FİLİSTİNLİ YAZAR FATEN MUKARKER:

“Önce Özgürlük!”

—Söyleşi—

ÇAĞRI: Kendinizi kısaca tanıtabilir misiniz?

FATEN MUKARKER: Adım Faten Mukarker. İki yaşında Almanya’ya geldim. 20 yıl Almanya’da kaldıktan sonra tekrar ülkeme, Filistin’e, döndüm ve yirmidokuz yıldır Filistin’de yaşıyorum. Evliyim, dört çocuk annesiyim.

ÇAĞRI: Çalışmalarınızla ilgili biraz bilgi verebilir misiniz?

FATEN MUKARKER: Başlangıçta ben kendi kendime iş yarattım. Bethlehem’e, esasen İsa’nın doğduğu kiliseyi ziyaret etmeye gelen ve Filistin’de yaşayan insanlarla hiçbir ilişkisi bulunmayan çok sayıda Alman ve başka turist geliyordu. Bu değişmeli, diye düşündüm. Sonra Alman turistleri evime beni ziyaret etmeye çağırdığım bir davetiye hazırladım. Onlara Arap yemeği pişirdim ve onlar yemek yerken ben de onlara anlattım. Geleneklerimiz, alışkanlıklarımız ve siyasi durum hakkında anlattım. İlgilerini çeken ne varsa onun hakkında anlattım. Daha sonra şehirde rehberlik yapmayı öğrendim. Turistleri Bethlehem’de nerelerde dolaştıracağımı ve İsa’nın doğduğu kiliseye hangi yollardan geçerek götüreceğimi öğrendim.

ÇAĞRI: Filistin’deki kadınların durumunu anlatabilir misiniz? Filistin’deki kadınların yaşamını belirleyen nedir?

FATEN MUKARKER: Filistin’de kadınlar üzerinde çifte baskı var. Bir yanda işgalcilik, diğer yanda patriarkal (erkek egemen) sistem. Filistinli kadınlar her ikisinden de kurtulma yolunu aramak zorundalar. Biz çeşitli kadın hareketleri içinde birleşmiş durumdayız. Ve kurtuluş hedefiyle mücadele ediyoruz.

ÇAĞRI: Filistin’deki işçi kadınlarla ilgili bilgi verebilir misiniz; çalışan kadınların sayısı ne kadar ve öncelikle hangi sektörlerde çalışıyorlar?

FATEN MUKARKER: Şu an çalışmak çok zor. Çünkü % 70 oranında işsizlik var. Bu nedenle kadınlara bir şey kalmıyor. Fakat bizde de tabii ki, öğretmen, kuaför, hemşire vs. gibi geleneksel kadın meslekleri var. Ben İntifada’dan önceki durumu biliyorum –şimdi o kadar da kalmamıştır belki–; o zaman çalışma yaşamında kadınların oranı % 10’du. Fakat öğrenim alanında kadınlar çok, örneğin Bethlehem’deki bir üniversitede % 60’ından fazlası kadın.

ÇAĞRI: Konuşmanız içerisinde Filistin’deki kadın hareketlerinden bahsettiniz. Bu hareketler hakkında bilgi verebilir misiniz?

FATEN MUKARKER: Evet, farklı kadın hareketleri var. Hedefleri kadınlar için daha iyi bir yaşam yaratmak. Biz workshop’lar (atelye çalışmaları), seminerler, konferanslar yapıyoruz. İngilizce ve Arapça dil kursları da veriyoruz. Çünkü bazı kadınlar sadece ilkokula gitmiş durumdalar. Eğitim düzeylerini yükseltmek için yapıyoruz bunu. Bazen doktorları çağırıyoruz, ve onlar erken evlenme hakkında bilgi veriyorlar, erken evlenmenin zararları hakkında bilgi veriyorlar. Ya da kanser muayenesi hakkında... Bazen de örgü kursları düzenliyoruz, kadınların örgü örmeyi öğrendikleri kurslar. Yani her türlü şey yapıyoruz.

ÇAĞRI: Siz Hristiyan bir Filistinlisiniz. Filistinli Hristiyan kesimin sayısı ne kadar ve Hristiyan olarak Filistin’de yaşamak nasıl? Çünkü Filistin’in çok büyük bir çoğunluğu Müslüman…

FATEN MUKARKER: Hristiyanlar Filistin nüfusunun % 2’sini oluşturuyorlar. Hristiyan kadınların yaşam koşulları Müslüman kadınlarla aynı. Burada Hristiyan mı yoksa Müslüman mı pek rol oynamıyor, daha çok kent ile kır arasında bir fark var. Hristiyan olsun, Müslüman olsun, kentlerde yaşam standardı daha yüksek. Köylerde ise çok düşük. Müslüman ve hristiyanların hedefleri aynı, yaşamları da aynı. Çünkü biz hepimiz Arabız. Bizler kendimizi Filistinli olarak tanımlıyoruz. Önemli olan bu. Din özel mesele. Herkesin bir dini var. Fakat bu onun özel meselesi ve evinde kalıyor. Dışarda, insanlarla birlikte yaşamda gelenekler önemli ve bunlar iki kesimde de aynı. Arap geleneği misafirperver, başkalarına açık, fakat kadınlara ilişkin dezavantajlarda Müslüman ve Hristiyan kadınlarda durum aynı.

ÇAĞRI: 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü bütün dünyada kutlanan bir gün. Siz Filistin’de 8 Mart’ı nasıl kutluyorsunuz?

FATEN MUKARKER: Bizim kadın hareketimizde bu gün en önemli gün. Bizim günümüz. Biz Bethlehem’de büyük yürüyüşler düzenliyoruz. Kadın hakları savunucularını çağırıyoruz ve onlar bize hangi haklarımızın olduğunu ve hangilerinden yoksun olduğumuzu anlatıyor. Bu çok önemli. Ve tabii ki, pasta, kahve, sohbet vs. de buna dahil... Yürüyüşlere kadınların katılım oranı değişiyor. Bethlehem’e çevre köylerden kadınlar geliyor, çok sayıda kadın oluyor... Çok sayıda.

ÇAĞRI: Genel olarak kadınların kurtuluşu ve somut olarak Filistin’deki kadınların kurtuluşu için ne düşünüyorsunuz?

FATEN MUKARKER: Ben çok önemli görüyorum. Çünkü biz oran olarak yarıyı oluşturuyoruz. Eğer bir nüfusun yarısıysak, o zaman neden baskı altında olalım? Bu çok üzücü bir şey. Çünkü biz güçlü ve iktidarlıyız. Çünkü biz toplumun yarısıyız. Neden bu toplantıda (Frauenpolitischer Ratschlag) duyduğumuz gibi bütün dünyada küçümsenelim, kötü muamele görelim ve az ücret alalım? Halbuki, bütünün yarısıyız biz. Bence biz kadınların daha bebek yaştan başlamamız çok önemli. Çocuklarla en çok ilişkide olan annedir. O zaman çocuklarımıza öğretmeliyiz ki, bir kadın erkekle eşdeğerdedir. Ve biz bu dünyada eşit hak sahibi olmak için mücadele ediyoruz. Burada biz kadınlara görev düşüyor. Oğullarımızın birer maço olmasına izin vermemeliyiz. Önce onları öyle eğitmek, sonra da “bizi eziyorlar” demek işe yaramaz. Peki onlar birer maço olarak yetişirken biz ne yaptık? Bunu sadece seyredip kaldık mı? Bunu değiştirmek zorundayız.

Biz Filistinli kadınlar önce işgalden kurtulmak zorundayız. Çünkü bizim erkeklerimiz bile özgür değil. Bu durumda biz nasıl kurtulalım? Bu adım adım olacak. Önce işgal kalkmalı, işgalci baskı kalkmalı. Özgür bir devlette yaşama hakkına kavuşmalıyız. Özgür bir devlette yaşadığımızda ve demokratik bir yapıya kavuştuğumuzda, o zaman parlamentomuz olacak ve o parlamentoda kadınlar da olacak. Onlar kadın sorunlarını politikaya sokacaklar. O zaman kadınları koruyan yasalara da kavuşacağız. Fakat bunun için, yasalara sahip olmak için, önce bir devlete ve hükümete sahip olmak lazım. Filistinli kadınların talebi bu. Önce özgürlük. Filistin’in özgürlüğü, bununla Westbank ve Gaza şeridini kastediyorum. Bütün ülkeyi kastetmiyorum. Bizim yanımızda İsrail de yaşasın. O da özgürce yaşasın, bizim kendimiz için istediğimiz biçimde. Yaşamak ve yaşatmak. Tek çözüm bu. Benim ülkemdeki barışın tek alternatifi barıştır.

ÇAĞRI: Teşekkürler…