Bir sendikalı kadın işçi anlatıyor:
“Anadan korku, babadan korku, patrondan korku!”
Aşağıda büyük bir
marketler zincirinde çalışan sendikalı bir kadın işçiyle bu
alanda çalışan kadınların durumları ile ilgili bir söyleşi
yaptık.
İlgiyle okuyacağınızı düşünüyoruz.
YDİ Çağrı.
Sen uluslararası büyük bir markette
çalışıyorsun. Marketler zincirinde çalışan kadın işçi sayısı
sence ne kadar?
Marketlerde çalışan kadın sayısı diğer bir çok alana
kıyasla daha fazla, fakat sayıları bu alanda çalışan erkek
işçilerden daha fazla değil. Bu alanda da erkekler daha fazla
çalışıyorlar.
Marketlerde hangi kadınlar çalışıyor?
Daha doğrusu hangi kadınlar tercih ediliyor?
Eğitim düzeyi çok değişik olan kadınlar çalışıyorlar.
Ama daha çok lise mezunları, üniversite öğrencisi kadınlar ve
genç kadınlar çalışıyorlar. Yaşları 17 ile 25 arası olan
kadınlar bunlar. Daha çok bekar kadınlar tercih ediliyor.
Marketlerde çalışan kadınların büyük çoğunluğu kasalarda
çalışıyorlar zaten. Reyonlarda çalışan kadınların sayısı çok az.
Genel olarak kasalarda çalışanların ücretleri çok düşük. Çoğu
part-time çalışıyor. Kasap bölümlerinde ya da pasta-ekmek
bölümünde çalışanlar kalifiye işçiler oluyorlar. Bunların
ücretleri kasadaki çalışanlarla karşılaştırıldığında her
halükarda daha yüksek. Bu nedenle kadınları kasalarda kasiyer
olarak çalıştırıyorlar. Kasiyer kadınları işe alırken
diksiyonunun düzgün olup olmadığına ve tabii ki fiziksel
görünüşüne bakarak alıyorlar. Böyle bir seçicilik var. Çünkü
müşteriler en çok kasadaki kadınları görüyorlar.
Bu kadınların çalışma saatleri nasıl?
Şimdi benim çalıştığım işyerinde çalışma saatleri ile ilgili
hiç bir kural yok. Ve zaten hiç bir market diğerine benzemiyor.
Markette çalışan bir işçi hiç bir zaman ‘ben bu saatte iş
alıyorum, şu saatte bırakıyorum’ diyemiyor. Normalde haftalık
programlar çıkarılıyor, vardiyalı çalışılıyor ama buna hiç bir
zaman uyulmuyor. Mesela çok geç saatlere kadar kalınıyor.
Marketlerin normal kapanış saatleri 22.00’dir. Bazen 23.00’de
bazen de 23.30’da çıkılıyor. Sayım yapıldığı zaman gece
çalışması yapılıyor. Geceye kalındığında da çoğunlukla servis
verilmiyor. Gece geç saatlerde işten çıkan kadınlar çok zor
durumlarda kalıyorlar. Bu nedenlerden dolayı aileler kadınların
bu alanda çalışmasını istemiyorlar. Özellikle de evler çok
uzaksa bayağı bir sorun oluyor.
Peki bu uzun çalışma saatlerine ekstra
mesai ücreti ödeniyor mu sizlere?
Bazı yerlerde hatta çoğu yerde denkleştirme denen yöntemi
uyguluyorlar. Mesai parası vermek yerine izin kullandırıyorlar.
Bir tür esnek çalışma biçimini uyguluyorlar. Bazı yerlerde mesai
parası veriliyor, bazı yerlerde de bilgisayarlar üzerinde
oynanarak yani sahtekarlık yapılarak, fazladan çalışılmış
saatler gözükmüyor, çoğu zaman eksik çalışılmış gözüküyor.
Kasiyerlerin en önemli sorunlarından bir tanesi tuvalet sorunu
ve bu oldukça büyük bir sorun. Kasayı kapatıp tuvalete gitmeniz
için şefinizden izin almanız lazım. Şefin izin vermesi lazım.
Öyle zamanlar oluyor ki tuvalete gitmek için uzun zaman beklemek
zorunda kalıyoruz. Geçenlerde arkadaşımızın bir tanesi o kadar
sıkışmış ki ağlıyordu. Kadınların özel günlerinin de olduğunu
düşünürsek oldukça insanlık dışı bir durum.
Kadın kasiyerlerin çalışma ücretleri çok düşük. Part-time
çalıştığımız için aldığımız ücret, asgari ücretin çok altında
oluyor. Part-time diyorum ama aslında bu kandırmacadan başka
birşey değil. Part-time çalışanların en büyük sorunlarından
birtanesi normalinde o gün dört saat çalışacaksan 10 saat
işyerinde kalabiliyorsun. İşin yoğun olduğu satte bir saat
çalıştırılıyor. ‘İki saatçık yukarda bekle’ deniliyor. Bir saat
daha çalıştırılıyor, iki saat daha bekletiliyor vs. Ve bu bazen
10 saati bulabiliyor. Normal olarak iş yasasında işerinde
geçirilen her saat ücrete tabidir. İster çalış ister çalışma.
Ama burada öyle birşey uygulanmıyor. Bunun dışında part-time’ler
haftanın değişik günlerinde çağrıldıkları için sigortaları gün
sayısına göre yapılıyor. Çalışma saati ne kadar olursa olsun.
Mesela ay içerisinde 10 gün 17 gün vs. üzerinden yatırılıyor. 30
gün üzerinden yatırılmıyor. Örneğin sendikalı çalışılan yerlerde
part-time’ler hergün çalışıyorlar ve günde 4 saat çalışıyorlar.
Çalışma saatleri belli. Sigortaları da 30 gün üzerinden
yatırılıyor. Sendikasız yerlerde bunlar olmuyor. İzin
günlerinde, yılbaşılarında bile işe çağrılıyorsunuz. Özel
hayatınızı organize edemiyorsunuz. Bunu söylediğimizde de “sizin
özel hayatınız olamaz, sizin özel hayatınız, marketin işleyişine
bağlıdır” deniyor.
Biraz da kadın işçilerin iş koşulları
ile ilgili bilgi verebilir misin bizlere?
İş koşulları ile ilgili kadınların hiç bir söz söyleme hakkı
yok. Çalışma saatlerini, ücretleri, çalışma koşullarını yani
herşeyi işveren belirliyor. En ufak bir itirazda hemen kapı
gösteriliyor. ‘Beğenmiyorsan gidebilirsin’ deniyor. Bu da
insanları korkutuyor ve her türlü şeyi yapmak durumunda
bırakıyor. Ücretleri söyledim zaten. Saat başı alıyorlar ve
aldıkları para çok düşük. Mesele ayda 20 saat çalışan arkadaşlar
var aldıkları ücret 125 milyon, 175-200 milyon lira. Eğer mesaie
kalıyorlarsa ve bu hesaplanıyorsa birazcık daha fazla alıyorlar.
Ama ücretler oldukça düşük. Çalışan işçiler arasında genel
olarak düşük.
İşyerinde cinsel taciz ile ilgili
herhangi bir olay yaşandı mı?
Cinsel taciz hayatın her alanında var. Bu alanda da var.
Özellikle çalışan kadınlarla şefler arasında böyle sorunlar
yaşanıyor. Çünkü senin hakkında ücretten tutalım da çalışma
saatlerine kadar herşeyi şefler belirliyor. Bunlar da büyük bir
çoğunlukla erkeklerdir. Kadın şefler de kendilerini erkek gibi
görüyorlar. Kendilerini kadınlara değil daha çok erkeklere yakın
görüyorlar. Bu nedenlerle cinsel taciz mutlaka var. Ama bu çok
konuşulan bir konu değil. Bu kapatılan bir konu. Çünkü kadınlar
kendilerini suçlu hissediyorlar. Bunun için de diğer arkadaşlara
anlatılan, paylaşılan bir konu olmuyor. Eğer cinsel tacize
katlanamıyorsa işten çıkıyor. Ya da boyun eğiyor. Bunu
yükselmenin bir aracı olarak görenler de var. Cinsel taciz
dışında erkek işçi ile kadın işçi arasında da çok ayrımcılık
var. Kadınlara yapılan baskılar çok daha fazla çünkü kadınlar
çoğunlukla boyun eğiyorlar. En ufak bir şeyde çünkü işten
atılmakla tehdit ediliyorlar. Erkekler gerektiğinde kaba kuvvet
de gösterebiliyorlar ya da yeri geldiğinde “dışarda seninle
görüşürüz” falan da diyebiliyorlar. Fakat kadınlar bunu
diyemiyor. Onun için de kasiyerleri örgütlemek çok zor bir iş.
Bütün market örgütlendikten sonra en son olarak kasiyerler
örgütlenebiliyor. Korkuyorlar. Örgütlenmeyle çok fazla
ilgilenmiyorlar çünkü bilmiyorlar. Sendikalaşmayı işten
atılmayla eşit anlıyorlar. Kasiyerlerin çoğu kendisini geçici
görüyor. Nasıl olsa burada kalmayacağım, çıkacağım diye, hakları
konusunda pek bir adım atmıyorlar. Ama şu da bir gerçek eğer
içlerinden aktif bir erkek kasiyer çıkarsa kadın kasiyerleri
peşinden sürükleyebiliyor. Erkek biraz karizmatik vs. ise çoğu o
erkeğe duyduğu sempati ile de bunu yapabiliyor.
Buna karşı ne yapılmalı?
Yapılması gereken şey bu cinsel istismarın teşhir edilmesi.
Özellikle kadınlar arasında bir dayanışma sağlayıp teşhir etmek
lazım. Yapılması gereken bu. Fakat bu da örgütlülüğe bağlı
birşey. Örgütlenerek belki aza indirilebilir.
Tabii sendikalara da bu konuda önemli iş
düşüyor...
Tabii ki sendikalara çok iş düşüyor. Düşmesi gerekir. Ancak
sendikaların bu konu ile ilgili özel bir çalışmaları yok.
Örneğin örgütlenmenin olduğu yerlerde örgütlenme yapılıyor.
Örgütlenme dediğim şeyde aslında gerçek anlamda örgütlenme
değil. Sendikaya üye kaydediliyor. Örgütleme değil üyelik
kaydediliyor. Sendika ancak şunu yapabiliyor: İşçilere gidilip
yasalar anlatılıyor, sendikal hakları anlatılıyor ve
örgütlülüğün faydaları anlatılıyor. Fakat çoğu zaman iş
çıkışlarından sonra bu yapılmaya çalışılıyor. Bu da gece yarısı
11-12 demek. Bu durumda ancak sadece üyeliği alınıyor. İşçiler
zaten o saatten sonra çok dinleme taraftarı da olmuyorlar.
“Benim üyeliğimi yapın siz, ben eve gidiyorum, eve yetişmem
lazım” vs. diyorlar. Tabii ki duyarlı olan kadın işçiler de var
aramızda fakat onların çoğu evli ve çocuklu kadınlar oldukları
için zaman ayıramıyorlar.
Kadın kasiyerler arasında bir diğer ilginç yaklaşım, kendilerini
işçi olarak görmüyorlar. İşçi deyince aklına kazma-kürekle
çalışan ya da fabrikada çalışan insanlar geliyor. Gerek kılık
kıyafetleri ile gerekse de yaşam tarzları ile –özellikle genç
kadınlar- kendilerini pek işçilere denk görmüyorlar.
Örneğin reyonlarda çalışan kadınların sorunlarından birtanesi
çok ağır kaldırıyorlar. Çoğu zaman işverenler problem
yaşadıkları kadın kasiyerleri ya reyonlara “sürgün”e
gönderiyorlar, ya da depoya gönderiyorlar. Kadın işçilerin
sorunları ile ilgili dışarıdan istediğiniz kadar anlatın, pek
etkili olmuyor. Hatta bazen işten çıkmayı göze aldıkları halde
patrondan çekiniyorlar, “ya patron duyarsa” diye. Çünkü işveren
işçilerin gözünde çok büyük bir yerde. Hatta bir arkadaş şöyle
diyordu; “Patron bizi dövebilir çünkü onun polis yetkileri
varmış.” Öyle birşey yok. Kaldı ki polisin de aslında dövme
yetkisi falan yoktur. Market işçilerinin çok çekinmelerinin bir
sebebi de onların genellikle potansiyel hırsız olarak
görülmeleridir. Marketin içinden alış-veriş yapıldığında
güvenlik tarafından takip ediliyorlar. Bunun tedirginliği var.
Bakıyorlar ki patronların polislerle vs. ilişkileri var, polis
gelip gidiyor. Korkuyorlar haliyle. Tabi korku işyerine gelmekle
başlamıyor. Önceki korkularını beraberlerinde getiriyorlar.
Anadan korku, babadan korku, kocadan korku, erkek arkadaşından
korku... Patron da korkulması gereken bir otorite olarak
görüldüğü için bu sefer de patrondan korkuyorlar. Bir çoğu işten
ayrılırsa daha iyi iş bulabileceğini söylediği halde yine de
patrona karşı çıkmaktan korkuyor.
Kadın işçiler sendikal örgütlenmede maalesef çok sonra
geliyorlar. Sendikaya üye olmak istediğinde öncelikle aile
fertlerinden izin alması gerekiyor. Çoğu zaman ailesi izin
vermediği için üye olmuyorlar. Ama ben inanıyorum ki bu alanda
da önder kadın işçilere ihtiyaç vardır. İşin başını çekecek
önder kadınlar olduğunda kadınlar arasındaki örgütlenme çok daha
kolay olacaktır. Bir çok sendikada kadın organları olsa da
bunların çoğu göstermelik, işlevi olmayan şeyler.
Bu nedenle de kadınların sendikadan önce işyerinde kendi
aralarındaki örgütlülüğü ve dayanışması çok önemli. Buna kadın
işçiler önderlik ederlerse en azından kadın işçi olarak
yaşadıkları sorunları aşma konusunda çok işin başarılacağına
inanıyorum.
