Selanik Direnişi 2003
Kamp
19-21 Haziran 2003 tarihinde Yunanistan'ın Selanik kentinde toplanacak
olan Avrupa Birliği zirvesini protesto etmek amacıyla, birçok grup,
örgüt, birlik Selanik'e geldiler. Zirvenin toplanacağı 19-20-21
tarihleri için Yunanistan'daki muhalif gruplar üç ayrı eylem koymuşlardı.
Eylemlerden önce kentin değişik yerlerinde açılan sergi alanları,
toplantı alanları, kamplar vb. yerlerde toplantılar, gösteriler
ve kültürel etkinlikler gerçekleştirildi.
ILPS (Halkların Uluslararası Mücadele Ligi) içinde yer alan grupların
düzenlediği Selanik Direniş Kampıının duyurusunu bir önceki sayımızda
yapmıştık. Selanik Direniş Kampı 15-22 Haziran tarihleri arasında,
Yunanistan'ın Selanik kentine bağlı Epanomi kasabasında gerçekleştirildi.
Selanik Direniş Kampı doğrudan "Selanik Direnişi 2003"
tarafından örgütlendi ve ILPS ve ATİK tarafından da desteklendi.
Bir
hafta boyunca dünyanın değişik ülkelerinden gelen - Filistin'den,
ABD'den, Hindistan'dan, Afganistanıdan, Avrupa'nın değişik ülkelerinden,
Türkiye'den, Yunanistan'dan, Endonezyaıdan vd. ülkelerden - katılımcılar
enternasyonal bir ortam içerisinde, AB siyasetlerini, emperyalist
saldırganlığı, Filistin sorununu vb. bir dizi konuyu tartıştılar.
Bütün hafta süresince toplanan çalışma gruplarında küreselleşme,
küreselleşme karşıtı hareket, Sosyal Forum ve NGO, Amerikan askeri
üsleri,Filistin ve Ortadoğu, Latin Amerika'daki Hareketler, göçmenler
ve ırkçılık, kadın hareketi, Ölüm Oruçları, gençlik ve savaş karşıtı
mücadele, işçi hareketi vb. konuları ele alındı, bir veya birkaç
konuşmacının sunuşlarından sonra konular üzerinde tartışıldı.
Gündüzleri küçük çalışma gruplarında isteyen istediği konuya katılıyor,
akşamları da topluca daha temel konularda düzenlenen panellere katılındı.
Panellerin konuları şunlardı: Irak'tan sonra ne olacak, Asya ve
Latin Amerika'daki Halkların Devrimci Mücadelesi, politik tutsaklar
ve beyaz hücreler, Enternasyonal Dayanışma ve Direniş, Avrupa Birliği.
Büyük paneller çadırların bulunduğu alanın hemen yanında bulunan
büyük bir yeşil arazi üzerinde kurulmuş olan büyük bir sahnede yapılıyordu.
Aynı alanda değişik kitap standları ve resim sergileri açılmıştı,
gruplar kendi bayraklarını ve pankartlarını ağaçlara asmışlardı.
Panellerin olmadığı akşamlarda bu büyük sahnede tiyatro oyunları,
konserler ve film gösterimleri yapılıyordu. Büyük sahnenin hemen
yanıbaşında gün boyu eylemler için pankartlar hazırlanıyordu. Bu
konuda Yunanlı arkadaşların çalışkanlıklarını ve becerilerini görmeye
değerdi.
Bazı paneller, toplantılar ve konserler için otobüslerle şehre (Selanik)
modern bir amfi tiyatrosuna gidiliyordu.
Eylemler
19-20-21 tarihlerinde, Avrupa Birliği toplantılarında Avrupa Birliği
anayasası ve göçmenler yasaları görüşülürken, her gün ayrı ayrı
yürüyüşler yapıldı. Her eyleme onbinlerce insan katıldı. Ancak yürüyüşler
iki açıdan beklenen gibi olmadı. Birincisi beklendiği gibi 100 binler
katılmamıştı eylemlere. İkincisi eylemlere katılım deyim yerindeyse
bölük-pörçüktü. Bazı gruplar bir yerde yürüyor, başkaları başka
bir yerde ve yine Anarşistler de bir başka yerde yürüyordu.
İkinci
günkü eylem AB toplantısının yapılacağı Marmaras köyü yakınlarında
sahil kenarında yapıldı. Sahil kenarındaki toplanma yerinde toplanan
kitle müzik eşliğinde yerlerini alırken, Anarşistler de beraberinde
getirdikleri gaz maskelerini takıyor, vücutlarını coplardan korumak
için önlük şeklindeki süngerleri bağlıyorlar ve yüzlerine gazdan
korunmak için beyaz sprey sıkıyorlardı, böylece tıpkı yüzlerini
boyayıp muharebeye hazırlanan kızılderililere benziyorlardı. Filipinli
arkadaş isabetli olarak "Bunlar devrimin etrafında oynuyorlar
("They play around the revolution"), devrim bir oyun değil,
daha ciddi bir iştir" dedi.
Polis yoktu. Yine Yunanistanıa özgü olsa gerek, polis pek ortalıkta
gözükmüyor, ne yürüyüşe giderken, ne yürüyüş yerinde, ne de sonrasında
pek polisle karşılaşılmıyor. Dıştan böyle gözükse de tabi ki polis
yok değildi, hatta çoktu, ancak belli yerlere konumlandırılmışlardı,
onun dışında bir şeye karışmıyorlardı. Yani yürüyüş kortejlerinin
önünde, arkasında, etrafında yoklardı ama belli binaların önlerinde,
belli "stratejik" noktalarda ve sürekli
havada
helikopter içinde varlardı.
Bütün gruplar sahilde toplandıktan sonra, eylembirliği görüşmelerinde
yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle, esasta anarşistler ile diğer gruplar
arasında bir bölünme yaşandı ve ayrı ayrı kollardan yüründü. Bizim
içinde yer aldığımız kortej bir kaç yüz metre ilerledikten sonra,
anarşist gruplar ile Yunan polisi arasındaki ilk çatışmlara tanık
olduk, atılan yüzlerce gaz bombasından etkilenen yürüyüşçülerin
koşuşturmalarıyla karşılaştık. Daha önce pek raslamadığımız polise
burada bütün haşmetiyle rasladık. Bize öyle geldi ki Yunan polisi
tabancasını ve copunu fazla sevmiyor, gaz bombasını daha çok benimsemiş
(belki de Yunanistanıda gaz çok ucuz olduğundan), başka yerlerden
farklı olarak Yunan polisi bir veya birkaç gaz bombası atmakla yetinmiyor,
onlarcasını/yüzlercesini aynı anda atıyor. Beyaz kalın gaz bulutu
içinde yürüyüşçülerin önlem olarak beraberinde getirdikleri gaz
maskeleri, göz maskeleri, spreyler ve göz damlaları da işe yaramıyor,
onlarca yürüyüşçü ancak arkadaşlarının yardımıyla olay yerinden
uzaklaşabiliyordu.
Böylece bugünkü eylem de sona ermiş oldu.
Eylemlerin üçüncüsü ve sonuncusu yine Selanik merkezinde yapıldı.
Birinci günkü eylemde olduğu gibi değişik gruplar birbirine yakın
değişik toplanma alanlarında toplandılar. Bir gün öncesinde veya
aynı günün sabahında hazırlanan büyük pankart bezleri için odun
çubuklar alanda kesiliyor, törpüleniyor ve pankartlara zımbalanıyor.
Bu
yürüyüşte de değişik gruplar değişik güzergahlardan yürüyorlar.
Bizim kortejde binin üzerinde bir katılım oluyor. Esas olarak Sosyal
Forumıun düzenlediği kortejde 10 binin üzerinde insan yer alıyor.
Anarşist blokta binlerce insan yürüyor. Yürüyüş anacaddelerden ve
arasokaklardan geçiyor, ortalıkta polis yok. Sonra bazı anarşistlerin
koşuşturmalarından ve polislerin de kovalamacalarından anlıyoruz
ki beklenen çatışmalar başlamış. Kortej sorumluları sıkı kenetlenilmesini
söylüyorlar -hem kaçarak aralara sığınmaya çalışan anarşistlerden,
hem de onları kovalayan polislerden korunmak için. Blok kutu gibi
sıkılaşıyor, öyle ki pankartlar birbirine yapışıyor, blokun etrafında
insanlar uzun sopalarla duvar örüyorlar, gerçekten uçan sineğin
bile girme şansı kalmıyor. Sık sık sorumlular tarafından sıraları
sıklaştıralım uyarıları yapılıyor.
Kortej canlı ve sesli. Özellikle gençlerin çokluğu dikkat çekiyor.
Gençlerin çoğunluğunu da öğrenci ve üniversiteli gençlik oluşturuyor.
Bu sadece bizim kortej için geçerli değil, bütün kortejlerde durum
aynı, taraftarların ezici çoğunluğunu entellektüel gençlik oluşturuyor.
Yunanistan Komünist Örgütüınün genç bir sorumlusuna bu durumu sorduğumuzda,
biraz övünerek Selanikıte üniversite gençliği içinde güçlü bir örgütlenmelerinin
olduğunu, ama Atinaıda durumun farklı olduğunu, orada işçilerin
daha fazla olduğunu söyledi.
Yürüyüş
başlangıç noktasında bitecekti. Ancak çatışmların merkezi de burasıymış.
Kortejimiz başlangıç noktamıza yaklaştıkça, görünmeyen ama rüzgarla
her tarafa yayılan ve uzun süre etkisini sürdüren biber gazının
etki alanına girdik. Her ne kadar ağızlıklar ve gözlükler bağlansa
da, gözler yaşardı, nefesler daraldı ve birçok insan yerlere yığıldı.
Bütün bunlara rağmen kortejden tek kişi ayrılmadı. Geçtiğimiz anacaddede
birçok dükkan, kafe, banka, arabalar vb. kundaklanmıştı, her taraftan
dumanlar çıkıyordu ve itfaiyenin siren sesleri yayılıyordu. Yerlerde
henüz patlamamış el yapımı patlayıcılar ve molotof kokteylleri vardı.
Yeni
Dünya İçin Çağrı tanıtıldı...
Biz Yeni Dünya İçin Çağrı olarak ILPS Türkiye delegasyonunda yer
alarak katıldık Direniş Kampıına. Kampta ve etkinliklerde Yeni Dünya
İçin Çağrıının geniş bir tanıtımını yaptık. Beraberimizde götürdüğümüz
ingilizce "The CALL For a New World" başlıklı 12 sayfalık
broşürden yüzlercesini hem kampta açtığımız yayın standımızda, hem
de etkinliklerde dağıttık. Kamp alanında hazırladığımız bir türkçe
ve ingilizce logolu, bir de türkçe ve ingilizce logolu ve yunanca
ve ingilizce "Ya Barbarlık, Ya Sosyalizm !" yazılı pankartları
hem kamp alanında astık, hem de gittiğimiz tüm etkinliklere ve yürüyüşlere
götürdük.
ILPS adına hazırladığımız "Filistin
ve Ortadoğu" konulu yazıyı ilgili çalışma grubunda sunduk.
Kampta Filipinli arkadaşlarla ve Nepalıli arkadaşla söyleşiler yaptık,
Yahudi sorunu üzerine önemli çalışmaları olan ABDıli radyocu (yahudi)
Jeffrey Blankfort bizimle Kürt sorunu üzerine söyleşi yaptı, Nepalıli
arkadaş da Nepalıdeki gazeteleri için dergimiz üzerine bir söyleşi
yaptı.
Katıldığımız
çalışma gruplarında söz alıp konuştuk ve özellikle kadın çalışma
grubundaki ve Filistin çalışma grubundaki konuşmalarımızla dikkatleri
üzerimize çektik.
Kadın çalışma grubunda, feminizm esas mücadele edilmesi gereken
tehlikeymiş gibi tartışıldığı yerde, esas tehlikenin devrimci saflarda
da kendini değişik biçimlerde gösteren erkek şövenizmi olduğunu
savunduk ve devrimci ve komünist örgütlenmelerin özel kadın örgütleri
yaratmaları gerektiğini savunduk.
Filistin çalışma grubunda sunuşumuzu yaptıktan sonraki konuşmalarda
bir yahudi devletinin meşruluğu konusunda tavır takınılmadığı, veya
dolaylı olarak takınıldığında da olumsuz tavır takınıldığı yerde,
bu konuda gelinen yerde Filistin coğrafyasında bir yahudi devletinin
meşru olduğunu ve zamanında sosyalist Sovyetler Birliğiınin ortak
demokratik devletin mümkün olmadığının anlaşılması üzerine iki ayrı
devleti savunmuş olmasının ve bu bağlamda İsrailıin kuruluşunu desteklemiş
olmasının doğru olduğunu savunduk.
Kampıta değişik ülkelerden gelen konuklarla güzel ilişkiler geliştirdik.
İzlenim
ve Sonuç
Selanik Direniş Kampı ILPS'nin organizasyonunda aktif rol oynadığı
ilk büyük çaplı kamp olması açısından bir bütün olarak başarılı
geçmiştir. Başarılı olmuştur; çünkü bu kampa katılanlar enternasyonalizmin
ve dayanışmanın güzel duygularını yaşama fırsatı bulmuşlardır. Başarılı
olmuştur; çünkü bu kampı düzenleyenler önlerine koydukları oldukça
yüklü bir tartışma, kültür ve eylem proğramını aksaklıklarla da
olsa gerçekleştirmişlerdir. Başarılı olmuştur; çünkü kampta demokratik
bir ortamda değişik görüşlere kendini ifade etme imkanı yaratılmıştır.
Kampın başarısızlıkları esasta teknik türdendi. Kamp proğramının
kampa gitmeden önce ve kamp sırasında net olmayışı, çalışmaların
zamanında yapılmayıp geç başlatılması, bir belirsizliğin hakim olması
bu konuda iyi bir organizasyonun olmadığını gösteriyordu. Diğer
taraftan özellikle Yunanlı arkadaşların çok özverili, çalışkan çalışma
tarzlarına tanık olduk, çok kısa zamanda çok beceri isteyen işler
başarıyorlardı.
Kadınların kampa katılımı aktifti ve sayıca görece çoktu. Ancak
panellerde kadın konuşmacı hemen hiç yoktu, bu konuda Yunanlı arkadaşların
da sicili iyi değil. Kampın kapanış değerlendirmesinde bu sorunu
dile getirdiğimizde büyük alkış aldık, anlaşılan bu sorunu birçoğu
görmüştü ama kimse dile getirmiyordu. Değerlendirme konuşmamızda,
ILPSınin ileride de bu tür organizasyonları değişik konularda, değişik
ülkelerde gerçekleştirmesinin iyi olacağını dile getirdik.
Haziran 2003
