Devletin Ermeni soykırımı fobisi sürüyor...

Mayıs ayı içinde Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik; Ermeni okullarının da aralarında bulunduğu ilk ve orta dereceli okullara bir genelge göndererek "Ermeni soykırımının asılsız olduğu" konulu konferansların verilip kompozisyon yarışmalarının düzenlenmesini istedi.
Genelgede; düzenlenecek olan konferanslarda konu ile ilgili seminerlere katılmış öğretmenler ile yüksek öğretim kurumlarında görevli "uzman" akademisyenlerden yararlanılması isteniyor.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın talimatı çerçevesinde her ilde okul temsilcileriyle bir toplantı yapılıyor. Bu toplantıda öğretmenlere, kamuoyu oluşturma konusunda kullanılması gereken ve kullanılmaması gereken ifadeler basılı olarak dağıtılıyor.
Örneğin, yapılacak konferanslarda, yazılacak kompozisyonlarda; "Birinci Dünya Savaşı ortamı içinde Türklerin bazı Ermenileri öldürmüş olabileceği" ya da; "Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermeniler, Anadolu'da birçok Türk'ü öldürdüğü için, Türkler de Ermenileri öldürmüştür." Veya "Bazı ülkeler Ermeni iddialarını gündeme getirmeden önce kendi tarihlerini incelemelidirler." şeklinde söz sarfetmek, yazmak yasak.

Daha bitmedi!

MEB'nin yapılacak konferanslarda, yazılacak kompozisyonlarda yazılmasını, söylenilmesini istemediği ifadeler yanında, neler yazılmasını, söylenilmesini istediği de var.
Örneğin, "Ermenistan yayılmacı ve işgalci bir devlettir. Bölgedeki huzura tehdit oluşturmaktadır." "Ermenistan Anayasasının giriş bölümünü iptal etmeli ve Türk halkından ve devletinden özür dilemelidir." "Ermenilerin soykırıma uğradıklarını iddia ettikleri dönemde gerçekte soykırıma uğrayan Türklerdi."
Bu traji-komik durumun bunlarla bittiğini sanıyorsanız, yanılıyorsunuz!!
Ismarlama konferansların nasıl yapılacağını da düşünmüş MEB!!
"Konferanslarda mümkünse canlı şahitlerin anılarını anlatmaları sağlanacaktır. Asılsız soykırım iddiaları konusunda TRT, YÖK Başkanlığı, Kültür Bakanlığı ile bazı Üniversiteler bünyesinde hazırlanan CD'lerin temin edilmesi durumunda, bu CD'lerden de yararlanılacaktır."
"Sözde, asılsız soykırım iddiaları"nı yazacak olan öğrencileri de unutmamış Bakanlık! Kompozisyon yazacak öğrencilere yararlanılacak kitap listesi de sunulmuş:
Yusuf Ziya Bildirici'nin "Adana'da Ermenilerin Yaptığı Katliamlar ve Fransız Ermeni İlişkileri." Erdal İlter'in "Ermeni Klisesi ve Terörü" kitapları, yararlanılacak kitap listesi olarak sunuluyor.
MEB Ermeni soykırımının olmadığını ispatlamak için şimdi de ögrencilere muhtaç. Çerçevesini çizdiği ısmarlama konferanslar, kompozisyonlar ile Ermeni soykırımı olmadığını ispatlamış olacak. Gülünç bir durum. Gülünç olduğu kadar, trajik bir durum. Ermeni fobisi devlete neler yaptırıyor?!
Ermeni soykırımı olmadı ise, bu korku neden? Ermeni soykırımının olmadığını ispatlamak için devlet elinden geleni yapıyor. Şimdi de yazıda aktardığımız gelişmeler oluyor. Devlet rahatsız. Ülke içinde ve uluslararası alanda soykırım gerçeğinin genel kabul göreceğinin korkusunu yaşıyor. Korku neler yaptırmıyor ki? Korku bazen de gülünç durumlara düşürüyor!!
"Korkunun ecele faydası yoktur" şeklinde bilinen bir söz var. İstediğiniz kadar korkun. İstediğiniz kadar ısmarlama araştırma, konferanslar, kompozisyonlar, belgeseller yapın. Bu ülkede soykırım yoluyla Ermeni ulusunun ulus olmaktan çıkarıldığını, 1.5 milyon Ermeninin katledildiği gerçeğini ortadan kaldıramazsınız.
Devlet yer yer gündeme getirdiği Ermeni düşmanı Türk şovenisti kampanyalara, Ermenileri de ortak etmek istiyor. Ermeni okullarının da düzenlenen kampanya içine alınması, Ermeni çocuklarını "Ermeni soykırımının olmadığını, asıl Ermenilerin Türklere soykırım yaptığı" yalanına ortak etmek istiyor.
Bu durum; Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hyrant Dink'in söylediği gibi, "Ermeni çocuklarına Ôasılsız soykırım iddiaları' dedirtmek psikolojik bir işkencedir."
Sadece bu değil, Ermeni okullarında Türk şovenisti eğitim yapmak da işkencedir. Bu bağlamda, eğitim sisteminin nasıl bir eğitim olduğu da bir kez daha açığa çıkıyor.
"Bir soru sordu, hayatı değişti"
Bu başlık 7 Haziran 2003 tarihli Milliyet gazetesine ait. Haberi birlikte okuyalım:
"Kilis Elbeyli'de düzenlenen Ermeni soykırımı konulu panelde paneliste yönelttiği soru nedeniyle önce tutuklanan, ardından 1.5 milyar kefaletle kurtulan ve hakkında dava açılan öğretmen Hülya Akpınar, İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nce açığa alındı."
Öğretmen Hülya Akpınar'ın tutuklanmasına, kefaletle serbest bırakılmasına, hakkında dava açılmasına, açığa alınmasına yol açan soru ne olabilir ki?
"Ermenilerin güçlü lobileri soykırım yapıldığını ABD ve Avrupa'ya kabul ettirirse ne olacak?"
Öğretmen Hülya Akpınar'ın başına gelenlere yol açan soru bu! Şimdi, bu soruda ne var? Diyeceksiniz. Sizin galiba MEB'nin soykırım konulu konferanslarda, kompozisyonlarda nelerin söylenmemesi gerektiği, nelerin söylenebileceği konusunda hazırladığı broşürden haberiniz yok!! Öğretmen H. Akpınar'ın da söz konusu broşürden haberi olmadığı için, böyle "densiz" bir soru sormuş!!
Korku insana neler yaptırmıyor ki? Mazallah ABD ve Avrupa Ermeni soykırımını kabul ederse ne olacak? Ne olacağı var mı? Toprak talebi, tazminat talebi, TC devletinin "imajı"nın sıfırlanması gibi şeyler olabilir!! Devleti korkutan tam da bu! Duyulan korkuyu öğretmen H. Akpınar sorduğu soru ile kendilerine hatırlattığı için, başına gelen kalmamış!!
Bu olay resmi ideolojinin dışına çıktığınızda, başınıza nelerin gelebileceğini gösteren -bir sürü örnek yanında- en son örneklerden biri. Devlet düşünmeyen, sorgulamayan, araştırmayan, kendisine verilenle yetinen, resmi ideoloji çerçevesi dışına çıkmayan bireyler istiyor. Bunun anlamı "insanlar koyun", "koyunları güden çoban" ise devlet oluyor!!
Güdülen koyun olmak istemiyorsanız, siz siz olun, resmi ideolojinin dışına çıkın!

9.6.2003