IRAK, AFGANİSTAN, FİLİSTİN, SUDAN…
Savaş en çok kadınları vuruyor!
EMPERYALİST SAVAŞA VE İŞGALE SON!
Yeni bir 1 Eylül –Dünya Barış Günü’nü karşılarken, dünyanın dörtbir yanında
emperyalistlerin ve yerli egemenlerin birbirleriyle ve sonuçta halklara karşı
savaşları sürüyor.
Açlık – yoksulluk – hakların tırpanlanması – şiddet – tecavüz – fuhuş… Savaş en
çok kadınları vuruyor!
Irak ve Afganistan doğrudan emperyalist işgal altında… Ve bu saldırganlıklarını
onlar “insan hakları” ve özellikle de “kadın hakları”na duydukları sözümona
“saygı”yla gerekçelendirmeye çalışmışlardı. Ancak ne Afganistan’da ne de Irak’ta
emekçi kadınların yaşam koşullarında dikkate alınacak bir iyileşme olmadı. Tam
tersi! Savaş emekçi kadınlara yönelik şiddeti ve saldırganlığı yoğunlaştırdı.
Savaş ve emperyalist işgal altında kadınlara yönelik kitlesel taciz ve
tecavüzler gündeme geliyor. Kadınlara savaş ganimeti olarak bakan erkek egemen
anlayış bugün de hâlâ emperyalist-gerici savaşlarda gündemde. İşgalci askerler,
NATO askerleri vb. kadınlara tecavüz ediyor. Ancak, salt onlar değil, çatışma
içindeki yerli egemenlerin silahlı adamları, ağalar, burjuvalar, kontrolden
çıkmış küçükburjuvalar ve hatta işçi ve köylü erkekler emekçi kadınlara
saldırıyor! Savaşın doğurduğu kaos ortamında cezalandırılmaktan kurtulacakları
planlarıyla kadınlara saldırıyorlar. Emperyalist işgalciler tarafından
aşağılanan erkekler bunun acısını yer yer kadınlardan çıkarıyorlar. Emekçi
kadınlar ve çocuklar dövülüyor, sokağa atılıyor, taciz ve tecavüze mâruz
kalıyor. Dahası var: İşgal askerleri ya da karşıt grupların adamları tarafından
taciz ve tecavüze uğrayan kadınlar, “kirlendikleri” gerekçesiyle kendi yakınları
tarafından dışlanıyor, öldürülüyor ya da intihar etmeye sürükleniyorlar. Bağdat
Üniversitesi’nde siyaset bilimcisi ve Uluslararası Af Örgütü çalışanı Prof. Huda
Şakir Nuyami’nin açıklamasına göre, “İslam dininin ‘namus’ anlayışıyla kadına
yaklaşan pek çok Iraklı ailenin, cezaevlerinde işgalcilerce tecavüze uğramış
kızlarını ve eşlerini “kirlenmiş” görüp öldürdükleri veya intihara zorladıkları”
(Özgür Politika, 30 Haziran 2004) tespit ediliyor. Prof. Nuyami’nin anlatımına
göre Bağdat’ta Saddam rejiminin istihbarat servisi çalışanı bir adamın evine
düzenlenen baskında babayı bulamayan Amerikan askerleri, adamın karısını ve
kızını eski saraylardan birine götürüp tecavüz etmişler. Daha sonra serbest
bırakılan bu kadınların aileleri tarafından öldürüldüğü ileri sürülüyor.
Savaş, birçok durumda emekçi kadınları göç yollarına düşmeye ve mülteci
kamplarına sığınmaya zorluyor. Mülteci kamplarında da kadınları aşağılayan ve
kadınlara saldıran erkek egemen anlayışlar hüküm sürüyor. Özellikle yanında bir
erkek olmayan kadınlar, görevli askerler ve mülteci erkeklerce tecavüze uğruyor,
ihtiyaçlarının karşılanması karşılığında cinsel sömürüye mâruz kalıyor. Örneğin:
“Batı Afrika mülteci kamplarındaki kadınların büyük bölümünün ‘Barış Gücü’ ve
yardım görevlileri tarafından cinsel olarak sömürüldükleri kayda geçti.” (Özgür
Politika, ags.)
Şimdi Sudan’da yürüyen gerici savaşta kadınlara kitlesel tecavüz gündemde…
Uluslararası Af Örgütü kendisine başvuran bağımsız gazetecilerin ve kimi sivil
toplum örgütü üyelerinin verdiği bilgi ve tanıkların açıklamalarına dayanarak
Darfur’da kadınlara ve sivil halka saldırının sistematik olarak uygulandığı ve
bunun bir savaş stratejisi olarak gündeme geldiğini tespit ediyor. Taciz ve
tecavüze uğrayan kadınların arasında çocuk yaştakiler de bulunuyor. Hükümet
milisleri tecavüzleri alenen gerçekleştiriyor ve bununla halka korku salmayı
amaçlıyor. Aleni tecavüzlerle hem kadınlar hem de erkekler aşağılanmaya
çalışılıyor!
“1 Eylül Dünya Barış Günü”nde emperyalistlerin ve dünya gericiliğinin dünya
yüzünde yarattığı barbarlığı görüyor ve “Emperyalistler kurtarıcı değil,
işgalci!” diye haykırıyoruz.
Emperyalistlerin “kadın” ve “insan hakları”na dair sahtekarlıkları ortada.
Onların “kadın dostluğu” palavra! Onlar kendi çıkarları için savaşlar körüklüyor
veya bizzat kendileri saldırıyor, işgal ediyorlar. Ve yine kendi çıkarları için
en barbar gericilikle işbirliği yapıyorlar. Bu dünya yüzünde erkek egemenliğini
sürdüren ve koruyan bizzat emperyalizmdir. Emperyalizm erkek egemenliğidir,
kadın haklarının ayaklar altına alınmasıdır.
Kahrolsun emperyalizm ve her türden gericilik!
Emperyalist savaşa ve işgale son!
Ağustos 2004
Aşağıda Irak’lı kadınların durumları hakkında bir fikir verdiği düşüncesiyle bir
röportaj yayınlıyoruz. Bu röportajda genel olarak Iraklı kadınlardan bahsedilse
de esasta orta ve küçük burjuva kadınların (ve hatta egemen sınıflardan
kadınların) yaşam koşulları ve taleplerinin dile geldiği göze batmaktadır.
Emperyalist işgal altındaki Irak’ta ezilen emekçi kadınların herşeyden önce
yoksulluk ve can güvenliği sorunu olduğundan yola çıkmamız gereklidir. Ayrıca,
“yönetim için çalıştıklarından dolayı öldürülüyor fakat kimse işgal güçleri ile
çalıştıkları için Çelebi’yi ya da El Hekim’i suçlamıyor ya da tehdit etmiyor.”
dendiği noktada olduğu gibi yanlış tespitler de yapılıyor. Bu çekincemize rağmen
okurlarımız açısından faydalı olacağını düşündüğümüzden bu röportajı
sayfalarımızda yayınlıyoruz.
WPI Briefing’in Nadia Mahmoud’la röportajı *
— Irak’taki kadınların içinde bulundukları kötü durumdan haberdarız.
Okuyucularımıza Irak’taki kadınların durumu ile ilgili bir özet verir misiniz?
— 9 Nisan’dan beri gündelik yaşamda kadınların durumu kötüleşmekte; kadınlar
sokakta yürüyemiyor, işlerine gidemiyor. Geçtiğimiz aylar boyunca, birkaç gün
öncesinden sınavların bitimine kadar aileleri kız öğrencilere ortaokul ve
üniversitelerine gidiş gelişlerinde eşlik etmek zorundaydılar. Kadınların
öldürülmesi günlük bir olay oldu. Yargı sisteminin ve güvenliğin olmadığı bir
ülkede Irak ve Amerikan askerleri tarafından tecavüz edilen kadınlar bunun
bedelini namus adına öldürülerek ödüyor. Tecavüz olağan bir hale geldi. Kadınlar
‘aileye utanç getirmeleri’ yüzünden ailenin erkek üyeleri tarafından muhtemelen
öldürülecekleri sonucundan korktukları için bu tecavüzleri ihbar bile
edemiyorlar.
Kadınlar peçe takmaya zorlanıyorlar. İslami gruplar peçeyi Irak toplumunun
“bayrağı” olarak görüyorlar; bazı şehirlerde kadınları çorap ve eldiven giymeye
dahi zorluyorlar! İslamcılar Basra Üniversitesi gibi üniversitelere ya da
Nasiriyah’daki hastanelere giderek kadınları ya peçe takmaları ya da evde
kalmaları konusunda tehdit ediyor! Nasiriyah’da, eğer peçesizlerse, küçük hasta
kız çocuklarının bile ilaç almasına izin verilmiyor. İslami gruplar intikam
almak adına Baas Partisi üyelerinin eşlerine ve kardeşlerine tecavüz etmeye
başladılar ki bu da tekrar, ailenin erkek üyeleri tarafından işlenen "namus
cinayetleri"ne sebep oldu. İşgalci yönetimde çalışan kadınlar bazı İslami ve
milliyetçi grupların hedefi haline geldi; bu kadınların bazısı öldürüldü bile.
Bu, 1991 yılı Irak Kürdistanı’nda milliyetçi partilerin Irak rejimi için
çalıştıkları bahanesiyle kadınlara saldırdıkları zaman tanık olduğumuz hikâyenin
aynısı. Onlar o zaman da kadınları hedef almışlardı; itirazlar artınca da “onlar
fahişeydiler” dediler! Aynı şeyi şimdi, 2003 yılında da yapıyorlar; kadınlar
işgalci yönetim için çalıştıklarından dolayı öldürülüyor fakat kimse işgal
güçleri ile çalıştıkları için Çelebi’yi ya da El Hekim’i suçlamıyor ya da tehdit
etmiyor. İnsanlar kadınlara yönelik işlenen bu suçları protesto ettiklerinde ise
sadece “onlar fahişeydi” diyorlar!
ABD ya da İran İslam Cumhuriyeti tarafından desteklenen İslami gruplar
fahişeleri işlerini bırakmaları ya da başka şeyler için tehdit ediyorlar. Kadın
akrabalarını fahişe oldukları gerekçesiyle öldüren erkeklerin tam desteğini
aldığı İslam mahkemeleri Necef’te çalışmaya başladı. Oyunculuk gibi bazı
mesleklerde çalışan kadınlar öldürülüyor. Al-Musavvat gazetesi öldürülen
kadınların isim listesini yayınladı. Aynı zamanda kadınların belirli mesleklerde
çalışmaları yasaklanıyor. Örneğin hakimlik; bu ay da gördüğümüz gibi mollalar
kadın hukukçuların hakim olarak çalışmak üzere aday gösterilmelerini
reddettiler.
Son zamanlarda, sözde hükümet konseyinde çalışan kadınların meslektaşlarından,
meslektaşlarının en gerici İslami gruplara, milliyetçi partilere veya aşiret
reislerine bağlı olmaları yüzünden, eşit statü ve muamele görmediklerini duymaya
başladık. Kadın üyeler, konsey üyelerinin kendilerine eşit bir şekilde
davranmadığından ve hatta erkeklerle karşılaştıklarında el sıkışmalarına rağmen
kendileriyle karşılaştıklarında el sıkışmadıklarından yakındılar. Kadınlar orada
değillermiş gibi onlarla göz temasında bulunmaktan dahi kaçınıyorlar.
Kadınlardan birisi konsey üyesi olarak atandıktan sonra eşarp takmak zorunda
kaldı. Bu tür bir konseyde herhangi bir kadın Iraklı kadınlar için ne yapabilir?
— Elbette ki Irak’ta da kadınların haklarını savunmak için birçok şey yapılıyor.
Okuyucularımızı neler yapıldığı ve sizin ne yaptığınız konusunda bilgilendirir
misiniz?
— 22 Temmuz 2003’te Irak’ta Kadınların Özgürlüğü Örgütü’nü kurduğumuzdan beri
kadınları peçe takma zorunluluğuna son vermeyi amaçlayan yaygın bir kampanyayı
da içeren farklı eylemliliklerin içinde bulunduk. Zorla peçe takmamaları
konusunda kadınları cesaretlendirmek ve güçlendirmek Irak’ta alenen kadınları
destekleme konusundaki ilk çabamızdı. Birçok kadın, fetvalara ve İslami
grupların medeniyet dışı emirlerine karşı durup tam desteğimizle peçelerini
çıkardı. Ayrıca güvenli bir yer arayan kadınların barınabileceği bir sığınak
yaptık. Oranın Bağdat’taki kadınlar için bir “güven limanı” olduğu söyleniyor.
Irak’taki olağan kadın hakları ihlali konusunda bir farkındalık yaratmak için
geniş çaplı bir kampanya başlattık, Arap medyası ve yerel, uluslararası medyalar
ile pek çok röportajlar yaptık. Ayrıca, Irak’taki kadınların durumu hakkında
bilgi veren bir web sitesi kurduk.
Irak şehirlerinin geniş bir kısmında dağıtılan, kadın hakları ve tecavüz,
kadınların öldürülmesi ve benzeri olağan kadın hakları ihlalleri ile ilgili pek
çok konuyu içeren Al-Musavvat isimli haftalık bir kadın gazetesi çıkarıyoruz.
Gazetemiz aracılığıyla, bu sorunların nasıl ivedilikle çözülmesi gerektiğine
dair bilgiler veriyoruz. Kadınların haklarını ya da yaşamlarını hedef alan
fetvalara veya İslami liderlere karşı pek çok basın bildirisi yayımladık.
Irak’taki kadınların, haklarını savunmaya girişmek için yeterli bilinçliliğe
sahip olduklarını söylüyoruz. Örgütümüz Iraklı kadınların hakları hareketlerine
büyük oranda dahil olmaktadır. İşte bu yüzden Paul Bremer ve onun yönetimi,
düzenledikleri, gündemi ve amaçları belli olmayan “Kadın Konferansı”nda sesimizi
duymaya dayanamıyor. Kerkük’te pek çok şube açtık ve çok yakında Süleymaniye’de
olduğu gibi Irak’ın güneyinde de şube açacağız. Ayrıca ülke dışındaki diğer
kadın örgütleri ile yaygın bir internet ağı oluşturduk. Irak’ta yaşanan tecavüz,
kız kaçırma ve kadınların öldürülmesine bir son vermek için uluslararası bir
kampanya başlatıyoruz.
Irak’taki İşsizler Birliği tarafından organize edilen Paul Bremer yönetiminin
ofislerinin önünde devam etmekte olan oturma eylemi gibi, Irak’taki diğer
hareketlerde de aktif bir rol aldığımızı söylemeliyim. Kadın eylemcilerimiz bu
oturma eyleminde dikkate değer ve aktif bir rol aldılar. Kadınları evlerini terk
etme ve kendi politik ve ekonomik yaşamlarında aktif roller almaya
cesaretlendirmek işimizin önemli bir bölümüdür. Iraklı kadınların seslerinin,
Iraklı işçiler, işçiler konseyi ve esnaf sendikası tarafından yakın zamanda
kurulan diğer örgütlere açıkça ve gür bir şekilde duyurmayı ve yerel konseylerde
yer almayı amaçlıyoruz.
— Okurlarımız Irak’ta yaptıklarınızı ve kadınları desteklemek için ne yapabilir?
— Söylediğim gibi Irak’ta tecavüze, kız kaçırmaya ve kadınların öldürülmesine
son vermek için uluslararası bir kampanya başlattık. Pek çok kadının hayatlarına
mal olan emniyetsizlik ve güvensizlikten Amerikan işgal yönetimini sorumlu
tutuyoruz. Kadınların yaşamını, herhangi bir saldırıdan, kadına yönelik hak
ihlali veya şiddetten korumak amacıyla Paul Bremer yönetimine baskı
uygulayabilmek için bu kampanyaya uluslararası destek arıyoruz. WPI Briefing
okuyucularından Paul Bremer’i protesto mektubu bombardımanına tutmalarını rica
ediyorum. E-mail adresi: Jerry.Bremer@marsh.com
Şu an gördüğünüz gibi Amerikan yönetimi İslami grupları yeniden iktidara
getirdi, Taliban senaryosu tekrarlanıyor. Sözde hükümet konseylerinde İslami
gruplara sandalye veriyorlar. Bu gruplar kadınların aleyhinde hareket ettiği ve
ideolojileri cinsiyet ayrımından başka bir şeye dayanmadığından Irak’taki
kadınlar için çok tehlikeliler. Bu gruplar teşhir edilmeli ve onlara karşı
direnilmeli. Irak toplumunun en gerici gruplarını oluşturan hükümet konseyinin
diğer üyeleri için de aynı şeyi söyleyebilirim. Bunlar toplumun sağ kanadını
temsil ediyorlar; hiçbir şekilde kadın hakları ile ilgili konuşmayan ya da kadın
haklarını savunmayan milliyetçi partiler ve aşiret reisleri. Bu meclisteki
kadınlar sadece süs olsun diye varlar. ABD ve bu gruplar arasındaki işbirliğini
ortaya çıkarmak ve onlara karşı direnmek, insan hakları savunucularından,
özgürlük tutkunlarından, sosyalistlerden, ilerici hareketlerden ve insanlıktan
acil beklentimizdir.
Irak’taki çalışmalarımızın desteklenmesi önemli ve zorunlu ihtiyacımızdır.
Hiçbir yerden finansal desteğimiz yok, savaştan sonra harap olmuş bir ülkede
kendi harcamalarımızı karşılamalıyız. Ve bildiğiniz gibi, kadınlar işleri ve
projeleri için hiçbir fon alamadan yoksulluk içinde bırakılıyor. ABD, kadın
projeleri için değil, Uday, Kusay veya Saddam Hüseyin hakkında bilgi verenlere
milyonlarca dolar verebilir, Irak’taki silahlar için milyonlar ödeyebilir.
Finansal desteğe ihtiyacımız var. Irak’taki kadınlara destek olmaları için WPI
Briefing okuyucularından bu vesileyle yardım diliyorum. Desteklerinizden
mutluluk duyarız. Bağışlarınızı Londra’da Kadın Hakları için Orta Doğu
Merkezi’ne gönderebilirsiniz: Barclay Banka hesap numarası: 981567, bölüm kodu:
20,80,70
Dünyanın her yerindeki farklı topluluklara sesimizi duyurmak istiyoruz.
Irak’taki kadınların durumuyla ilgili haberlerin farklı medyalarca çevrilip
yayınlanmasını görmekten mutluluk duyuyoruz. Bu durumu sona erdirmek ve bunu
kadınlar için daha iyi bir yaşama dönüştürmek için diğer kadın ve insan hakları
organizasyonları ile geniş bir internet ağı oluşturmaya başladık. Irak’taki kadınların
durumuyla ilgili daha fazla bilgi edinmeyi isteyenler web sitemizi ziyaret
edebilir: www.equalityiniraq.com . Ya da Londra’dan bana
nadia64uk@yahoo.com veya
Bağdat’tan Yanar Muhammed’e yanar2002@hotmail.com yazabilirler.
(*) WPI: Worker Communist Party of Iraq - Irak Komünist İşçi Partisi’nin haftalık
yayın organı [yukarı dön]
Bu röportaj
http://www.wpiebriefing.com
adresinden alınarak çevrilmiştir.
Türkçesini biz Boğaziçi Üniversitesi Kadın
Araştırmaları Kulübü
Bülteninden aldık.
(Güz 2003, Sayı 5,
sayfa 7 ve devamı)
