SCT Filtre’de grev 43. gününde...
SCT işçisi tüm zorluklara rağmen kararlı biçimde
greve devam diyor. Bu arada patron da boş durmuyor. SCT
patronu, grevin 24. gününde işyerine kamyonlar getirerek
„borcum var“ bahanesiyle içerde bulunan hammaddeleri
dışarı çıkarmaya çalıştı. İşçiler sendikaları ile
birlikte patronun bu oyununu da boşa çıkarmak için
fabrika önünde etten duvar ördüler. Fabrikadan mal
çıkaramayacağını anlayan patron her zaman olduğu gibi
yine jandarmaya baş vurdu.
İşçilerin, Jandarmanın sürekli patrondan yana tavrına
karşı; jandarma komutanına „Komutan Allah aşkına, ne
olur, bir kez de işçiler haklı de, hep işverenden yana
tavır takınıyorsunuz. Kanunları çiğneyen onlar. Patron
bu malları içerden çıkarırsa bizim grevimizin ne anlamı
kalacak. Kamyonlar bizi çiğnemeden içeri giremez“
tepkilerine, Jandarma komutanı „Ya severek, ya da zorla
bu mallar çıkacak“ diyerek tehditler savurdu.
Jandarmanın bu tavrına karşılık işçiler; „Yeter ulan, ne
olacaksa olsun, sonuna kadar direneceğiz“ dediler.
İşçilerin bu kararlı tutumu sonucu jandarma geri adım
atmak zorunda kaldı.
Daha sonra Tarsus Kaymakamı’nın içeriden hiçbir mal
çıkarılamayacağına dair mahkeme kararını görmek istemesi
ve bu karar doğrultusunda bu malların fabrikadan
çıkmasının yasal olmadığını söylemesi üzerine jandarma
geri çekildi, kamyonlar geldikleri gibi döndüler. SCT
patronunun bu oyunu da işçilerin kararlı tutumu sonucu
boşa çıkarılmış oldu.
13 Nisan’da işçiler, „SCT Filtre işyerinde 15 Mart’tan
bu yana grev uygulandığından haberiniz var mı?“ başlıklı
sendikanın kamuoyuna yönelik bildirisini dağıtmak için
sendika binasının önünde toplandılar. İşçilere
içerisinde YDİ Çağrı gazetemizin de bulunduğu „Mersin
Demokrasi Platformu“ destek sundu. Platform adına Gürsel
SIĞINIR burada bir basın açıklaması yaptı. „SCT işçisi
yalnız değildir“, „Yaşasın sınıf dayanışması“, „İş ekmek
yoksa barışta yok“ sloganlarının atıldığı basın
açıklamasında; „Sermayenin topyekün saldırılarına karşı
işçi ve emekçilerin birliği bugün dünden daha fazla
gerekmektedir. Biz Mersin Demokrasi Platformu olarak
onurlu SCT Filtre işçilerini haklı mücadelelerinden
dolayı kutluyor, bu mücadelelerinde sonuna kadar
yanlarında olduğumuzu buradan beyan ediyor, işvereni de
işçilerin taleplerini yerine getirmeye davet ediyoruz.“
dendi. Daha sonra 1 Mayıs için çağrı yapılarak açıklama
sona erdirildi.
Basın açıklamasından sonra hep beraber bildiri dağıtarak
TTB, KESK ve DİSK’in merkez postahane önünde „Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası“ ile ilgili basın
açıklamasına katılarak destek verildi. Burada basın
açıklamasını SES Mersin Şube Başkanı Yılmaz Bozkurt
yaptı. Bozkurt „Türkiye genelinde %99 hayır oyu ile
reddedilen bu yasa tasarısının meclis gündemine
getirilmesi halkın iradesini hiçe saymak anlamına gelir“
diyerek bu yasanın geri çekilmesi gerektiğini belirtti.
Bu açıklamadan sonra Milletvekillerine faks çekildi.
Daha sonra SCT işçileri, Hastahane ve Zeytinlibahçe
caddelerinde yoğun bir biçimde bildiri dağıtarak Mersin
halkından ve esnaftan grevlerine destek istediler.
22 Nisan 2006: SCT işçileri, Birleşik Metal-İş merkezi
yöneticilerinin de katılımıyla merkezi bir basın
açıklaması yapmak için bir haftadır hazırlanıyorlardı.
22 Nisan Cumartesi günü saat 12.30’da işçiler sendika
yöneticileri ile birlikte sendikalarının önünden Taş
Bina olarak adlandırılan Büyük Şehir Belediyesinin önüne
kadar sloganlar atarak yürüdüler. Birleşik Metal-İş
sendikasının örgütlü olduğu CİMSATAŞ fabrikasından
işçiler de „Grevdeki SCT Orturbo işçileri yalnız
değildir/Çimsataş işçileri“ pankartıyla SCT işçilerine
destek verdiler. Ayrıca basın açıklamasına sendikalar,
demokratik kitle örgütleri, partiler ve devrimci
dergiler de destek verdi. Basın açıklamasını Birleşik
Metal-İş Sendikası Yönetim Kurulu adına Adnan Serdaroğlu
yaptı. Serdaroğlu açıklamada; grevin 38. gününde 300
grevci işçi ve aileleri ve çocukları ile 1000’i aşkın
insanın onur mücadelesi olan bu mücadeleye nasıl
geldiklerini anlattıktan sonra, „İŞVEREN NEREDEN GÜÇ
ALIYOR?“ sorusuna şu cevabı verdi: „SCT işvereni bu
pervasız ve dayatmacı tutumu sergileme gücünü iki önemli
kaynaktan alıyor. Birincisi; yabancı sermayeye „ne
olursan ol gel...“ diyen ekonomik ve siyasi yaklaşım,
ikincisi ise işverenlerin; Toplu İş Sözleşmesi ve Grev
yasalarındaki kısıtlayıcı ve yasaklayıcı hükümleri
kullanmalarıdır.“ Serdaroğlu konuşmasında: „Yabancı
sermaye ülkemize kölece çalışma koşulları vaat edildiği
için mi geliyor? Yabancı sermaye Türkiye Cumhuriyeti
yurttaşlarını açlığa, yoksulluğa ve çaresizliğe mahkum
etmek için mi geliyor? Yabancı sermaye Türkiye
Cumhuriyeti yurttaşlarına ikinci sınıf insan muamelesi
yapmak üzere mi geliyor?“ diye sorduktan sonra tüm bu
haksızlık ve hukuksuzluğa rağmen işverenin yasaları
çiğnemeye devam ettiğini söyledi. Serdaroğlu „Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın, Adana Bölge Çalışma
Müdürlüğü’nün, Jandarma Bölge Komutanlığı’nın ve
Cumhuriyet Savcılığı’nın SCT grevinde süren hukuka
aykırılıklara son verilmesini talep“ ettiklerini
belirtti. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın
hazırlamakta olduğu 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi,
Grev ve Lokavt Yasasının mevcut halinin aslında yasanın
nasıl olmaması gerektiğini açıkça gösterdiğini belirten
Serdaroğlu „Tüm halkımızı SCT grevcileri ile dayanışmaya
çağırıyoruz!“ diyerek konuşmasını bitirdi.
Serdaroğlu’nun konuşması sık sık şu sloganlar ile
kesildi; „İş ekmek yoksa barışta yok“, „SCT işçisi
yalnız değildir“, „İşçilerin birliği sermayeyi yenecek“,
„Direne Direne Kazanacağız“, „IMF defol bu memleket
bizim“, „Zafer direnen emekçinin olacak“, „Parasız
eğitim parasız sağlık“, „Kahrolsun ABD emperyalizmi“,
„Sağlık haktır satılamaz“, „Gün gelecek devran dönecek
AKP halka hesap verecek“, „Susma sustukca sıra sana
gelecek“.
25 Nisan 2006: Grevin 42. gününde SCT işçileri Tarsus’ta
sürekli bir araya geldikleri Eğitim-Sen önünden Yarenlik
Meydanına kadar sloganlar atarak yürüdüler. Yürüyüş
sırasında polis işçilere müdahale ederek yürüyüşün yasal
olmadığını, basın açıklamasının bulundukları yerde
yapılmasını ve daha fazla yürünmesine izin
vermeyeceklerini söyledi. Bunun üzerine işçiler
sloganlar atarak basın açıklamasına başladılar. Burada
basın açıklamasını Birleşik Metal-İş Sendikası Anadolu
Şube Başkanı Uğur Tozlu yaptı. Tozlu da yukarıda konulan
talepleri dile getirerek Tarsus halkından grevci
işçilere destek vermelerini istedi. Basın açıklamasından
sonra işçiler Tarsus halkına ve esnafa, „SCT Filtre
işyerinde 15 Mart’tan bu yana grev uygulandığından
haberiniz var mı?“ başlıklı bildirileri dağıttıktan
sonra tekrar Eğitim-Sen’de bir araya geldiler. Burada
sendika yetkilileri ile bir değerlendirme toplantısı
yapan işçiler „mücadeleye devam“ dediler.
SCT işçileri grev mücadelesi içerisinde sermayenin
sömürüde sınır tanımaz pervasızlığını ve bu sömürü
mekanizmasının sermaye lehine devlet ve devletin
kurumları tarafından nasıl korunduğunu bir kez daha
gördüler.
Gün gelecek işçi ve emekçiler baskı ve sömürünün
olmadığı, yoksulluğun tarihe gömüldüğü günleri
görecektir. Bu ancak işçi ve emekçi yığınların
mücadelesi sonucu devrim ile kazanılacaktır.
Yoksulluğun, sömürünün tarihe gömülmesi bir hayal değil,
biz istersek mümkündür!
Ydi Çağrı / Mersin
26.04.2006
