VİETNAM

VİETNAM DEVRİMİNİN MEŞALESİ SÖNMEZ

Vietnam halkının tarihi sömürgeciliğe ve Vietnam halkını köleleştirme siyasetine karşı uzun bir tarihtir. Vietnam halkının sömürgeciliğe karşı mücadelesi ilk başlarda çok cılız ve merkezi bir önderlikten yoksun olsa da, bu mücadele ülkeyi Fransız sömürgecilerinin 1883 tarihinde resmen işgal edip sömürgeleştirmesi ile başlamıştı. Fakat bu mücadele Vietnam’da bir proleter sınıfın ortaya çıkması ve komünistlerin siyasi arenada yerlerini almasına kadar çoğunlukla merkezi ve güçlü bir önderlikten yoksun, açık ve tutarlı bir siyasi hedefe sahip olmadan ve ulusal ve sınıfsal özgürlüğü ortak bir potada birleştirme perspektifine sahip olmadan yürütülmüştü. Kimi zaman yerel kendiliğinden köylü hareketleri, kimi zaman Vietnam’ın cılız ve reformcu milliyetçi burjuva unsurları Fransız emperyalizmine karşı mücadeleye atılıyorlardı. Bu mücadelelerin gelişimi komünistlerin Vietnam ulusal kurtuluş hareketinde siyasi bir güç olarak yer alması ile kökten değişmişti.

HO Şİ MİNH

Vietnam devrimi Vietnam Komünist Partisi’nin önderi Ho Şi Minh ile öylesine özdeşleşmiştir ki, her ikisini birbirinden ayrı düşünmek mümkün değildir.

Asıl adı Nguyen Tat Tanh olan Ho Şi Minh’in 1890’da doğduğu tahmin edilmektedir. O, tam da Vietnam’ın Fransız emperyalizmi tarafından sömürgeliştirildiği dönemde mandarin (yani yüksek dereceli memur) olmuştu. Sömürgeci boyunduruğunda memur olarak çalışmayı kabul etmediği için işini reddetti. Bu nedenle çok yoksulluk çekti. Ülkenin çeşitli yerlerinde çalışan Ho Şi Minh, yaşam kavgası içinde ülkesini ve insanlarını daha yakından tanıma fırsatı bulmuştu. 1911 yılında bir gemide bulaşıkçı olarak batıya gitme imkanına kavuştu. Bundan sonra dünyanın bir çok ülkesini (çalışarak!) dolaşmıştı. 1. dünya savaşı yıllarında hayatını Londra’da geçirdi. Burada yaşamak için iki işte birden çalışmak zorunda kalmıştı. Londra’da yaşayan Çinlilerin kurduğu işçi birlikleri ile ilişkiye geçen Ho Şi Minh burada sosyalizm hakkında ilk bilgilerle de tanışmıştı.

1. Dünya Savaşı koşulları Ho Şi Minh’e batı “demokrasisi”nin, “batı medeniyeti”nin ne menem bir öze sahip olduğunu tüm çıplaklığı ile göstermişti. O artık ülkesinin ve emekçilerinin kurtuluşunu sosyalist hedeflerde açıkça görmeye başlamıştı.

Fransa’nın Tours şehrinde 1920 yılında yapılan Sosyalistler Kongresi’nde sömürge ülkelerin temsilcilerinden biri olarak katıldı. Bu kongre’de sömürge halklarının geleceği için 3. Enternasyonal’e girilmesini savundu.

Hemen ardından Fransız Komünist Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı ve partide “sömürge sorunları uzmanı” olarak görev aldı ve bu tarihten itibaren profesyonel devrimci olarak yaşamına devam etti.

20’li yılların ilk yarısında Sovyetler birliğine gitti. Burada Doğu İşçileri Üniversitesi’nin derslerine katıldı.

1924 sonlarında, Borodin başkanlığındaki bir delegasyonla birlikte Çin’e gitti. Resmi görevi Borodin’in tercümanlığı ise de, Ho Şi Minh’in asıl görevi Güney Doğu Asya’da komünist hareketin örgütlenmesine destek olmaktı. 1927’de Çan Kay Şek’in Çin devrimine ihanet edip komünistlere karşı terör uygulaması sonucunda yeniden Rusya’ya dönmüştür.

1930’lu yıllarda Tayland’da aktif faaliyet içinde görülen Ho Şi Minh, burada hem Tayland komünist hareketinin hem de Vietnam’da komünist kadroların yetiştirilmesi için özellikle uğraşmıştır. Hong Kong’da kısa bir süre hapse atıldıktan sonra 1934’te yeniden Sovyetler Birliği’ne dönen Ho Şi Minh burada bilgi ve birikimini geliştirmek için bir süre Lenin Okulu’na devam etmiştir.

1938 başlarında Çin’e dönmüş, Japon emperyalizmine karşı muazzam bir silahlı mücadele veren Çin Komünist Partisi’nin önderliğindeki savaşa aktif olarak katılmıştır. Aynı zamanda aktif olarak Çin’de yaşayan sürgün Vietnamlılar içinde özel olarak komünist hücre örgütlenmesini yürütmüştür.

1941 yılında Çinhindi Komünist Partisi Merkez Komitesi’nin 8. toplantısına başkanlık etmek üzere Vietnam’a çağrılır. Bu toplantıda Vietminh’in kurulması kararı alınır. Hem Vietnam KP içerisinde hem de vietnam Ulusal Kurtuluş Hareketinde O’nun önderliğinin sağlanması ile birlikte Vietnam devriminin geleceğine daha açık ve kararlı adımlarla yürünmeye başlanır.

O’nun bilgeliliği, kararlılığı ve uzun vaadeli siyasi hedefleri Vietnam devriminin en önemli faktörlerinden birini oluşturmuştur.

O 1969 Eylülünde öldüğünde, yarısı kurtarılmış fakat diğer yarısını da kurtarma amacında emin adımlarla yürüyen bir ülke bırakmıştı.

Ho Şi Minh’in yaşamı içerisinde yaptığı en büyük siyasi hata 1956 yılında Sovyetler Birliği’nde işbaşına gelen revizyonist yönetimin tüm dünyadaki komünist hareket için getirdiği tehlikeleri görememiş ve bu yüzden revizyonizme karşı açık tavır takınmamış olmasıdır. O ve Vietnam KP bu yıllarda, Vietnam devriminin içinde bulunduğu zor şartlar nedeniyle de hem modern revizyonist SBKP ile hem de kimi çok önemli yanlışlarına rağmen modern revizyonizme karşı mücadele yürüten Çin KP ile iyi ilişkiler sürdürüp orta yol bulmaya çalışmıştır.

 

VİETMİNH’İN KURULUŞU VE GELİŞİMİ

2. dünya savaşı ateşinin Asya’ya da sıçrayıp Vietnamı da içine alması ülkedeki devrimci savaşım koşullarında köklü bir değişiklik gerektirmişti. Fransız emperyalizminin yerine ülkeyi işgal eden Japon emperyalizmi o günkü koşullarda Vietnam ulusal kurtuluş hareketinin baş düşmanı haline gelmişti. Bu nedenle 1939’da toplanan Çinhindi Komünist Partisi 8. MK toplantısında Vietnam’ın Bağımsızlığı İçin Devrimci Birlik (Vietminh) adında bir cephe kurmuştur. Bu cephede Japon emperyalizmi ile işbirliği yapmayan herkese, örneğin yurtsever toprak ağalarına da yer verilmiştir. Devrimin tüm diğer talepleri Vietminh’in Japon emperyalizmine karşı mücadelesine tabi hale getirilmiştir. Bu programla Vietminh hemen aynı yılda özellikle Vietnam’ın Çin sınırına yakın bölgelerinde silahlı gerilla mücadelesini başlatmıştır.

Bu mücadele ile önemli başarılar elde eden Vietminh ülkede bir çok kurtarılmış bölge kurmuştur. Vietnam’da işgallerini pekiştirmek ve Vietnam ulusal kurtuluş hareketinin kitle tabanını kırmak amacı ile Japon emperyalizmi 1945 yılının başında Vietnam’ın bağımsızlığını ilan etmiştir. Fakat Japon emperyalizminin askeri alanda özellikle ABD tarafından geri püskürtülmesi ve Vietnam’a Japon emperyalistlerinin fazla yüklenememesi sonucunda Vietminh kısa sürede ülkenin önemli kentlerini de denetimi altına almıştır. Ağustos-Eylül 1945’de ülkenin başta gelen kentlerinden Saygon ve Hanoi Vietminh tarafından ele geçirilir ve Ho Şi Minh 2 Eylül 1945 tarihinde ünlü “Bağımsızlık Bildirisi”ni yarım milyon Vietnamlının önünde Hanoi’da okur.

Vietnam’ın bağımsızlığını tanımayan ve ellerindeki karlı bir sömürgeyi kaybetmek istemeyen Fransız emperyalizmi 25 Eylül 1945’te Vietnam'a yeniden asker çıkartır. 1946’da Fransız askeri güçleri ile Vietminh arasında askeri çatışmalar başlar. Fransız sömürgecileri Güney Vietnam’daki önemli kentleri konrolü altına alır. Uşak Giem Vietnam Devlet Başkanı olarak atanır. Fransız emperyalizminin yerli işbirlikçileri ile yürüttükleri savaş Vietminh’i dize getirmeyi beceremeyince 1954 yılında yapılan Cenevre Konferansı ile Vietnam'ın 17. paralel’den ikiye bölünmesi kararlaştırılır. Kuzeyde Demokratik Vietnam Cumhuriyeti, güneyde ise kukla Vietnam Cumhuriyeti kurulur. İmzalanan Cenevre anlaşmasına göre ülkenin bölünmüşlüğünün aşılması için tüm Vietnam’da bir seçim öngörülmüştü. Fakat hem Fransız emperyalizmi (tabii ülkede etkinliği giderek artan ABD emperyalizmi de dahil olmak üzere) hem de kukla Diem rejimi böyle bir genel seçime kesinlikle karşı çıkmıştı ve seçimlerin yapılmasını örgütlemek yerine direnişi gelişen Vietnam halkının mücadelesini daha da azdırılan terör ile bastırma yoluna girmişti.

İşgal altındaki Güney Vietnam’da komünistlerin önderliğinde Ulusal Kurtuluş Cephesi (Vietkong) 1960’da kurulur. Vietkong güneyde askeri operasyonları sistematik olarak yürütürken, aynı zamanda ele geçirdiği bölgelerde eğitimden, vergilendirmeye ve toprak reformuna kadar tümüyle ayrı bir idari mekanizma kurar ve kitle desteğini pekiştirir. İşbirlikçi Diem rejimi iyice köşeye sıkışır. Generaller Diem’e darbe yapıp idam ederler. Vietnam’da komünistlerin etkisinin Fransız emperyalizmi ile durdurulamayacağını gören ABD emperyalizmi iyice ağırlığını koymaya başlar.

ABD emperyalizmi 1965’den itibaren Vietnam’da asıl sömürgeci güç haline gelir. ABD hava kuvvetleri Vietnam köylerine ve Kuzey Vietnam’a 2. Dünya savaşında atılan toplam bombadan daha fazla bomba yağdırır. En yıkıcı silahlar Vietnam halkına karşı denenir. ABD’nin yoğun saldırısına Vietkong geniş çaplı askeri harekat olan Tet saldırısı ile yanıt vermiş ve bu eylemiyle çok geri askeri tekniklere sahip bir devrimci ordunun emperyalist dünyanın en büyük askeri gücüne kafa tutmakla kalmayıp, ona ağır darbeler vuracağını da göstermiştir. Tet saldırısı aynı zamanda tüm dünyada ezilen halklar ve işçi sınıfı nezdinde Vietnam devrimine olan inancı ve dayanışmayı da büyük oranda pekiştirmiştir.

Bunun üzerine ABD 1969‘da Paris’te Vietkong ile barış görüşmelerine oturmak zorunda kalır. Fakat aynı zamanda askeri saldırılarını yoğunlaştırmaktan geri kalmaz. İlk Paris görüşmeleri sonuçsuz kalır, savaş yoğunlaşarak gelişir. 1972’de Paris görüşmeleri yeniden başlar. Bu görüşmelerden de bir sonuç çıkmaz. ABD emperyalizmi askeri saldırılarını daha da artırır. Fakat ABD emperyalizminin askeri olarak önemli bir başarı elde edememesi, tüm dünyada Vietkong’a olan sempatinin artması ve ABD emperyalizmine karşı kendi ülkesinde bile kitle gösterilerinin yoğunlaşmasına yo açar, bunun üzerine 1973 yılında yapılan 3. Paris görüşmelerinde ABD emperyalizmi silah bırakmasına ve askeri güçlerini Vietnamdan kısa sürede çekmeye razı olur.

ABD’nin Vietnam’dan askeri güçlerini çekmesi üzerine Güney Vietnam’da işbaşına getirilen Van Tiyö hükümeti iskambil kağıdı gibi kısa zamanda çöker. Vietkong güçleri kısa zamanda Güneydeki büyük şehirleri ele geçirir.

1975’de Vietnam’ın tümü Vietkong güçlerinin kotrolüne geçer. Ulusal bağımsızlık amacına ulaşılır. 1976’da Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti kurulur.

Tüm dünya’da kalbi özgürlük ve bağımsızlık için atan emekçiler ve devrimciler için Vietnam devrimi hiç bir zaman unutulmayacak ve unutturulmayacak bir abidedir.

Haziran 2005