KURALDIŞI BİRŞEY...

26 Ocak 2002’de Birleşik Metal-İş Sendikası’nın eğitim salonunda kuraldışı birşey yaşandı.

Bu kuraldışılık bir Web sitesinin açılışı ile alakalı.

“1 Mayis.Net” adı altında açılan Web sitesinin hem tanıtımı yapıldı ve hem de bir forum düzenlendi.

Web sitesinin açılışının yaklaşık 50 kişi ile yapılmasındaki temel amaç, bu sitenin amaçlarını daha fazla kesime anlatmak ve destek almaktı kuşkusuz.

Bu siteyi hazırlayan arkadaşlar bu çalışmanın amacını esas olarak, “Emek hareketinin geleceğine” olumlu bir katkı yapmak olarak belirlemişlerdi.

Bu site üzerinden mümkün olduğu kadar, bu siteye ulaşanlara hem güncel bilgiler aktarmak, hem tarihsel bilgiler ulaştırmak, hem uluslararası işçi sınıfının deneyimlerini aktarmak, hem de bugün güncel olarak emekçi hareketinin sorunlarını tartışmak ve ileriye doğru adım atması için katkı sunma hedefi güdülmektedir.

Siteye girildiği zaman, bu yönde gayet olumlu çabaların da sarfedildiğini görmek mümkündür.

Forum bölümünde ise, Marmara Üniversitesi’nden Doç. Fuat Ercan, Enerji Yapı Yol Sen Sendikası Başkanı Cengiz Faydalı,  Birleşik Metal-İş Sendikası İstanbul 2 No’lu Şube Başkanı Üzeyir Demirtaş ve Hava-İş Sendikası uzmanı Munzur Pekgüleç sunu yaptılar.

Bu sunu üzerinden konuşmacılar şu görüşleri savundu:

*Sendikalar üretimin parçalanmasının bir sonucu olarak çok dar bir kesimi örgütlemektedirler. İşsizler, kadın emeği, çocuk emeği, göçmen işçiler, hapishanelerde köle olarak çalıştırılanlar, mühendisler esas olarak örgütlenmenin dışında bulunmaktadırlar; ki işçilerin de önemli bir bölümü örgütsüzdür.

*Sendikalar bölük pörçük bir durumdadır. Emek Platformu temelinde bir araya gelen ve Emek Programı temelinde birleştiklerini söyleyenler de, kendi ulusal burjuvazisine karşı mücadele etmeyi bir yana bırakmışlar, esas problemi IMF ve emperyalizm olarak görmektedirler. Bu yaklaşım yanlıştır.

*Kuralsızlaştırma, özelleştirme gibi Neo-Liberal politikalar büyük güç kaybettirmiştir.

*Sendikalar içinde örgüt içi demokraside önemli sorunlar vardır.

*Sendikalar soruna salt ekonomist bakış açısıyla bakmışlardır. Sendikaların mücadele tarzı değişmelidir. Cezaevlerindeki sorunlar, aydınların sorunları, ulusal sorun sendikaların da sorunudur. Bunlara doğru tavırlar takınmak gerekir.

*Bu sendikalar sorunları çözemez. Bunun için fiili olarak, memurun, işsizin, işçinin, ev çalışanlarının hepsinin bir arada örgütlendiği sendikaları yaratmamız lazım.

*Emek Platformu bileşenleri tabana inmelidirler.

*Sosyalistlerin bu kadar dağınık durması harekete zarar vermektedir. Asgari müştereklerde birleşmek gerekir, didişme yapacak kadar lüksümüz yoktur.

*Sendikalar doğru dürüst eğitim çalışması yapmamaktadırlar.

*Sendikalar da, sosyalistler de topluma güven veremiyorlar. Bu güven tazelenmeden hiçbir şey olmaz. Sendikaların aktivitelerinde aşınma oldukça başkalarına nasıl güven verilebilir? Özeleştiri önemlidir.

*İç demokrasi yok. Birbirimize karşı tahammülümüz yoktur. Bunu aşmadıkça gelişme olmaz. ‘Benim gibi düşünmeyenlerin bu örgütte yeri yoktur’ şeklinde tavır takınanların kapitalizme karşı alternatif üretmesi mümkün değildir. Kendimizi yeniden yaratmada çok tutucu ve ‘tarikat’çı davranıyoruz. Bunu aşmak gerekir. Ancak böyle kapitalizmin alternatifi olan sosyalizmi yaratma yönünde gelişebiliriz.

Bu şekilde sunular yapıldıktan sonra tartışma bölümüne geçildi. Bu bölümde de değişik konuşmacılar şu görüşleri savundu:

*Bugünkü sendikalarla bu iş gitmez; bunun için Birleşik Sendikal Hareket’i yaratmamız lazımdır.

*İşçi evleri gibi projeler var. Düzensiz çalışanları örgütlemek istiyoruz.

*Sendika üyeleri kendi çevrelerinde örgütleme yapmak için çaba sarfetmiyorlar.

*Örgütlenme biçimi değiştirilmelidir. Dikey örgütlenme biçiminin yanında yatay örgütlenme biçimleri yaratılmalıdır.

*Sınıfın dayanışması yok denecek düzeyde. İstanbul gibi bir yerde 300 kişi direniş yapıyor ve bu 300 kişi beslenemiyor.

*Devlet sendikacıları bilinçli olarak hayırsever kurumları derekesine düşürmek istiyor.

*İşçi sınıfı iktidarı almak için mücadele yürütmelidir. Mücadelenin perspektifi bu yönde olmalıdır.

*12 Eylül öncesi şeklindeki eğitim verilmelidir. İşçilerin mücadelesi siyasallaşmalıdır. Buna örnek olarak, Ankara’da bir işyerinde çalışan yaklaşık 200 kadar kadın işçi Türk Metal Sendikası’nın şubesine giderek üye olmak istiyorlar. Şube başkanı önce gidin MHP’ye üye olun ondan sonra gelin sizleri sendikaya üye yapalım demiş.

*Sendikaların güttüğü siyaset devletçi bir siyasettir. Sınıfı sınıfsal bilinçle donatmamız lazımdır. Site bu yönde yardımcı olursa amacına hizmet etmiş olur.

*Sosyalistler asgari müştereklerde birleşmezlerse bu sorun çözülemez. Ortak ilkeler temelinde hareket etmek gerekir.

*Anti-kapitalist olmayan hiç bir hareket işçi hareketi olamaz. İşçi hareketi anti-kapitalist olmak zorundadır.

*Emek hareketi sadece sendikal hareket değildir. Sosyalist hareketin geleceğini tartışmak da bu tartışmanın içerisindedir.

*Emek hareketinin güçlendirilmesi için bir dizi deneyim vardır. Bunlardan bir tanesi daha fazla sendikal demokrasinin gerçekleşmesi için işyerlerinde tüm işçilerin katılımı ile seçilecek olan Grev ve Mücadele Komitelerinin örgütlenmesidir. Hemen hemen işçilerle alakalı tüm kararlarda işçiler bu komiteler üzerinden temsil edilip karar vermelidirler.

Yine uluslararası alanda deneyim olarak bazı alanlarda hem işçilerin, hem işsizlerin ve hem de kadınlarla mahallelinin ortaklaşa örgütlendiği yapılanmalar vardır.

Bunun ötesinde çokça bahsedilen çok uluslu tekellerin Avrupa ve dünya üzerindeki işyerlerinde çalışan işçilerin ortaklaşa mücadelesinin örgütlenmesi için bazı çalışmalar vardır. İşçiler kurdukları ağlar üzerinden birlikte davranma yönünde daha çok imkana kavuşma durumundadırlar.

Bu örnek Türkiye’de çalışan insanlar için de alınıp kullanılabilinir. Burada hem ulusal tekellerde çalışan işçilerin ortak davranması ve hem de çok uluslu tekellerde çalışanların ortak davranması, çalışmalar yapması gerekir.

*Bugün Türkiye’de daha çok parçalanma değil, ama 5-6 konfederasyonun yerine belki bir iki konfederasyonlu bir sendikal örgütlenmenin sağlanmasının ve bunun içinde mücadele etmenin amaca daha uygun olabileceğini, tabii ki burada üzerinde birleşilen temelin önemli olduğunu, faşizmin olduğu ülkelerde verilen mücadelelerden ders çıkarmak gerektiği şeklinde görüşler de savunuldu.

Sonuç olarak değerlendirilirse:
Bu tartışmaları da yürütebilecek bir sitenin oluşturulması, işçi sınıfı hareketinin kullanacağı mücadele araçlarından bir tanesidir.
Bu araçtan dikkatli bir şekilde faydalanmak gerekir.
Bunun için de imkanlar ölçüsünde bu siteye değişik materyallerle katkı sunmak gerekir.
Daha etkin ve güçlü mücadelelere..!

 

İstanbul’danYDİ ÇAĞRI okuru.
Ocak, 2002