İŞGALE ORTAKLIK İÇİN; ASKER ELBİSESİ GİYDİRİLMİŞ İŞÇİLERİN-EMEKÇİLERİN KANLARI
8,5 MİLYAR DOLARA SATILDI! TEZKERE GEÇTİ...
TÜRK ASKERİ İŞGALE ORTAKLIK İÇİN IRAK YOLUNDA!...

Irak'ta işgal ortaklığına HAYIR!

Geçti, geçmedi, hazırlandı, hazırlanıyor derken Irak'a asker gönderilmesine ilişkin tezkere Meclis'e getirildi ve meclisten geçti. 7 Ekim 2003 tarihinde yapılan oylamada tezkereye 367 kabul, 183 ret, 2 çekimser oyu çıktı.
Irak'a asker gönderme tezkeresini cebine koyan işbirlikçi AKP hükümeti -ve Genelkurmay- gerekli adımların atılması için ABD ile görüşmeleri sürdürüyor, asker gönderilmesinin zamanlaması, askerin Irak'ın hangi bölgesine gönderileceği vs. türünden son teknik hazırlıkları gözden geçiriyorlar.

İŞGAL ARTIK "MEŞRU!"

"Büyük haydutlar" olan ABD ve İngiltere'nin önderliğinde oluşturulan koalisyonun, "uluslararası terörizme destek verdiği", "kitle imha silahları bulundurduğu" vs. gerekçeleriyle Irak'ta "küçük haydut" Saddam-Baas rejimine yönelik saldırısı sonucu bu rejim yıkılmış ve Irak işgal edilmişti. Şimdi ise Irak'ta "yeniden yapılandırma" adına, işgal güçlerinin, özelde de ABD'nin çıkarları ve taleplerinin bekçiliğini yapacak bir yönetimin oluşturulması süreci yaşanıyor. Ancak bu süreçte ABD ve ortakları açısından kimi rahatsız edici durumlar da varlığını sürdürüyor.
Bunlardan birisi, Irak'ta işgale karşı direnişin her geçen gün daha da organize bir hal alması; ABD ve İngiliz işgalci güçlerine yönelik askeri saldırıların sürmesidir. Hemen her gün bir veya birkaç ABD veya İngiliz askeri yapılan saldırılarda öldürülüyor.
İkincisi, bu durum ABD ve İngiliz kamuoyunda tepki toplamaya başlıyor. Yapılan anketlere göre Amerikan kamuoyunda Irak'taki işgale -ve işgal kararı alan, uygulayan başta Georg W. Bush olmak üzere Amerikan yönetimine- verilen destek azalıyor; İngiltere'de ise Blair hükümetine karşı tepkiler -Blair'in işgalin başlangıcında kamuoyunun desteğini kazanmak adına çevirdiği bir dizi dolabın da ortaya çıkmasıyla- yoğunlaşıyor.
İşgalin maliyetinin yüksekliği de bu emperyalist güçleri rahatsız etmeye başlıyor.
Bütün bunlar ABD ve İngiltere'yi kimi politikaları hayata geçirmeye (örneğin ABD ve İngiliz askeri yerine ölecek asker ile işgalin maliyetini küçük tavizler karşılığında yüklenecek ortaklar bulunması vs.), adım atmaya, destek talebinde bulunmaya zorluyor...
Atılan adımlardan birisi diğer emperyalist büyük güçleri işgale katmanın yolunu açmak için Birleşmiş Milletler'i devreye sokmak ve BM üzerinden diğer ülkeleri kendilerine destek vermeye çağırmak oldu. ABD'nin Irak'ta tek patronluğa oynaması, Ortadoğu üzerinde hakimiyetini pekiştirmek ve bölgeyi tek başına denetlemek ve bu ülkedeki rantı tek başına yemek istemesi karşısında koalisyon dışında kalan Almanya, Fransa, Rusya gibi diğer emperyalist güçler ABD'nin destek talebine nihayet "evet" dediler. ABD'nin hazırlamış olduğu yeni bir karar tasarısı 16 Ekim'de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda görüşülerek kabul edildi. Bilindiği üzere, daha önce Almanya, Fransa ve Rusya ABD'nin Irak'a yönelik saldırısında kendisini esas patron ilan etmesi ve işgal sonrasında parsayı esas olarak kendisinin toplamak istemesi karşısında ABD'nin yanında Irak'ın işgal hareketine katılmamış, hatta ABD ve İngiltere önderliğindeki koalisyonun Irak'ı işgalini "meşru olmadığı", "uluslararası kamuoyunun onayı olmadığı", "BM kararı olmadığı" vs. gerekçelerle engellemeye çalışmıştı. Şüphesiz bu güçlerin ABD'nin -ve İngiltere'nin- Irak'ın işgaline, işgalin başladığı dönemde destek sunmamış olmalarının nedeni, bu güçlerin "bir başka ülkenin işgaline karşı olmalarından", "uluslararası hukuka saygılarından", "meşruiyete verdikleri önemden"... vs. kaynaklanmıyordu. Hayır, bu güçler pastadan kendilerine de ayrılacak paylar karşılığında Somali'de, Afganistan'da... olduğu gibi uluslararası işgal koalisyonunun birer parçası olmaktan bir sakınca görmemişler; bu tür işgallere aktif destek sunmuşlardı. Son BM kararı ile de artık "meşru"(!) hale gelen, getirilen Irak işgaline dünün muhalif emperyalistlerinin (Fransa, Almanya, ve Rusya'nın) ortaklığının önü açılmıştır. Bu işgal ortaklığının nasıl ve ne şekilde olacağını önümüzdeki günlerde göreceğiz.

İŞGAL ORTAKLIĞINA TÜRKİYE DÜNDEN RAZI:
8,5 MİLYAR DOLARA İŞGAL ORTAKLIĞI ONAYLANDI!

Daha BM kararı çıkmadan, Almanya, Fransa ve Rusya gibi büyük emperyalist güçler işgal ortaklığı kararına onay vermeden önce; ABD ve İngiltere önderliğindeki koalisyonun destek talebine, işgale katılmaya dünden razı Türk hakim sınıfları "prensipte olumlu buluyoruz" yanıtını verdi. Bu prensipte olumlu bulma tavrının fiyatı, Eylül ayının ortasında Uluslararası Para Fonu-Dünya Bankası yarıyıl toplantılarının yapıldığı Dubai'de yapılan görüşmelerde netlik kazandı: İşgale ortaklığın fiyatı 8,5 milyar dolarlık bir kredi idi. ABD ile Türkiye arasında Irak işgaline katılma-destek sunma bağlamında 2003'ün ilk aylarında başlayan pazarlık Dubai'de kredi anlaşmasına atılan imzalarla sona erdi, işin mali boyutunda anlaşıldı.
Türk hakim sınıfları kredi talebi yanında Güney Kürdistan'da bulunan KADEK güçlerinin tasfiyesini de şart koşuyorlardı. ABD, Türkiye'nin bu talebine de olumlu yanıt verdi; "terörizme karşı çıkma" adına, terörist gördükleri KADEK'in tasfiyesi konusunda "Türkiye'yi anladıklarını", "terörizme karşı Türkiye'nin yanında olduklarını", "KADEK teslim olmadığı sürece askeri tedbirler de dahil olmak üzere önlemler alacaklarını" vs. ifade ettiler.
ABD'nin kredi musluğunu açması, KADEK'e yönelik tavrını belirlemesi sonrasında adım atma sırası Türkiye'ye gelmişti. Kredinin ve "KADEK'e yönelik operasyonun" sözü alınmıştı; bunun karşılığında ABD'nin talebi olan Irak'a işgale destek gücü olarak Türk askerinin gönderilmesi yönünde karar çıkmalı ve pratiğe geçirilmeliydi.
7 Ekim'de Meclis'te kabul edilen tezkere ile bu yönde ilk adım atıldı.
Şu sıralar gönderilecek askerin sayısı on bin olarak telaffuz ediliyor. Bunun yeterli olup olmadığı, bu sayının 40-50 bine çıkacağı, çıkması gerektiği de tartışılıyor. Türk askerinin hangi bölgelere konuşlanacağı (üç bölge üzerinde duruluyor), ne zaman gönderileceği (Ramazan ile Noel arasında gönderilmesinin uygun olacağı söyleniyor) vs. konuşuluyor; ABD ile işin teknik hazırlıkları yapılıyor.

AKP HÜKÜMETİ İŞBİRLİKÇİ YÜZÜNÜ GİZLEMEK İÇİN YALAN SÖYLÜYOR!

Herşey ortada iken, Türk hakim sınıfları 8,5 milyar dolar ve KADEK'in tasfiyesi karşılığında ABD'nin direktifleri doğrultusunda Irak'a askerini ölmeye gönderme kararı almışken hükümet büyük bir pişkinlikle söylediği yalanlarla tezkereye kılıf bulmaya çalışıyor.
"Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Irak'a "Irak'ın huzuru ve imari, bölgede barışa katkı sağlanması için", "barış, güvenlik, huzur ve hizmet götürmek için" gidileceği; bu güçlerin "güvenlik ve istikrarın teminatı bir barış askeri olarak görev yapacağı"; "Irak halkının Türk devletinin/askerinin barışı sağlamak üzere oraya gitmesine ihtiyacı olduğu", "Iraklıların Türk ordusunu bağrına basacağı", "alınan kredi ile tezkerenin ilgisi olmadığı", "KADEK ile asker gönderme arasında bir bağıntı bulunmadığı" vs. vb. söyleniyor...
Başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Abdullah Gül olmak üzere hükümet temsilcileri, ve Genelkurmay Başkanlığı konu ile ilgili yaptıkları hemen her açıklamada döne döne bu yönde yemin billah ediyorlar.
Yalan söylüyorlar!
Yalanlarla üzeri kapanmaya çalışılan gerçekler nelerdir? Tezkerenin Meclis'ten geçmesinin anlamı nedir, neler getirecektir?
- Tezkere ile ilan edilen işgal ortaklığıdır, ABD ve İngiltere önderliğindeki koalisyonun Irak'ı işgal eylemine ortaklıktır, işgalciliktir!
Türk hakim sınıflarının devletinin işgalciliği yeni birşey değildir. Bugüne kadar Meclis bu tarzda 16 kez karar almış, askerlerini çeşitli ülkelere emperyalizmin işbirlikçisi güç olarak göndermiş, Türk ordusu işgal ordusu olarak görev yapmıştır. Kore, Somali, Bosna-Hersek... topraklarına Türk devleti işgalci güç olarak gitmiştir. Halihazırda Afganistan'da, Kuzey Kıbrıs'ta, Güney Kürdistan'da Türk askerleri işgalci güç olarak görev yapmaktadır.
- Tezkerenin onayı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki AKP hükümetinin de, kendinden önceki bütün hükümetler gibi emperyalizmin işbirlikçisi bir hükümet olduğunun kanıtıdır. Türk hakim sınıflarının cumhuriyetin 80. yılında estirmeye çalıştıkları tüm "bağımsızlık", "milli devlet" vs. rüzgârlarına rağmen Türk devleti başta ABD olmak üzere emperyalist güçlerin Ortadoğu'daki işbirlikçisi olduğunu, emperyalist güçlerin gerektiğinde işgal gücü, jandarması vs. olduğunu göstermiştir.
- Tezkere ile Türk hakim sınıfları bölgede uzun vadeli çıkarlar peşinde koşma, yayılma amaçlarını bir kez daha ilan etmişlerdir. Bölgede önümüzdeki süreçte yaşanacak yeni gelişmelere -Suriye ve İran'a da dönük askeri saldırıların hazırlığı, federatif bir Irak'ta Kürtlerin ABD desteği ile güçlenmeleri, uzun vadede belki Irak'ın parçalanması vs. vb.- dikkat çekilerek "Türkiye'nin bölgede yaşanan gelişmeler karşısında duyarsız kalamayacağı", "milli çıkarların korunması gerektiği" vs. gibi sözler hakim sınıf siyasetçileri tarafından sıkça yinelenir olmuştur. Yayılmacı bir güç olarak Irak'ta kurtlar sofrasında kendisine bir parsa kapmak isteyen Türk devleti, yayılmacı istek ve çabaları -tezkerede de ifadesini bulan- "Türkiye'nin milli çıkarları" vs. adına "meşru" gösterme peşindedir.
- Tüm barış için, huzur ve güvenliği sağlamak için vs. laflara/yalanlara rağmen tezkere ile Türk hakim sınıflarının Irak'a gidecek olan Türk ordusu "Irak'ın huzuru ve imari, bölgede barışa katkı sağlanması için" değil ABD işgaline destek vermek için gidecektir. Gönderilecek ordu ABD emperyalizminin ve Türk hakim sınıflarının çıkarların güvenliğini sağlamak için gidecektir!
- Türk askeri Irak'a Irak emekçilerinin ABD -İngiliz emperyalistlerinin işgaline karşı yürüyen direnişi bastırmanın bir gücü olarak görev yapacaktır! "Irak halkının Türk devletinin/askerinin barışı sağlamak üzere oraya gitmesine ihtiyacı olduğu", "Iraklıların Türk ordusunu bağrına basacağı" vs. vs. yalanları ile bu gerçek gizlenmeye çalışılmaktadır. ABD emperyalistlerinin denetimleri altında kurulan Irak geçici yönetimi Türk askerini Irak'ta istemediğini defalarca açıklamıştır. Yine Irak halkları ABD emperyalist güçleri ne kadar "bağırlarına bastılarsa" Türk askerini de o kadar, belki daha fazla "bağırlarına basacaklardır!"
Getirilen tüm sahte gerekçelere, söylenen tüm yalanlara rağmen, işgalci güçlere destek vermek için Irak'a gönderilecek Türk ordusu; bu görevini işgalci koalisyon güçlerine karşı Iraklıların yürüttüğü direnişi bastırmaya yardımcı olarak, Irak işçilerini-emekçilerini sindirmeye çalışarak gerçekleştirecektir.
- Tezkere ve asker gönderilmesi şovenizmin kışkırtılmasına zemin hazırlamaktadır. Halklar arasına emperyalistler ve onların işbirlikçileri, yerel zorba devletler tarafından atılmış düşmanlıklar derinleştirilmeye çalışılacaktır.
- Tezkerenin geçmesi, Türk askerinin Irak'a işgalciliğe ortak olmasının karşılığında istenen şeylerden birisi Kürt ulusal mücadelesinin andaki öncü güçlerinden birisi olan KADEK'in silahsızlandırılmasıdır. ABD bu öneriye genel olarak "terörizme karşı çıkma" adına evet demiştir. Şimdi uygulamaya yönelik pazarlıklar yürümektedir. ABD'nin KADEK'e saldırmaması, bunun yerine, ABD ile uzlaşma ve anlaşmaya hazır KADEK'in belirli adımlar atarak -örneğin yeni bir oluşum/parti vs. üzerinden- "terörist" listesinden çıkarılması; bunun karşılığında güçlerinin bir bölümünü Güney Kürdistan'da legal zemine çekeceği yönünde bir planın uygulanacağı medyaya yansımaktadır. Her halükârda Kürt ulusal mücadelesi bölgede yürüyen pazarlıklarda ABD emperyalizminin elinde bir koz olarak kullanıma açık hale getirilmekte, kullanılmaktadır.
- Türk hakim sınıfları Irak işgalini, iç politikada malzeme olarak kullanacaktır. Şoven kışkırtma azdırılacak, işçilerin-emekçilerin hak talepleri "savaş", "milli çıkarlarımız", "şehitlerimizin kanı" vb. sözleriyle boğuntuya getirilecek, kışkırtılmış şovenizm ile işçilerin-emekçilerin gerçekleri görmesi engellenmeye, işçi-emekçi mücadelesi geriletilmeye çalışılacaktır! Kazanılan hakların tırpanlanmasında, yeni hak taleplerinin geri çevrilmesinde işgal olgusu tepe tepe kullanılacaktır.

İŞGALE KARŞI MÜCADELEYİ YÜKSELTELİM!

Tezkerenin çıkması sürecinde ve sonrasında hakim sınıfların çeşitli kanatları kendi bakış açılarına göre tezkereye karşı çeşitli gerekçelerle karşı çıkıyorlar. Saadet Partisi örneğinde olduğu gibi din üzerinden siyaset yapan çevrelerden "müslüman bir devletin ülkesine müslüman Türk askeri gitmez, gitmemeli" sesleri yükseliyor. Kimi çevreler "ekonomik açıdan" tezkereye karşı çıkıyor; 8,5 milyar doları az buluyor, Türk askerinin bölgeye gitmesinin bedelinin bu olmaması gerektiğini dillendiriyorlar. Kemalist çevrelerden "milli onur", "ulusal çıkarlar" vs. lafları arasında sözde bir emperyalizme karşıtlık dillendiriliyor vs. vs.
Bütün bunlar sahtekârca karşı çıkışlardır.
Gerçekte emperyalizme uşaklık, Türk hakim sınıflarının çıkarlarını korumak, yayılmacılık... gibi konularda bu muhalif kesimlerin tezkere kararı alarak emperyalizme uşaklığını gösteren AKP hükümetinden özde farklılıkları yoktur. İktidar koltuğunda kendileri oturduğunda da emperyalizme hizmette AKP hükümetinden farklı davranmayacak olanların din adına, "milli çıkarlar" adına ya da sözde antiemperyalist tavır adına tezkereye karşı çıkışlarının temelinde yığınların emperyalizme karşı gelişebilecek mücadelesini kendi siyasi potalarında eritme politikası vardır.
Bu sahtekârlıkların da bilincinde olarak, Türk devletinin Irak'a asker gönderilmesine karşı çıkmak günün görevidir. Bu görev din, mezhep vs. temelinde değil; "milli çıkarlar", "bölgede etkin rol oynamak" vs. temelinde değil, işçi sınıfının ve emekçilerin çıkarları temelinde yerine getirilmelidir.
Tezkereye "sol"dan karşı çıkan kimi çevreler, "Amerika'nın askeri olmayacağız!" sloganında ifadesini bulan bir yaklaşım sergilemektedirler. Bu slogan salt anti-ABD emperyalisti tavrı ifade etmekte, emperyalizm işbirlikçisi yayılmacı-işgalci Türk devletinin bizzat kendi çıkarları için işçileri emekçileri topun ağzına sürdüğü es geçilmektedir. Sorunun "milli gurur", "vatan savunuculuğu" biçiminde ele alınması işçi ve emekçilerin çıkarları açısından bakıldığında bütünüyle yanlıştır. Türkiyeli işçiler-emekçiler öncelikle kendilerini açlığa ve yoksulluğa mahkum eden, sermayenin çıkarları için işgal alanlarına gönderen Türk devletinin karşısında durmalı, Türk hakim sınıflarının çıkarlarının koruyuculuğuna hayır demelidir!
Asker elbisesi giydirilmiş Türkiyeli işçilerin-emekçilerin Irak'ı işgal etmede, sınıf kardeşlerinin kanlarını akıtmada hiçbir çıkarları yoktur! Türk hakim sınıfların ceplerine girecek dolarlar için kanlarını Irak topraklarında akıtmaktan başka kazanacakları birşey yoktur!
Bizim Irak halklarıyla savaşmamızı gerektiren bir neden yok!
Ne ABD emperyalizminin petrol ve dünya hegemonyası yürüttüğü savaş bizim savaşımızdır, ne Türk hakim sınıflarının kendi çıkarları uğruna kurtlar sofrasından pay almak için sürdürdüğü / sürdüreceği savaş bizim savaşımızdır! Düşman Irak halkları değil, Irak'ı işgal altında tutan emperyalizmdir! Düşman bizleri soyup soğana çeviren emperyalizmin işbirlikçisi faşist Türk devletidir!
Bizim Irak halklarıyla birlikte emperyalizme ve onların bölgedeki işbirlikçilerine karşı yürüteceğimiz mücadelede ortak çıkarlarımız var! Bizim halkların ortak düşmanı olan emperyalizme, somutta Irak'ı işgal altında tutan emperyalist güçlere karşı mücadelede çıkarımız var! Bizim emperyalizmin işbirlikçisi Türk hakim sınıflarının yayılmacılığına, işgal destekçiliğine karşı mücadelede ortak çıkarlarımız var!
Öyleyse;
Haydi, Irak'ta ABD-İngiliz emperyalizminin işgaline karşı mücadeleye! Haydi Irak halklarıyla dayanışmaya!
Irak'a asker gönderilmesine hayır!
Irak'a asker gönderilmesine hayır demek, buna karşı mücadele etmek günün acil görevlerinden birisidir. Türkiyeli işçiler, emekçiler düşmanın Türk hakim sınıfları ve onların devleti olduğunu kavramalı, Irak'a asker gönderilmesine karşı mücadeleyi faşist Türk devletine karşı bu bilinçle yürütmelidir.
Haydi, bizleri işsiz-aşsız koyan; en ufak hak talebimizi bile askeriyle, polisiyle, zoruyla zorbalığıyla geri çeviren, kazanılmış haklarımızı bir bir elimizden alan... işgalci, yayılmacı faşist Türk devletine karşı devrim mücadelesini yükseltmeye!
Haydi, işçi sınıfının ezilenlerin enternasyonal dayanışmasını yükseltmeye!

18 Ekim 2003