1 Mayıs Eylemlerinden…
İstanbul
Her yıl olduğu gibi bu yıl da işçilerin birlik, mücadele ve dayanışma günü olan 1 Mayıs’ta tüm dünyada işçiler ve emekçiler kitleler halinde taleplerini dile getirmek için alanlara çıktı. Emperyalizmin ve gericiliğin savaş kışkırtıcılığı ile ve tüm araçlarla emekçilere ve halklara azgınca saldırdığı böylesi bir dönemde kitle hareketinin hız kazanması beklenen bir durumdu. Bu kendini bir yanıyla tüm dünyadaki ve ülkemizdeki 1 Mayıs kutlamalarına kitlesel katılımlarda açıkça gösterdi.
Kitlesel katılım 1 Mayıs’ın hala tatil günü sayılmadığı Türkiye’de de gerçekleşti. Türkiye’li işçi ve emekçilerin, devrimci ve demokratların 1 Mayıs’ta sokaklara çıkıp öfkelerini ve taleplerini haykırmak için birçok nedenleri vardı. Emperyalizme göbekten bağımlı olan işbirlikçi sömürücü sınıfların devletinin Ecevit’li, Bahçeli’li ve Yılmaz’lı koalisyon hükümeti IMF’den aldığı direktifler sonucu çıkardığı yasalarla hayatı işçi ve emekçiler için dayanılmaz bir hale getirdi. Diğer yandan parlamenter maskeli faşist iktidar Avrupa Birliği’ne girişten ve demokratikleşmeden bahsettiği ölçüde işçilere, emekçilere ve her türden muhalif kesime azgınca saldırmaya devam etti/ediyor.
Bu nedenle kitlelerin alanlara çıkması değil, hala yeterince alanlara çıkmamalarıdır şaşırtıcı olan. Evet, 1 Mayıs işgününe gelmesine ve tatil günü olmamasına rağmen binlerce işçi, işsiz, emekçi, öğrenci 1 Mayıs’ta kitlesel bir şekilde alanlara akın etti. Ama acı bir gerçek de şu ki, bu kitlelerin önemli bir bölümü devrimcilerin ve komünistlerin değil, reformistlerin ve sarı sendikaların etkisi altında çıktı alanlara.
Bu yılki 1 Mayıs’a da damgasını vuran yine reformizmdi. Liberal-reformist sendikalar ve partiler 1 Mayıs’ın devrimci ve kızıl ruhunu elbirliğiyle boşaltmada bu yıl da başarılı oldular.
1 Mayıs’ta sadece katılımın yüksekliğine bakarak abartılı hayallere kapılabiliriz. Sonuçta birçok devrimci ve sol dergilerdeki 1 Mayıs değerlendirmelerinde yapılan bu oldu. Örnekse: “Milyonlar ayağa kalktı...1 Mayıs dünyayı sarstı...Dünyanın dört bir yanında ezilenler ayağa kalktı...Beş kıtaya yayılan güçlü 1 Mayıs gösterileri işçi sınıfı ve emekçilerin birleşik siyasal ordusunun hazırlanmasında yeni bir basamak oldu...III. Kongre zaferinden aldığı güçle 1 Mayıs’a yürüyen marksist leninist komünistler hazırlığıyla, kitleselliğiyle, coşkusuyla ezilenlerin umudunu büyüttü.” (Yeniden Atılım, 4 Mayıs 2002); “Emperyalizme, faşizme, feodalizme karşı 1 Mayıs’ta yüzbinler alanlardaydı! Partiyle yürüdük, Partiyle kazanacağız!” (Devrim Yolunda İşçi-Köylü, 10-23 Mayıs 2002); “Kızıl Bayrakların Yürüyüşü, Zaptettik alanları; yüzbinler olup aktık meydanlara...” (Ekmek ve Adalet, 6 Mayıs 2002) vs. vb.
Evet gerçekten de katılım 1996’dan beri en yüksek katılımdı. Ancak sorun yılın bir özel gününde, 1 Mayıs’ta kitlelerin geniş katılımıyla ve devrimci ve sol güçlerin bütün güçlerini zorlayarak bir seferlik deyim yerindeyse ‘gövde gösterisi’ yapmasıyla çözülmüyor. Devrimci ve komünist güçlerin kitlelerden yalıtılmışlığı ve örgütlü geniş kitlelerin hala esas olarak reformizmin etkisinde olduğu gerçeği ortadan kalkmıyor. Kitlelerin ezici çoğunluğu bugün edilgense ve harekete geçen kitlelerin çok önemli bir bölümü hala reformizmin etkisindeyse, ilkönce bu gerçeği olduğu gibi görüp göstermek ve buna göre doğru siyasetler geliştirmemiz gerekiyor. Aksi halde gerçek yaşamdaki gerçeklere uymayan kendi ‘gerçeklerimizle’ kendimizi avutmaya ve kitlelerden kopuk bir şekilde varlığımızı sürdürmeye devam ederiz.
Sorunun bir yanı kitlelerden kopukluksa diğer yanı da devrimci güçlerin kendi aralarındaki kopukluktur. Ne yazık ki hem genel durumu hem de kendi durumlarını abartılı olarak gösteren devrimci gruplar bir devrimci güçbirliği/eylembirliğinin de aciliyetinin bilincinde değiller. Kendini yeterli görme, grupçu kaygılar, ayrılan gruplara karşı dışlayıcılığı teorileştiren yaklaşımlar vb. devrimci grupların birliğinin önündeki bazı engelleri oluşturuyor. Biraraya geldiklerinde reformizmin etkisini yıkacak güçte olan devrimci güçler, birbirinden kopuk oluşlarıyla meydanları reformizme terketmiş oluyorlar.
İstanbul’da 1 Mayıs’a 1 hafta kala DİSK, KESK, Türk-İş, Hak-İş ve Memur Sen’den oluşan “1 Mayıs Tertip Komitesi” partilere ve dergi çevrelerine yönelik yaptığı toplantılarda aldıkları kararları ilettiler. Her yıl olduğu gibi bu yıl da yaptıkları özü itibariyle “biz böyle böyle yapacağız, siz de bu çerçevede katılabilirsiniz” tavrını partilere ve dergilere dayatmak oldu. Her ne kadar da bu toplantılarda sanki görüş alıyorlarmış gibi yapsalar da, getirilen önerilere hiçbir şekilde uymadıkları yıllardan beri yaptıklarından biliniyor. Hatta verdikleri sözlere bile uymamayı alışkanlık haline getirmişlerdir. Örneğin toplantıda getirilen bir eleştiri ve talep üzerine yürüyüş kolları tam olarak alana girmeden mitingi bitirmeme sözünü vermelerine rağmen, hiç sıkılmadan bu sözlerini miting alanında unutuverdiler.
“Eşitlik, Özgürlük, Kalkınma ve Sosyal Adalet İçin Başka Türkiye Mümkün” başlığını taşıyan 1 Mayıs yürüyüşü iki koldan gerçekleşti. Yürüyüşü resmen organize eden Türk-İş, Hak-İş ve Memur-Sen’e bağlı sendikalar Şişli tarafından, DİSK ve KESK’e bağlı sendikalar Perpa tarafından yürüyüşe katıldılar. Şişli’de oluşturulan kolda sendikaların dışında ayrıca EMEP, TKP, İP, CHP, TMMOB, İHD, Alınteri, İşçi-Köylü; ve Devrimci Çözüm, Proleter Halkın Birliği ve Yeni Dünya İçin Çağrı’dan oluşan “Devrimci 1 Mayıs Güçbirliği” yer alıyordu. Bu kolda dikkat çeken genelde sendikaların zayıf katılımının yanında Deri-İş, Belediye-İş gibi sendikaların iş bırakarak kitlesel katılımlarıydı. Bu kolun en güçlü katılımını kuşkusuz çok sayıda gençlerden oluşan TKP korteji sağlamıştı. TKP’nin “Halk Muhtıra Veriyor” sloganına haklılık kazandırmak için güç gösterisi yaptığı açıktı. CHP ve İP ise Türk bayraklarıyla ve görece az bir kitleyle katılmıştı.
DİSK ve KESK’e bağlı sendikaların yer aldığı Perpa koluna ayrıca şu partiler ve gruplar katıldı: HADEP, ÖDP, SDH, TAYAD, TUYAB, Halk Evleri, Odak, Atılım, Devrimci Demokrasi, Direniş, Kaldıraç, Devrimci Mücadele, Barikat, Uzun Yürüyüş, Devrimci Duruş, Devrimci Hareket, Köz vd.
Burada da sendikaların katılımlarının zayıflığı hemen göze batıyordu. En güçlü katılımı HADEP ve TAYAD kortejleri sağlamıştı.
İşçi ve memur sendikalarının düşük katılımının bir nedeni 1 Mayıs’ın işgününe denk gelmesi idiyse de asıl nedeni sarı ve reformist sendikaların kitleleri harekete geçirmedeki isteksizlikleri idi. 100 bine yakın kitlenin önemli bölümü HADEP, TKP, TAYAD vb. gibi sendikaların dışındaki kesimlerden oluşuyordu. Bu gibi kesimler ise işçilerin emekçilerin birlik-mücadele-dayanışma günü olan 1 Mayıs’a işçilerin öz sorunlarını, öz gündemlerini taşımak yerine kendi gündemlerini taşımayı tercih ettiler. HADEP esas olarak “Anadilde Eğitim” ve “Öcalan’a Özgürlük” taleplerini, TKP ağırlıkla üniversiteli gençlikten oluşan kitlesiyle “Halk Muhtıra Veriyor” mesajını, TAYAD ise devrimcilerin ölüm orucunu öne çıkarıyorlardı.
En çok dile getirilen sloganlardan biri de “Filistin’e Özgürlük” sloganıydı.
Bizim Çağrı dergisi olarak geçen yıl olduğu gibi bu yıl da güçleri birleştirmeye yönelik çabamız başarılı olmadı. Bizim 1 Mayıs’ta güçbirliği oluşturma talebimize olumlu yanıt sadece iki dergiden geldi: Devrimci Çözüm ve Proleter Halkın Birliği. İstanbul’daki 1 Mayıs yürüyüşünde oluşturduğumuz korteje Devrimci Çözüm katılırken Proleter Halkın Birliği çeşitli nedenlerle pratik katılım sağlamadı.
Hazırlık sırasında ve yürüyüş sırasında yaşanan bazı aksaklıklara rağmen ortak kortej canlılığıyla ve sesliliğiyle çevresinde dikkat çekti. Hep birlikte atılan devrimci sloganlara zaman zaman çevremizdeki işçi ve devrimcilerle da katıldı.
Üç derginin ortak olarak çıkardığı 15 bin adet bildirinin 6 bin adeti 1 Mayıs öncesi İstanbul’un değişik bölgelerinde ve başka şehirlerde, 7 bin adeti de 1 Mayıs yürüyüş ve miting alanında dağıtıldı. Kortejde üç pankart taşındı: Yeni Dünya İçin Çağrı imzalı “Yaşasın Devrimci 1 Mayıs!” yazılı pankart ve ortak imzalı “Savaş, Kriz, Yıkım, Kapitalizmi Yıkın!” ve “Filistin Halkının Özgürlük İstemi Terörle Boğulamaz!” başlıklı iki pankart.
Ortak atılan sloganların bazıları şöyleydi: “Kurtuluş Devrimde Sosyalizmde!”, “Umut İsyanda, Kurtuluş Devrimde!”, “İşçilerin Birliği Sermayeyi Yenecek”, “Kahrolsun Sendika Ağaları!”, “Siyonist İsrail Filistin’den Defol”, “Halkların Kardeşliği İçin Tek Yol Devrim!”, “Anadilde Eğitim İstiyoruz!”, “İçerde Dışarda Hücreleri Parçala!”, “Ya Barbarlık, Ya Sosyalizm!”, “Geliyor, gelecek, bolşevizm yenecek!”, “Faşizme Ölüm, Tek Yol Devrim!”, “Yaşasın Devrimci Dayanışma!” vb.
Bunların dışında Filistin sorunu, F tipi hücreler, Kadın sorunu, Çevre sorunu vb. gibi değişik konulara ilişkin Yeni Dünya İçin Çağrı imzalı dövizler taşındı ve binlerce kuşlama yapıldı. Ayrıca Yeni Dünya İçin Çağrı 1 Mayıs Özel Sayı’sından 2 bin adet dağıtıldı ve Çağrı dergisi satıldı.
15 Mayıs 2002
Ankara’da 1 Mayıs
Onurlu bir mücadelenin mirası olan 1 Mayıs Ankara'da yaklaşık on bin kişinin katılımıyla kutlandı. Kızılay’da yapılması planlanan eylem valilik izin vermediği için Tandoğan meydanında yapıldı. Eylem öncesi Saadet Partisi, Ak Parti gibi partilerin de eyleme katılacağı haberi tepkiyle karşılandı. Aslında bu hafife alınmaması gereken bir gelişmedir. Çünkü burada yapılmak istenen 1 Mayıs gibi sınıfsal mücadelenin tarihi açısından önemli olan bir günün içini boşaltmaktır. Tıpkı 8 Mart Emekçi Kadınlar gününün egemenler tarafından kadınlar gününe indirgenmesi gibi. Eylem öncesi tepkiyle karşılanan bir diğer olay da İP'in eylem komitesi tarafından öğrenci kortejlerinin yanına konmasıdır. Yakın zamanda Cebeci kampüsüne İP'in yaptığı saldırı gözönüne alınarak bunun açık bir provokasyon olduğu belirtildi. Bunun üzerine komite İP'in yerini değiştirerek gerginliği önledi.
1 Mayıs günü üç koldan Tandoğan Meydanı’na gelinerek eylem başladı. Alana gelmeden başlayan yoğun yağmur nedeniyle bazı insanlar alana girmeden ayrıldı. Rengarenk bayraklar, pankartlar ve afişlerle bezenmiş Tandoğan Meydanı’nda sendikalar, EMEP, HADEP, ÖDP gibi siyasi partiler; Atılım, Alınteri, Partizan gibi dergi çevreleri; İHD, Pir Sultan Abdal gibi derneklerden katılım vardı. Üniversiteli ve liseli öğrencilerin de destek verdiği eylemde öğrenciler yeni YÖK yasa tasarısını protesto etti. Eylemde havanın yağışlı olması nedeniyle coşku pek fazla yoktu. 1 Mayıs'ın hafta içine gelmesi de katılımın az olmasının bir diğer sebebiydi.
1 Mayıs'ta KAOS-GL dergi çevresi de renkli bir şekilde varlığını hissettirdi. Dağıttıkları bildiride cinsiyetçi bakış açısını mahkum etmek gerektiğini ve eşcinsel olmanın bir hastalık olmadığını belirttiler. Devrimci çevrelerde bile eşcinselliğin yadsındığını düşünürsek KAOS-GL'nin bu duruşunun desteklenmesi gerektiği daha açık görülür.
Burjuvazinin elinde etkili bir araç olan medya yine üstüne düşen görevi fazlasıyla yerine getirdi. Haber bültenlerinde eylemin sonuna doğru çekilmiş görüntüler gösterilerek katılımın az olmasına vurgu yapıldı. Tüm kanalların bültenlerindeki ortak özellik eyleme katılanlardan yalnızca travestilere yer verilmesiydi. Bir başka değinilen şey ise SP Genel Başkanı Recai Kutan'ın eylem alanına gelmesiydi. Ne işçilerin durumundan, ne de taleplerinden söz edildi.
Bir çok yapının bildiri dağıtıp kuşlama yaptığı eylemde biz de YDİ Çağrı okurları olarak 1 Mayıs için hazırlanmış özel sayıyı dağıttık. 2002 1 Mayıs’ı da bu görüntülerle tarihteki yerini aldı. Sömürüsüz bir dünyada işçi ve emekçilerin önderliğinde bir yaşam için mücadele bayrağını daha da yükseltmeliyiz. Şu durumda yapılması gereken işçiler arasında sosyalist bilincin geliştirilmesidir. Bunun için de en gerici sendikalarda bile çalışma yürütmeli ve işçileri devrim saflarına çekmeliyiz.
Yaşasın 1 Mayıs!
5 Mayıs 2002
Adana’da 1 Mayıs
1 Mayıs, burjuvazinin tüm yasak ve engellerine rağmen –onun gerçek özüne uygun kutlanmasa da– meydanlarda kutlanmaya devam ediliyor. Her eylemde olduğu gibi bu 1 Mayıs eyleminde de, hangi sloganların atılacağı, hangi döviz ve pankartların taşınacağına Emniyet karar veriyor. Adana’daki 1 Mayıs eyleminde de aynı şey geçerliydi. Adana’daki yürüyüşe sendikalar, parti ve devrimci örgütler katıldı. Bu yürüyüşte Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve İşçi Partisi (İP) gibi karşıdevrimci düzen partilerinin olmaları eylem açısından bir başka olumsuzluktu.
Onbeş bin kişiye yakın bir katılımın olduğu eyleme, insanlar tek tek aranarak yürüyüş alanına sokuldu. Yürüyüşe geçen kitle yürüyüş kortejinde; “Yaşasın 1 Mayıs!”, “Susma, sustukça sıra sana gelecek!”, “IMF defol, bu ülke bizim!”, “Kahrolsun ABD emperyalizmi!”, “Faşizme karşı omuz omuza!”, “Toplu sözleşme hakkımız, grev silahımız!”, “Faşist Şaron Filistin’den defol!”, “Üç kapı üç kilit açılsın, ölümler son bulsun!”, “Parasız eğitim, parasız sağlık!”, “Genel grev, genel direniş!”, “İşçi-memur elele, genel greve!”, “Baskılar bizi yıldıramaz!”, “Direne direne kazanacağız!” vb. sloganları attı.
Biz Yeni Dünya İçin Çağrı okurları bu eylemde “Yeni Dünya İçin Çağrı, Proleter Devrimci Halkın Birliği ve Devrimci Çözüm” dergilerinin ortak çıkardıkları bildiriyi ve Yeni Dünya İçin Çağrı’nın çıkardığı 1 Mayıs özel sayısını yoğun bir biçimde dağıttık. Bildirilerimizi dağıtırken Atılım kortejinde “Siz işgüzarsınız, bu bildiriyi kortejimizde dağıtmayın!” tavrıyla karşılaştık. Atılım’dan arkadaşların bu tavrını kınıyor, tavırlarını gözden geçirmelerini istiyoruz.
Bu eylemde biz Çağrı okurları olarak, “1 Mayıs’ın devrimci geleneğini yaşatacağız!; Kriz, savaş, yoksulluk, yıkım… İşçiler kapitalizmi yıkın!; Tanklarıyla toplarıyla gelseler dahi, bağımsız olacak Filistin ülkesi!” dövizlerini taşıdık.
Yaklaşık olarak eylem katılımcılarının yarısını oluşturan HADEP kitlesi oldukça coşkuluydu.
Uğur Mumcu Meydanı’nda yapılan miting, 1977 Taksim’de katledilen 37 emekçi ve tüm devrim şehitleri anısına saygı duruşu ile başladı. Saygı duruşunda kürsüde Enternasyonal’in çalması oldukça anlamlıydı. Kürsüde Emek Platformu adına söz alan Tek Gıda-İş Şube Başkanı platform adına önceden ortak hazırlanmış metni okundu, metin; beklendiği gibi emek platformunun programının reformist taleplerinin dışında farklı bir içeriğe sahip değildi. En ileri talep hükümetin istifası ve genel seçimin bir an önce yapılması idi. Sözcü konuşmasında; “sermayenin küresel egemenliğini ilan ettiğini, yeryüzünün yeni egemenlik alanına göre onlar tarafından bölüşüldüğünü, bir avuç tekelin çıkarları uğruna milyarlarca insanın kaderiyle oynandığını, ülkelerin bombalandığını, işgal edildiğini, Irak’ta, Afganistan’da ve son olarak Filistin’de onlarca insanın katledildiğini”, “işyerlerinin kapandığını, kapanmaya da devam ettiğini, işsizlerin on milyonu aştığını” belirtti. “Sigortalı bir işte çalışmak bir işçi için lüks oldu” diyerek bu ülkedeki bir gerçeğe parmak basan sözcü, “sermayenin dizginsiz egemenliğinin yoksulluğu daha da artırdığını, geleceğe olan umudumuzun karartıldığını, işçiler, köylüler, memurlar, yani tüm emekçi kesimler olarak başka bir Türkiye yaratmanın mümkün olduğunu” belirtti. “Grev yasaklarının ve kimi antidemokratik yasaların kaldırılmasını, iş güvencesi yasasının derhal çıkarılmasını, demokratik bir çalışma düzeninin kurulmasını” talep eden sözcü, bunu Türkiye Cumhuriyeti Meclisi’nden bekliyordu! Sözcü; “Yıllarca TC devletine Kamu İktisadi Teşekülleri’nin (KİT) hizmet sunduğunu, siyasi iktidarın IMF, Dünya Bankası ve batılı emperyalistler istedi diye bu kârlı işyerlerinin bugün kapatılmaya başlandığını” belirterek, siyasi iktidara “Bu Türkiye Cumhuriyeti devletini yönetmeyi bilmiyorsanız, derhal o meclisten istifa edin ve en kısa zamanda erken seçime gidin!” çağrısını yaptı. Eyleme Mersin’den işçi ve kamu emekçilerinin de katıldığı belirtilerek selamlandı. Mersinli işçi ve emekçilerle dayanışma içinde olunduğu belirtilip Mersin’de 1 Mayıs eylemi yasağı protesto edildi.
Bu 1 Mayıs eylemi esas olarak reformist bir içeriğe sahipti. Sıralanan talepler haklı ve doğru taleplerdir. Bu taleplerin büyük bir çoğunluğu bu düzen içinde de mücadele ile kazanılacak taleplerdir. İşçi sınıfı ve emekçi yığınlarının kazanılmış taleplerinin sermayeni devleti olan bu devletteki kimi “yönetmeyi bilmeyen” yönetici ve hükümetlere bağlamak, sermayenin devletinin daha iyi yöneticilerle yönetildiğinde bu sorunların ortadan kalkacağını savunmak, bunun için erken seçim talep ederek yığınları tekrar bir seçim aldatmacasına sokmak, bu düzeni savunmaktır. Sınıfın bilincinin karartılmasıdır. Reform taleplerini devrime tabi kılmayan hareketler kimi başarılar elde etseler de düzen içi hareketler olarak kalacaklardır. Bugün her zamankinden daha fazla özgürlük ve demokrasi isteyen herkes devrim için mücadele etmek zorundadır. Sorun, ücretli kölelik düzenini reformlarla törpülemek değil; işçi ve emekçi yığınları nihai olarak kurtuluşa götürecek demokratik halk iktidarı, giderek sosyalizm için mücadele etmektir. Bunun gerçekleşmesi ise ancak işçi ve emekçi yığınlarının gerçek Bolşevik tipte bir parti önderliğinde devrimle mümkündür. “Bir Başka Türkiye” ancak o zaman mümkün olacaktır.
3 Mayıs 2002
Adana’dan Çağrı okurları
Mersin’de 1 Mayıs
8 Mart emekçi kadınlar günü ve Newroz’un ardından Valilik Mersinli işçi ve emekçilerin 1 Mayıs’ı sokakta kutlama taleplerini yasakladı. Mersin çevre illerden takviye edilen özel tim, “Robocop” ve panzerlerle abluka altındaydı. Emekçi yığınların oturduğu mahallelerin giriş ve çıkışları tutulmuş, sokaklar resmi ve sivil polislerle abluka altına alınmıştı. 12 Eylül’ün o karanlık günlerini aratmayacak bir baskı hakimdi Mersinli emekçiler üzerinde.
SES ve TÜM BEL-SEN şubeleri önünde yine polisin tüm baskısına rağmen baskıları kınayan yaklaşık 150 kişinin katıldığı bir basın açıklaması yapıldı. Burada kitle, “Yaşasın 1 Mayıs!”, “Faşizme karşı omuz omuza!”, “Baskılar bizi yıldıramaz!”, “Yaşasın Demokratik Cumhuriyet!”, “Vali istifa!” vb. sloganları attı.
Tüm bu baskılara rağmen “Yeni Dünya İçin Çağrı, Proleter Devrimci Halkın Birliği ve Devrimci Çözüm” dergilerinin ortak çıkardıkları bildiriyi ve Yeni Dünya İçin Çağrı’nın çıkardığı 1 Mayıs özel sayısını yoğun bir biçimde işçi ve emekçilerin oturduğu mahallelerde, sendika ve partilerde kitleye dağıttık.
Tüm bu baskılar bize bir kez daha, bu ülkede burjuva anlamda dahi bir demokrasinin olmadığını, koyu bir faşizmin hüküm sürdüğünü göstermektedir. 1 Mayıs’ın devrimci geleneği tüm bu baskılara rağmen yaşatılacak, bu faşist devlet devrimle yerle bir edilecek, işçi ve emekçiler gerçek anlamda özgürlüğüne kavuşacaktır!
