HAYIR...HAYIR...HAYIR...
EMPERYALİST SAVAŞA HAYIR!

ABD emperyalizminin Irak'a karşı saldırı hazırlıkları bütün hızıyla sürüyor. ABD'nin Ortadoğu alanına yerleştirdiği askerlerin sayısı 170.000'i buldu.
ABD'nin Körfez'de ve Doğu Akdeniz'de konuşlandırdığı savaş gemileri filosu, şimdiye kadar bu alanın gördüğü en büyük filo. Bu filodaki uçak gemilerinde var olan savaş uçaklarının sayısı, bölgedeki tek tek ülkelerin tümünün hava gücünden fazla. Bölgede ABD'nin elindeki füzeler ve bombardımanda kullanılmak üzere bölgeye yığılan yüzbinlerce ton bomba Irak'ı yerle bir edecek tahrip gücüne sahip. ABD'nin bölgeye yerleştirdiği askerler Katar'da, Kuveyt'te, Suudi Arabistan'da Irak'ı işgal manevraları düzenliyor. Bağdat'ta sokak savaşlarına hazırlanıyor. ABD, Güney Kürdistan'daki işbirlikçi Kürt gruplarından ve Irak'ın güneyindeki Şiilerin yoğun olduğu alanda da kendi için kara savaşında kullanacağı asker deriyor, silahlı güçler yetiştiriyor.
ABD'nin yanında İngiltere de askeri yığınağı güçlendiriyor. "Uzmanlar" ABD'nin saldırması ve Saddam güçlerinin direnmesi, Bağdat'ta sokak savaşlarının gündeme gelmesi halinde yarım milyonla, iki milyon arası ölü, en az 3 milyon göçmen hesapları yapıyorlar!

SAVAŞ KAPIDA!

ABD ne olursa olsun, kim ne derse desin, Irak'ı vurmakta kararlı görünüyor. ABD Başkanı Bush tam bir kovboy küstahlığı ile, kendisinin artık "Saddam'ın oyunlarından ve kandırmacalarından sıkıldığını, Saddam'ın zamanının dolduğu"nu söylüyor! ABD egemenleri bu savaşın Irak'ın dünyayı tehdit eden kitle imha silahlarından arındırılması ve Bağdat'taki diktatörlüğün devrilerek Irak'a demokrasi getirilmesi için yürütüleceğini söylüyorlar. Bu "iyi"lerin "şer güçleri"ne karşı savaşı olacakmış. Yalan söylüyorlar!
Hazırladıkları savaş, ABD'nin Ortadoğu'da egemenliğini pekiştirme savaşıdır! Hazırladıkları savaş, Ortadoğu petrolüne egemen olma, dünya hegemonyası dalaşında Ortadoğu'da egemenliği pekiştirme savaşıdır. Hazırladıkları savaş, kontrol edemedikleri, bu yüzden de yıkma kararında oldukları Saddam rejimini yıkma, yerine her dediklerini yapan bir kukla rejimi yerleştirme savaşıdır. Hazırladıkları emperyalist savaştır!
Egemenler ne derse desin; bu savaş başta Irak halkları olmak üzere, tüm Ortadoğu halklarına, evet tüm dünya halklarına karşı bir savaştır. Bu savaş, evet, Amerikan halklarını da haksız bir savaşın savaşçısı, suç ortağı yapmaktadır. Bu savaşa dur demek, hayır demek, emekten, insan haklarından, demokrasiden, barıştan yana olan herkesin görevidir. Bu savaşa dur ve hayır demek en başta da bu savaşı hazırlayan ve yürütecek güç olan ABD'de halkların görevidir.
Bu savaşa dur ve hayır demek, emperyalist savaş tamtamcılarının yalanlarının tersine, faşist Saddam'a, onun rejimine evet demek değildir. Ancak Saddam'a karşı mücadele, Irak halklarının işidir! Saddam'la tek farkları ondan daha büyük haydutlar olmak olan emperyalistlerin değil! Emperyalistler kendilerini halkı bir diktatörden kurtarmak için savaş yürütecek demokrasi kahramanları olarak göstermek istiyorlar. Yalan söylüyorlar!
Onlar bütün faşist diktatörlerin en yakın dostudur! Yeter ki bu faşistler onların adamı olsun, bir dediğini iki etmesin! Şili'de 11 Eylül 1973'de Pinochet'i iktidara getiren bunlardı! 12 Eylül 1980'de, Türkiye'deki askeri faşist cuntanın ABD belgelerindeki adı "our boys" -bizim çocuklardı! Afganistan'da rakipleri olan Rus işgaline karşı savaşta, islamcı faşistler bunların en yakın dostu, beslemeleriydi! Bin Ladin ABD emperyalizminin, CIA'nın tezgâhında yetişmiş bir "özgürlük savaşçısı" idi! vs.. Yani bunların çıkarları için işlev gördükçe, herhangi birinin faşistliği-dinciliği, diktatörlüğü farketmez! Fakat ola ki bir faşist bunların dediklerinden çıksın, o zaman demokrasi havarisi kesilirler! O zaman kendilerine karşı çıkanın "teröristliğini", "diktatörlüğünü" vs. keşfederler. Şimdi "şer" olan Saddam, İran'a karşı savaş sırasında bunların iyi çocuğuydu! Şimdi izini bulmak için köşe bucak aradıkları kitle imha silahlarını, bu silahları üretmek için bilgiyi Saddam'a satan kendileriydi!
Şimdi, dünyanın en büyük silah tüccarları, dünyanın en büyük kitle imha silahı üreticileri, satıcıları, Irak'a karşı hazırladıkları saldırıyı, emperyalist savaşı, Saddam'ın "kitle imha silahlarına sahip olduğu" iddiasıyla gerekçelendiriyorlar. Ne büyük sahtekârlık!!!
Haydutların şefi, kendi çetesinden olan küçük bir haydudun yoldan çıktığını gördüğünde, "Tutun haydudu!" diye bağırıyor! Olan budur!
İşçilerin, köylülerin, emekçilerin haydutlar arası bu savaşta hiç bir çıkarı yoktur. Tam tersine bu savaş halkların, emekçilerin hayati çıkarlarına karşı emperyalist bir savaştır!

Bu savaşa hayır! diyelim!

Şimdi savaşa açıkça hazırlanan ve savaş kışkırtıcılığı yapan ABD ve İngiltere dışındaki bir dizi emperyalist güç bu savaşa karşı çıkar görünüyor! Rusya'nın, Çin'in, Almanya'nın, Fransa'nın, Japonya'nın ve bir dizi başka emperyalist ve gerici gücün savaşa karşı çıkar görünmesinin gerçek nedeni, emperyalist dünya hegemonyası savaşında ABD'nin Ortadoğu'daki kesin egemenliğinin bu güçlerin aleyhine olmasıdır. Yine de iş ciddiye binip savaşın çıkması halinde bunlar şu veya bu biçimde pasta paylaşımında bütünüyle dışta kalmamak için her numarayı yapacaktır. Bunların andaki "barışçılığı" kandırmacadır. Bunlara kanılmamalıdır.
Savaşa karşı hareket içinde bu sahte barış dostlarının gerçek emperyalist emelleri ve yüzünün teşhir edilmesi görevdir.
Bu savaş Türk hakim sınıfları açısından da çok önemlidir. Onların andaki çıkarları sorunun mümkün olduğunca savaşsız çözülmesindedir. Fakat gelinen yerde ABD'nin kararlı göründüğü noktada, savaş dışı kalmaları -sorunlara kâr zarar hesabı ile yaklaştıkça- mümkün değildir. Egemen sınıflar şimdi bir yandan savaş istemediği açıkça belli olan işçileri-köylüleri-emekçileri savaşa nasıl süreceklerinin hesabını yapmakta, diğer yandan da emperyalist ABD ile pazarlıkta Türkiye'nin fiyatını mümkün olduğunca yüksek tutmaya çalışmaktadır.
ABD'nin bu pazarlıkta ne istediği açıktır: Onlar açıkça Türkiye'yi saldırı üssü olarak kullanmak, açacakları "Kuzey Cephesi" için yığınağı, lojistik desteği Türkiye üzerinden yapmak istemektedir.
Türk egemenlerinin de ne istediği açıktır: Önce, muhtemel savaş zararlarının tazmini adına milyarlarca dolar kan ve rüşvet parası!
Sonra minimum şart olarak, Güney Kürdistan'da bir Kürt devleti kurulmayacağının garantisi. Bunun için Güney Kürdistan'ın Türk askerinin "insani amaçlarla" kontrolüne bırakılması!
Bu arada kendi aralarında da bu pazarlıkta ne kadar ileri gidileceği konusunda dalaşıyorlar.
Hükümetin pazarlık gücünü arttırmak için -yaptığı- barış gezi ve girişimleri; silah denetçilerinin raporlarının karar alınması için bekleneceği açıklamaları, BM kararının önemli olduğu yönündeki açıklamalar, derhal ABD'den tavır takınılmasını isteyen güçleri olduğu gibi, Saddam'ı "ilerici" gören güçleri de rahatsız ediyor. Hükümetin "kararsız" görünüşünden yakınıyorlar. TÜSİAD adına ABD'den yana derhal açık tavır konması isteniyor! vs.
Bu arada Türkiye zaten anda üs olarak kullanılıyor. İncirlik üssü arı gibi çalışıyor. İnen kalkan uçakların, boşalttığı araç-gereç-mühimmatın haddi hesabı yok. Şu an Türkiye'de bir dizi hava alanını, limanı, depoyu, kara yolunu, tren yolunu teftiş eden 150 ABD askeri uzmanının verdiği bilgiler temelinde ABD nelerin nasıl kullanılacağı konusunda yeni isteklerini bildirecek.
Bu temelde pazarlıklar hızlanacak.
Önümüzdeki günler ABD Genelkurmay Başkanı'nın Türkiye ziyaretinde, bu pazarlıklarda belli bir noktaya varılacak. Ardından toplanacak MGK'nin ve bu arada toplanacak TBMM'nin "vatan ve milletin yüce menfaatleri" açısından(!) -ki onların vatan millet dedikleri, kendi cepleri ve çıkarlarından başka bir şey değildir- Türkiye'nin bütün milliyetlerinden işçileri-emekçileri emperyalist bir savaşa suç ortağı etme kararı çıkarması muhtemeldir.
Yürüyen pazarlıklar Türk-Kürt-bütün milliyetlerden halkların kanı üzerine yürütülen pazarlıktır! Haince, alçakça bir pazarlıktır!
Hangi biçimde olursa olsun, Türkiyeli işçileri, köylüleri emekçileri bu emperyalist savaşa katma, böylece suç ortağı yapma konusunda alınacak bir karar, haince, alçakça bir karar olacaktır.
Egemenlerin bizi bu savaşa alet etmesine hayır!
Irak'a karşı emperyalist savaşa hayır! diyelim!
Bırakalım, savaş isteyenler, savaşı bizsiz yürütsün!
Bakalım işçiler üretimi durdurduğu zaman savaş yürüyor mu?
Bakalım, üniforma giydirilmiş işçiler-köylüler-emekçiler "bu savaş bizim savaşımız değil", "biz Irak'a saldırıda yokuz", biz "Irak'a saldırmayı reddediyoruz" dediklerinde, emir komuta zinciri işlemediğinde, savaş oluyor mu?
Yani bu savaş olursa ve eğer Türkiyeli işçiler emekçiler de bu savaşa şu veya bu biçimde katılırsa, sorumluluk yalnızca egemenlere ait olmayacak, bu savaşa katılanlar da sorumlulukta pay sahibi olacaktır!
Herkes bunun bilincinde savaşa hayır demelidir! Emperyalistlerin, gericilerin savaşına alet olmaya hayır!
Biz şunu da biliyoruz ve bilmeliyiz:
Emperyalist, gerici, karşıdevrimci savaşlar, emperyalizm var oldukça olacaktır!
Bu savaşlar emperyalist kâr hırsının, aç gözlü rekabetin, dalaşın tabii sonucudur.
Bu savaşlara kitleleri katmak için kullanılan "vatan", "millet", "insan hakları", "demokrasi", "allah", "din" vs. hepsi birer kamuflaj aracıdır. Gerçek neden çıplak emperyalist çıkarlardır.
Bu gibi gerici-karşıdevrimci-emperyalist savaşları bir daha geri gelmemecesine tarihe gömmenin bir tek yolu vardır: Bu savaşların gerçek nedenini, sömürü sistemini, kapitalizmi-emperyalizmi proletarya önderliğinde devrimlerle yıkmak!
Emeğin egemen olduğu bir dünyada, emekçilerin birbirinin boğazını kesmesinin, birbirine bomba yağdırmasının maddi temelleri ortadan kalkmış olacaktır!
Emeğin egemen olduğu dünyada gerçek barış, halkların gerçek kardeşliği sağlanacaktır!
Gerçek barış -er geç, devrimlerle kazanılacaktır!
Bugünkü emperyalist savaş hazırlıklarına ve savaşa hayır derken, aynı zamanda gerçek, kalıcı ve sürekli bir barış için, emperyalist sistemi yerle bir etmek için devrimci savaşlara evet! demek de sınıf bilinçli işçiler için kaçınılmaz görevdir!

16 Ocak 2003