İSPANYA
Burjuva demokrasisinin faziletlerinden bir örnek...
Dergimizin 60. sayısında burjuva demokrasisine örnek olarak İspanya'da
Bask bölgesinin temsilcilerinden Batasuna'nın yasaklanması olayına
değinmiştik.
Türkiye'de başta Kürt meselesi olmak üzere etnik sorunlar tartışıldığında,
sorunun çözümü olarak "Bask örneği" gösterildi çoğu kez.
Sorunun çözümü olup olmayacağı tartışması bir yana, "Bask örneği"nin
gerçekte Bask halkının, Basklıların kendi kaderini tayin etme, ayrı
devlet kurma hakkının çiğnenmesi temelinde yükseldiği gerçeğinin
üzeri ise hep örtülmeye çalışıldı. Bu temelde de İspanya ve Fransa'nın
Bask ülkesini ilhak ve işgal ettiği, Bask milli meselesinin her
iki devlette de varolduğunun üstü örtülmeye çalışıldı, çalışılmaktadır.
Bunun da ötesinde, Türkiye'de burjuva demokrasisinin sadece kırıntılarının
yer yer yaşandığı gerçeği gözönüne alındığında, AB'ye üyelik, Kopenhag
Kriterleri tüm sorunların çözümü olarak kitlelere sunuldu, sunuluyor.
Örneğin Türkiye'nin Kopenhag Kriterleri'ne uygun olarak demokratikleşmesi
Kürt meselesinin gerçek çözümünün yolu olarak savunulmaktadır. Burjuva
demokrasisi adeta kutsanmaktadır.
Yaşanan gerçeklere gözlerini yummayanlar, bu yönlü düşüncelerin
ezilen kitleleri düzene entegre etmeye hizmet eden düşünceler olduğunu;
milli sorunlara gerçekte çözüm getiremeyeceğini görebilir. Çok özetle
söylenmesi gerekirse, Bask örneği milli meseleyi gerçekten çözseydi,
Bask bölgesi ile İspanya devleti arasındaki mücadeleye de gerek
kalmazdı.
Ama mücadele doğru ya da yanlış biçimde, şöyle ya da böyle sürüyor.
Ulusal baskı da, eşitsizlik de sürüyor!
İspanya'da Bask halkının daha fazla hak sahibi olmasını isteyen
örgütlenmelere, mücadelelere izin verilmemektedir. Bu yüzden de
Batasuna yasaklandı. Batasuna'nın yasaklanmasının gerekçesi, ETA'nın
eylemlerini kınamaması nedeniyle, ETA'nın legal kolu olduğu iddiasıydı.
Ağustos 2002'ye gelindiğinde Yüksek Mahkeme Yargıcı Baltazar Garzon
Batasuna'nın faaliyetlerini üç yıllığına askıya alma kararı vermiş,
ardında parlamento Batasuna'yı süresiz olarak yasaklamıştı. Bu yasakla
birlikte İspanya hükümeti, Batasuna'nın bütünüyle yasaklanması için
Yüksek Mahkeme'ye başvurmuştu. Yüksek mahkeme ise 17 Mart 2003 tarihinde
Batasuna'yı bütünüyle yasaklama yönünde karar verdi.
Bununla da kalınmadı. Irak savaşında ABD'nin yanında yer alan İspanya
Başbakanı Aznar, ABD Başkanı Bush tarafından, Batasuna'yı "terörist
örgütler listesine" almakla ödüllendirildi.
Haziran ayı başında ise AB üyesi ülkeler Batasuna'yı "terörist
örgütleri destekleyen gruplar"ın yer aldığı listeye koydu.
Tabii ki İspanya'da burjuva demokrasisinin faziletleri bununla bitmiyor...
25 Mayıs 2003 tarihinde belediye ve yerel seçimler gündemdeydi.
Bir önceki seçimlerde Batasuna 49 belediye başkanlığını ve 890 belediye
temsilciliğini kazanmıştı. Bask Bölgesel Parlamentosu'nda ise 7
milletvekilliği vardı. Batasuna yasaklandığı için bu seçimlerde
sözkonusu oylara değişik partiler adaydı.
Seçimlere kendisini solcu olarak değerlendiren değişik kesimlerden
oluşan "Kaderini tayin için seçim platformu" (AuB) seçimlere,
-esas olarak Bask bölgesinde- katılmak için adaylarını gösterdi.
İspanya Seçim Komisyonu AuB'nin seçime girmesine izin verdi.
Fakat bu izin de işe yaramadı. Seçim kampanyasının başlamasından
kısa süre sonra İspanya Yüksek Mahkemesi Bask otonomi bölgesinde
ve Navarra vilayetindeki seçmen listelerini -kimi verilere göre
225, kimisine göre de 241 liste- iptal etti. Aynı zamanda illegal
parti (Batasuna) ile içiçe geçmişlikle suçlanan "Udalbiltza"
(belediye temsilcileri konseyi) yasaklandı.
Seçmen listelerinin iptali aynı zamanda AuB'nin seçime girmesini
de engellemek içindi. Çünkü esas olarak iptal edilen seçmen listeleri
(sözkonusu listelere seçmen listesi dense de, aslında seçim için
aday olanların listeleri iptal edilmiştir. Esas olarak da AuB'nin
aday listeleri iptal edildiği için AuB'nin seçime resmen katılma
olanağı yoktu.) AuB'nin aday olduğu yerlerdendi. AuB de Batasuna'nın
yasaklanmasına tepki olarak oluşturulan bir platform olarak görülmekte
ve Batasuna ile ilişkilendirilmektedir. Böylece AuB'nin seçimlere
girmesi engellenmek isteniyordu.
Seçim döneminde İspanya'da, özellikle de Bask bölgesinde adeta ilan
edilmemiş olağanüstü durum, sıkıyönetim yaşandı, yaşanıyor. Tutuklanmalarda
uygulanan işkenceler giderek yaygınlaşmaktadır. Öyle ki, papaz Juan
Mari Torrealdei, Donostia'da (İspanyolca: San Sebastian) sorgulama
hücresindeki beş gününü, "cehennemi ölümümden önce görüp tanıdım"
biçiminde dile getirmiştir. Bilbao ile Madrid arasında mücadele
yoğunlaşmış durumda.
Tüm eylem yasaklarına rağmen Bask bölgesinde onbinlerce insan baskıları,
tutuklamaları protesto etmek için sokaklara dökülmektedir.
Tüm baskılara, yasaklara rağmen AuB Bask bölgesinde seçimlere katıldı.
Seçmenlere yasak öncesindeki oy listeleri özel olarak dağıtıldı
ve sayımı ise bazı sivil toplum örgütleri, sanatçılar ve sendikalar
üstlendi.
İspanya hükümetinin seçim adayları listelerini iptal etmesi, yasaklamaları,
oy listelerini toplatması, adayları tutuklaması vb. edimler de AuB'nin
seçimlere katılmasını ve 160.000 oy almasını -bu oran % 10'un üzerindedir-
engelleyemedi. Bazı beldelerde ise % 65'e varan düzeyde oy almışlardır.
Seçim adayları listelerinin iptal edilmesi sonucu 30 beldede onaylanmış/izin
verilmiş aday olmadığı için seçimler yapılamamıştır. Bu beldelerde
seçimlerin başka bir tarihte yeniden yapılması gerekmektedir.
AuB'nin yasağa rağmen seçimlere katılmasının esas amacı, yapılan
seçimlerin demokratik olmadığını ispat etmek ve seçimlerin iptal
edilmesi için Avrupa Mahkemesi'ne başvurmaktır.
AuB seçimlere katılıp kendine göre kanıt toplamaya çalışsa da İspanya
hükümeti, başta başbakan Aznar olmak üzere Bask'lıların kendi hakları
için yaptıkları her harekete ve örgütlenmeye karşı saldırgan tavrını
sürdürmektedir.
İspanya Yüksek Mahkemesi ise Türkiye'nin DGM'lerinden geri kalmıyor...
İstediği zaman, istediği gibi kararlar alıyor! AuB'nin dağıtılması
gerektiği yönünde aldığı karar Basklı siyasetçiler tarafından uygulanmayınca,
sözkonusu siyasi liderler aleyhine soruşturma açtı. Bu arada Bask
bölgesi parlamentosunda Bask bölgesinin daha da fazla özerk hale
gelmesi için bir önerge kabul edildi. Kuşkusuz saldırıların yoğunlaşmasının
arka planında yatan önemli bir olgu da budur. İspanya devleti Basklılara
daha fazla hak tanımak istemiyor...
Gelinen yerde, çatışmaları körükleyen bir ortam yaşanmaktadır. Bask
halkı İspanya devletinin tüm baskılarına rağmen mücadelesini sürdürmeye
kararlıdır.
Sorun bu mücadelenin hangi temelde yürütüldüğü, kurtuluşa götürüp
götürmeyeceği sorunudur.
Tüm deneyler göstermiş ve her seferinde de göstermektedir ki, "sermaye
egemen olduğu sürece, üretim araçlarında özel mülkiyet sürdükçe
ve sınıflar varoldukça, ulusların eşitliği güvencelenemez; sermayenin
iktidarı sürdükçe ve üretim araçlarına sahip olmak için savaşıldıkça,
ulusların eşitliği ve ulusların emekçilerinin işbirliği sağlanamaz."
(Stalin)
Bunun için de kapitalizmin tasfiyesi, sovyet düzeninin kurulması
gerekiyor. Görev, bunu kavramak ve bunun için mücadele etmektir.
Basklıların özgürlüğüne kavuşmasının yolu da buradan geçmektedir.
Burjuva demokrasisi bağlamında herkesin kulağına küpe etmesi gereken
temel düşünce, bu demokrasinin işçiler ve emekçiler için, ezilen
halklar için diktatörlük olduğudur.
Ya burjuva demokrasisinden, burjuvazinin diktatörlüğünden yana,
ya da işçiler, emekçiler için demokrasi, onların diktatörlüğünden
yana olunur. Bunun orta yolu yoktur!
Herkes seçimini buna göre yapmalıdır!
19 Haziran 2003
