Leninizm Dizisi - 6. Defter:
Ulusal Sorun ve Sömürge Sorunu
Yeter ki istensin...
Helin
üniversite kantinine gidip birşeyler atıştırarak açlığını bastırmayı
düşündü. Kantine yöneldiğinde giriş kapısının yanında birkaç kişinin
etrafında bulunduğu masayı farketti. Ne vardı acaba? Masaya yöneldi.
Son günlerde Kürtçenin üniversitelerde seçmeli ders olarak okutulmasını
talep eden imza kampanyacılarıymış masayı açanlar.
Kampanyacılarla tanışıyordu. Kısa bir selamlaşmadan sonra kampanya
üzerine konuşmaya başladılar. Kampanyacılar Helin'e amaçlarını anlattılar:
Kürtçenin seçmeli ders olarak öğrenilmesini istiyorlardı, bu hakkı
elde etmek ve meşrulaştırmak için böyle bir kampanya açmışlardı.
Helin kampanyacıların taleplerinin haklı olduğunu, ama bu talebin
bu haliyle anadilde eğitim talebinden geri bir talep olduğunu, bunun
anadilde eğitim talebiymiş gibi gösterilmesinin yanlış olduğunu
söyledi. Bunun üzerine kampanyacılar biraz kızdılar. Sorunun ulusal
mücadelenin en önemli bir parçası olduğunu, bunun çözümlenmesiyle
bir çok şeyin değişeceğini vs. anlatmaya çalıştılar. Helin bu anlatılanlara
karşı, ulusal hak talebi bağlamında, dil ve eğitim konusunda savunulması
gereken doğru talebin "herkese anadilde eğitim hakkı"
olduğunu söyledi. Bu kampanyanın ve bu talebin haklı, demokratik
bir talep olduğunu bir kez daha vurguladı ve ama ulusal hak talebi
olarak bu talebin çok geri bir talep olduğunu yineledi. Sözlerini
ulusal sorunun köklü çözümünün sisteme yaklaşımla bağıntılı olduğunu
belirterek, köklü çözüm için bilimsel bir temelde sorunun araştırılmasının,
deneylerin incelenmesinin gerektiğini belirtti. Okumaya, öğrenmeye
ve tartışmaya açık olunmasının zorunlu olduğunu vurguladı.
Yine kızdı kampanyacılar. Tartışma bir süre sonra taktik ve stratejiyi,
reform ve devrimi vs. kapsayacak şekilde genişledi. Konu ne kadar
genişlerse kampanyacıların yanlış görüşleri de o kadar artıyordu.
Türkiye'de ulusal sorunun ortaya konuluşundan, sosyalizmde ulusal
sorunun çözümüne kadar birçok noktada bölük pörçük savunulan görüşlerin
büyük çoğunluğu yanlıştı; sorunu bugünkü koşulların ve bu sistemin
içinde çözümlenebilecek bir şey olarak ele alıyorlardı. Sosyalizmde
ulusal sorunun çözümü konusuna ise burun büküyor "reel sosyalizmin"
bu işi çözemediğini iddia ediyorlardı. Helin doğru düşünceleri kısa
kısa başlıklar halinde ortaya koydu. Yalnız kampanyacılardan birisi
kendilerinin okumaya ve öğrenmeye açık olduklarını, kendilerine
önerilecek yazıları okuyup üzerine tartışabileceklerini belirtti.
Ayaküstü tartışma bir süre sonra bitti. Helin kampanyaya imza vererek
kantine yöneldiğinde kampanyacı arkadaşların sorunu çok sığ ve yanlış
bir temelde kavramış olduklarını düşünüyordu.
***
Ders sonrası eve giderken de aklında o kısa tartışma vardı. Sorunun
ne kadar yanlış kavrandığını, gerçekte temel doğruların bir kenara
bırakıldığını, görülmediğini, bunun gösterilmesinin bir gereklilik
olduğunu düşünüyordu. Bunu göstermenin çeşitli yolları vardı. Örneğin
sorunun derli toplu ortaya konulduğu, temel bir kitabın önerilmesi
belki bu arkadaşların konuyu kavramasında yararlı olabilirdi. Okumaya
ve tartışmaya açık olduğunu söyleyen arkadaşa sorunun özünü ortaya
koyan bir kitap önerebilir, üzerine tartışabilirlerdi örneğin...
"Derli toplu... Derli toplu... Derleme..." diye geçirdi
içinden... Evet bir derleme vardı. "Ulusal Sorun ve Sömürge
Sorunu" başlıklı bir derleme vardı. Birkaç yıl önce okumuş
ve oldukça yararlı bulmuştu kitabı. Eve gittiğinde kitabı buldu,
sayfaları karıştırmaya başladı.
Kitap Leninizmin okullarda öğretilmesi veya kendi kendine öğrenilmesi
hedefiyle yazılmış olan, 1935'te Moskova-Leningrad'daki "SSCB'deki
Yabancı İşçiler Yayınevi Kooperatifi" tarafından yayınlanmış
8 kitapçıktan oluşan "Marksizmin-Leninizmin Küçük Kitaplığı"
adlı serinin "6. Defter"iydi. Kitap proletaryanın büyük
öğretmenlerinin ulusal soruna ilişkin görüşlerini belirli bir sıralama
temelinde okuyucuya sunuyordu.
İçindekiler bölümüne gözattı.
Dört bölümden oluşan kitabın ilk bölümü "Ulusal ve sömürge
sorununda Leninizmin konuluşu" başlığını taşıyordu. Bu bölümde
Leninizmin ulusal soruna yaklaşımda çıkış noktaları, ulus ve ulusal
hareketin ortaya çıkışı, tarihsel gelişim... ortaya konuyordu. Bölümün
son alt başlığı "ulusal sorunda proleter siyasetin temel ilkesi
olarak bütün ulusların proleter ve emekçi kitlelerinin ortak mücadeleye
yakınlaştırılması" konusu ele alınıyordu.
İkinci bölümde ezilen halkların kurtuluş hareketi ve bunun proleter
devrimle bağı, bolşevizmin bu konudaki çıkış noktaları ortaya konuyor,
ayrılıp ayrı devlet kurmaya kadar ulusların kendi kaderlerini tayin
hakkı şeklindeki leninist slogan üzerinde duruluyor, ulusal sorunda
bolşevik programın esas talepleri anlatılıyordu. Yine bu bölümde
"ulusal kültürel özerklik" şiarının burjuva-milliyetçi
özünün teşhir edildiği ilginç bir bölüm vardı.
Üçüncü başlık "Ulusal-Sömürgesel Sorun ve Proleter Dünya Devrimi"
şeklindeydi ve bu başlık altında sömürge devrimleri, itici güçleri,
gelişme perspektifleri... irdeleniyor, özellikle Komintern'in belirlemeleri,
tespitleri belirli bir sistematik içinde okura aktarılıyordu. Bu
bölümde ayrıca savaş sonrası Avrupa'sında ulusal sorunun durumu
da ortaya konuyordu.
Dördüncü ve son ana başlık altında ise proletarya diktatörlüğü altında
ulusal sorunun çözümünün nasıl olduğu ortaya konuyor, Sovyetler
Birliği pratiği temelinde bu alanda yapılanlar, kazanımlar irdeleniyor;
Sovyetler Birliği'nde ulusal sorunun çözülmesinin uluslararası önemi
ortaya konuluyordu.
Helin kimi yerleri tekrar okudu. Evet, bu kitap çok yararlı bir
başvuru kitabıydı. "Yeter ki, okunmak istensin; yeter ki okuyan
öğrenmek istesin..." dedi.
Peki öğleyin okumak için kendisinden birşeyler talep eden arkadaş
ne kadar okumaya açıktı? Bilemiyordu. Kestiremiyordu da... Ama insanların
söylediklerinden yola çıkmak gerekliydi. Zaman içinde zaten ortaya
çıkardı. Kitabı ertesi gün okula götürmek üzere çantasına yerleştirdiğinde
kendi kendine "Göreceğiz..." diye mırıldandı...
