PROLETARYANIN ULUSLARARASI ÖRGÜTLENMESİ – 35

 Komünist Enternasyonal’in dağıtılması
(1943)

1943 15 Mayıs’ında KEYK Başkanlığı, tek merkezden yönetilmenin partilerin operatif hareketliliğini engellediği ve partilerin yeterince yetkinleşmiş olduğu gerekçeleri ile, “aynı zamanda şimdiki savaşın akışı boyunca bir dizi seksiyonun, uluslararası işçi hareketinin yönetici merkezi niteliğindeki Komünist Enternasyonal’in dağıtılması sorununu gündeme getirmesi olgusunu göz önünde tutarak” (KEYK Başkanlığı’nın dağıtılma gerekçesinden) Komintern’in dağıtılması önerisini partilerin tartışmasına sunmuştur. Savaş içinde kongre toplama imkânı olmadığından, KEYK Başkanlığı’nın dağıtma önerisi, tek tek seksiyonların onayına sunulmuştur. Onaya sunulan karar tasarısı ve bunun KEYK Başkanlığı tarafından gerekçelendirilmesinin tam metni şöyledir:

“1919 yılında, savaş öncesi dönemin eski işçi partilerinin ezici çoğunluğunun siyasal çöküşleri sonucunda oluşan Komünist Enternasyonal’in oynadığı tarihi rol, Marksist öğretinin işçi hareketinin oportünist öğelerince törpülenme ve çarpıtılmasına karşı savunulması; bir dizi ülkede ileri işçilerin öncülerinin gerçek işçi partileri içinde toplanmasının teşvik olunması; ekonomik ve siyasal çıkarlarını savunmaları, faşizme ve onun hazırladığı savaşa karşı mücadele etmeleri ve faşizme karşı temel dayanak olan Sovyetler Birliği’ni desteklemeleri için yığınları harekete geçirmede bu partilere yardım edilmesiydi. Komünist Enternasyonal, Hitlercilerin savaş hazırlama aracı olarak kullandıkları “anti-Komintern Paktı”nın gerçek anlamını zamanında açığa çıkardı. Savaştan önce, yorulmak bilmeden, Hitlercilerin başka devletler içinde sürdürdükleri ve sözde Komünist Enternasyonal’in bu devletlerin içişlerine karışması üzerine yaygara çıkararak maskelemeye çalıştıkları fesatçılıklarını teşhir etti.

Savaştan uzun zaman önce, tek tek ülkelerin gerek iç gerekse uluslararası durumlarının karmaşıklaşması sonucunda, her ülkenin işçi hareketinin görevlerinin herhangi bir uluslararası merkez tarafından yerine getirilme çabasının aşılmaz güçlüklerle karşılaşacağı gitgide daha açıkça ortaya çıkıyordu.

Dünyadaki ayrı ayrı ülkelerin tarihi gelişim yollarının bu farklılığı, toplumsal yapılarının farklı, evet hattâ karşıt niteliklerde olması, toplumsal ve siyasal gelişimlerinin düzey temposundaki farklılık, nihayet işçilerin bilinçlilik ve örgütlülük derecesindeki farklılık, aynı zamanda, her ülkenin işçi sınıfının önünde değişik görevlerin bulunmasına yol açıyor. Geçen çeyrek yüzyıl içinde olayların bütün akışı ve Komünist Enternasyonal’in yaşadığı deney gösterdi ki, Komünist Enternasyonal’in Birinci Kongresince işçileri biraraya getirmek için seçilen ve işçi hareketinin yeniden doğuşunun başlangıç döneminin gereklerine uygun düşen örgütlenme biçimi, işçi hareketinin tek tek ülkelerdeki büyümesi ve onların görevlerinin karmaşıklaşması ile birlikte gitgide eskidi, evet hattâ ulusal işçi partilerinin daha fazla güçlenmesinin önünde bir engel haline geldi.

Hitlercilerin yol açtığı Dünya Savaşı ayrı ayrı ülkelerin durumlarındaki farklılıkları daha da keşkinleştirdi, Hitler tiranlığının taşıyıcısı olmuş ülkelerle, kudretli anti-Hitler koalisyonu içinde içiçe geçen özgürlüksever ülkeler arasında derin bir uçurum yarattı. Hitler bloku ülkelerinde işçilerin, emekçilerin ve bütün dürüst insanların ana görevi, Hitler’in savaş makinesini içten kemirerek bu blokun yenilmesi için her yönden çaba harcamak, savaş suçlusu hükümetlerin devrilmesine çalışmak iken, anti-Hitler koalisyonu ülkelerinde geniş halk yığınlarının ve herşeyden önce ileri işçilerin kutsal görevi, Hitler blokunu en hızlı bir biçimde ezmek ve ulusların eşit haklar temeli üzerinde ortak çalışmasını güven altına almak için bu hükümetlerin savaş çabalarını her yönden desteklemektir. Bu arada, anti-Hitler koalisyonuna dahil olan tek tek ülkelerin özel görevleri bulunduğunu da gözden kaçırmamak gerekir. Örneğin Hitlercilerle istila edilmiş ve devlet olarak bağımsızlıkları ellerinden alınmış ülkelerde ileri işçilerin ve geniş halk yığınlarının ana görevi, Hitler Almanyası’na karşı ulusal kurtuluş savaşına doğru gelişecek olan silahlı mücadelenin ilerletilmesidir. Özgürlüksever ülkelerin Hitler tiranlığına karşı kurtuluş savaşları, aynı zamanda parti ve din aidiyetlerine bakmaksızın güçlü anti-Hitler koalisyonunun saflarında toplanan en geniş halk yığınlarını da seferber etti ve açıkça gösterdi ki, düşmana karşı en kısa zamanda zafer kazanmak için her tekil ülkenin işçi hareketinin öncüsü tarafından, yığınların bütün ulusu kapsar biçimde başkaldırıya ve harekete geçirilmesi, kendi devletleri çerçevesinde çok daha iyi ve çok daha verimli olmaktadır.

Gerek uluslararası durumda gerekse işçi hareketi içinde meydana gelen değişiklikleri gözönüne alan ve Komünist Enternasyonal’in seksiyonlarından büyük bir hareketlilik ve bağımsızlık isteyen, Komünist Enternasyonal’in 1935 yılındaki Yedinci Kongresi, daha o zaman, Komünist Enternasyonal Yürütmesi’nin, işçi hareketinin bütün sorunları üzerine karar alırken “her ülkenin somut koşul ve özelliklerinden yola çıkması ve, kural olarak, komünist partilerin örgütsel içişlerine doğrudan müdahale etmekten kaçınması gerektiğini” vurgulamıştı.

Komünist Enternasyonal, Amerika Birleşik Devletleri Komünist Partisi’nin Kasım 1940’da aldığı Komünist Enternasyonal saflarından ayrılma kararını dikkate alır ve onaylarken, bu görüşlerden yola çıkmıştı. Marksizm-Leninizmin kurucularının öğretilerine göre davranan komünistler, hiç bir zaman gününü doldurmuş örgütsel biçimlerin ayakta tutulmasından yana olmadılar; işçi hareketinin örgüt biçimlerini ve bu örgütlerin çalışma yöntemlerini her zaman, bütün işçi hareketinin temel siyasal çıkarlarına, somutta varolan tarihi durumun özelliklerine ve doğrudan doğruya bu durumun doğurduğu görevlere tâbi kıldılar. İleri işçileri Uluslararası Emekçiler Birliği saflarında toplayan ve Birinci Enternasyonal’in bu tarihi görevinin –Avrupa ve Amerika ülkelerinde işçi partilerinin gelişmesi için gerekli temeli yaratmak– yerine getirilmesinden sonra, ulusal, kitlesel işçi partilerinin yaratılması zorunluluğunun dayatısı sonucunda, bu örgütlenme biçimi zorunluluklara karşılık düşmediği için Birinci Enternasyonal’i dağıtmaya yönelen büyük Marx’ın ortaya koyduğu örnek komünistlerce hatırlanmaktadır.

Belirtilen görüşlerden hareketle, tek tek ülkelerdeki komünist partilerin büyümesini ve onların ve yönetici kadrolarının siyasal olgunluğunu dikkate alarak, aynı zamanda şimdiki savaşın akışı boyunca bir dizi seksiyonun, uluslararası işçi hareketinin yönetici merkezi niteliğindeki Komünist Enternasyonal’in dağıtılması sorununu gündeme getirmesi olgusunu gözönünde tutarak, Komünist Enternasyonal Yürütme Komitesi Prezidyumu –Dünya Savaşı koşullarında Komünist Enternasyonal Kongresi’ni toplama imkânı bulunmadığından– Komünist Enternasyonal seksiyonlarının aşağıdaki önerisini onaya sunma hakkını kendinde bulmaktadır:

 Uluslararası işçi hareketinin yönetici merkezi olarak Komünist Enternasyonal’in dağıtılması ve Komünist Enternasyonal seksiyonlarının Komünist Enternasyonal tüzüğü ve kongre kararlarından doğan yükümlülüklere bağlanması (Doğru tercümesi: “yükümlülüklerden azat edilmesi!” BN).

Komünist Enternasyonal Yürütme Komitesi Prezidyumu, Komünist Enternasyonal’in bütün taraftarlarını, emekçilerin can düşmanının –Alman faşizmi, müttefikleri ve vasalleri– en kısa sürede ezilmesi için, bütün güçlerini anti-Hitler koalisyonuna dahil ulus ve devletlerin kurtuluş savaşını her yönden desteklemek ve bu savaşa aktif olarak katılmakta yoğunlaştırmaya çağırır.

Komünist Enternasyonal Yürütme Komitesi Prezidyumu üyeleri:

Dimitrov, Ercoli (Togliatti), Florin, Gottwald, Kolarov, Kopling, Kuusinen, Manuilski, Marty, Pieck, Jdanow, Thorez.

Bu karara aşağıdaki komünist partilerin temsilcileri uyacaklarını bildirmişlerdir: Bianco (İtalya), Dolores İbarruri (İspanya), Lehtinen (Finlandiya), Pauker (Romanya) Rakosi (Macaristan).

15 Mayıs 1943.”

(Bkz. “III. Enternasyonal 1919-1943, Belgeler, Belge Yayınları, sayfa 282-285, Birinci Baskı Ekim 1979)

Hiçbir seksiyon bu dağıtılma önerisine karşı çıkmamış, tavır takınan 31 seksiyon tarafından bu öneri selamlanmış, onaylanmıştır.

Stalin Reuter Ajansı muhabirinin sorularına 28 Mayıs 1943’de verdiği cevapta, bu dağıtılma kararının doğru ve zamanında olduğunu, çünkü bu kararın Hitlerizme karşı genel saldırıyı örgütlemeyi kolaylaştıracağını savunmaktadır. Reuter muhabirinin sorduğu soru ve Stalin’in mektupla verdiği yanıtı şöyledir:

“Bay King,

Komünist Enternasyonal’in feshedilmesiyle ilgili bir soruyu yanıtlamamı istemişsiniz. Yanıtımı gönderiyorum.

Soru: ‘Komintern’in tasfiyesi üzerine İngiliz yorumları son derece olumluydu. Bu soruna ilişkin ve bu durumun gelecekte uluslararası ilişkilere yapacağı etkiler hakkında Sovyetlerin bakış açısı nedir?’

Yanıt: Komünist Enternasyonal’in feshedilmesi, ortak düşman Hitler faşizmine karşı özgürlük yanlısı bütün ulusların ortak saldırısının örgütlenmesini kolaylaştırdığı için doğru ve zamana uygundur.

Komünist Enternasyonal’in feshedilmesi doğrudur, çünkü;

a- Böylece Hitlercilerin ‘Moskova’nın öteki devletlerin içişlerine karışmayı ve onları ‘bolşevikleştirmeyi’ amaçladığı yalanı boşa çıkıyor. Bu yalana artık son verilmiştir.

b- Böylece işçi sınıfı içerisinde komünizme karşı olanlarca yaygınlaştırılan, çeşitli ülkelerin Komünist Partilerinin, kendi halklarının çıkarları doğrultusunda değil, dışarıdan aldıkları emirle hareket ettikleri yönündeki iftira teşhir ediliyor. Bu iftiraya artık bir son verilmiştir.

c- Böylece, özgürlük yanlısı ülkelerin yurtseverlerinin, ülkelerinin bütün ilerici güçlerini –parti üyeliklerinden ve dini inançlarından bağımsız olarak–, faşizme karşı mücadelenin geliştirilmesi amacıyla birleşik ulusal özgürlük kampında toplama çalışmaları kolaylaşıyor.

d- Böylece, bütün ülkelerin yurtseverlerinin, Hitler faşizminin dünya egemenliği kurması tehlikesine karşı mücadele için, bütün özgürlük yanlısı ülkeleri birleşik uluslararası kampta biraraya getirme çalışmalarını kolaylaştırıyor ve gelecekte eşitlik temelinde kurulacak halkların dostluk birliğinin örgütlenmesinin yolunu açıyor.

Öyle inanıyorum ki, bütün bunlar, müttefiklerin ve öteki birleşmiş ulusların birleşik cephesini Hitler zorbalığına karşı mücadelede daha da sağlamlaştıracaktır.

Ben, faşist canavarın son güçlerini harcadığı şu anda, bu canavarın işini bitirmek ve halkları faşist boyunduruktan kurtarmak için, bütün özgürlük yanlısı halkların ortak saldırısını örgütlemek zorunlu olduğundan, Komünist Enternasyonal’in feshedilmesinin son derece zamana uygun olduğu düşüncesindeyim.

Saygılarımla

J. Stalin

28 Mayıs 1943”

(Stalin, Eserler Cilt 14, sayfa 347-348, İnter Yayınları, İstanbul, 1993)

Burada çok açık olarak Stalin’in dağıtmayı anti-Hitler koalisyonunu kolaylaştıracak taktik bir karar olarak savunduğu, KEYK’in getirdiği diğer gerekçeler üzerine durmadığı görülmektedir.

Aslında KEYK’in karar tasarısının da esas kaygısının bu olduğu görülmektedir. Her halde alınan dağıtma kararı taktik bir karardır.

8 Haziran 1943’de, Komintern’in dağıtıldığı resmen açıklandığında, bütün dünyada antifaşist mücadelede en ön saflarda mücadele eden kitlesel komünist partileri vardır. Bu partilerin elinde Komintern’in Yedinci Kongresi’nde formüle edilmiş doğru bir antifaşist mücadele çizgisi vardır. Yedinci Kongre’nin hemen ertesinden başlayarak partiler yetkinleşmiş görüldüğünden merkezi enternasyonal yönetim zaten önemli ölçüde koordinasyonla sınırlı bir yönetim haline gelmiştir. Savaş içinde de bu da iyice sınırlanmıştır. 1943’e gelindiğinde zaten her parti çizgiyi kendi inisiyatifi ile ve kendi sorumluluğunda uygulamak durumundadır. Fakat resmen bir merkezin varlığı, hem tek tek partilerin attığı her adımın sorumluluğunu bu merkezin de taşıması durumunu doğurmakta; hem de Stalin’in belirttiği gibi burjuvazi tarafından da tek tek ülkelerde anti-Hitler koalisyonunun sabote edilmesinde kullanılmaktadır. Komintern’in resmen dağıtılması kararı işte bu ortamda alınmış bir karardır. Komünist Enternasyonal üyesi partilerin bir bölümünün (örneğin Fransa Komünist Partisi’nin) şimdi Komünist Enternasyonal Merkezi’nin denetiminden formel ve resmen de “kurtulmaları”, kuşkusuz sağ hatalarını geliştirmeleri için daha uygun bir ortam yaratmıştır. Fakat uluslararası komünist harekette özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında iyice gelişen revizyonizmin Komünist Enternasyonal dağıtılmasa idi, engellenebilir olacağı; Komünist Enternasyonal’in dağıtılmasının revizyonizmin gelişmesinde belirleyici bir rol oynadığı vb. söylenemez.

Aralık 2004