ILPS’in Haziran 2005’te Türkiye-İstanbul’da düzenlemiş olduğu “Emperyalizmin teslim alma aracı olarak hapishaneler” sempozyumunun sonuç deklarasyon taslağı

Duvarların arkasındaki sese sesimizi katalım!

Bugün tüm dünyada, özellikle ABD emperyalizminin başını çektiği emperyalist saldırganlık savaşları ivmelenerek devam ederken, ulusal ve sosyal kurtuluş mücadeleleri de bu ivmeye koşut yükselmektedir. Ezilen uluslar ve halklar, emperyalizme ve kendi ülkelerindeki gerici yönetimlere karşı her türden yöntemlerle direnmektedir.

Egemenlerin sömürü ve baskıları halklara zorla kabul ettirme, boyun eğdirme çabaları, kimi zaman katlederek kimi zaman kaybederek, işkence yaparak vb. türlü biçimlerde yüz yıllardır bir gerçeklik olarak var olagelmiştir. İşte bu baskı biçimlerinden en etkili ve baskının en vahşi yönetimlerinin kullanıldığı yerlerden bir tanesi de hapishanelerdir.

Kökeni ortaçağın kulelerindeki zindanlarından, kürek mahkumluğuna kadar uzanan ve günümüzde en ‘modern’ teknoloji ile donatılmış hücreleriyle varlığını sürdüren hapishaneler, egemenlerin halkları teslim almak amacıyla kullandığı en önemli silahlarından biridir.

Bugün çok sayıda politik tutsağın bulunduğu emperyalizme bağımlı ülkelerin hapishanelerinde yaşananlar, buralardan dışarıya yansıyan görüntüler, buraların birer işkence merkezi olarak kullanıldığını tüm dünya kamuoyuna göstermiştir.

- İki yıldan fazla bir süredir işgal altında olan Irak’ta, halklar ağır işkence altında olmanın yanı sıra, Ebu Garib hapishanesinde ağır mahpusluk koşullanndadırlar. Burada yaşanan vahşet ve zulmün fotoğrafları hafızalardaki yerini hala korumanın ötesinde aynı şekilde bu işkenceler işgalle birlikte sürmektedir.

- Filistin halkı yıllardır faşist Siyonist İsrail devletine karşı meşru ve haklı bir mücadele vermektedir. İsrail hapishanelerinde sayısız siyasi tutsak bulunmaktadır. Bunlar çok kötü koşular altında tutulmakta ve işkence, tecrit ve ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıyadır.

- Dr. Abimael Guzman (Başkan Gonzalo) iradesi kırılmak amacıyla 13 yıldır ağır tecrit-izolasyon koşullarında tutulmaktadır. Peru’da yer altı hapishanelerinde sayısız tutsak ağır işkence ve tecrit koşullarında tutulmaktadır.

- Emperyalist saldırganlığın artmasıyla birlikte sosyal-ulusal mücadelenin yükseldiği ülkelerden biri de Kolombiya’dır. İktidara karşı mücadele veren FARC’ın lideri Simon Trinidad başka bir ülkede yakalanmasına rağmen, ABD’ye götürülmüştür ve burada kabul edilemeyecek koşullar altında tutulmaktadır. Bunun yanı sıra, Kolombiya devleti siyasi tutsaklık statüsünü kabul etmemekte ve siyasi tutsakların hepsini “uyuşturucu” kaçakçılığından yargılamaktadır.

-Nepal’de monarşiye karşı savaşan Halk Savaşı önderleri, Hindistan hükümeti tarafından hiçbir hukuki gerekçe gösterilmeden tutuklanmaktadırlar. Örneğin Ağustos 2003 tarihinde Hindistan’da tutuklanan Chandra Prakash Gajurel (Gaurav) bugüne kadar mahkemeye dahi çıkarılmamıştır.

- Meksika’daki siyasi tutsaklar kabul edilemeyecek koşullar altında tutulmakta ve birçok insan özel askeri üslere götürülmektedir. Tutsaklar burada ağır işkenceye maruz kalmakta veya infaz edilmekte yada tekrar hapse atılmaktalar. Jacobo da Silva örneğinde olduğu gibi, birçok siyasi tutsağın yaşamı güvenlikte değildir. Tutsakların avukatları ve aileleri de sürekli tehdit altındadır ve hatta öldürülmektedir.

-Filipinlerdeki hapishane koşullarının çok kötü olmasının dışında, Ocak-Mart 2005 arasında birçok ilerici kitle hareketi lideri, para-militer güçlerce veya polis tarafından infaz edilmiş, bir aktivist ise kaçırılıp işkence ve tehdide maruz kalmıştır,

- ABD’de kısa bir süre önce “Küba 5’lisi” olarak bilinen tutsakların avukatı Leonard Weinglass, ABD’nin kendi ülkesindeki çeşitli hapishanelerdeki tutsaklara işkence yaptığını açıklamıştır. ABD emperyalizminin Afganistan’a yaptığı işgal saldırısının ardından Küba’daki Guantanamo Askeri Üssüne getirdiği ve sayısı tam olarak bilinmeyen tutsaklara yapılan işkence ve uygulanan tecrit tüm insanlığın gözü önündedir. Bu tutuklular adil yada değil, hiçbir yargılama olmaksızın burada tutulmaktadır. Yine yirmi yılı aşkın bir süredir Mumia Abu Jamal, Philadelphia’daki hapishanede idam tehdidi altında keyfi olarak tecritte tutulmaktadır.

- Türkiye’de ise 19 Aralık 2000’de yapılan katliamın ardından hayata geçirilen F-tipi izolasyon hücreleri hala uygulanmaktadır. Ancak siyasi tutsaklar tüm insanlık dışı yaptırımlara karşı olduğu gibi, tecrit koşullarında olmalarına rağmen, buralardaki yaptırımlara karşı da mücadelelerini sürdürmekteler. Bugüne kadar F-tiplerinde ve ölüm oruçlarında yüzden fazla insan yaşamını yitirmiştir. Haziran ayında yürürlüğe girecek olan ve zorunlu çalışma, disiplin cezaları vb. bir çok baskıcı madde içeren yeni infaz yasası, hapishanelere dönük yeni bir saldırı dalgası anlamına gelmektedir.

-Dünyada sadece emperyalizme bağımlı ülkelerde değil, aynı zamanda sanayisi gelişmiş ülkelerde de hücre tipi ve izolasyon uygulanmıştır/uygulanmaktadır. Bugüne kadar Almanya’da RAF, İrlanda’da IRA, İspanya’da ETA, Fransa’da BASK, İtalya’da Kızıl Tugaylar ve ABD’de Siyah Kurtuluş Ordusu ve Kara Panter Partisi tutsaklarına yönelik aynı tecrit uygulanmış ve bazıları da katledilmiştir.

Dünya halkları emperyalistlerin işgal, katliam vb. zalimane saldırılarına karşı var güçleriyle direnirken, Dünya hapishanelerinde süren direnişler de büyümektedir. Emperyalizme karşı verilen mücadeleyle kopmaz bir bağ içinde olan hapishanelerdeki mücadelenin başarıya ulaşması, emperyalizmin ve onların gerici, uşak, işbirlikçi rejimlerinin zindanlara yönelik baskılarının ve her türden saldırılarının geri püskürtülmesi, “içerideki” direnişler kadar, ilerici-devrimci- demokrat güçlerin, emekçi halkın dışarıdaki mücadelesinin gelişmesine bağlıdır.

Bizler aşağıda imzada bulunan kurumlar, bireyler ve örgütler olarak, tüm dünya hapishanelerinde direnen tutsakların yanında olduğumuzu deklare ediyor ve emperyalist saldırganlığın ezilen halkları ve ulusları teslim alma aracı olan hapishanelerde yaşanan, zulme, vahşete, katliamlara, işkencelere, kısacası tüm insanlık dışı uygulamalara karşı tüm ilerici, demokratik, anti-emperyalist ve devrimci kamuoyunu duyarlı olmaya çağırıyor, tutsakların sesine sesimizi katalım diyoruz.

- Devrimci siyasi tutsaklar onurumuzdur!

- Zindanlar yıkılsın-tutsaklara özgürlük!

- Emperyalizme ve gericiliğe karşı zafer halklarındır!


Bu taslağı taşıdığı önem açısından yayınlamayı uygun bulduk, ancak bu yazıda yer alan tüm siyasi değerlendirmeleri doğru bulduğumuz anlamına gelmemektedir. Örneğin yazıda “faşist Siyonist İsrail” tespiti yer almaktadır. Her ne kadar da İsrail Filistin halkı üzerinde faşist terör uygulasa da bizce İsrail devletinin bir bütün olarak faşist olarak değerlendirilmesi yanlıştır, zira İsrail içte Yahudi halka karşı faşist terör uygulamamaktadır.

YDİ Çağrı