Gülbahar'a Saldırı Hepimizedir!

En basit demokratik hakları için mücadele eden kadınlara devletin yanıtı:
Gözaltı, işkence ve tecavüz oluyor.

15 Haziran 2003 günü İstanbul İHD şubesinde İHD Genel Başkan Yardımcısı E.Keskin, İstanbul Şube Başkanı Kiraz Biçici ve DEHAP il başkanı M. Toprak'ın yaptıkları basın açıklamasında DEHAP İl Kadın Kolları Yöneticisi Gülbahar Gündüz'ün 4 sivil polis tarafından kaçırılarak elleri ve gözleri bağlanarak gözaltına alındığını, işkence edildiğini ve tecavüze uğradığını belirttiler. Yüzünde sigara söndürüldüğü için yanık izi, vücudunun çeşitli yerlerinde darp izleri, morluk ve çürükler içinde olan Gündüz başından geçenleri ayrıntılı bir şekilde basına aktardı. Yaklaşık 8 Saatlik işkenceden sonra evinin yakınlarında bir yerde içinde bulunduğu araba seyir halinde iken yol kenarına fırlatıldığını anlattı.
Gülbahar Gündüz 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününden önce de kaçırılarak gözaltına alındığını, politik çalışma yürütmemesi için tehdit edildiğini söyledi. Bu anlatımları esnasında yaşadığı ağır travma sonucu zaman zaman gözyaşlarına hakim olamadı. Salonda bulunan yüze yakın kadın da aynı duyguları yaşıyordu. Ama çoğunun gözyaşları dışarı akmıyordu. Sanki o yaşlar çeliğe su verilir gibi kinlerine su veriyordu.
Bu saldırı genelde büyük bir zulüm ve sömürü altında yaşayan insanları özelde biz işçi ve emekçi kadınları ve özellikle üçlü baskı altında yaşadığı zulmü kabul etmeyen ve buna başkaldıran Kürt kadınlarına bir saldırıdır. Amaç; haksızlığa karşı gelmeyen, sinmiş, körleşmiş, hem düşünsel hem de bedensel olarak teslim olmuş kitleler yaratmaktır. Yoksa gündüz gözüyle kendisine polis diyen 4 kişi tarafından bir kadın bu şekilde kaçırılıp götürülerek ve işkence edilerek ve tecavüz edilerek yolun kenarına ibret olsun diye atılmaz. Yoksa devlet, bu saldırıyı kınayan basın açıklamalarını ve suç duyurularını her türlü provokatif tavırla engellemeye çalışmaz.
Bu saldırıdan 4 gün sonra İstanbul Kadın Platformu ve bazı kadın örgütlerinin katılımı ile DEHAP Merkezi Kadın Kollarının yaptığı suç duyurusu ve basın açıklamasında polis adeta provokatif ve düşmanca bir saldırganlık içindeydi. Bir basın açıklamasına bile tahammül edemeyen bu devletin AB'ye girmek için Uyum Yasaları' ile demokratikleşeceğini hayal edenlerin bu hayallerden vaz geçerek, demokratik haklar uğruna mücadeleyi bu faşist sistemi yerle bir etmeye tabi kılarak yürütmelidirler.
Bu ve buna benzer hiçbir alçakça ve onursuzca saldırı, ikili ve üçlü baskı altında ezilen işçi ve emekçi kadınları teslim alamaz. Gülbahar yaptığı açıklamalarda mücadelesine daha sıkı sarılacağını belirtmesi buna en iyi cevaptır.
İşkencede, gözaltında cinsel taciz ve tecavüze uğrayan yüzlerce kadın içerisinde çok az bir bölümü yaşadığı bu saldırıları kamuoyuna duyurarak bunu teşhir etmektedir. Bunun en temel nedeni kuşkusuz hakim sınıfların topluma egemen kıldığı ideolojisi ve kültürüdür. Tabii ki işkenceye uğrayan kadınların suskunluğu işkencecileri cesaretlendirmektedir. Fakat Gülbahar serbest kalır kalmaz, yaşadıklarını baş eğmez bir kararlılıkla, meydanlarda başı dik şekilde teşhir etmiştir. Bu onurlu ve yürekli tavrını kutluyor, yayında olduğumuzu belirtiyoruz.
Hiçbir saldırı biz işçi ve emekçi kadınların ve Kürt kadınlarının özgürlük ve demokrasi mücadelesinden vazgeçiremez! Susmayalım, hesap soralım!
Erkek egemen sistemin barbarlığının hesabı er veya geç devrimle sorulacaktır.

Haziran 2003