Leninizm Dizisi - 7. Defter:

"Proleter Devrimin Stratejisi ve Taktiği"

 

Satranç mağduru...

leninizm 7 kapakVeziri şahın karşısına çeken Hayri "Şah!" dedi. "Şah ve mat!"
Rakibi Cevat Hayri'nin hamlesi karşısında mattan kurtulmanın çarelerini aradıysa da çözüm bulamadı. Bir kez daha mat olmuştu.
"Kazandın" dedi. "Ama şanslıydın. Kaleyi vermeseydim biraz zor yenerdin."
"Kaleyi vermeseydin de kazanırdım" dedi Hayri gülerek... "Çünkü sen taktik fakiri, strateji fukarasısın. Oysa satranç bir strateji ve taktik oyunudur."
"Hadi canım sen de!" diyerek omuz silkti Cevat; "İyi ki kazandın... Konuşursun artık..."
"Elbette konuşurum. Ama bir şeyi çok ciddi söylüyorum, senin strateji-taktik diye bir derdin yok! Paldır küldür oynuyorsun. Ne bir planın var oyunda, ne de ne yapmak istediğini biliyorsun. Olmayacak yerde saldırıyorsun, saldırman gereken yerde savunmaya geçiyorsun. Oyuna başlarken avantajlı bir durumun vardı, saldırman gerekirdi; taşlarını bağladın, filini ve atını verdin. Sonra savunma yapman gerekirdi, saldırdın veziri verdin. Böyle giderse sen daha çoook maç kaybedersin. Dahası, sen böyle lambur lumbur hareket edersen sadece satrançta değil, bir çok alanda kaybedersin."
"Yok daha neler..."
"Evet, evet... Mesela senden iyi bir siyasetçi olmaz..."
Satranç mağduru ama devrimci safların yeni sempatizanı Cevat alınır gibi oldu:
"Ne alâkası var?!"
"Var... Hem de çok! Örneğin stratejisi belli olmayan bir siyasi hareketin hali senin satranç maçındaki matından da beter yenilir! Ya da döneme uygun taktikler geliştirmeyen hareket senin az önceki halinden beter olur... Düşünsene, güçlerini toparlayamamış bir hareketin kendisinden kat be kat güçlü olan, örgütlenmiş devlete saldırmasının sonucunu..."
Hayri çayından bir yudum aldı. Satranç taşlarını kutusuna yerleştirmeye çalışırken anlatmaya devam etti:
"Bak", dedi; "Strateji ve taktiğin sınıf savaşımında, devrimci mücadelenin başarıya ulaştırılması ve devrimin sürdürülmesi bağlamında önemli bir rolü var. Strateji, devrimin verili aşaması temelinde işçi sınıfının ana görevinin ne olduğunu tespit etmek, bu temel görev doğrultusunda devrimin güçlerini mevzilendirmek için uygun plan hazırlamak ve süreçte bu planı gerçekleştirmek için çalışmaktır."
"Peki ya taktik ne?" diye araya girdi Cevat. Az önce mat ettiği arkadaşının konuya ilgisi karşısında sevinen Hayri arkadaşının sorusunu yanıtladı:
"Taktik sınıf mücadelesinin alçalma ve yükselme dönemlerine bağlı olarak devrimin alçalma ve yükselmesinin kısa dönemi için işçi sınıfının davranış çizgisini saptamak, eski mücadele ve örgütlenme biçimlerinin ve eski sloganların yerine yenilerini geçirerek, bu biçimleri birbiriyle birleştirerek vs. vb. stratejinin hayata geçirilmesi için mücadele etmektir. Taktik, stratejinin bir parçasıdır, ona bağlıdır, ona hizmet eder. Taktiğin en önemli görevi, verili anda somut duruma en uygun düşen ve stratejik başarıyı en emin şekilde hazırlayan mücadele yollarını ve araçlarını, biçimlerini ve yöntemlerini saptamaktır. Taktik stratejinin yönergelerini kılavuz edinir, her verili anda somut duruma uygun mücadele biçimleri ve yöntemleri saptar. Dolayısıyla devrimci taktik, hareketi tek birtakım mücadele biçimiyle sınırlamaz... Sonra..."
Cevat için yeni şeylerdi bunlar. Ne taktiğin üzerinde durmuştu bunca yıl, ne de stratejinin... Ama yenilginin verdiği hazımsızlıkla laf atmaktan geri durmadı:
"Kitabını yazmışsın gibi konuşuyorsun!"
Hayri hafifçe gülümsedi ve;
"Hayır" dedi, "Kitabını yazmadım, ama kitabını okudum..."
"Kitabını mı okudun?"
"Evet... Sınıf mücadelesinde strateji ve taktiğin önemi üzerine bir dizi yazı ve kitap var. Bunları okudum. Mesela en son geçtiğimiz yıl elime bir kitap geçmişti. Çok iyi bir derlemeydi. Kitaplıkta olacak. İstersen getireyim..."
"İyi olur" dedi Cevat. Merak etmişti.
Hayri kitaplığa gitti. Leninizm Dizisi'nin bulunduğu kitap dizininin son kitabını çekti çıkardı. Kitabın kapağında "Proleter Devrimin Stratejisi ve Taktiği" yazıyordu.
Kitabı Cevat'a uzatırken bir yandan da anlatıyordu: "Kitap 1936'da Moskova-Leningrad'da SSCB'deki Yabancı İşçiler Yayınevi Kooperatifi tarafından yayınlanmış 'Leninizm Dizisi'nin Türkçe'de yayınlanan yedinci ve son kitabı. Bu kitap dizisi belirli konularda proletaryanın büyük öğretmenlerinin eserleri ile Komintern'in kimi belgelerinden yararlanılarak esasta Marksizm-Leninizmi yeni öğrenmeye başlayanlar için hazırlanmış. Çok yararlı bir dizi... Tanımıyorsun değil mi?"
"Hayır... İlk kez duyuyorum bu dizinin ismini." dedi Cevat elindeki kitabı incelerken...
Kapakta kitabın isminin altında beş alt başlık yer alıyordu: "Proletaryanın Sınıf Mücadelelerini Yönetme Bilimi, İşçi Sınıfının Mücadele Biçimleri Öğretisi, Stratejik ve Taktik Önderlik, Devrimci ve Reformist Önderlik, Komünist Enternasyonal'in Stratejisi ve Taktiği".
"İyi bir kitaba benziyor..." dedi Cevat. Hayri onayladı: "Evet iyi bir kitap. Ama önce oku... Kitabı okurken orada söylenenlerle günümüzde kimilerinin strateji ve taktik olarak ileri sürdükleri şeyleri de düşün, bağını kurmaya çalış. Öylesi daha yararlı olacaktır. Öyle sanıyorum ki burada okuduklarınla kıyaslama içinde başkalarının yanılgılarını da hemen görüp kavrayabilirsin. Örneğin günümüzün öne çıkan sorunlarından birisi olan reform-devrim ilişkisi bağlamında ya da mücadele biçimlerine yaklaşım bağlamında söylenenleri dikkatli okuduğunda kimilerinin bugün içine düştükleri yanılgıları görebilir, buna karşı doğru devrimci konumu çok daha iyi bir şekilde özümseyebilirsin."
İlginç bulmuştu Cevat... "Vay be!" dedi; "Bir satranç yenilgisinden neler çıktı..."
"Evet" dedi, Hayri; "İlginç. Ama satranç oyunu ile gerçek yaşam arasında yine de farklılıklar var. Önce sınıf mücadelesinin bir oyun olmadığını unutmamak gerekir. İkincisi, günlük yaşamda, sınıf mücadelesinde taktik satrançtaki gibi 'sınırlı' değil, sınırsızdır, çok çeşitlidir. Üçüncüsü ise, satrançta oyuna iki taraf eşit başlar. Oysa sınıf savaşımına taraflar eşit başlamazlar!"
"Doğru yahu..." dedi Cevat. "Hiç düşünmemiştim bunları. Şu kitabı bir okuyayım, kimbilir daha ne kadar benim için yeni olan şeyle karşılaşacağım?!"
"Evet, senin için yeni olan şeylerle karşılaşacaksın. Ama üzerine düşününce bir çok şeyi kavrayıp biraz daha yetkinleşeceksin. Ha, unutmadan; tartışmak istediğin şeyler olursa çekinme sor..."
"Elbette, elbette; sorarım!" dedi Cevat. Kitabı aldı, ceketinin iç cebine koydu, ayakkabılarını giydikten sonra "Hadi bana eyvallah" dedi.
Hayri gülümseyerek; "Yenildin diye gelmemezlik etme... Yine gel, satranç oynarız."
"Elbette geleceğim!" dedi Cevat gülerek, "Ama bu kez yeneceğim... Çünkü artık ben de kitabını okuyacağım!"

16 Mart 2002