Sendikasızlaştırma: Devlet siyaseti...

"İşi, kişinin aynasıdır!" diye çok yerinde bir söz vardır. Bir kişinin, kurumun, ya da bir devlet iktidarının verdiği sözlere, ettiği laflara göre değil, esas olarak yaptığına göre karar verilir, niteliği tespit edilir.
Türk devletinin lafzına göre, devletin temel amaç ve görevleri arasında, "demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmak" da vardır (T.C. 1982 Anayasası, 5. Madde). Devletin verdiği sözün arkasında ne ölçüde durduğunu değerlendirmek amacı ile bu maddedeki her iddiayı irdelemeye gerek yok. "Kişinin temel hak ve hürriyetlerini sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleri ile bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal ve ekonomik ve sosyal engelleri kaldırma" iddiasını almak yeterlidir.
Anayasa'nın 3. Bölümü'nün "Sendika Kurma Hakkı" başlıklı 51. maddesinde: "Sendikalara üye olmak ve üyelikten ayrılmak serbesttir.
Hiç kimse sendikaya üye olmaya, üye kalmaya, üyelikten ayrılmaya zorlanamaz." diye teminat verilmiştir.
Yine 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 20. maddesinde, "Onaltı yaşını doldurmuş olup da bu kanuna göre işçi sayılanlar işçi sendikalarına üye olabilirler." ve 22. Maddesinde "Sendikaya üye olmak serbesttir." diye açık hükümler vardır.
Denilecektir ki, eh ne kadar güzel, ne kadar demokratik yasalar! Devlet işçilerin sendikalara serbestçe üye olmasına güvence veriyor!
Fakat biraz dikkatli bir gözlemci için işler hiç de öyle değil. Devlet bizzat Anayasa'sında ve Sendikalar Kanunu'nda çalışanların önemli bir bölümünün sendikalara üye olmasına açıkca yasak getirmiştir. Örneğin, askeri şahıslar, idari kuruluş ve kurumlarda, banka ve sigortalarda çalışan müfettişler, kontrolörler, müdürler, özel öğretim kurumları kanununa tabi okullarda öğretmenlik yapanlar sendikalara isteseler de üye olamazlar.
Bu kesimlerin sendikalara üye olma hakkı verilmezken, küçük işletmelerde çalışanlara, memur statüsünde olanlara vb. kesimlere -bunlar sendikalara üye olma hakkına sahip olsalar da-, bunların haklarını koruması için gerekli olan en temel mücadele hakkı ve aracı olan grev yapma hakkı verilmemiş; grev yapmaları kanunca yasaklanmıştır.
Bir başka yasaklama biçimi de, işi kılıfına uydurmadır. Örneğin, grev yapmak memurlara yasaktır. Bu durumda işçiler memur statüsüne geçirilerek pratik olarak grev yapma hakları ellerinden alınmaktadır.
Sendika kurması ve grev yapması yasal olarak engellenmeyen işçi kesimlerinin karşısına ise işverenlerin ve devlet kurumlarının pratikte çıkarttığı engellemeler ve zorluklar dikilir. Çalışanlar açıkça sendikaya girmememeleri konusunda tehdit edilir, tehditlere rağmen üye olanlar işter atılır vb.
İşçilerin sendikalara üye olma Anayasal hakkını elleme şampiyonluğunu bugüne kadar daha çok özel işletme alanındaki işverenler yapıyorlardı. Devlet kurum ve işletmelerinde yasal ve idari bir engel konulmadığı sürece sendikaya üye oldu diye çalışanların üzerine çok aşırı derecede bir baskı ile gidilmiyordu. Fakat devlet kurum ve işletmelerinin bu çekingen tavrı uzun bir süredir, açıkça sendikalaşmayı engellemeye doğru gelişmiştir. Devlet kurum ve kuruluşları artık özel işletme patronları ile sendikasızlaştırma konusunda şampiyonluk için hızlı bir yarışa girmiştir.
Devlet kurumlarının yerel alanda başta gelen temsilcisi valiliktir. Bir çok ilde valilik önde gelen işverenlerden birisidir. Valilikler bu nedenle yalnızca "devlet babanın" yerel planda temsilcisi olarak değil, aynı zamanda sömüren ezen bir patron olarak da işçilerin karşısına çıkarlar. Valilikler son dönemde işveren olarak işçilerin sendikasızlaştırılmasını özel bir siyaset haline getirmişlerdir ve ellerindeki her olanağı kullanarak bir çok işçi kesiminin sendikalara üye olmasını engellemeye çalışmaktadırlar.
Bunun somut bir örneği Trabzon Valiliği'nin geçici işçilere yönelik sendikasızlaştırma tavrıdır. Bu tavır yazılı olarak da belgelidir. Trabzon valisi, geçici işçilere imzalattığı iş sözleşmesinin 6. maddesine "6. İşçiler geçici işçi statüsünde çalıştırıldıklarından ve süre sonunda hizmet akitlerine son verileceğinden hiç bir şekilde sendikaya üye olamaz ve üye kalamaz." hükmünü yerleştirmiştir. Açıkça var olan Anayasa ve çalışma yasalarına ters olan bu hükmün yer alması valiyi pek rahatsız etmemektedir her halde. Ne olacak? Devlet te kendisi, yargıç ta!

21 Haziran 2003