Yaşasın 8 Mart,
Dünya Emekçi Kadınlar Günü!

İşçi ve emekçi kadın arkadaş!

Sermaye ideolojik-siyasi olarak saldırıyor, tam atakta! Onlar bize bugün işçi ve emekçi kitlelerin patronların ve parababalarının koydukları kuralları kabul etmekten başka çarelerinin olmadığını açıklıyorlar. İşçilerin maliyeti çok diyorlar ve ücretleri düşürmeye çalışıyorlar. “Dünya piyasaları bunu dayatıyor” diyerek, “esnek çalışma” adı altında çalışma saatlerini artırıyorlar. Onların istekleri gayet açık: Ucuz işgücü olarak gördükleri kadınları kanına-iliğine kadar sömürmek; çalışma saatlerini uzatmak, bunun karşılığında ama onlara en düşük ücretleri sunmak… Sözkonusu saldırılar işçi ve emekçi kadınları iş güvencesi olmaksızın çalışmayı kabul etmeye, işten atılma kaygısıyla yaşamaya, en düşük ücretlere talim etmeyi, en olumsuz çalışma koşullarını kabul etmeye sürüklüyor.
Ancak, kapitalistlerin koydukları kurallara boyun eğmek zorunda değiliz. Üreten biziz yöneten de biz olabiliriz. Kapitalistleri kovalayıp, kendi koyduğumuz kurallar çerçevesinde yaşayıp, çalışabiliriz. Bunlar hayal değil, gayet mümkündür.
Uluslararası alanda emperyalizm ve kapitalizm yaşamı ayakta tutanların işçi ve emekçi yığınlar olduğunu unutturmak istiyor; onların kendilerine olan güvenini kırmak istiyor. Fakat, onların bize dayattıklarının kader olmadığı ezilenlerin mücadele tarihinde binlerce kez ispatladı. ½imdi de ispatlanıyor. Son zamanlardan bir örnek olarak Arjantin’de Brukman kadın işçilerinin direnişi örgütlü ve kararlı mücadelenin başarıya götürebileceğini gösteriyor. İMF politikalarıyla Türkiye’de olduğundan daha büyük bir krize sürüklenen Arjantin’de Brukman konfeksiyon işçileri “üreten biziz – yöneten de biz olacağız” şiarıyla kapıdışarı edildikleri fabrikayı işgal ettiler ve kendi içlerinden seçtikleri bir yönetimle üretime başladılar. Bir taraftan ücretlerini vermeden fabrikayı kapatıp kaçan patrona karşı hukuk savaşı verdiler, diğer taraftan işgal altındaki fabrikayı boşaltmaya gelen polise karşı direndiler ve bütün bunların yanısıra ürettikleri malların satışını da örgütlemeye giriştiler. Arjantin’deki işsizler hareketinden de aldıkları destekle bu mücadelenin sonunda fabrikanın üretim kooperatifi olarak kendi ellerine geçmesini sağladılar. Tabii ki, bu gerçek kurtuluş değil, bununla kapitalist sistem yıkılmış, sömürü ortadan kaldırılmış değil. Fakat onların mücadeleleri yine de önemlidir: Brukman kadın işçilerinin direnişi patronsuz da olabileceğinin, işçi kadınların kendi içlerinden seçtikleri yönetimle bu işi götürebileceklerinin canlı örneğidir.
Bugünkü koşulları değiştirmek mümkün! Yeter ki, biz kendi gücümüze güvenelim, güçlerimizi birleştirip örgütlenelim!

İşçi kadın arkadaş!

İşçi ve emekçi kadınların yaşam ve çalışma koşullarına karşı saldırılar sürerken, kadınların işyeri ve sendika örgütlenmelerinin gayet düşük olduğunu saptamak zorunda kalıyoruz. Patronların saldırılarına karşı koyabilmek, direnebilmek için örgütlenmemiz şart. Özelde biz işçi kadınların güçlerimizi birleştirmeye ihtiyacımız var. Bugün varolan sendikalar da maalesef erkeklerin tekelinde. Onlar ne kadın işçilerin sorunları karşısında bir duyarlılık gösteriyor ne de talepleriyle ilgileniyorlar. Bu durumu da değiştirmek bizim elimizde: İşyerlerinde ve sendikalarda örgütlenmeli, sendikaları kadın işçilerin sorunlarına sahip çıkılması noktasında tabandan zorlamak zorundayız. Kadın işçilerin sendikada salt üye olarak yer alması da yetmez, kadın işçilerin üyelik oranı ölçüsünde sendika yönetiminde temsil edilmesi için kota talebini yükseltmek zorundayız. İşçi kadınların sorunlarının ve taleplerinin tespit edilmesi ve peşinin izlenmesi için kadın komitelerinin/bürolarının da kurulması gereklidir. Ancak bu şartlarda sendikaların bugünkü erkek egemen yapıları kırılabilir, değişikliğin yolu açılabilir.
“Hak verilmez, alınır!” sözü kadın işçilerin sendika ve işyerlerindeki kendi talepleri için mücadelelerinde de geçerlidir. Kendi sorunlarımıza bizzat kendimiz sahip çıkmadığımız sürece değişecek birşey yoktur.


8 Mart 2004

Ayrıca bak:

Emekçi kadınlar! Savaş, açlık, kriz, devlet terörü, erkek egemenliği… kader değil! Bunları değiştirmek ve yaşanacak bir dünya yaratmak mümkün! Senin elinde!