Sol içi sorunların çözüm yöntemi
şiddet olmamalıdır!

Adına insan denilen canlı türünün, tarihin belirli bir evresine kadar mücadelesinin merkezinde doğa vardı. Bu mücadelede insan türü kat ettiği yolla, doğanın öznesi haline gelmiştir. Fakat belli bir tarihsel süreçten sonra insanın yaşam alanına doğa ile mücadelesinin yanı sıra bu türün ekonomik, kültürel, ideolojik ve siyasi olarak ayrışmasından doğru bir de sınıf mücadelesi misafir olmuştur. Bu mücadelenin tarafları olan ezen ve ezilen veya başka bir deyişle sömüren ve sömürülen sınıflar olaylara ve olgulara kendi sınıfsal pencerelerinden yaklaşırlar ve müdahale ederler. Bu yaklaşım ve müdahale tarzı özsel anlamda ayrıdır, farklı renk ve tondadır. Çünkü beslendikleri toprak aynı ve bir değildir. Her ne kadar bilimsel bir gerçeklik olsa da bu durum, sınıfların birbirinden etkilenmediği anlamını ifade etmez.
Günlük yaşantımıza baktığımızda gerek düşünsel kimliğimizde gerekse de yaşamsal pratiğimizde sınıf düşmanlarımıza ait ideolojik ve kültürel yansımalar bolca görülebilir. Bu yansımalar son süreçte yerelimizde, yani Adana’da sol içi şiddet dediğimiz olumsuz olayla kendisini hissettirmekte. Bugüne kadar devrim ve demokrasi mücadelesi ülkemiz egemenlerince kanla, gözyaşıyla, işkenceyle kısacası insani değerlere yabancılaşmış tüm baskı ve zor siyasetiyle boğulmaya çalışılmış ve hala da çalışılmaktadır. Bu tarihsel tecrübe göstermiştir ki baskı ve zor insanların düşünce dünyasını ve bu dünyanın rehberliğinde şekillenen pratik duruşunu ortadan kaldırmıyor. Kendinden farklı renklere tahammül edemeyip fiziksel şiddete baş vurma siyaseti burjuvazinin siyasetidir. Burjuvazinin bu siyaseti maalesef devrim ve demokrasi mücadelesinde saf tutan kesimleri de etkisi altına almaktadır. Bunun en son örneğine 5 Mart’ta ESP’li arkadaşların kendilerinden ayrılan bir gruba karşı gündemleştirdikleri fiziksel şiddet pratikleriyle tanık olduk. Kanımızca bu olayın meşru hiç bir gerekçesi yoktur. Bir örgütün demokrasi anlayışını kendisinden ayrılanlara karşı izlediği siyasetten çok rahat görebiliriz. Devrimci şiddet ancak ve ancak karşı-devrimcilere karşı uygulanan bir politikadır. Aksi anlayış kökten yanlıştır. Sol siyasetler birbirlerine karşı siyasi mücadele yürütmezler, ideolojik mücadele yürütürler. Bu konuda bilinçler net ve açık olmalı bu iki mücadele birbirine karıştırılmamalıdır. Sol içi şiddet çözümü değil, var olan sorunları büyüterek yeni sorunlar doğurur. Bugüne kadar bu sorunlarla çok uğraşıldı. Halka ve devrime zarardan ve düşmana faydadan başka bir işe de yaramadı. Yeryüzü coğrafyasında en ileriyi temsil eden komünistler ve devrimciler tarihin çöplüğünde yeri hazır olan gerici dünyanın ideolojisine ve kültürüne ihtiyaç duymazlar. Çünkü ideolojik ve kültürel olarak onlardan daha sağlamdırlar. Bizler dostları olarak ESP’nin bu duygu ve düşüncelerimizi ciddiye almalarını istiyoruz. Kelimenin açık anlamıyla bugüne kadar yapmadıklarını yapmalarını istiyoruz. Yukarıda aktarılmaya çalışılan anlayışı savunan bizler:
1)ESP’nin uygulamış olduğu fiziksel şiddeti derhal durdurmasını ve bulunduğu haksız konumdan ötürü de kamuoyuna dönük samimi bir çerçevede özeleştiri vermesini;
2)Kendini devrimci demokrat ve emekten yana olarak nitelendiren kişi, kurum ve kuruluşların bu olaya tepkisiz kalmamalarını istiyoruz.

İmzası bulunan kurumlar: Alınteri, BDSP, Ç.H.K.M, Devrimci Demokrasi, Devrimci Hareket, DTP, İşçi Mücadelesi, SDP, TÖP, YDİ-Çağrı
(Devrimci Hareket, DTP, SDP, ESP ile protokol alış-verişine devam edeceklerini belirttiler.)