Bak... 1935 yılında Sovyetler Birliği'nde "Yabancı İşçiler Yayınevi Kooperatifi" çeşitli konularda Marksizm-Leninizmin neler savunduğunu anlatmak için sekiz kitaptan oluşan bir kitapçıklar dizisi yayınlamış. Her bir kitap bir konuyu ele alıyor. Benim bahsettiğim kitap bu serinin beşinci kitabı ve konusu tarım ve köylü sorunu. Daha önce de söylediğim gibi kitapta devrim öncesi köylülüğün durumu-konumu yanında, devrim sonrasında köylülüğün konumu, devrimin kırda yapacağı işler; Rusya'daki devrim ve sosyalizm koşullarında köylülerin durumları vs. vs. anlatılıyor. Okuduğunda meseleleri biraz daha iyi anlayacaksın."
"Yahu zordur böyle kitapları okumak..."
"Hayır canııım; gözünde büyütme... Hem okurken anlaşılmayan yerler üzerine tartışabiliriz. Anlaşılmayanı anlaşılır kılarız merak etme..."
"Tamam" dedi Tezcan... "Anlaştık... Zaten ben de bu işlerin nasıl olduğunu; nasıl döndüğünü merak ediyordum. İçinden çıkamıyordum bir türlü. Öğrenmek lazım tabii... İnsan ne yaparsa bilinçli yapmalı. Onlar nasıl bize karşı planlı-programlı saldırıyorlarsa bizim de bilinçli bir şekilde karşı koymamız lazım..."
"Evet, haklısın" diye tamamladı Tezcan'ı Arif... "Bilinçlenmeli, örgütlenmeli ve mücadele yürütmeliyiz. Bir laf vardır: Mücadele eden yenilebilir... Mücadele etmeyen ta baştan yenilmiş demektir..."
"Valla kitap gibi laf ettin Arif" dedi Tezcan...
Bu arada yürüyüş için son hazırlıklar yapılmıştı. Alanda toplanmış az sayıdaki yoksul köylü canlı bir biçimde taleplerini haykırmaya devam ediyordu...
"IMF'ye değil, üreticiye!"
Hafif bir sessizlik sonrasında Arif yeni, bilinmeyen bir sloganı atmaya başladı: "Üreten biziz, yöneten de biz olacağız!"
Yalnız attı sloganı Arif. Ama sloganı ikinci atışında kitle slogana katıldı:
"Üreten biziz, yöneten de biz olacağız!"