"Terörizme karşı mücadele" adına emperyalist-küresel saldırı devam ediyor...
İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan uluslararası hukuk düzeninde
devletlerin birbirlerinin "içişlerine karışmama" ilkesinin
emperyalistler için artık laf düzeyinde bile sözkonusu olmadığı her
geçen gün daha da açık hale geliyor.
Doğu Bloku'nun dağılışı sonrasında NATO'nun eski Yugoslavya'ya saldırısı
ile "uluslararası hukukun" emperyalistler tarafından kendi
çıkarlarına göre yeniden düzenleneceği de bir bakımdan ortaya çıkmıştı.
Küreselleşme adına giderek yoğunlaşan "içişlerine karışma"
adımları, 11 Eylül 2001'de ABD'ye yönelik saldırılar sonrasında daha
da keskin biçimler almaya başladı.
Başını ABD emperyalizminin çektiği emperyalist cephenin "terörizme
karşı mücadele" adına başlattığı saldırı -değişik biçimlerde
de olsa- tüm dünya çapında sürdürülmektedir. Dünyayı kendileri için
"dikensiz gül bahçesi" durumuna getirmek isteyen emperyalistler
her türden muhalefeti susturmaya, yok etmeye çalışmaktadır.
Afganistan'dan sonra Irak'a yönelik saldırı hazırlıklarının iyice
yoğunlaştığı dönemde dikkatler esas olarak Ortadoğu'ya çekilse de,
ABD emperyalizminin dünya hegemonyası ve yeraltı zenginliklerini -öncelikle
petrol kaynaklarını- kontrolüne alma amacıyla yürüttüğü saldırılar
sadece Ortadoğu ile sınırlı değil.
ABD emperyalizmi Endonezya'nın Bali Adası'nda 200'den fazla insanın
ölümüne yol açan patlamayı El Kaide ve Bin Ladin'le ilişkilendirerek
Endonezya'ya müdahalenin ön hazırlıklarını yapmaktadır. Bali Adası'ndaki
patlama sonrasında ise Manila'da patlamalar gerçekleşti ve bu olay
da Filipinler'e daha fazla askeri güç yığmak için kullanılmaya çalışılmaktadır.
Irak'a saldırının artık zaman meselesine dönüştüğü bir dönemde Filipinler'e
ve Endonezya'ya karşı yapılan saldırı hazırlıkları, 11 Eylül 2001
ertesinde Bush'un "terörizme karşı mücadelenin" 10-15 yıl
sürecek yönlü açıklamalarının öylesine rastgele yapılan açıklamalar
olmadığına işaret etmektedir.
FİLİPİNLER KOMÜNİST PARTİSİ VE YENİ HALK ORDUSU ABD'NİN "TERÖRİST ÖRGÜTLER LİSTESİ'NE KONDU...
Filipinler somutunda "terörizme karşı savaşın" ikinci safhasının
başlamış olduğuna, dergimizin Nisan ve Mayıs 2002'deki sayılarında
dikkat çekmiş, ABD'nin Filipinler'e askeri güç konuşlandırdığını ortaya
koymuştuk.
Halkların Mücadelesi Enternasyonal Ligası Genel Danışmanı ve aynı
zamanda Filipinler Ulusal Demokratik Cephesi (NDFP) Siyasi Başdanışmanı
olan Jose Maria Sison ABD'nin Filipinler'e asker yerleştirmesinin
asıl amacının ne olduğunu şöyle açıklıyordu:
"ABD'nin Filipinler'deki askeri konuşlanmasının asıl gerçek amacı,
Yeni Halk Ordusu'na ve Bangsamoro ordularına karşı savaşta aktif olarak
yer almak ve Güney Filipinler'de ABD askeri üsleri kurup Brunei, Endonezya,
Malezya ve Filipinler'in tam merkezinde olup bölgedeki petrol ve diğer
doğal zenginlik kaynaklarını ve keza uluslararası ticaret yollarını
denetlemektir. Yukarıda sözü edilen ülkelerin ilk üçü belli başlı
petrol üreticileri arasındadır ve Mindanao'daki Cotabato havzası ve
Palawan karasularının da keza zengin petrol rezervlerine sahip oldukları
bilinmektedir." (Çağrı sayı 55, Nisan 2002, sayfa 15)
ABD'nin bu amacına varması için Filipinler'deki muhalif güçlerin bastırılması,
hatta mümkünse yok edilmesi gerekir... Bu yılın başlarından itibaren
Filipinler'e yerleştirilen ABD askeri gücünün görevi islamcı Abu Sayyaf
"teröristlerine" karşı Filipinler ordusunun mücadelesinde
Filipinler ordusuna eğitim vermek ve yardımcı olmak olarak gösterildi.
Ama gerçekte ise Filipinler ordusuna eğitim vermenin de ötesinde Filipinler
başta olmak üzere bölgeye yerleşmenin adımları atıldı. Gelinen yerde
ise bu adımlar daha da ilerletilmek istenmektedir. Filipinler'in eski
genelkurmay başkanı, şimdiki Savunma Bakanı Angelo Reyes'in deyimiyle:
"Önce Abu Sayyaf, ardından Yeni Halk Ordusu'na (NPA)" sıra
gelecekti... ve geldi de!
Bunun ön adımı da Filipinler Komünist Partisi (CPP) ve Yeni Halk Ordusu'nun
(NPA) ABD emperyalistleri tarafından "terörist örgütler listesine"
alınmasıyla atıldı.
Filipinler Başkanı Gloria Macapagal-Arroyo'nun Filipinler Ulusal Demokratik
Cephesi'yle yürüttüğü barış görüşmelerini çıkmaza sokması ve ardından
Yeni Halk Ordusu'na karşı topyekün savaş yürütme yönlü açıklamasından
sonra Yeni Halk Ordusu, Filipin askeri güçleri ve ABD'nin Filipinler'deki
askeri güçlerinin esas saldırı hedefi haline geldi. (Sison'un 8 Ağustos
2002 tarihli açıklamasına da bakılabilir. Çağrı sayı 59, Eylül 2002,
sayfa 16)
Arroyo'nun 5 Ağustos'ta Yeni Halk Ordusu'na karşı topyekün savaş yürütme
yönlü açıklaması, Savunma Bakanı Reyes'in ve ABD askeri sorumlularının
"Abu Sayyaf ezildi, şimdi sıra NPA'da" açıklamalarının sonrasında
ve ABD Dışişleri Bakanı Powell'in "teröre karşı mücadele"
adına Güneydoğu Asya turunun son durağı olan Manila ziyaretinin bir
gün sonrasında yapıldı.
Powell, Washington'a döner dönmez Filipinler Komünist Partisi ve Yeni
Halk Ordusu'nu "terörist örgütler listesi"ne -9 Ağustos
2002- koydu... Bunun hemen ardından da -10 Ağustos'ta- Savunma Bakanı
Reyes Washington'a gitti.
Meslektaşı Rumsfeld'le Filipinler ordusunun modernleştirilmesi, kamuoyunda
imajının iyileştirilmesi ve uzun süreli iki taraflı askeri işbirliği
üzerine görüşmelerde bulundu. Geçen yıl acil askeri yardım olarak
söz verilen 55 milyon dolarlık miktarın Filipinler ordusuna aktarılmasının
yolu açıldı...
Sıranın Yeni Halk Ordusu'na geldiği ve saldırının esas hedefine YHO'nun
konması için öne sürülen açıklamalardan "Abu Sayyaf ezildi"
yönlü açıklamanın da bir yalandan başka şey olmadığı, Abu Sayyaf'ın
eylemlerine devam etmesiyle ortaya çıktı.
Bütün bu gelişmeler Filipinler hükümetinin ABD emperyalizmiyle birlikte
ve ortak anlaşma temelinde başta Filipinler Komünist Partisi'ne ve
Yeni Halk Ordusu'na karşı olmak üzere ülkedeki tüm muhalif güçlere
karşı saldırıyı planladığını göstermektedir.
"Terörizme karşı mücadele" adına ülkenin güneyinde Abu Sayyaf'a
karşı yürütüldüğü söylenen mücadele, ABD'nin FKP'yi ve YHO'yu "terörist
örgütler listesi"ne koyması sonrasında ülkenin tüm alanlarına
yayılmasını beraberinde getirdi. Şimdi Arroya hükümeti "terörizme
karşı mücadele" adına saldırı alanını genişletti...
FKP ve YHO'ya yönelik saldırı alanı kuşkusuz ki sadece Filipinler'le
sınırlı değil. FKP ve YHO'nun ABD emperyalistleri tarafından "terörist
örgütler listesi"ne konmasıyla birlikte, bu saldırının alanı
uluslararası alana genişledi...
Filipinler Savunma Bakanı Reyes'in 10 Ağustos'ta Washington'a gitmesi
dönemine denk düşen bir zamanda Powell ve Rumsfeld Hollanda'ya diplomatik
baskı yapmaya başladılar. Filipinler Ulusal Demokratik Cephesi (NDFP)
Siyasi Başdanışmanı olan Jose Maria Sison'un Hollanda'dan sürülmesi
ve BM Güvenlik Konseyi'nin geçen yıl aldığı 1373 sayılı karara uygun
olarak banka hesaplarına el konması vb. yönlü taleplerde bulundular.
Filipinler Ulusal Demokratik Cephesi'nin resmi Siyasi Başdanışmanı
Sison, FKP'nin genel başkanı/önderi olduğu iddiasıyla, "terörist"
örgütün "terörist" lideri suçlamasıyla karşı karşıyadır.
Hollanda hükümeti, ABD'nin baskılarına uygun davranmaya hazır olduğunu
kısa sürede gösterdi.
Jose Maria Sison'un siyasi bir mülteci olarak sahip olduğu tüm sosyal
haklar donduruldu, aylık olarak kendisine verilen 200 Euro'luk aylığı
da doğal olarak kesildi ve ikamet ettiği evden çıkmak zorunda bırakıldı.
Nerede kalacağı şimdilik belli değil. Sadece bununla da kalınmadı,
sanki Sison "terörist örgüt" üyesiymiş gibi, banka hesabına
el kondu. Dünyanın hiç bir devletinde Sison'a karşı herhangi bir şikayet
ya da dava olmamasına rağmen, Avrupa Konvansiyonu'nun 3. maddesinin
siyasi mültecilerin sınırdışı edilemeyeceği, sürgün edilemeyeceği
yönlü hakkının çiğnenmesinin, böylece Sison'un Hollanda'dan sürgün
ve ABD'ye teslim edilmesinin yolları aranmaktadır.
Sison'a karşı yürütülen bu saldırılara karşı bir kampanya başlatılmış
durumdadır. Türkiyeli işçi ve emekçilerin de bu kampanyaya katılması
ve Hollanda'nın Sison'a karşı saldırıları protesto etmesi de proleter
enternasyonalisti görevidir.
ABD'nin FKP ve YHO'yu "terörist örgütler listesi"ne koymasının
bir başka nedeni, bu partinin Filipinler'de kitlesel bir gücünün olmasıdır
da! Bunu belirtmek gerekir. Çünkü ABD (dünyanın yeniden şekillendirilmesinde
önderliğe soyunan bir güç olarak sosyalist-komünist alternatifin öldüğü
/ yıkıldığı propagandasını yapıyordu, yapıyor) yeni, tek kutuplu dünya
düzeni düşüncesinden vazgeçmiş değildir. Bu "yeni dünya düzeni"nde
sosyalizm-komünizm ancak "nostalji" olarak vardır!!! Sosyalizm-komünizm
düşüncesinin yeniden "gerçeklik" olarak ortaya çıkması dünya
halkları nezdinde emperyalizmin alternatifsizliği görüşünü sarsacak
ve bir çekim merkezi haline gelecektir. Bu, emperyalist güçlerin istediği
bir şey değildir.
Filipinlerde devrimci, komünist güçlerin "terör listesi"ne
alınması, bu güçlere saldırı hazırlıklarının yoğunlaştırılması, bu
yönlü saldırıların Nepal'e de yöneleceğinin işaretlerini vermektedir.
ABD emperyalizminin "terörizme karşı mücadele" adına Filipin
halklarına karşı emperyalist saldırganlığına karşı mücadele etmek;
ABD askeri güçlerine karşı Filipin halklarının deyimiyle: "Out
Now!" (Derhal defolun!) demek, FKP, YHO ve Filipinler Ulusal
Demokratik Cephesi'yle dayanışmak tüm gerçek demokratların, devrimcilerin,
komünistlerin enternasyonal görevidir.
Filipinler'e karşı saldırganlık, emperyalizmin kendisi gibi küreseldir.
Bugün Irak'a, Filipinler'e, yarın Endonezya, Somali'ye, Nepal'e...
Filipin halklarının mücadelesinin yanında yer almak Türkiye'nin tüm
halklarından işçilerin, emekçilerin görevidir.
17 Ekim 2002
(NOT: Hollanda devletinin tavrı konusunda bilgilenmek ve Filipinler Ulusal Demokratik Cephesi (NDFP) Siyasi Başdanışmanı Sison'la dayanışma göstermek isteyenler internetteki şu adrese bakabilirler:
www.defendsison.be)
