"...İZLEMEYE DEVAM EDİN!"
Aylardır
hazırlığı yapılan emperyalist savaş başladı. Sözkonusu savaş, gerek
hazırlığı, gerek şu ana kadar yürüyen seyriyle gerçekten bir dizi
ibretlik yanı içinde barındırıyor. Savaşı önceki sayfalarımızda
kimi yanlarıyla ele alıp değerlendirdik, daha da değerlendireceğiz.
İbretlik haberler sayfamızda bu savaşın medyaya nasıl yansıdığına
kısaca bakmak, kimi örnekler vermek istiyoruz. Burada da özellikle
televizyon üzerinde durmak istiyoruz, çünkü gazeteler daha aylar
öncesinden savaşı başlattılar, ittifakları kurdular, cepheleri açıp
ABD'nin ve İngiltere'nin nasıl ve hangi silahlarla saldıracağını,
işgalin güzergâhını, Iraklıların hangi mevzilerde, hangi silahlarla
ülkelerini savunacaklarını yazıp çizdiler... Hani utanmasalar askerlerin
künyelerini de okuyacaklar ama, askerlere de birşeyler kalsın bâbından
olsa gerek o işe girmediler...
Bu durum sadece Türk gazetelerine has bir şey de değildi... Burjuva
basını hemen her ülkede üç aşağı beş yukarı aynı!
Gazeteler
öyle de televizyonlar farklı mı? Değil... Televizyon kanallarında
da somut yürüyen savaş bağıntısında bir dizi ibretlik şey yaşanıyor...
Herşeyden önce artık savaş naklen izleniyor! Öyle ki, televizyon
kameramanı artık tankın içinde! Tank ilerliyor, görüntü odanızda!
Tank atış yapıyor, evleri, barkları yakıyor, yıkıyor; görüntü televizyonunuzda!
Bir süre sonra savaş sanki televizyonda oynayan üçüncü sınıf bir
Hollywood savaş filmine dönüşüyor. İbretlik!
Ya da bir tür bilgisayar / atari oyunu gibi sanki savaş... Televizyon
seyircisi ekranın karşısında "savaş oyununun" bir parçası...
Sanki bombalar bir bilgisayar oyununun sanal görüntüleri gibi bir
yerlere atılıyor... Bu atışların puan değeri bilgisayarlardaki oyunlarda
olduğu gibi televizyonun bir köşesinde yazmıyor... Barbarlığın puanı
"demagojik laflar" olarak yansıyor ekranlara...
Gün boyu savaş özel yayınları yapılıyor çeşitli adlar altında: "Savaş
Hattı", "Irak Savaşı", "Körfez Savaşı",
"Saddam Karşıtı Savaş" gibi... Haber spikerleri yeni gelen
görüntülerin yayına hazırlandığı sırada yanlarındaki "uzman"
asker eskileriyle, "stratejistlerle" zaman doldurmaya
çalışıyorlar. "Uzman" asker eskileri veya "stratejistler"
de harita üzerinden anlatıyorlar: "Şu kırmızı ok, bu tarafa
yönelen bilmem hangi ABD tugayının bilmem hangi tümeninin manevrasını;
şu yeşil ok ABD'nin bilmem hangi tümeninin ele geçirdiği ya da geçireceği
güzergâhı gösteriyor"... Ve insanlar ABD'nin bilmem hangi tümeninin
bilmem hangi manevrası üzerine tartışıyor... Savaş bilgisayarla
hazırlanmış haritalarda gösterilen kırmızılı, yeşilli ok. Planlar
emperyalist savaşın barbar yüzünü örtüyor... İnsan yok haritalarda...
Savaş şemalarla,
haritalarla insanlara "anında", "uzmanlarca"
yansıtılıyor... Aile ziyaretinde çayını yudumlarken televizyon izleyen
insanlar hangi "uzman"ın daha "uzman" olduğu
üzerine görüş bildiriyor, karşısındaki ile "uzman"ın "uzmanlığı
üzerine" tartışıyor...
Televizyon ekranı üçe, dörde bölünüyor... Bir bölümde Bağdat'a veya
başka bir Irak kentine çevrilmiş kameranın verdiği görüntü yeralıyor.
Bir diğerinde spikerle uzman veya stratejist konuğu, konukları var.
ABD televizyon kanallarından apartılmış bir alt yazı sistemi ile
akan haberler ekranın alt kısmını işgal ediyor: "ABD bilmem
hangi şehirde kontrolü sağladı", "ABD yetkilileri savaş
uzun sürebilir dedi", "Erdoğan, hava sahasının açılması...
müttefikliğin gereği dedi", "Irak Dışişleri Bakanı...
dedi..."
Bir bantta
savaş haberleri, diğer bantta örneğin spor haberleri... "Fenerbahçe'de
kötü gidiş devam ediyor... Kendi sahasında Altay'a 1-0 yenilen..."
Savaşla, futbol maçı içiçe geçiyor alt yazılarda, farklar siliniyor...
Irak bir "futbol sahası"... Savaşa başlama vuruşunu yapan
ABD ve İngiliz askerleri "konuk ekip" mi acaba?!
Akşam saatlerinde televizyonun bir bölümü Bağdat'a çevrilmiş bir
kamera ile izleniyor... Karanlığın içinden bir ışık hüzmesi ortalığı
aydınlatıp, bir süre ortalık kızıla boğuluyor; sonrası sessizlik...
Bir süre sonra bir daha... Bir daha... Arada bir "vah vah",
"canım şu iş çabuk bitse", "dileğimiz... barış"
lafları bombalama görüntülerine eşlik ediyor...
Tüm bu ve benzeri resimler arasında başına binlerce ton bomba yağdırılan
Iraklı yoksullar yok gibi... Ölenler, yaralananlar; çalan alarm
sesleri arasında başlayan bombardımandan sağ kurtulabilmek için
"sığınacak" bir yer arayan insanların korkuları... çoğunlukla
yok sayılıyor: "Irak halkı yirmi yıldır savaşı yaşıyor, alışkındır!"
deniyor utanmazca... "Uzman" asker eskilerinin bilgisayar
ortamındaki okları açlığı ve can korkusunu göstermiyor... Haritalardaki
Irakta yürüyen barbarlık çizgiler arkasına gizleniyor çoğunlukla.
Esir resimleri "düşüyor" ekranlara... Yolun kenarında
elektrik direkleriyle aynı perspektifle çekilmiş elleri başlarının
üzerinde, yol boyunca ilerleyen ilk savaş esir resimleri... Iraklı
esirler... Bir iki gün sonra ABD'li savaş esirlerinin resimleri
Irak televizyon kanalında gösteriliyor, ardından görüntüleri tüm
dünya televizyonları yayına sokuyor... ABD Savunma Bakanı Rumsfeld
kızıyor: "Irak esir görüntülerini yayınlamakla uluslararası
hukuku hiçe sayıyor, Cenevre Sözleşmesi'ne uymuyor!!!" İbretliğin
daniskası!
Dünyanın gözleri
önünde bir emperyalist savaş yürüyor... Televizyon kanallarında
savaş hakkında birçok şey konuşuluyor, aktarılıyor... Daha da aktarılacak...
Ama ibretlik bir durum var ortada, bilinmesi gereken: Bir çok televizyon
kanalı barbarlığın gizlenmesine hizmet ediyor; emperyalist savaşın
"taktik araçlarından birisi" olarak "savaş barbarlığını"
yığınlara bir televizyon filmi veya bir bilgisayar oyunu olarak
"tercüme ediyor!"
Evet bir savaş ibretlik bir biçimle aktarılıyor bize...
Naklen...
İbretlik savaşı "izlemeye devam edin"...
İbretlik duruma düşmeden!
