KLASİKLERİMİZDEN ÖĞRENELİM
Lenin ve Stalin’den 1 Mayıs...
V.İ. LENİN
İşçi yoldaşlar!
Bütün dünya işçilerinin büyük bayramı
geliyor. İşçiler 1 Mayıs’ta aydınlığa ve
bilgiye kavuşarak uyanmalarını, tüm
baskılara, tüm zulümlere ve tüm sömürüye karşı
toplumun sosyalist inşası mücadelesinde
kardeşçe bir birlik oluşturmalarını kutlarlar.
Bütün çalışanlar, emekleri ile zenginleri ve
soyluları besleyenler, çok az ücretle
güçlerinin üzerinde çalışıp, emeklerinin
ürünlerine hiç bir zaman sahip olmadan hayat
sürdürenler; uygarlığımızın tüm lüksü ve
ihtişamı içinde yük hayvanı gibi yaşayanlar,
bunların hepsi işçilerin kurtuluşu için ve
mutluluğu uğruna savaşmak için birbirlerine
ellerini uzatıyorlar. Kahrolsun değişik
milliyetten ve değişik dinden işçiler
arasındaki düşmanlık! Böyle bir düşmanlık
yalnızca proletaryanın bilinçsizliğinden ve
paramparça olmasından çıkarı olan haydutlara
ve zalimlere yarar. Yahudi ve Hıristiyan,
Ermeni ve Tatar, Polonyalı ve Rus, Fin ve
İsveçli, Letonyalı ve Alman -bunların hepsi
ortak bir bayrak altında, sosyalizm bayrağı
altında beraberce yürüyorlar. Bütün işçiler
kardeştir ve onlar arasındaki sağlam birlik,
bütün emekçi ve ezilen insanlığın refahı ve
mutluluğu için tek güvencedir. 1 Mayıs’ta bütün
ülkelerin işçilerinin bu birliği,
enternasyonal sosyal-demokrasi, gücünü gözden
geçirir ve özgürlük, eşitlik ve kardeşlik için
yorulmaz, baş eğmez yeni mücadeleler için daha
sıkıca birleşir...
İşçiler, köylüler silah başına! Gizli
toplantılar yapın, mücadele grupları
oluşturun, mümkün olan her tür silahla donanın,
Rusya Sosyal-Demokrat İşçi Partisi’ne danışmak
için temsilciler gönderin! Bu yılki 1 Mayıs, halk
ayaklanmasının bayramı olsun. Buna
hazırlanalım. Zalime karşı tayin edici
saldırı işaretine dikkat edelim. Kahrolsun
çarlık hükümeti! Biz bu hükümeti yıkarak
yerine kurucu halk meclisini toplantıya
çağıracak geçici devrimci bir hükümeti
geçireceğiz. Halkın temsilcileri doğrudan,
genel, gizli, eşit oyla seçilmelidir. Tüm
özgürlük savaşçıları zindanlardan
kurtarılmalı, sürgünden kurtarılmalıdır. Halk
meclisleri kamuya açık toplanmalı, halkın
gazeteleri lanetli memurların kontrolü
olmaksızın yayınlanmalıdır. Halkın kaderini
bir avuç haydut yerine halkın kendisinin tayin
edebilmesi için bütün halk silahlanmalı, her
işçiye bir silah verilmelidir. Köylerde toprak
ağalarının ve çiftlik sahiplerinin
iktidarının yıkılması, halkın memurlar
tarafından aşağılanmasının son bulması,
köylülerden gaspedilen toprakların köylülere
geri verilmesi için özgür köylü komiteleri
oluşturulmalıdır.
Sosyal-demokratlar bunu istiyor,
sosyal-demokratlar bunun için elde silah savaşa
çağırıyor: Tam özgürlük için! Demokratik
Cumhuriyet için! 8 saatlik iş günü için! Köylü
komiteleri için! Büyük mücadele için
silahlanın işçi yoldaşlar. 1 Mayıs’ta
fabrikaları, işletmeleri durdurun, veya
silahlara sarılın. Sosyal-Demokrat İşçi
Partisi komiteleri ne öneriyorsa o
doğrultuda hareket edin. İsyan saati henüz
gelip çatmadı, fakat artık o uzak değil. Şimdi
tüm dünya işçileri nefeslerini tutarak
özgürlük davası için sayısız kurban veren yiğit
Rus işçi sınıfına bakıyor. Petersburg
işçileri daha o ünlü 9 Ocak’ta “Ya özgürlük, ya
ölüm!” diye bağırıyorlardı. Tüm Rusya işçileri
şimdi bu şanlı şiarı tekrarlıyoruz! Kurban
vermekten korkmuyoruz! İsyan yoluyla
özgürlüğü; özgürlük yoluyla sosyalizmi
kazanacağız! Yaşasın 1 Mayıs! Yaşasın
enternasyonal sosyal-demokrasi! Yaşasın
işçilerin ve köylülerin özgürlüğü! Yaşasın
Demokratik Cumhuriyet! Kahrolsun Çarlık
istibdatı!
(25 Nisan 1905, RSDİP/Bolşevik kanadı adına
bildiri olarak dağıtıldı.)
J.V.STALİN
YAŞASIN 1 MAYIS!
Yoldaşlar!
Bütün ülkelerin işçileri, bu günü, 1 Mayıs
gününü her yıl kutlamayı daha geçen yüzyılda
kararlaştırdılar. 1889’da bütün ülkelerin
sosyalistlerinin Paris Kongresinde,
işçilerin tam da 1 Mayıs’ta, doğanın kış
uykusundan uyandığı, ormanların ve dağların
yeşille örtündüğü, tarlaların ve çayırların
çiçeklerle süslendiği, güneşin daha güçlü
ısıtmaya başladığı, havada yenilenmenin
sevinci hissedildiği ve doğanın kendini dansa
verdiği bu gün, işçilerin insanlığa baharı ve
kapitalizmin zincirlerinden kurtuluşu
getirdiğini, işçilerin dünyayı özgürlük ve
sosyalizm temelinde değiştirmekle yükümlü
olduğunu yüksek sesle ve açıkça dünyaya
bildirme kararı aldıkları gün oldu.
Her sınıfın sevdiği öz bayramları vardır.
Asiller kendi bayramlarını yürürlüğe koyuyor
ve bu günlerde köylüleri yağme etme
“haklarını” il an ediyorlardı. Burjuvalar
kendi bayramlarına sahipler ve bu günlerde
işçileri sömürme “haklarını” aklıyorlar.
Papazların da kendi bayramları var ve bu
günlerde, çalışanların sefalet içinde
çürüdükleri, fakat asalakların lüks içinde
sefah ate daldığı mevcut durumu övüyorlar.
İşçilerin de kendi bayramları olmalıdır ve
onlar bu günde şunu ilan etmelidir: Genel iş,
genel özgürlük, bütün insanların genel
eşitliği. Bu bayram 1 Mayıs bayramıdır.
İşçiler daha 1889’da böyle karar aldılar.
O zamandan bu yana proleter sosyalizmin savaş
sloganları 1 Mayıs günündeki toplantı ve
gösterilerde gittikçe daha güçlü ses veriyor.
İşçi hareketi okyanusu genişleyerek
kabarıyor ve Avrupa ve Amerika’dan, Asya,
Afrika, Avustralya’ya kadar yeni ülkeleri ve
devletleri kapsıyor. Bir zamanlar güçsüz olan
işçilerin enternasyonal birliği, birkaç onyıl
içinde, muntazam kongreler düzenleyen ve
dünyanın her köşe ve bucağından milyonlarca
işçiyi birleştiren muazzam bir enternasyonal
kardeşliğe ulaştı. Proleter öfke denizi yüksek
dalgalarla kabarıyor ve kapitalizmin
sallanan kalelerine gittikçe daha tehdit
edici biçimde saldırıyor. Kısa zaman önce
İngiltere, Almanya, Belçika, Amerika’da
meydana gelen, bütün dünyanın sömürücülerine
ve krallarına korku ve endişe veren kömür
işçilerinin büyük grevi, sosyalist devrimin
pek uzak olmadığına dair açık bir işarettir…
“Altın danaya saygımız yok!” Burjuvaların ve
zalimlerin egemenliğine ihtiyacımız yok!
Sefalet ve kan dökme korkunçluğuyla
kapitalizme l anet ve ölüm! Yaşasın emeğin
egemenliği, yaşasın sosyalizm!
Bütün ülkelerin sınıf bilinçli işçilerinin bu
gün il an ettikleri budur.
Zaferlerinden emin, sakin ve güçlü olarak
adanmış ülke yolunda, aydınlık sosyalizm
yolunda gururla ilerliyorlar ve adım adım Karl
Marx’ın büyük çağrısını gerçekleştiriyorlar:
“Bütün ülkelerin işçileri birleşin!”
Özgür ülkelerin işçileri 1 Mayıs’ı böyle
kutluyorlar.
Durumlarının bilincine varmaya başladıkları
ve yoldaşlarının gerisinde kalmak
istemedikleri zamandan bu yana, Rus işçileri
yabancı yoldaşlarının korosuna sürekli
olarak katıldılar ve onlarla birlikte, her şeye
rağmen, Çarlık hükümetinin vahşi baskılarına
rağmen 1 Mayıs’ı kutladılar. Rus işçileri son
iki-üç yıl içinde karşı-devrimci bakanal’ler(*) ve
Partinin parçalanma, sanayiin depresyon ve
geniş kitleleri felce uğratan politik
ilgisizlik döneminde, aydınlık işçi
bayramını eski biçimde kutlama olanağını
yitirdiler kuşkusuz. Fakat son zamanda ülkede
baş gösteren canlılık, iktisadi grevler ve II.
Duma’daki Sosyal-Demokrat temsilcilerin
mahkemesinin hiç olmazsa revizyonunu kabul
ettirmek için işçilerin siyasi protestoları,
20’den fazla vilayete yayılan açlık sonucu
köylülüğün geniş kitlelerinde oluşan
hoşnutsuzluk, yüzbinlerce ticari kalfanın Rus
baş gericilerinin “yenilenmiş” düzenlerine
karşı protestoları –tüm bunlar,
kötürümleştiren uykunun geçtiğini,
öncelikle proletarya arasında olmak üzere
yerini bütün ülkede siyasi canlanmaya
bıraktığını gösteriyor. Bu yıl bu günde Rus
işçilerinin yabancı yoldaşlarına elini
uzatabilmesinin ve uzatmak zorunda olmasının
nedeni budur. Onlarla birlikte şu ya da bu
biçimde 1 Mayıs’ı kutlama zorunluluğunun
nedeni budur.
Rus işçileri bu günde, özgür ülkelerdeki
yoldaşlarıyla birlikte altın danaya saygı
duymadıklarını ve duymayacaklarını
açıklamalıdırlar.
Onlar, bütün ülkelerin işçilerinin genel
taleplerine, çarlığın yıkılması ve
Demokratik Cumhuriyetin kurulması
doğrultusunda kendi Rus taleplerini eklemek
zorundadırlar.
“Hükümdarlığın despotlarından nefret
ediyoruz!” “Çok çile çekmiş halkın zincirlerine
saygılıyız!” Kanla lekelenmiş Çarlığa ölüm!
Soylu toprak mülkiyetine son! Fabrikalarda,
işletmelerde, ocaklarda patron zulmüne son!
Köylüye toprak! İşçiye 8 saatlik işgünü!
Rusya’nın tüm vatandaşlarına Demokratik
Cumhuriyet!
Genel taleplerden başka, Rus işçilerinin bu gün
açıklamak zorunda oldukları budur.
Rus liberalleri kendilerine ve başkalarına,
Rusya’da Çarlığın sağlamlaştığını, halkın en
önemli ihtiyaçlarını karşılayabildiğini
söylediklerinde, yalancılık ve sonuncu
Nikolaus’a uşaklık yapıyorlar.
Rus liberalleri bütün ton çeşitlerinde
devrimin öldüğünü ve “yenilenmiş” bir düzende
yaşadığımızı söylediklerinde,
dolandırıcılık ve ikiyüzlülük yapıyorlar.
Etrafa bir bakın: Bunca çile çeken Rusya,
“yenilenmiş”, “mutlu” bir ülkeye benziyor mu
acaba?
Demokratik bir anayasa yerine – darağacı ve
barbar istibdat rejimi!
Bütün halk tarafından taşınan bir parlamento
yerine –kara toprak sahiplerinin kara Duma’sı!
“Burjuva özgürlüğünün sarsılmaz temelleri”
yerine, daha 17 Ekim Manifestosu’nda
vaadedilmiş olan söz, toplantı, basın,
örgütlenme ve grev özgürlüğü yerine –
“keyfiliğin” ve “yasaklar”ın ölü eli; yasak
gazeteler, sürgün edilen redaktörler,
dağıtılan sendikalar, darmadağın edilen
toplantılar!
Kişinin dokunulmazlığı yerine
–hapishanelerde işkenceler, vatandaşların
alaya alınması, Lena altın ocaklarında
grevcilerle kanlı hesaplaşmalar!
Köylülerin sıkıntılarının tatmin edilmesi yerine
–köylü kitlelerinin topraksızlaştırılması
siyasetinin sürdürülmesi!
Düzenli devlet ekonomisi yerine –idari kısımlarda,
demiryolu işletmelerinde, orman işletmesinde,
Bahriye Vek aletinde dolandırıcılık!
Hükümet mekanizmasında, düzen ve disiplin yerine
–mahkemelerde sahtek arlık, poliste şantaj ve
rüşvet, Okrana’da cinayet ve provokasyon!
Rusya’nın enternasyonal büyüklüğü yerine –Yakın- ve
Uzak-Doğu meselelerinde Rus “siyasetinin” acıklı
fiyaskosu, kanayan İran meselesinde yıkıcı ve cell at
rolü!
Nüfusun rahat ve mutlu yaşamı yerine –kentlerde
intiharlar, köylerde 30 milyon köylünün korkunç
açlığı!
Ahl akın sağlığa kavuşturulması ve arındırılması
yerine –manastırlarda, resmi moralin bu kalelerinde
görülmemiş fuhuş!
Ve manzaranın tamamlanması için –Lena altın
ocaklarında yüzlerce emekçinin vahşice
kurşunlanması!…
Kazanılan özgürlüklerin yıkıcıları, darağacı ve
kurşun taraftarları, “keyfiliğin” ve “yasaklar”ın
yazarları, hırsız yöneticiler, hırsız mühendisler,
yağmacı polisler, katil Okrana memurları, fuhuş
yapan Rasputin’ler –işte size Rusya’nın
“yenileyicileri”!
Ve dünyada h al a, Rusya’da her şeyin mükemmel
olduğunu, devrimin öldüğünü iddia etmeye cüret eden
insanlar var!
Hayır, yoldaşlar, nerede milyonlarca köylü açlık
çekiyor ve işçiler bir grev nedeniyle
kurşunlanıyorsa, orada devrim, insanlığın utancı
Rus Çarlığı dünya yüzünden kaybolasıya değin
yaşayacaktır.
Ve bugün, 1 Mayıs günü biz şu ya da bu biçimde,
mitinglerde, kitle toplantılarında veya gizli
toplantılarda –en elverişlisi hangisi ise– Çarlık
monarşisinin tamamen yıkılması için savaşacağımıza and
içtiğimizi, Rusya’nın kurtarıcısı gelen Rus
devrimini selamladığımızı açıklamalıyız!
O halde gelin, yabancı ülkelerdeki yoldaşlarımıza
elimizi uzatalım ve onlarla birlikte haykıralım:
Kahrolsun kapitalizm!
Yaşasın sosyalizm!
Rus devriminin bayrağını yükseltelim ve üzerine
yazalım:
Kahrolsun Çarlık monarşisi!
Yaşasın Demokratik Cumhuriyet!
Yoldaşlar! Bugün 1 Mayıs’ı kutluyoruz! Yaşasın 1 Mayıs!
Yaşasın uluslararası Sosyal-Demokrasi!
Yaşasın Rusya Sosyal-Demokrat İşçi Partisi!
RSDİP Merkez Komitesi
Nisan 1912’de özel bildiri olarak yayınlanmıştır.
Rusça elyazmasına göre.
(*) Bakanal: Eski Yunan’da şarap tanrısı Dionysos’a
adanan şölenler; sefih içki alemi. Burada karşı-devrimin
şarap yerine kan içmesi anlamında kullanılıyor. –ÇN.
(Stalin, Eserler, Cilt 2, sayfa 192-196, İnter
Yayınları)
1 MAYIS ŞARKISI
1.
1935 1 Mayısı’nda, New York’ta,
zenci Bill Wood işçilerin yürüyüş kolunda,
64 yaşında ve hasta olmasına rağmen,
yardımcı oldu bir pankartın olmasına rağmen,
yardımcı oldu bir pankartın taşınmasına:
Pankartta “Sovyet Çin’ini Savunun” yazıyordu.
Yürüyüş kolu rüzgara karşı yürüdüğünden,
iki kişi daha yürüyor pankart taşıyıcılarının yanında
ve pankart iplerini tutuyorlardı ki
üzerinde yazan okunabilsin. Soldaki
Bill Wood idi.
2.
O gün New York’ta,
beyaz, siyah ve sarı yürüdü 90.000 işçi,
ve pankartları üzerinde,
örgütlerinin isimlerini ve afişlerinde
ücret, daha iyi okul ve taleplerini
savaşa ve faşizme karşı
taşıdılar lanetlerini.
Onlarla birlikte, onların arasında
zenci Bill Wood da vardı:
“Sovyet Çin’ini Savunun” talebi ile.
3
Neden yürüyordu o?
4.
Sovyet Çin’inde bir oğlu mu var acaba?
Yoksa bir bekleyen mi var onu orada?
Orda iş mi bulacak acaba?
İşsiz şimdi o.
Sovyet Çin’ini görmüş mü ki o?
Ordaki dağları ve nehirleri mi sever yoksa?
Ya da orda yaşayanlar onun ırkından mı?
(Bertolt Brecht, Şiirler 2, Toplu Eserler 9, sayfa
563-564, Almanca)
… Düşmanlarımız diyor ki
Düşmanlarımız diyor ki: Mücadele bitti.
Biz diyoruz ki fakat: O yeni başladı.
Düşmanlarımız diyor ki: Yok edildi doğru.
Biz diyoruz ki fakat: Biz biliyoruz hala onu.
Düşmanlarımız diyor ki: Bilinse bile hala doğru,
yayılamaz artık o.
Biz fakat yayıyoruz onu.
Meydan savaşının arifesidir bu.
Kadrolarımızın çelikleştirilmesidir bu.
Savaş planının eğitimidir bu.
Düşmanlarımızın
düşeceği günün bir öncesidir bu.
Bertolt Brecht
