Rusya: Katletme operasyonu,
"kurtarma operasyonu" oluyor!
Rus emperyalizminin Çeçenistan'da yürüttüğü savaşı protesto etmek
ve dünya kamuoyunun dikkatini çekmek amacıyla yapılan rehin alma eylemlerine
biri daha eklendi.
Bu seferki eylem Rusya'nın başkenti Moskova'daki bir tiyatro binasının
işgali biçiminde oldu. Kapalı gişe oynanan bir müzikal sırasında salonu
işgal eden Çeçen eylemciler, yaklaşık 800 kişiyi rehin aldı.
25'i kadın ve 25'i erkek olduğu söylenen eylemcilerin lideri Movsar
Barayev, kendisini "Özel Amaçlı İslam Birlikleri Komutanı"
olarak tanıtıp rehinelerin serbest bırakılmasının koşulunu şöyle açıkladı:
"Çeçen halkının katledilmesinin durdurulması, savaşın sona erdirilmesi
ve Çeçen topraklarındaki işgalci askerlerin geri çekilmesidir."
(25 Ekim 2002 tarihli basından)
Eylemciler islamcı, gerici, şeriatçı güçlerdir. Ve bunların eylem
biçimi asker-sivil, sınıf vb. ayrımı yapmadan tüm insanları hedef
alan bir eylem biçimidir. Fakat bu olgular eylemin taleplerinin haklı
talepler olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz.
Rus sosyalemperyalizminin 1990'lı yılların başında dağılması ertesinde
bağımsızlığını ilan eden Çeçenistan'da Rus emperyalizminin yürütttüğü
savaş 1996'da son bulduktan sonra 1999'da yeniden başladı ve bugüne
kadar da sürüyor.
1999'da Rus İç İstihbarat Örgütü'nün (FSB) başkanı olan Putin, Çeçenistan'a
karşı yeniden başlatılan savaş sonrasında devlet başkanlığına kadar
yükseldi... O dönem savaşın başlamasına gerekçe olarak gösterilen
ve Moskova'da gerçekleşen patlamaların arkasındaki gücün FSB olduğuna
dair birçok video kaseti yayınlandı. Rus emperyalizminin Çeçenistan'a
karşı tavrı, Çeçenistan'ın bağımsızlığına karşı olan ve bu konuda
her tür tavizi reddeden; Çeçenistan'ın bağımsızlığını isteyenleri
katletmeye varan katı bir tavırdır.
1999'dan bu yana süren savaşta 4 bin beş yüz Rus askerinin, 13 bin
Çeçen savaşçısının ve 10 ile 20 bin arasında sivilin öldüğü tahmin
edilmektedir. Çeçenistan'dan bu savaş nedeniyle büyük bir göç yaşanmaktadır.
10 yıl önce nüfusu 1 milyon olan Çeçenistan'da şimdi 250 bin insanın
yaşadığı söyleniyor.
Rus emperyalizminin Çeçenistan'da yürüttüğü savaşa karşı mücadelede
başvurulan rehin alma eylemleri gibi, Rus emperyalizminin "kurtarma
operasyonu" adı altında katletme eylemleri de yeni değil.
Haziran 1995'te Rusya'nın güneyindeki Budyanovsk'taki hastahanede
2 bin kişinin rehin alındığı eylemde, Rus komandolarının yaptığı operasyonda
100'den fazla kişi katledildi. 1996 Ocak ayında da Dağıstan'ın Kızılyar
kenti hastanesinde 3 bin kişi rehin alındı ve bu "kurtarma operasyonunda"
da 78 insan katledildi.
Rus askerinin bu eylemlerini tanıyan ve Moskova'daki rehin alma eylemi
sonrasında, rehinelerin kurtarılması eyleminin katletmeyle sonuçlanacağını
tahmin eden rehinelerin yakınları, işgal edilen tiyatronun önünde
"Kurtarma operasyonuna hayır!", "Ölmelerine izin vermeyin!"
ve "Çeçenistan'daki savaşa son!" sloganları yazılan pankartlar
taşıyarak eylem yaptılar.
Fakat bu da Rus askeri güçlerinin "kurtarma operasyonu"nu
engelleyemedi. "Rus usulü kurtarma operasyonu"yla, 50 eylemci
ve 119 rehine katledildi.
11 Eylül 2001'de ABD'ye yapılan saldırılar sonrasında "terörizme
karşı mücadele" adına oluşan emperyalist saldırı cephesinde yerini
alan Rus emperyalizmi, Çeçenistan'da yürüttüğü işgalci, emperyalist
savaşı iyice unutturmaya çalıştı ve diğer emperyalist güçler de buna
onay verdi.
Rehin alma eylemi ve katletme operasyonuyla, Çeçenistan'da yürüyen
savaş dünya kamuoyuna hatırlatıldı ve kamuoyunun dikkati yeniden bu
savaşa çekildi.
Eylemciler "Nerede öldüğümüzün önemi yok ve burada, Moskova'da
ölmeyi seçtik. Kendimizle birlikte kâfirlerin de canlarını alacağız."
Ya da "Biz sizin hayatı istediğiniz kadar ölümü arıyoruz."
diye ölmeye kararlı olduklarını açıklasalar da, sözkonusu eylemle
savaşa son verilmesinin ve Rus işgalci ordusunun Çeçenistan'dan çekilmesinin
sağlanamayacağı açıktı. Yapılabilecek esas şey dünya kamuoyunun dikkatini
Çeçenistan'daki savaşa çekmekti ve bu gerçekleşti de.
Eylemcilerin "Allah yolunda ölmeye hazır" olmaları, ellerindeki
rehinelerle birlikte işgal ettikleri binayı havaya uçurma tehditlerinin
ciddi olduğuna işaret ediyordu. Rus hakim sınıfları bunu, 169 kişinin
katledildiği saldırıyı haklı çıkarmak için tepe tepe kullandı.
KÜRESEL SAHTEKÂRLIK...
En son örneklerinden birini Afganistan'a karşı yürütülen savaşta gördüğümüz
gibi emperyalistler ve bilimum kapitalist dünyanın egemenleri, halklara
karşı yürüttükleri savaşı "terörizme karşı mücadele" adı
altında yürütüyor. Çeçen eylemcilerine karşı da aynı tavır takınıldı.
Kuşkusuz Çeçen eylemcilerinin rehin alma eylemi de bir terör eylemidir.
Fakat buna karşı yapılan, 169 kişinin katledildiği Rus devletinin
eylemi "terörizme karşı mücadele" oluyor! Ne sahtekârlık!
Birileri kendi ülkelerinde yürütülen işgal savaşına karşı mücadelede,
dünya kamuoyunun dikkatini de çekmek için bir eylem yapıyor. Bu eylem
Rus devletine karşı yapıldığı için "terörist eylem" oluyor.
Ama Rus askeri güçlerinin 169 kişiyi katletmesi "terörizme karşı
mücadele" oluyor!
Özellikle Çeçen eylemcilerinin Rus devletinin operasyonda kullandığı
gazla bayıldıktan sonra tutuklanma, hapse atılma imkanı olmasına rağmen
enselerinden kurşunlanarak öldürülmelerinin üzerine ise hiç kimse
konuşmak istemiyor.
Açıklama yapan tüm kapitalist ve emperyalist güçler Rusya'nın operasyonuna
destek verdiklerini açıkladılar.
Rusya devletinin 169 kişiyi katletmesi operasyonu "son derece
başarılı bir operasyon" olarak değerlendirildi ve "memnuniyetle"
karşılandı. Aralarındaki tek farklılık Türkiye gibi bazı ülkelerin
aynı zamanda "suçsuz insanların can kaybında derin üzüntü"
duymalarıydı... Ama bunlara göre de "teröristler insanlık düşmanıydı"
ve Rusya "terörizme karşı mücadele" ediyordu!
Katletme operasyonu sonrasında, böylesi bir operasyonun kendisini
ve 169 kişinin katledilmesi üzerine hemen hemen hiç tartışmayanların
ve operasyonu destekleyenlerin esas tartıştığı konu, operasyonda kullanılan
gazın hangi gaz olduğu konusu idi. Yani gazın kullanılması da tartışma
konusu değildi. Öğrenilmek istenen gazın hangi gaz olduğuydu.
Rus hükümetinin bu konudaki bilgi vermeme yönlü tavrı eleştirilen
esas tavır oldu. Sonuçta açıklama yapıldı ve kullanılan gazın "fentanil"
olduğu söylendi.
169 kişi "terörizme karşı mücadele" adına katledildi. Putin,
Rusya'ya katletme operasyonu bağlamında verilen destek karşısında
şunları söyledi:
"Biz tüm dünyadaki dostlarımızın ortak düşmanımıza karşı mücadelede
verdiği pratik ve moral desteğini taktir ediyoruz. Bu düşman çok güçlü
ve tehlikelidir, insanlıkdışı ve vahşidir. Bu düşman uluslararası
terörizmdir. Bu terörizm yenilgiye uğratılmadığı sürece dünya üzerinde
hiç kimse kendisini rahat hissedemez." (28 Ekim 2002 tarihli
basından)
Sadece Çeçen eylemcileri değil rehineleri de zehirleyerek katletmek
insanlıkdışı, vahşilik olmuyor! Rusya dünyanın gözü önünde kimyasal
savaş yürütüyor; kitlesel imha silahı kullanıyor. Bunun adı "terörizme
karşı mücadele" oluyor. BM aynı anda Irak'ın "kitle imha
silahları" konusunda denetlenmesi kararı alıyor. Nasıl bir çifte
standart! Ne sahtekârlık!
Zehirlendiği ve öldürülmeden yakalanma imkânı olduğu halde Çeçen eylemcileri
ensesinden kurşunlayarak katletmek vahşilik olmuyor! Ve tüm bunlar
terörizm olmuyor! Emperyalist dünyanın egemenlerinin küresel sahtekârlığı
bu eylemde de bir kez daha kendisini gösterdi.
Rus emperyalistlerinin ne kadar "insansever" olduklarını
göstermek için ise katledilen 119 rehinenin ailelerine 3200 ve ölüleri
gömmek için ise 450 Euro'luk "yardım" verilmesi kararlaştırıldı...
İÇ FAŞİSTLEŞMEDE YENİ ADIMLAR...
11 Eylül 2001'de ABD'ye saldırılar sonrasında tüm emperyalist dünyada
"terörizme karşı mücadele" adına demokratik hakların kısıtlanması
adımları atıldı, atılıyor. Rusya'da da durum farklı değil.
Sosyalizm adına hareket eden Rus sosyalemperyalizminin 1990'lı yılların
başında dağılmasına kadar uygulanan sosyalfaşizm konusunda deneyim
sahibi olan Rus burjuvazisi, iktidarını korumak için her türlü önleme
başvurmayı biliyor!
Çeçenistan'a saldırıyı yoğunlaştıran Rus emperyalizmi, uluslararası
alanda da Çeçenlere karşı saldırıyı sürdürüyor. Rusya, Danimarka'nın
başkenti Kopenhag'da yapılan Dünya Çeçen Kongresi'nin iptal edilmesi
için Danimarka'ya diplomatik baskı yaptı. Bu baskının bir sonucu olarak
Dünya Çeçen Kongresi'ne katılmak için Danimarka'ya giden Çeçenistan
Devlet Başkanı Aslan Mashadov'un temsilcisi Ahmed Zakayev tutuklandı.
Şimdi, Zakayev'in Rusya'ya teslim edilip edilmeyeceği tartışılıyor.
Bunun da ötesinde Rusya'nın "terörizm-kanunu"nun 15. maddesinde
yapılan değişiklikle, Çeçenistan'daki savaş hakkında her türlü haberin
yayınlanması yasaklandı. Yasağa karşı olan basın mensupları, bu değişikliği
"tam sansür" olarak değerlendirmektedir.
Sadece yasa değişikliği yapılmadı tabii ki! "Kurtarma operasyonu"
hakkında devlet yetkililerinin yaptığı açıklamalar ve verdiği bilgilere
ters düşen operasyon hakkında bazı gerçekleri kamuoyuna yansıtanlara
karşı açık baskılar gündeme geldi.
Örneğin Rus İç İstihbarat Örgütü, "Versija" adlı haftalık
gazetenin bürosunu basarak gazetenin bilgisayarlarına ve diğer malzemelerine
el koydu. Gazete çalışanlarından tutuklananlar operasyonla ilgili
hazırlanan haber hakkında sorgulandı, sorgulanıyor.
Kısacası, devletin açıklamalarına ters düşen, devletin yaptıklarını
kamuoyuna bildiren her türlü haber şu ya da bu gazetenin, şu ya da
bu radyo veya televizyon kanalının kapatılması için yeterli gerekçedir.
Burjuva muhalefete bile izin yok!
20 Kasım 2002
