PROLETARYANIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLENMESİ - 23

Komintern
Üçüncü Kongre'den Dördüncü Kongre'ye

Üçüncü Kongre'nin taktikle ilgili olarak aldığı kararda, "Kitlelere!" şiarı atılıyor, "Proletaryanın çoğunluğunu kendimize kazanmak" proletarya partilerinin önüne en önemli görev olarak konuyordu.
Lenin "Alman Komünistlerine Mektup"unda Komintern Kongrelerinde atılmış olan adımları şöyle değerlendiriyordu:
"İlk önce tüm dünya komünistlerinin ilkelerini açıklamak gerekiyordu. Bu Birinci Kongre'de yapıldı. Bu ilk adımdı.
İkinci adım, Komünist Enternasyonal'in örgütsel inşası ve kabul koşullarının, merkezcilerden, burjuvazinin işçi sınıfı hareketi içindeki doğrudan ve dolaylı ajanlarından gerçek ayrılığın koşullarının hazırlanmasıydı. Bu İkinci Kongre'de yapıldı.
Üçüncü Kongre'de pratik, pozitif çalışmaya girişmek, başlanmış olan komünist mücadelenin pratik deneyimlerini dikkate alarak taktik ve örgütsel olarak bundan sonra hangi biçimde çalışmak gerektiğini somut olarak saptamak gerekiyordu. Bu üçüncü adımı da attık."
(Lenin, Seçme Eserler, cilt 10, sayfa 325, İnter Yayınları, İstanbul 1997)
"Kitlelere!" şiarı ve "proletaryanın çoğunluğunu kendimize kazanmak" görevi pratik görev olarak İkinci Enternasyonal'in ve İkibuçukuncu Enternasyonal'in etkisindeki işçilerin komünistleri pratik eylemde izlemesinin sağlanması anlamına geliyordu. İkinci ve İkibuçukuncu Enternasyonal önderleri, kendi etkilerinde bulundurdukları işçi kitlelerini mümkün olduğunca komünistlerden uzak tutmaya çalışıyor, komünistleri kendi etkilerindeki sendikalardan uzaklaştırıyor, kitlesel işçi örgütlerini de bölüyorlardı. Bunu yaparken de bir yandan tabii birlik şiarlarını dillerinden düşürmüyor, komünistleri bölücü olarak gösteriyorlardı. Bu bağlamda onlara aşırı solcu, anarşist ve yarı-anarşist unsurların hataları da malzeme sağlıyordu. Üçüncü Kongre'de komünistlerin İkinci ve İkibuçukuncu Enternasyonal'den işçilere ulaşmak, onları kazanmak yönündeki taktik çizgisi, aynı zamanda proleter dünya devrimi konusunda kısa dönemde zafer beklentilerinin frenlenmesi yaklaşımı, Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti devletinde sosyalizmin inşasında bir evre olarak, savaş komünizminden, kapitalizme belli ölçülerde ve kontrollü olarak gözyummayı ön gören Yeni Ekonomik Politika'nın onaylanması, Komintern'deki en sol unsurlar tarafından, devrimcilikten, sosyalizmden vb. uzaklaşmak olarak değerlendirildi, Ve bunlar Üçüncü Kongre ertesinde Komintern saflarını terk ettiler.
Lenin bu terk olayını, Komintern'e zarar vermeyen, "bizi onları ihraç etme zahmetinden kurtaran" bir durum olarak değerlendirdi. (age, agy, sayfa 320) Almanya'daki komünistlere, bunlarla daha fazla uğraşmayı bırakıp pozitif çalışmaya yoğunlaşma tavsiyesinde bulundu.
Üçüncü Kongre'de alınan uzun süreli, sabırlı, inatçı aynı zamanda işçilerin emekçilerin gündelik sorunlarını da dikkate alan bir çalışmayla, işçi sınıfının çoğunluğunu kazanma kararı, partilerin bu arada Komintern'in de örgütsel yapılarında bu siyasete uygun değişiklikleri gerektiriyordu. Partiler "büyük ve orta sanayi işletmelerinde örgütlenmeye yoğunlaşmaya", "kitleler arasında günlük çalışmaya önem vermeye" çağrılıyor; parti içi disiplinin önemi vurgulanıyordu. Komintern açısından ise Yürütme Kurulu'nun gerçekten bir dünya partisinin merkezi olarak hareket edebilmesi için güçlendirilmesi karara bağlandı. Bunu sağlamak için Yürütme Kurulu tüm partilerin temsilcilerini içerebilecek biçimde genişletildi. Bu genişletilmiş kuruma Komünist Enternasyonal Yürütme Kurulu (KEYK) adı verildi. Ayrıca tek tek partilerin en yakın ilişki içinde olmasını sağlayabilmek için önemli toplantılarda "karşılıklı temsil ve yönetici değiş tokuşu" (Üçüncü Kongre Tezler ve Kararlar, Almanca, sayfa 144) karara bağlandı. Üçüncü Kongre kararına göre tüm üye parti temsilcilerinin katılımına açık olan KEYK içinden bir de yürüyen işleri koordine ve önderlik için bir dar büro kuruldu. Eylül 1921'de KEYK'e bağlı bu dar büroya da KEYK Başkanlığı adı verildi. Aralık 1921'de yapılan KEYK toplantısında KEYK Dar Bürosu / Başkanlığına KEYK Genel Sekreteri adı verilmesi kararlaştırıldı. İlk Genel Sekreter olarak O. W. Kuusinen seçildi.
İşçilerin birleşik cephesi taktik çizgisinin hayata geçirilmesi...
Üçüncü Kongre'de alınan "Kitlelere!" kararı, daha sonra KEYK toplantılarında "İşçilerin Birleşik Cephesi Taktiği" olarak adlandırıldı. Bu taktiğin özü, 1 Ağustos 1921'de KEYK adına yapılan özel bir çağrıda şöyle ifade ediliyordu:
"Bizim görevimiz bütün ülkelerin işçi kitlelerinin kapitalizmin saldırılarına karşı birliğini sağlamak için mücadele, birleşmiş işçi kitlelerinin kurtuluşu için onların en önünde mücadeledir. Biz bu mücadele içinde proletaryayı burjuvazinin etkisinden çekip alma yeteneğine sahip olan, proleterlerin kardeşleşmesini ve burjuvaziye karşı yenilmez bir güç olarak çıkmasını sağlayabilme yeteneğindeki, tek canlı enternasyonalin, komünist enternasyonalin saflarında toplayacağız."
(KEYK ve KEYK Başkanlığı faaliyetlerinden, Petrograd 1922, Alm. sayfa 67)
KEYK doğrudan işçilere yaptığı çağrılarda, bütün işçileri günlük mücadelede birleşmeye, eylem birliğine çağrıyor; değişik gerekçelerle eylem birliğini sabote eden "önderlere" uymamaya çağırıyordu.
Yapılan ilk somut eylem çağrılarından biri Sovyet Rusya Cumhuriyeti'nde hem iç savaşın tahribatları, hem de doğal afetler sonucu 1921 yazında yaşanan yığınsal açlık felaketi karşısında bütün dünyada Sovyetler'deki açlığa karşı yardım kampanyaları açılması konusunda oldu. Bu bütün dünyada işçiler açısından doğrudan enternasyonal dayanışmanın ifadesi olan bir çağrıydı. Sosyaldemokrat önderler için ise bu çağrı, Komintern'in "Rusya'daki komünistlerin bir aracı" olduğunun göstergesiydi. Onlar kendi etkilerindeki işçilerin Rusya'daki işçilere-emekçilere yardım kampanyalarına katılmaması için ellerinden geleni yaptılar. Fakat bir çok halde bu çabalarında fazla başarılı olamadılar. Almanya'da bu konuda kurulan yardım örgütü, daha sonraki gelişmesi içinde "Uluslararası Kızıl Yardım Örgütü"ne dönüştü. Bu kampanya süresince toplanan ve Rusya'ya ulaştırılan 5 milyon dolar tutarında para yardımının 1 milyon dolarlık bölümünün İkinci Enternasyonal'in etkisindeki sendikalar tarafından toplanmış olması olgusu, komünistlerin somut konularda işçilerin eylem birliğini -üstteki engellemelere rağmen- sağlayabildiğinin bir işaretidir. Fakat "İşçilerin Birleşik Cephesi Taktiği" eylem birliğini sağlayabilmek amacıyla reformist örgüt yönetimleriyle görüşmeyi, onları üstten de eylem birliğine, "işçilerin birleşik cephesi"ne zorlamayı dıştalayan bir çizgi değil, tersine bunu da içeren bir çizgiydi.
KEYK Aralık 1921'deki toplantısında birleşik cephe konusunu derinlemesine tartışarak "İşçilerin Birleşik Cephesi ve İkinci ve İkibuçukuncu ve Amsterdam Enternasyonaline Dahil Olan ve Anarko-Sendikalist Örgütleri Destekleyen İşçilerle İlişki Hakkında Yönergeler" adı taşıyan bir karar aldı.
Bu kararın 5. maddesinde; "Bütün ülkelerin komünist partileri, işçi kitleleri üzerinde ideolojik etki için örgütsel özgürlüğü güvence altına aldıktan sonra, şimdi bu kitlelerin pratik eylemlerinde her durumda mümkün olan en geniş ve en mükemmel birliği sağlamayı hedefliyorlar." deniyor. (Komünist Enternasyonal, SED, Karl Marks Parti Okulu, Belgeler, Berlin Kasım 1955, Alm. sayfa 146)
7. maddede ise ilk kez "İşçilerin Birleşik Cephesi" kavramı şöyle ifade ediliyordu:
"Bu durumda KEYK, Komünist Enternasyonal'in Üçüncü Dünya Kongresi'nin "kitlelere" parolasının ve komünist hareketin genel çıkarlarının, komünist partileri ve bütün olarak Komünist Enternasyonal'i İşçilerin Birleşik Cephesi parolasının desteklenmesi ve bu konuda inisiyatifi ele alması konusunda yükümlendirdiği düşüncesindedir. Tabii ki bu yapılırken tek tek ülkelerde komünist partilerinin taktiği o ülkenin somut durumuna göre somutlaştırılmak zorundadır." (agy, sayfa 147)
22. maddede; "Birleşik cepheden kapitalizme karşı mücadele etmek isteyen bütün işçilerin -yani anarşistler, sendikalistler vb. de- birliği anlaşılmaktadır" deniyordu.
Birleşik cephe siyasetinin hayata geçirilmesi için, hem tek tek ülkelerde, hem de uluslararası alanda İkinci ve İkibuçukuncu Enternasyonal ve onların sendikal örgütlerine eylem birliği önerileri götürülmesinin uygun görüldüğü açıklanıyordu. Bu, bu örgütlerin etkisindeki işçilere ulaşmanın bir yolu olarak görülüyordu.
Birleşik cephe siyasetinin olası zorluk ve tehlikelerine de dikkat çekiliyordu. Bu konuda şu tespitler yapılıyordu:
"Bu planı ortaya koyan KEYK, bütün kardeş örgütleri bu planın uygulanmasında ortaya çıkabilecek tehlikeler konusunda da uyarır. Henüz tüm komünist partileri yeterince inşa edilmemiş ve sağlamlaşmamıştır, henüz hepsi merkezci ve yarı merkezci ideolojiden bütünüyle kopuşu gerçekleştirmiş durumda değildir. Her türlü sapma, bu arada komünist parti ve grupların şekilsiz bir blok içinde çözülüp dağılmasına götürebilecek eğilimler mümkündür. Bu taktiğin komünizm davasının zaferi için başarılı bir biçimde kullanılabilmesi için, bunu uygulayacak olan KP'lerin güçlü, kendi içinde sağlam birliğe sahip olması ve bunların önderliklerinin ideolojik berraklığa sahip olması gereklidir."
Komintern İkinci ve İkibuçukuncu Enternasyonal partileriyle eylem birlikleri için temel koşul olarak, eylem birliğine giren tarafların her birinin görüşlerini açıklama, birbirlerine olan eleştirilerini açıkça ortaya koyma konusunda tam özgürlüğe sahip olmalarını, her örgütün mutlak politik bağımsızlığa sahip olmasını öne sürüyordu. Bu bağlamda Komintern reformizme karşı mücadele içinde reformistlerle bir dizi eylem birliği içine giren Lenin'in, Rusya bolşeviklerinin deneyimlerini çıkış noktası alıyor, bunlara atıfta bulunuyordu.
KEYK bu anlayışlar çerçevesinde İkinci ve İkibuçukuncu Enternasyonal'e değişik kampanyalar için öneriler götürdü. Bunlar ya yanıtsız kaldı ya da olumsuz karşılandı.
Uluslararası İşçi Konferansı
Fakat Komintern'in aynı zamanda doğrudan kitlelere yaptığı çağrılar yanıtsız kalmadı. Özellikle merkezci (İkibuçukuncu) Enternasyonal'in tabanında işçilerden Komintern'in eylem birliği çağrılarına takınılan olumsuz tavırlara duyulan hoşnutsuzluk sesleri yükselmeye başladı. Bu enternasyonalin üyesi Fransız Sosyalist Partisi, İkibuçukuncu Enternasyonal merkezini İkinci ve Üçüncü Enternasyonal'lerin de davet edileceği ortak bir Uluslararası İşçi Konferansı toplamaya çağırdı.
13 Ocak 1922'de toplanan KEYK kendisinin bütün enternasyonallerin katılacağı ortak bir uluslararası işçi konferansından yana olduğunu açıkladı. Bir gün sonra Berlin'de kongresini yapan İkibuçukuncu Enternasyonal de delegelerin baskısıyla uluslararası işçi konferansından yana tavır takındı. Kongrede seçilen İkibuçukuncu Enternasyonal yönetimi (Enternasyonal Büro) 19 Ocak 1922'de, KEYK'e "Avrupa'nın ekonomik durumunun sorunlarını ve gericiliğin saldırılarına karşı işçi sınıfının yapacağı eylemleri incelemek üzere üç enternasyonalin bir dünya konferansı" öneren bir yazı gönderdi. KEYK Başkanlığı bu çağrıya olumlu cevap verdi. KEYK 21 Şubat'ta yaptığı genişletilmiş toplantıda böyle bir konferansta izlenecek çizgi üzerine derinlemesine tartışarak kararlar aldı. KEYK planlanan konferansta dünyanın tüm işçi örgütlerinin tam anlamıyla temsil edilmesini sağlamak için tüm işçi sendikalarının ve bunların ulusal ve uluslararası organlarının davet edilmesini önererek, Dünya İşçi Konferansı'na katılma kararı aldı.
Konferans hazırlıkları için üç enternasyonal yürütme kurulları temsilcileri 2-5 Nisan 1922 tarihleri arasında Berlin'de biraraya geldiler.
Bu biraraya gelmede, aslında bütün dertleri Komünist Enternasyonal'le eylem birliğini imkânsız kılmak olan İkinci Enternasyonal önderleri, ortak bir konferans için belirli ön şartlar dayattılar.
Bunlar içinde o sırada Sovyetler'de karşı devrimci sabotajlar, Sovyet iktidarına karşı terörist eylemler nedeniyle yargılanmaları gündemde olan 47 sosyaldevrimcinin durumu hakkında ileri sürülen şartlar da vardı. Ortak bir işçi konferansının yapılabilmesi için ön şart olarak, Komintern temsilcilerinin davalı 47 sosyaldevrimci hakkında idam cezası verilmeyeceği ve bu davayla ilgili duruşmalarda her üç enternasyonal temsilcierinin de hazır bulunacağını kabulü de isteniyordu.
KEYK'in temsilcileri arasında bulunan Sovyet yetkilileri Buharin ve Radek, ortak bir konferansı en baştan imkânsız kılmak için öne sürüldüğü belli olan bu ön şartları da kabul ettiler.
Lenin "Çok Pahalı Ödedik" başlıklı bir yazısında, verilenin çok büyük bir taviz olduğu tespitini yapar ve şöyle der: "Sormak gerekir: Uluslararası burjuvazi buna karşılık bize nasıl bir tavizde bulunmuştur? Buna verilecek tek yanıt var: Hiç bir tavizde bulunmamıştır."
Lenin yapılanın hata olduğunu tespit ettikten sonra şöyle devam eder:
"Buradan onların imzaladığı anlaşmayı yırtmamız gerektiği sonucu çıkar mı? Böyle bir sonuç çıkarmanın yanlış olacağını, imzalanan anlaşmayı yırtmamıza gerek olmadığını düşünüyorum."
Onun böyle düşünmesinin temeli, komünistlerin "reformistlerin Ôhükmü' altında bulunan işçilere seslenebilmek için... bir gedik açmış olması" gerçeğinde yatmaktadır. (Seçme Eserler 10, sayfa 333)
Yazısının sonunda Lenin şu tespitleri yapar:
"Diplomatlarının şahsında burjuvazi bir kez daha Komünist Enternasyonal temsilcilerinden daha becerikli olduğunu gösterdi. Berlin müzakeresinden çıkarılacak ders budur. Bu dersi unutmayacağız. Bu dersten gerekli bütün sonuçları çıkaracağız. İkinci ve İkibuçukuncu Enternasyonal temsilcilerinin birleşik cepheye ihtiyaçları var, çünkü bizim tarafımızdan verilecek aşırı tavizlerle bizi zayıflatabileceklerini umuyorlar; bizim mekânımıza, komünist mekâna hiç bir şey ödemeden girebilmeyi umuyorlar; birleşik cephe taktiğiyle işçileri reformist taktiğin doğruluğuna ve devrimci taktiğin yanlışlığına ikna etmeyi umuyorlar. Bizim birleşik cepheye ihtiyacımız var, çünkü işçilere bunun tam tersini gösterebileceğimizi umuyoruz. (...)
Sermayeye karşı mücadelede bu kitlelere yardım etmek için, tüm uluslararası ekonomide ve tüm uluslararası politikada iki cephenin "karmaşık mekanizmasını" kavramalarına yardım etmek için Ñ işte birleşik cephe taktiğini bunun için kabul ettik ve onu sonuna kadar götüreceğiz." (agy, age, sayfa 334)
Üç enternasyonal yürütme temsilcilerinin Berlin toplantısında, 20 Nisan ve 1 Mayıs 1922'de, sekiz saatlik işgünü için, işşizliğe karşı, sermayenin saldırılarına karşı, Rus devriminin savunulması için, Rusya'nın kıtlık çeken bölgelerine yardım için, tüm ülkelerin Sovyet Rusya ile politik ve ekonomik ilişkiler başlatması için ve işçilerin birleşik cephesi için sloganları altında ortak toplantılar ve eylemlere çağrı yapan bir bildiri kabul edildi; ayrıca bir uluslararası işçi konferansının hızla toplanması gerektiği konusunda açıklama yapıldı. Bu konferansın hazırlığı için her üç enternasyonalden gelecek üçer temsilciden oluşan dokuz kişilik bir hazırlık komitesi oluşturulması karara bağlandı.
Bu kararları ile Berlin toplantısı, işçi kitlelerine bütün önemli görüş ayrılıklarına rağmen eylem birliklerinin mümkün olabileceği konusunda umut ve bilinç verdi. Komünistler açısından reformist önderliklerin etkisindeki kitlelere ulaşma konusunda yeni imkânların yolunu açtı.
Bir çok ülkede işçiler Berlin toplantısında alınan kararları coşkuyla karşıladılar. 20 Nisan ve 1 Mayıs'ta birleşik cephe sloganları altında Avusturya, Almanya, İsveç ve Norveç'te büyük katılımlı işçi gösterileri yapıldı. Bu gösterilerde reformistlerin etkisindeki işçilerle, komünistler yanyana geldiler. Reformist önderlerin işçileri komünistlerden uzak tutma çabalarının bu birleşik cephe siyasetinin sürmesi halinde boşa çıkacağı açıkça görülüyordu.
KEYK Berlin toplantısı kararlarını onayladığını ve bunların hayata geçirilmesi için çalışacağını hemen açıkladı. Ardından dokuzlar komitesinin savaşa karşı ortak tavır geliştirmek için en kısa zamanda toplanması önerisini getirdi.
Gelişmelerden rahatsız olan İkinci Enternasyonal önderleri çeşitli bahane ve oyunlarla dokuzlar komitesinin biraraya gelmesini engellediler.
KEYK dokuzlar komitesinin toplanmasının sabote edilmesinin sürdürülmesi halinde, dokuzlar komitesinden çekileceğini; komitenin uluslararası konferansı en kısa zamanda düzenlemek için hemen toplanmasını önerdi.
İkinci Enternasyonal'in reformist önderleri, bir yandan dokuzlar komitesinin toplanmasını engelleme tavrını sürdürürken, diğer yandan, Berlin toplantısı açıklamasında yer alan Sovyet Rusya'nın savunulması hükmünün birliği engelleyici neden olduğu bahanesini öne sürdüler. Bu bahane de, dokuzlar komitesindeki Rusya temsilcisinin, Sovyet Rusya'nın savunulmasına ilişkin hükmün ortak programdan çıkarılmasına ve tüm mücadelenin sekiz saatlik işgününün kazanılmasına, işsizliğe karşı mücadeleye vb. yoğunlaştırılmasına hazır oldukları açıklamasıyla boşa çıkarıldı.
Buna rağmen, İkinci Enternasyonal bilinen siyasetini sürdürdü. 21 Mayıs 1922'de İkinci ve İkibuçukuncu Enternasyonal temsilcileri yanyana gelerek kendi aralarında bir toplantı yaptılar. Komintern'in katılımı olmaksızın bir uluslararası işçi konferansı toplayacaklarını açıkladılar. Bu en azından bu dönem için her üç enternasyonalin ve bütün işçi örgütlerinin temsil edileceği bir uluslararası işçi konferansı projesinin mümkün olmayacağını gösterdi. Fakat gelişmeler aynı zamanda reformistlerin etkisindeki işçilerin en azından bir bölümünün reformist önderlerin birlik adına işçilerin eylem birliğini bile nasıl engellediklerini görmelerine de yol açtı.
İkinci Enternasyonal'in 18-19 Haziran 1922'de toplanan konferansı "Üçüncü Enternasyonal'le uluslararası bir uzlaşmaya varmak üzere girişilecek hiç bir çabaya katılmayacağını" açıkladı.
Bir kez daha işçilerin mücadele birliğinin önündeki gerçek engelin kim olduğu tescil edilmiş oldu.
Birleşik cephenin kurulamamış olması, KEYK'in Üçüncü-Dördüncü Kongreleri arasında işçi sınıfı ve emekçiler açısından en acı sonucunu İtalya'da gösterdi. Çok parçalı, zayıf işçi ve emekçi hareketi, İtalya'da burjuvazinin açık terörcü diktatörlüğünün, faşist diktatörlüğün kurulmasını engelleyemedi. Ekim 1922'de kapitalist dünyanın bir ülkesinde ilk faşist diktatörlük kuruldu.

Haziran 2003