METRO GROSMARKETLER'DE SENDİKAL ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİ
İşçinin gücü sermayeyi yenecektir!Türkiye'de Metro Grosmarketler'de
çalışanların sendikal özgürlük mücadelesi uzun ve onurlu bir geçmişe
sahip: Bu mücadele 1991'lere kadar dayanmaktadır. Esasta Alman sermayeli
ve dünyanın üçüncü büyük mağazalar zincirine sahip Metro Group tekelinin
1990 yılında İstenbul'da ilk mağazasını açtığı tarihten itibaren
sendikal özgürlük mücadelesi de başlamıştır. Metro patronunun 1997
yılına kadarki baskılarına karşı Metro çalışanları bir direniş göstermiş,
elde edilen toplu sözleşme hakkını savunmasını bilmiştir. 1997 yılından
itibaren Metro patronu sendikal gücü kırmak amacı ile çok yoğun
sendikasızlaştırma siyasetini gündeme koymuş, bu tarihten itibaren
sendikalı emekçiler sendikadan istifaya zorlanmış, sendika üyeliğinden
istifa etmeyen her arkadaşımız işten atılmıştır. 1997 yılından 2001
yılına kadar işten atılan sendikalı arkadaşımızın sayısı 1.000'in
üzerine çıkmıştır. İşten atılmayan diğer küçük bir bölüm arkadaş
ise sendika üyeliğinden istifa ederek işini korumaya çalışmıştır.
Kitlesel işten atmalar, korku ve tehditlerle sendika üyeliğinden
istifa ettirmeler sonucunda yetkili sendika Tez-Koop-İş'in yetkisi
düşürülmüştür. İşyerini sendikasızlaştıran patron, sendikal temsilciliğinin
olmadığı şartlarda tam bir sermaye diktatörlüğü kurmuştu. Ücret
artışları ve sosyal haklar tümüyle patronun insafına kalmış, uzun
yıllar ya hiç ücret artışı verilmemiş ya da % 10'lar gibi komik
düzeyde "artış" dayatılmıştır. Çalışma şartlarından, zaten düşük
olup da hakkımız olan ücret zamlarının verilmemesi nedeni ile iyice
düşürülen ücretlerimizden, mağaza müdürlerinin, kısım şeflerinin
küfür, hakaret ve tehditlerinden yılmayıp en ufak bir direniş sergileyen
arkadaşlarımız da kısa sürede kapının önüne konulmuştu.
Çalışma şartlarımız o kadar kötüleşmişti ki, bizler artık askeri
bir garnizonda mı yoksa bir işyerinde mi olduğumuzu ayırt edemez
olmuştuk. Patron ve patronun mağazalardaki uzantılarının kurduğu
"emir komuta zinciri sistemi" artık dayanılmaz bir seviyeye çıkmıştı.
Patronun bizlere birer basit ücret kölesi olarak davranması bir
çok arkadaşımızın bilincinin değişmesine ve bu durumdan çıkış yolları
aramasına yol açmıştı.
SENDİKAL ÖZGÜRLÜK
MÜCADELESİNİN
YENİDEN YÜKSELMESİ...
İşverenin baskı ve tehditlerinden yılıp sessiz kalmanın, hakkını aramamanın hiç bir çözüm olmadığını gören arkadaşlarımızın sayısı zaman içerisinde giderek artmaya başladı. İşyerinde sendikal örgütlülükten kopmamış, mücadelesini gizlilik şartlarında devam ettirmiş az sayıda arkadaşımızın çevresinde yeniden sendikal örgütlü arkadaş çevresi oluşmaya başladı. İşyerindeki faaleyitini tutarsız da, düşük düzeyde de olsa devam ettiren Tez-Koop-İş sendikasının desteği ile de bir çok mağazada, özellikle İstanbul'daki üç ve Ankara'daki bir Metro Grosmarket mağazalarında sendikal örgütlülük potansiyelimiz kısa zamanda çalışanların yarısından çoğuna ulaştı. Patron bir kez daha sendikalı arkadaşlarımızı işten atma silahını uygulamaya soksa da, bu kez çalışanların ve ona bağlı olarak Tez-Koop-İş sendikasının tavrının sert olması nedeni ile kitlesel işten atmaları uyguluyamadı.
MÜCADELEMİZDE
YALNIZ DEĞİLİZ!
Metro Grosmarketler'de mücadelemizin iyice gelişmesi, sendikal hak mücadelemizin baskı ve tehditlerle boğulamamasına bağlı olarak mücadelemize uluslararası dayanışma da gelmeye başladı. Metro tekelinin ağırlıklı olarak faaliyet yürüttüğü Almanya'da Metro tekeline ait bir çok işletme ve mağazalarda çalışan sınıf kardeşlerimiz bize desteği gündeme getirdiler. Bir çok Metro mağaza zincirinde işyeri işçi konseyleri Metro patronunun Türkiye Metro Grosmarketler'deki sendikal özgürlük düşmanı tavrını mahkûm eden kararlar aldılar; bu yönde bilgilendirme ve dayanışma toplantıları düzenlediler. Almanya'da sendika tabanının ve Metro işyeri çalışanlarının Türkiye'deki mücadeleye sahip çıkması ile birlikte, aynı işkolundaki ver.di sendikası yönetimi de bizim sorunumuza sahip çıktı. Tez-Koop-İş ve ver.di arasında geliştirilen ilişkiler ve ver.di sendikasının bastırması sonucunda Metro patronu kağıt üzerinde Türkiye Metro Grosmarket çalışanlarının temel sendikal haklarını tanıdığını kabul etmek zorunda kaldı. Ama yalnızca kağıt üzerinde! Metro patronu, sendikal örgütlenmeyi prensip olarak engelleyemeyeceğini anlayınca artık yeni bir manevraya başvurmak yolunu tuttu.
SOSYAL-İŞ SENDİKASI
NE YAPIYOR?
Metro işvereni biz çalışanların sendikal örgütlenme hakkını engelleyemeyince
bu sefer sermaye sendikacılığı yapacak, patronun kucağına oturacak,
böylece çalışanların mücadelesini boşa çıkaracak bir sendika aramaya
çıktı ve buldu: Sosyal-İş'li sendika ağaları.
Her türden onurdan yoksun, onurluluğun ölçütü olarak işverenin övgüsünü
temel almış, kapalı kapılar ardında yapılan pazarlıklarda kendini
satılığa çıkarmış Sosyal-İş sendika ağaları patronla açık işbirliğine
giriverdiler. Sendika ağalarının satılık olması ülkemizde bir çok
işçi arkadaşımızın yakından tanıdığı acı bir gerçektir. Fakat bizler
Metro Grosmarketler'de böyle bir olasılığı hiç düşünmemiştik. Çünkü,
Mart 2003 başına kadar Tez-Koop-İş dışında başka hiç bir sendikanın
Metro Grosmarket mağazalarında bir tek üyesi yoktu. Metro patronunun
her türden sendikal örgütlenmeye düşman olduğu, varolan sendikayı
işyerinde dışlamaya çalıştığı dönemde Sosyal-İş sendika ağlarının
Metro işletmelerinde örgütlenmeye girişmesi zaten mümkün olmazdı.
Ne de olsa bunlar "nazik, efendi" sendikacılar! İşverenin izni olmadan
böyle bir "terbiyesizliğe" girişirler miydi?! Ne zaman ki patronun
mağazalarda sendikal hak mücadelesini yolundan çıkartması, engellemesi
için satılık bir sendika gerekli oldu, Sosyal-İş o zaman devreye
sokuldu.
Bu yılın Mart ayı başından itibaren çalışan arkadaşlarımızın kimlikleri
çeşitli bahaneler gösterilerek toplatılmış, gizlice patronun anlaştığı
noterliklerde Sosyal-İş'e üyelik fişleri hazırlanmış, o zaman biz
çalışanlar işyeri arabalarına bindirilerek noterliklere götürülüp,
Sosyal-İş'e üye yapıldık. Bu aşağılık, onursuz ortaklığı Sosyal-İş'li
sendika ağaları bilerek, isteyerek başlattılar ve halen de sürdürüyorlar.
Fakat Sosyal-İş'e bu biçimde üye yapma bir çok arkadaşımızda olumlu
bir biçimde ters tepki yaptı. Patronun önceleri her türlü sendikal
örgütlenmeye düşmanca davranırken, şimdi bir sendikaya, hem de patronun
onayı ve desteğiyle, evet neredeyse zorla üye edilmelerinin ancak
patronun işine yarayacağını gören arkadaşlarımızın çoğu hemen Sosyal-İş'ten
istifa edip Tez-Koop-İş sendikasına üye oldular. Artık işyerinde
arkadaşlarımız arasında konuşulan sorun, "Sendika üyesi olalım mı?"
sorusu değildi, "Hangi sendikaya üye olalım, hangi sendika bizim
çıkarlarımızı koruyabilir?" sorusu idi.
İşyerinde mücadeleyi, hakkını aramayı seçen bir çok arkadaşımız;
tutarsız olmasına, sendikal hak mücadelesini sonuna kadar götürme
siyaseti ve becerisine sahip olmamasına, işçileri mücadele içinde
örgütleme yerine, ancak zorunlu kaldığında ve üyelerin bastırması
ile eylem uygulama çizgisine sahip olan Tez-Koop-İş sendikasını,
var olan objektif durumda ve var olan alternatif şartlarında örgütlenecek
sendika olarak belirledik.
Bunun üzerine Sosyal-İş'in sendika ağaları kısım şefleri, mağaza
müdürleri ile birleşerek Tez-Koop-İş'e üye olanlar üzerinde patronla
işbirliği içinde baskıların yönlendiricisi haline geldi. Tez-Koop-İş'te
örgütlendiğini tespit ettiklerini tehditlerle yıldırma, işverene
ispiyonlama işi artık Sosyal-İş'in en önemli "sendikal mücadelesi"
haline gelmişti.
Sosyal-İş ağaları şunu bilmelidirler ki, kağıt üzerinde patronla
işbirliği sayesinde çoğunluk tespitini ya da toplu sözleşme yapma
yetkisini alabilirler. Fakat sermaye sendikacılığı yapanlar biz
çalışanların çıkarını değil, esasta patronu ve onun çıkarlarını
temsil etmektedir. Yarın toplu sözleşme görüşmelerinde de koruyup
kollayacağı çıkar işverenin çıkarı olacaktır.
Biz Metro'nun mücadeleci işçileri Sosyal-İş hainlerine, "Daha fazla
bataklığa batmayın, işverenin kucağında kalmayın!" çağrısı yapmıyoruz.
Biliyoruz ki sizler bu yolu, bilerek, hesap ederek ve yalnızca kendi
toplayacağınız rantları göz önünde bulundurarak seçtiniz. Bizim
size söyleyeceğimiz sadece şu olacaktır: İçine düştüğünüz çöplüğün
etrafa yaydığı iğrenç kokuları ve yaydığınız mikropları en aza indirmek
amacı ile bizler sermayeye ve onun sizin gibi satılık uşaklarına
karşı mücadeleyi geliştirerek yürüteceğiz ve sizi bu çöplükte çürümekle
başbaşa bırakacağız.
ÇALIŞANDAN KORKMAYAN REFERENDUMA EVET DER!
Sosyal-İş'li sendika ağaları hiç bir hakları olmadıkları halde
biz Metro çalışanlarını temsil ettiklerini iddia etmektedirler.
Tez-Koop-İş sendikasının tutarsız, birçok halde pratik mücadeleden
kaçan, çalışanın eylemliliğinden mümkün olduğunca uzak duran, biz
çalışanlardan daha çok işverenle "diyalog", "görüşmeler" yapmaya
çalışan yönetimi de bizi temsil ettiğini iddia etmektedir. Bırakın
bu kararı biz Metro çalışanları kendi özgür irademizle verelim.
Tüm mağazalarda aynı günde, patronun müdahil olmadığı ve başka sendikalardan
ve sivil toplum örgütlerden seçim gözlemcilerinin gözetiminde bir
referandum ile hangi sendikayı istediğimize biz karar verelim. Metro
patronu referandumdan öcüden korkar gibi korkmakta, referendumun
yapılmasına onay vermemektedir. Sıkıştığı yerde Metro patronu, "Referendum
benim sorunum değil, iki sendika kendi arasında anlaşsın referandum
yapsın. Ben engel çıkarmam" diye yalan açıklamalar yapmaktadır.
Metro patronu çalışanların özgür iradesinin ifadesi olacak bir işyeri
referandumundan kendi taraf tuttuğu sendikanın, Sosyal-İş'in çıkmayacağını
iyi bilmektedir. Uzun süredir örgütlenmesini engellediği bir sendikanın
referandumdan zaferle çıkması sonucunda, artık çalışanlar üzerinde
estirdiği garnizon disiplininin de devam edemeyeceğini iyi kavramıştır.
Bu yüzden işi yokuşa sürmektedir.
Sosyal-İş hainleri bir yandan patronun desteği ile galip geleceği
umuduna katılıp referandum çağrıları yapmakta, diğer yandan satılık
sendika lekesini silemeyeceğini bildiğinden, işçilerin desteklemeyeceğini
düşündüğünden referandum konusunda kabul edilimez şartlar öne sürüp,
işi yokuşa sürmektedir.
Diğer yandan Tez-Koop-İş'in tutarsız, reformist yöneticileri de
çalışanların iradesine ve mücadelesine güvenmediğinden bir referandumu
gönülden istememekte, bu öneriyi uykuya yatırmaktadır.
Biz Metro çalışanları referandumu istiyoruz. Kendi özgür irademizle,
kararlılığımızla bir referendumda doğru kararı vereceğimizi ve açıktan
satılık sendikayı ezici çoğunlukla mahkûm edeceğimizi biliyor ve
buna güveniyoruz. Fakat her iki sendikadan sendika ağaları biz çalışanlara
ve onların iradesine güvenmiyor.
Öyleyse işyerinde mücadelemizi, örgütlülüğümüzü, kararlılığımızı
daha da artırmak, referandumu yalnızca patrona değil, her iki sendikaya
da dayatmak bizim görevimiz.
Bu görevi de başarılı olarak çözeceğimize eminiz.
Çünkü haklıyız, çünkü kararlıyız.
Metro'dan Mücadeleci İşçiler
