Dünyada güncel durum, halkların mücadelesi ve görevlerimiz üzerine
genel açıklama
Halkların
Mücadelesi Enternasyonal Ligası (HMEL) Uluslararası Koordinasyon
Komitesi olarak burada dünyada güncel durum, halkların mücadelesi
ve Liga'nın ve diğer antiemperyalist ve demokratik güçlerin görevleri
üzerine görüşlerimizi açıklamak istiyoruz.
1. Dünyada Güncel Durum
Dünya kapitalist sistemi, ikinci emperyalistler arası dünya savaşının
sonundan beri en ağır ekonomik kriz içinde debeleniyor. "Serbest
pazar" globalizasyonu tamamen iflas etmiş bulunuyor. O, daha
önce Keynesciliğin (kapitalist devlet müdahaleciliğinin) de çözememiş
olduğu yinelenen ve gittikçe kötüleşen aşırı üretim krizini ve mali
krizi çözmeyip, bilakis daha da azdırdı.
Yüksek teknoloji sabun köpüğünün patlaması ve "yeni ekonomi"nin
çökmesi ertesinde ABD de derin resesyon içine girdi. Yüksek teknoloji
ürünlerinde ağır bir aşırı üretim krizi, kitlesel işsizlik ve üretimle
ve aşırı değerlenmiş varlıkların deflasyonuyla sonuçlandı.
Kapitalizmin diğer iki global merkezi, Japonya ve Avrupa Birliği,
ABD'den geri kalmaya devam ediyor ve şimdi resesyondan daha da fazla
etkilenmiş durumda. Rusya gerileme eğilimini sürdürüyor, fakat hâlâ
bir nükleer güç ve belli başlı silah üreticilerinden biri olarak kalmaya
devam ediyor. Tüm G8 grubu ve tüm OECD ülkeleri, daha önce hiç olmadıkları
kadar kötü bir durumda veya resesyon içinde. ABD pazarına bağımlı
olanlar ve keza büyük miktarda Amerikan tahvilleri almış olanların
durumu ciddi.
Esas olarak hammadde ihracatına bağımlı olan Asya, Afrika ve Latin
Amerika ülkeleri, "neOĞliberal reformlar"ın ve güncel global
ekonomik krizin bir sonucu olan ekonomik ve sosyal tahribattan en
kötü şekilde etkilendiler. 1970'lerin sonlarından beri onlar, aşırı
hammadde üretiminden dolayı, uzun süreden beri ekonomik durgunluk
içinde bulunuyorlardı. Emperyalist ülkelere düşük katma değerli ihracat
ürünlerine bağımlı olan Asya, Afrika ve Latin Amerika ile Ortadoğu'daki
az sayıda yarısömürge ve bağımlı ülke de 1990'ların ortalarından beri
bu malların aşırı üretiminden kötü bir şekilde etkilenmiş bulunuyorlar.
Daha önce revizyonistlerin hakimiyetinde olan ülkeler ekonomik ve
sosyal olarak gerilemeye devam ediyorlar. Onların çoğu komprador büyük
burjuvazinin egemenliği altına girmiş ve Batılı emperyalistlerin yeni
sömürgeleri haline gelmiş durumda, çünkü endüstriyel temelleri büyük
ölçüde parçalandı. Endüstrilerinin geri kalanı, yenileme, ticari hatır
veya finansman için yabancı tekellere bağımlı.
Dünya kapitalist sisteminin ekonomik krizinin sonucu olarak siyasi
kriz de şiddetleniyor. Sömürücü sınıfların rakip siyasi partileri
ve temsilcileri arasındaki çelişmeler gittikçe daha sert ve şiddetli
hale geliyor. Kitleleri antiemperyalist mücadele ve sınıf mücadelesi
vermekten uzaklaştırma çabalarında onlar en gerici sloganları kullanmakta
birbirleriyle yarışıyorlar.
Dünya Ticaret Merkezi'ne ve Pentagon'a yapılan 11 Eylül saldırılarından
önce de Bush rejimi, ABD ekonomisini canlandırmanın bir yolu olarak
askeri üretimi artırma yönünde ajitasyon yapıyordu. Bu bağıntıda o
savaş kışkırtıcılığı yapıp "haydut" devletler olarak nitelendiği
ülkeleri saldırganlık edimleriyle tehdit ediyor veya bu tür eylemlere
girişiyordu.
11 Eylül saldırılarından bu yana ABD bunları Afganistan'a karşı bir
saldırganlık savaşı başlatmak, diğer ülkeleri ("şer ekseni"
ve "teröristleri barındıran" 12 ülke) tehdit etmek ve yoğun
savaş hazırlıklarına girişmek için bahane olarak kullanıyor.
ABD tarafından ilan edilen sözümona "terörizmle savaş",
dünya işçilerine ve ezilen halklarına karşı emperyalist saldırının
bir devamıdır. Kadınlar, gençler ve çocuklar bunun en kötü kurbanları
durumundadır.
Bu savaş, IMF, Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü'nün ekonomik
terörizminin askeri araçlarla sürdürülmesidir. Hedefi, devrim yapan
halkları, kurtuluş için savaşan ulusları ve ulusal bağımsızlığını
savunan ülkeleri veya hükümetleri bastırmaktır.
Bazı bölgelerde emperyalizm, kitleleri terörize etmek ve emperyalizmin
ve gericiliğin süreğen egemenliğini tehlikeye sokan gerçek ilerici
ve devrimci güçleri ezmek için köktendinci islamcı güçleri himaye
ediyor.
ABD, tek taraflı olarak veya emperyalist müttefiklerinin yardımıyla
saldırganlık eylemleri gerçekleştirebileceğinden fazlasıyla emin.
Fakat bu müttefikler, ABD'nin tek taraflı eylemlere girişme eğiliminden,
isterik haldeki savaşçılığından ve yağmanın çoğunu, özellikle de petrol
kaynaklarını ve petrol hatlarını ele geçirmedeki aşırı oburluğundan
vesveseleniyorlar. ABD bizzat emperyalist güçlerin kendi aralarında
şiddetli çelişkilerin tohumlarını ekiyor.
"Serbest pazar" globalizasyonu ezilen halkları ve ulusları
en ağır şekilde etkilemiş durumda. Fakat aynı zamanda kukla hükümranları
da zayıflattı. Onlar sonsuz bütçe açıkları ve artan dış borç yükü
altındaki ezilen ülkelerde emperyalizmin vergi tahsildarları ve angaryacılarına
indirgenmiş durumda.
Liberalleştirme, özelleştirme ve düzensizleştirme, onların ülkelerinden
sosyal zenginliğin dışarıya akışını hızlandırdı. Rakip gericiler arasında
paylaşılacak ganimet azaldı. Böylece siyasi rekabette gittikçe daha
şiddetli hale gelme eğilimindeler. Öncekinden daha yolsuz ve baskıcı
hale gelmiş bulunuyorlar. Birbirlerine karşı en gerici sloganları
kullanıyorlar.
2. Halkların Mücadelesi ve Genel Kitle Hareketinin Durumu
Asya, Afrika ve Latin Amerika'da tüm ülkelerde halklar derin hoşnutsuzluk
ve emperyalistlerin ve yerli gericilerin katlanılmaz dayatmaları yüzünden
sabırsızlık içindeler. Bu ezenlere ve sömürücülere karşı her biçimde
mücadele veriyorlar. Gittikçe genişleyen ve yoğunlaşan bir ölçekte
grevler ve kitle protesto eylemleri yapıyor ve haklı taleplerini ileri
sürüyorlar.
Revizyonistlerin ve oportünistlerin devrime ihanetine rağmen ulusal
kurtuluş ve demokrasi için mücadele eden silahlı devrimci hareketler
var. Adı geçen bu hareketler arasında, proletaryanın devrimci partisinin
önderliğinde uzun süreli halk savaşı verenler de var.
Daha önce revizyonistlerin hakimiyetinde olan ülkelerin halkları,
yeni burjuvazinin sadece kamu varlıklarını özelleştirmiş ve emekçi
halk tarafından yaratılan sosyal zenginliği çalmış olmasından gittikçe
daha fazla ajite oluyorlar. Yeni burjuvazinin kurmuş olduğu baskı
ve sömürü sistemine tahammül edemiyorlar.
Devrimci miraslarını yeniden elde etmeye çalışıyorlar. Grevlere ve
kitle protesto eylemlerine girişiyor ve yeni komünist partileri kuruyorlar.
Birçok Afrika ülkesinde ve Yugoslavya'da olduğu gibi, emperyalistlerin
ve yerli gericilerin kışkırttığı dinsel ve etnik merkezli veya şövenist
çatışmaları altetmeye çalışıyorlar.
Emperyalist ülkelerde işçiler ve halkın geri kalanı, kapitalizme ve
emperyalizme karşı geniş bir konular yelpazesi içinde grevler ve kitle
protesto eylemleri yürütüyor. Emperyalist egemenlerin tekelci firmalara
vergi indirimlerinde bulunma, kamu varlıklarını ve askeri kontratları
vermesi ve fakat ücret ve yaşam koşullarını aşağı çekip, hükümet tarafından
yapılan sosyal harcamaları kısmasına verip veriştiriyorlar.
Koca halklar sadece ülkelerindeki özgül hükümete karşı değil, fakat
aynı zamanda emperyalist güçlerin ekonomik ve askeri ittifaklarına
ve kurumlarına karşı da kızgınlık içindeler. Böylelikle, bunlardan
herhangi birinin herhangi bir başkentteki toplantısı, kitlesel protesto
eylemlerinin hedefi haline geliyor.
Özellikle de 11 Eylül'den sonra, içerde ve dışarda çok ağır yasaları
geçirerek terör ve gözdağı saltanatını meşrulaştıran emperyalist güçler,
halk direnişinin yükselen dalgasını boğmak için sözümona "terörizmle
savaş"ı kullanıyorlar.
Ortadoğu'da siyonist işgalciler, Filistinlileri teröristler olarak
gösterip İntifadayı ezmek için ABD'nin "anti-terörist" hattını
kullanıyorlar.
Kolombiya'da, Kolombiya Planı'na ve özelleştirmeye karşı çıkan halk
hareketinin liderleri günbegün katlediliyorlar.
Fakat tüm savaş, baskı ve teröre rağmen genel kitle hareketi dünya
ölçeğinde sürekli olarak büyüyor ve dünya kapitalist sisteminin ekonomik
ve siyasi krizinin daha da kötüleşmesine paralel olarak daha hızlı
gelişme yönünde büyük potansiyele sahip. Koşullar, HMEL'in ve demokratik
kitle hareketinin ilerlemesi ve güçlenmesi için olağanüstü elverişli.
3. Antiemperyalist ve Demokratik Güçlerin ve Özelde HMEL'in Genel Görevleri
Acil talepleri ve elverişli nesnel koşulları gözönünde bulunduran
HMEL, tüm dünyada antiemperyalist ve demokratik güçlerin örgütlenmesini
hızlandırmaya çabalamalıdır. HMEL'in 18 ilgi alanında antiemperyalist
ve demokratik siyasi eğitimi ilerletmelidir. Kitle eylemlerinde, medya
kampanyalarında, konferanslarda ve seminerlerde antiemperyalist ve
demokratik talepler ileri sürmelidir. Ve son olarak, HMEL dünyadaki
diğer antiemperyalist ve demokratik formasyonlarla ilişki kurup geniş
antiemperyalist dayanışmayı ve uluslararası antiemperyalist birleşik
cepheyi inşa etmelidir.
Halkların Mücadelesi
Enternasyonal Ligası
Uluslararası Koordinasyon
Komitesi
17 Şubat 2002
HALKLARIN ULUSLARARASI MÜCADELE LİGİ (HUML)
Mücadeleye Çağırıyor!
- Platform Önerisi -
25-27 Mayıs 2001 tarihinde Asya, Afrika, Avrupa, Amerika kıtalarından,
Filipinler, Endonezya, Afganistan, İran, Bangladeş, Hindistan, Güney
Kore, Türkiye, Kongo, Almanya, Belçika, İngiltere, Hollanda, İsveç,
ABD, Kanada, Meksika, Arjantin, Peru... ülkelerinden gelen 340 delegenin
katılımı ile emperyalizme ve dünya gericiliğine karşı "ezilen
dünya halklarının ve işçi sınıfının ortak bir mücadele cephesini oluşturmak"
azmiyle yapılan kongrede HUML (ILPS-International League of Peoples'
Struggle) kuruldu.
HUML, ortaya koyduğu tüzükte mücadelesinin ana hedefi olarak,
- "emperyalizmden ve her türlü gericilikten ulusal ve sosyal
kurtuluş için yabancı saldırı ve siyasi müdahaleye karşı direniş,",
- "sivil, siyasi, iktisadi ve kültürel alanlarda insan hakları
için, devletin şiddetine karşı, ulusal baskıya karşı, sınıf sömürüsüne
karşı, faşizme, ırkçılığa ve dinsel yobazlığa karşı",
- "saldırı savaşlarına, nükleer ve diğer halk katliamı silahlarına
karşı barış davası"
...gibi bir dizi temel konuda uluslararası alanda ortak mücadele cephesinin
örülmesini koymakta, her ülkede bu çerçevede ortak platformlar oluşturularak
bu mücadelenin yerel ayaklarının oluşturulmasını önüne görev olarak
koymaktadır. Uluslararası sermayenin, uluslararası çapta ezilenlere
karşı birleşerek gerçekleştirdiği ve sürdürdüğü "küresel saldırı"lara
karşı; biz ezilenlerin de küresel ve yerel çapta asgari müştereklerde
güçleremizi birleştirmek ve karşı koymak zorundayız.
Bu yazı ile birlikte size ulaştırdığımız kitabın adı "YENİ BİR
DÜNYA İÇİN MÜCADELE ETMEYE CÜRET ET!" aynı zamanda Lig'in amacını
ifade etmektedir. Biz emperyalizm ve her türden gericiliğe karşı,
yeni bir dünya için mücadele ediyoruz. Biz insanlık için gerçek özgürlük,
barış ve refahı temsil eden yeni bir dünya yaratmak istiyoruz.
Biz sizleri bu mücadeleye katılmaya davet ediyoruz
HUML'nin ortaya koyduğu bu perspektif doğrultusunda coğrafyamızda
da demokratik kitle örgütlerinin, demokrasi ve özgür bir toplum mücadelesi
doğrultusunda kavga veren herkesin bir araya gelerek ortak bir platform
oluşturmasına çağrı yapıyoruz.
Yapılacak ortak eylemlerde çok somut olarak ortak davranma, ortak
bloklar kurarak, HUML temelinde platformlar oluşturarak birlikte yürüme
de dahil, görüşmeler yapılmasını öneriyoruz.
Son derece güncel olan ve dünyanın hemen her kıtasında yürüyen haksız
savaşlar, emekçileri vuran krizler, işsizliğin ve yoksulluğun yarattığı
yıkımdan dolayı çıkış alınacak ortak eylemlilikler için ortak şiarın;
"SAVAŞ, KRİZ, YIKIM...
BARBARLIĞIYIKIN!"
olmasını öneriyoruz!
Mücadeleci selamlarımızla
HUML Türkiye Koordinasyonu
