Batan "Prestige" ve bir çevre felaketi daha!
İspanya'nın
kuzeybatı kıyısında, Kasım ayının 12/13'ünde çıkan fırtına sonucunda
zedelenen / yarılan "Prestige" adlı petrol tankeri, İspanya
ve Portekiz'li yetkililerin reddetmesi sonucu bu ülkelerin limanlarına
götürülemedi.
Tankeri kurtarmakla görevlendirilen Hollandalı firma Smit'in önerisine
rağmen ve tankerdeki petrolün başka bir tankere pompalanarak tahliye
edilmesi imkânı var olduğu halde bu öneri İspanya ve Portekiz tarafından
reddedildi.
İspanya hükümeti, kendi kıyılarına daha fazla zarar verir gerekçesiyle,
tankerin mümkün olduğunca kendi kıyılarından uzak bir yerde batması
için -zaten yarılmış olan tankeri- Atlantik okyanusuna / Afrika kıyılarına
yakın bir yere çekilmesine karar verdi. İspanya kıyılarına yaklaşık
250 kilometre uzaklığa çekilen tanker 19 Kasım'da ikiye bölünerek
battı!
77 bin ton zehirli mazot taşıyan tankerden şimdiye kadar sulara 8
bin tonun sızdığı bilgisi verilmektedir. Geri kalan bölümünün ne kadarının
sızacağı, tankların suyun baskısına dayanıp dayanmayacağı vb. konularda
kesin bir şey söylenemiyor. Fakat eğer tüm mazot sulara yayılırsa,
tanker kazalarıyla yaşanan en büyük felaketlerden birinin yaşanacağı
garanti ediliyor.
Daha şimdiden 1200 kilometre kareden fazla alanın kirlendiği, onbinlerce
deniz kuşunun ve değişik deniz ürünlerinin (balık çeşitleri başta
olmak üzere) yok olmakla karşı karşıya olduğu ve ilk anda yok olanların
sayısının yüksek olduğu tüm haberlerin ortak noktasıdır.
Daha önce 1989'da Alaska yakınlarında yaşanan ve "Exxon Valdez"
adlı tanker kazası sonrasında yüzbinlerce (kimi verilere göre 675.000)
deniz kuşu yaşamını yitirdi. Diğer deniz ürünlerinden 24 çeşidinden
sadece ikisi 13 sene sonra yeniden normale dönmüş (regenere olmuş)
durumdadır. Verilen bilgilere göre bu kazada 42 bin ton petrol suya
karışmıştı ve 1700 kilometre uzunluğunda bir kıyı şeridini kirletmişti.
"Prestige"de ise bunun hemen hemen iki katı kadar petrol
bulunmakta ve daha da kötüsü bunun daha da zehirli (yüksek zehirli,
kükürtlü mazot) olmasıdır. Yani doğaya vereceği zararın çok yüksek
olacağı şimdiden bellidir. Daha ilk günden itibaren petrolle kirlenen
alanın 1200 kilometre kareyi geçmesi ve balıkçılık faaliyetlerinin
durdurulması da bunun bir göstergesidir...
Tankerin batmasından sonra, çevrecilerin de protestoları sonucu şimdi
kimin suçlu olduğu üzerine tartışmalar yürüyor ve karşılıklı suçlamalar
sürüyor. Tankerin kaptanı tutuklandı ve tankerin sahibi firmanın durumu
araştırılıyor.
Onlar araştıradursun bu tanker kazası, bir kez daha petrol taşımacılığında
deniz yolunun kendisinin risikolu olduğunu ve böylesi, hatta daha
büyük felaketlerin olmayacağının hiç bir garantisinin olmadığını gösterdi.
Son yüzyıllık süreçte böylesi kazaların sayısı 140'ı geçiyor. Sözkonusu
tankerler ne kadar modern olursa olsun kaza olmayacağının garantisi
yoktur. Çünkü denizde yol alırken kötü hava koşullarına maruz kalması,
yüksek derecede fırtınanın olması durumunda en modern tanker de batabilir...
Bunun da ötesinde esas sorunlardan biri, anda deniz taşımacılığı yapan
tankerlerin büyük bölümünün eski ve tek bürüm/lifafe (tek duvar ya
da tek kat) olması. Örneğin verilen bilgilere göre anda deniz taşımacılığında
bulunan tankerlerin üçte ikisinin durumu böyledir. "Prestige"
de eski (26 yaşında) ve tek bürüm/lifafe tankerlerden biri.
Aslında bunların deniz taşımacılığından alınması ve yerlerine 1996'dan
sonra imal edilen ve iki bürüm/lifafe olmak zorunda olan tankerlerin
konması gerekiyor. Ama, bunun kısa sürede yapılması, sözkonusu şirketlere
"pahalıya" mal olacağı ve ellerindeki tankerleri mümkün
olduğunca uzun süre kullanarak daha fazla kâr elde etmek için sözkonusu
edilmemektedir.
Kendi kıyılarını korumak isteyen AB bile bu uygulamanın ancak 2015
yılına kadar gerçekleşebileceğini düşünerek bu yönde karar almıştır.
Yani 2015 yılına kadar Avrupa ülkeleri de tek bürüm/lifafe olan tankerleri
kullanmaya devam edecektir.
AB gibi "Uluslararası Deniz Taşımacılığı Örgütü" de 2015
yılına kadar tek bürüm/lifafe olan tankerlerin taşımacılıktan çekilmesi
ve yerine iki bürüm/lifafe olan tankerlerin konmasını kararlaştırmıştır.
Ayrıca tek bürüm/lifafe olan tankerlerin sorumlu devletler tarafından
25 yıla kadar, -yani tankerlerin çalışmaya başlamasından itibaren
25 yıla kadar- çalışmalarına izin verebileceği de belirlenmiştir.
Ama Avrupa Birliği sahillerine 2015'ten itibaren tek bürüm/lifafe
tankerlerin girmesine izin yok!
Bu kararlara rağmen 26 yaşındaki "Prestige" hâlâ taşımacılıktan
geri çekilmemiştir. Yapılan ilk tahlillerde tankerin temel malzemesinin
eskidiği/çürüdüğü belirlenmiştir. Kısacası "Prestige"nin
batmasıyla yaşanan çevre felaketinin esas nedeni, bu tankerin eski
ve çok yüklü olmasıdır. Bunun da sorumlusu aslında bellidir. Gerek
tankerin sahibi firma, gerekse de uluslararası deniz taşımacılığını
denetleyen, tankerleri kontrol eden kurumların hepsi sorumlu ve suçludur.
Bu olayla ortaya çıkan bir başka sorun da, Avrupalıların Avrupa merkezli
tavırlarıdır. AB kendi sahillerini korumaya çalışmaktadır. İspanya
yarılmış tankeri kurtaracağına, mümkün olduğunca kendi sahillerinden
uzaklaştırmaya, Afrika'ya yakın bir yerlere çekmeye karar veriyor!
Böylece, yetkililerinin açıklamalarına göre kendi sahillerinin daha
çok zarar görmesini engellemiş oluyorlar!
Ama tüm bu tavırlar Avrupa merkezci tavırlardır. Tankerin İspanya
kıyılarında değil de başka yerde batmasının, çevre felaketi yaşanması
bağlamında değiştireceği hiçbir şey yoktur. Bu tavır, aslında kapitalistlerin
çevreyi koruma diye bir sorunlarının, yaklaşımlarının olmadığını bir
kez daha ortaya koyuyor.
20 Kasım 2002
